Yargıtay · 10. Hukuk Dairesi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 2022/12074 E. 2023/12002 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 10. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/12074
- Karar No
- 2023/12002
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1881 E., 2020/2564 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 27. İş Mahkemesi SAYISI : 2017/291 E., 2019/115 K. Taraflar arasında iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince maddi isteminin kabul, manevi tazminat isteminin kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davalılar vekilleri tarafından süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine istinaf başvurularının esastan reddine dair karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılardan ... İnşaat ve Ticaret A.Ş. vekili tarafından temyiz edilmekle yapılan ilk incelemede tespit edilen noksanın ikmali için dosya mahalline geri çevrilmiş geri çevirme üzerine noksan ikmali ile dosya dairemize gelmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili 29.05.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının, davalı işverenlerin birlikte kurduğu Bulvar ... İş Ortaklığı'nın şantiyesinde inşaat işçisi olarak en son 1.200 TL ücretle çalışırken 01.04.2015 tarihinde inşaatın 7.katından aşağıya düşerek iş kazası geçirdiğini, iş kazası sonrasında SGK Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı'nın 22.02.2017 tarihli inceleme raporunun tanzim edildiğini ve işverenlerin %70 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, ... Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından aldırılan sağlık kurulu raporuna göre müvekkilinin %50 oranında sürekli iş göremezliğinin bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde kusurun tamamının davalı işverenlere ait olduğunu beyanla fazlaya dair talep hakkı saklı kalmak üzere 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2. Davacı vekili 07.10.2017 tarihli dilekçesiyle dava dilekçesinde davalı olarak gösterdiği ... İnşaat AŞ'nin davayla irtibatının olmadığınınn Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarından anlaşılmış olması nedeniyle davayla irtibatı olan ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş.'nin HMK 124 üncü maddesi kapsamında düzeltilmesini talep etmiş, mahkemece talep kabul edilerek hasım düzeltme işlemi gerçekleştirilerek yargılamaya devam olunmuştur. 3. Davacı vekili 05.03.2019 tarihli dilekçesiyle maddi tazminat istemini 119.708,20 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekili dilekçesinde özetle; kazazede işçinin İş Kazası Soruşturma ve İnceleme Raporunda da belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği inşaatın A-4 blok inşaasında çalışmalar devam ederken bulunduğu yerden geri geri giderken dikkatsizliği sonucu pencere korkuluğuna geldiğini fark etmediğinden korkuluklara çarparak aşağı düştüğünü, iş kazası olmaması için müvekkilinin üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, davacı işçinin tehlikeli ve çok tehlikeli işlerde yapı dekorasyon eğitimi programını tamamladığını, yapmakta olduğu işin dikkat gerektiren bir iş olduğunun bilincinde olması gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili dilekçesinde özetle; dava konusu iş kazasında müvekkili şirketin bir kusurunun bulunmadığını, müvekkili iş yerlerinde tüm iş güvenliği önlemlerinin alındığını, davacıya iş güvenliği önlemleri için eğitimlerin verildiğini, iş güvenliği ekipmanlarının teslim edildiğini, kazalı işçiye ait ağır ve tehlikeli işlerde çalışabilir raporunun da dosyada mevcut olduğunu, ayrıca iş güvenliği levhalarını da ilgili yerlere asıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve numarası yazılı kararında özetle; "İncelenen dosya kapsamı ve toplanan delillere göre davacının, davalı işverenlerin yapımını iş ortaklığı olarak birlikte üstlendikleri inşaat pojesinde belirsiz süreli hizmet akdi ile inşaat işçisi olarak çalıştığı esnada işyerinde 01.04.2015 tarihinde iş kazasına maruz kaldığı ve % 41,2 oranında iş göremezlik oranının belirlendiği ,kazanın oluşumunda davalı iş veren Bulvar ... İş Ortaklığı'nı oluşturan davalı şirketlerin %70 oranında, kazazede işçi ...'in %30 oranında kusurlu olduğu, mahkememizce görevlendirilen tazminat bilirkişisi raporuna göre davacının talep edebileceği maddi zararın 119.708,20 TL olduğu, bilirkişilerin raporlarının dosya kapsamına ve delillere uygun olduğu anlaşıldığından, kaza nedeniyle davacının uğradığı maddi zarara karşılık 119.708,20 TL maddi tazminatın ve davacının duymuş olduğu üzüntü elem ve manevi tazminatlarına karşılık 60.000,00 TL manevi tazminatın, yasal faizi ile birlikte davalılardan birlikte alınarak davacıya verilmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği" gerekçeleriyle "Davacının maddi tazminat istemine yönelik davasının kabulü ile net 119.708,20 TL maddi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 01.04.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, davacının manevi tazminat istemine yönelik davasının kısmen kabulü ile net 60.000,00 TL manevi tazminat alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, bu alacağa kaza tarihi olan 01.04.2015 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına" karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri istinaf başvurularında bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri 1.Davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının aldığı ücret konusunda çelişkiler bulunduğu, davacı ve davacı tanığı ... tarafından aylık ücretin 1.200 TL olduğu belirtilse de; bu miktarın brüt mü net mi olduğunun belirtilmediği, kaldı ki diğer davacı tanığının davacının asgari ücret ile çalıştığının belirtildiği, ücret konusunda tanıklarının dinlenilmediğini, ücret hatalı tespit edildiğinden hesaplanan maddi tazminat miktarının fahiş olduğunu, kazanın davacının ağır kusuru ile meydana geldiği, kazanın davacı kazazedenin ağır kusuru ile meydana geldiğinden müvekkil işveren ile davacının fiilleri arasındaki illiyet bağı kesildiğini hükmolunan manevi tazminat tutarının fahiş ve hakkaniyetsiz olduğunu belirtmiştir. 2. Davalı ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile diğer davalı ... İnş. Tic. A.Ş.'nin oluşturduğu Bulvar ... İş Ortaklığının dava konusu iş kazasında %70 kusurlu bulunmuş ise de, bu tespitin hatalı olduğu işverene atfı kabil bir kusur olmadığı, mahkemenin 21.06.2018 tarihli duruşmasının 4 nolu ara kararı ile dosyanın kusur bilirkişi heyetine tevdiine karar verildiği ancak mahkemece 2 kişiden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınması ve bu raporun hükme dayanak yapılmasının usule aykırı olduğu, 3 kişiden oluşan bir heyetten kusur raporu alınmamasının hatalı olduğunu, hesap bilirkişi raporunda, davacının ücreti, tanık beyanları ve banka kayıtları doğrultusunda aylık 1.200.- TL net olarak belirlendiği, davacının ücretinin tanık beyanları ve banka kayıtları doğrultusunda tespit edilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda davacının kaza tarihinde 1.200.- TL ücretle çalıştığı, bu ücretin, asgari ücretin 1,39 katı olduğu kabul edilerek hesaplama yapıldığı, ancak raporda 2015 yılı ilk dönem asgari ücreti 858,96 TL olarak alındığı, ancak 2015 yılı ilk döneminde asgari ücretin 949,07 TL olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, davacının 1.200,00 TL ücretle çalışacağı kabul edilse dahi, bu ücreti AGİ dahil kabul edilmeli ve davacının ücretinin asgari ücretin 1,26 katı olduğu kabul edilmesi gerektiğini, davacının sürekli iş göremezlik oranının tesbitine yönelik raporun tebliğ edilmediği, hesap bilirkişi raporuna yönelen itirazda rapora esas alınan maluliyet oranının davacının sağlık durumuna uygun olmadığı, rapora itiraz bulunduğu belirtilmesine rağmen, bu yönde yeterli araştırma ve Yüksek Sağlık Kurulu ve Adli Tıp Kurumu nezdinde rapor alınmaksızın, dosyanın karara çıkarıldığı, bu hususunda eksik inceleme sonucu karar verildiğini gösterdiğini, davacı lehine hükmedilen 60.000,00 TL manevi tazminatın fahiş olduğunu, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmadığı, bu sebeple takdir edilen manevi tazminat miktarı yönünden de kararın kaldırılması gerektiğini belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; "SGK Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı tarafından düzenlenen 22.02.2017 tarihli inceleme raporunda; kazanın oluşumunda davalıların oluşturduğu iş ortaklığının %70, davacının %30 oranında kusurluğu olduğu tespiti yapılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan ve iş güvenliği uzmanları tarafından düzenlenen kusur raporunda da davacının %30 oranında, davalıların %70 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Hükme dayanak alınan iş bu bilirkişi raporları olay tarihinde yürürlükte olan 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu'nun 4 üncü maddesinin öngördüğü koşulları gözönünde tutarak ve özellikle işyerinin niteliğine göre, işverenin, işyerinde alması gerekli önlemlerin neler olduğu, hangi önlemleri aldığı, hangi önlemleri almadığı, alınan önlemlere işçinin uyup uymadığı gibi hususları ayrıntılı bir biçimde incelemek suretiyle kusurun aidiyetini ve oranını hiç bir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptadığından kusur raporundaki değerlendirmelerin oluşa, dosya kapsamına ve iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu kanaatine varılmış ve davalıların bu yöndeki istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. Somut uyuşmazlıkta; taraflar arasında davacının son aylık ücret miktarı ihtilaflı olup davacı son ücretin 1.200,00 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacı tanıklarından ... davacının ücret iddiasını doğrulamıştır. Davacı tanığının beyan ettiği ücretin aksi yönde bir açıklamada bulunmadığı gözetildiğinde net ele geçen miktar olduğunu kabul etmek gerekir. Öte yandan dosya içerisindeki banka hesap dökümleri incelediğinde: davacının maaş hesabına davalı işveren tarafından maaş açıklaması ile 13.02.2015 tarihinde 1.556,78 TL, 09/03/2015 tarihinde 1.411,78 TL, 10.04.2015 tarihinde 1.633,44 TL yatırıldığı sabittir. Davalı işveren tarafından maaş açıklaması ile davacı iddiasının üzerinde ücret ödemeleri yapıldığı gözetildiğinde davacının aylık ücretinin net 1.200,00 TL kabul edilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur. Ayrıca mahkemece hükme esas alınan hesap raporunda davacının aylık ücreti asgari geçim indirimi hariç net 1.200,00 TL olarak kabul edilerek kaza tarihindeki dönem asgari geçim indirimi hariç net 858,96 TL asgari ücrete oranlanarak asgari ücretin 1,39 katı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Bu hesaplama yöntemi dosya kapsamına uygun olduğundan davalıların bu husustaki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. azanın oluşumunda ki kusur oranı, sonucunda meydana gelen elem ve ızdırabın derecesi, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın satın alma gücü, özellikle 26.6.1966 gün ve 1966/7-7 sayılı İçtihadı Birleştirme kararının içeriği dikkate alındığında mahkemece 60.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesinde herhangi bir isabetsizlik yoktur." gerekçeleriyle "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile kamu düzeni dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesi kararında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.1 ve 355 inci maddeleri gereğince ayrı ayrı esastan reddine" karar verilmiştir V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılardan ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıya İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi verildiğini, davacının ağır kusurlu olduğunu havalandırma için açık olan camdan düştüğünü, davacının kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermediğinden tam kusurlu olduğunu, davacının 1.200 TL ücretinin brüt olup olmadığı aydınlatılmadan yapılan hesaba itibar edilmesinin hatalı olduğunu, davacı tanıklarından ... davacının asgari ücret aldığını beyan etmesine karşın bu ücrete itibar edilmediği gibi bordroların da dikkate alınmadan düzenlenen hesap raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, mahkemece hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların fahiş olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazası neticesinde sürekli iş göremezliğe uğrayan sigortalının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 110, 323, 326 ve 332 nci maddeleri, 5510 sayılı Kanun'un 13, 16 ve 20 inci maddeleri, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun 2 nci maddesi gereğince uygulanma olanağı bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 417 nci maddeleri ile 49,50,51,52,53, 55 ve 56 ncı maddeleri, 4857 sayılı İş Kanun'un 77 nci maddesi ile 492 sayılı Harçlar Kanun'un 15, 16 ve 28 inci maddeleridir. 3. Değerlendirme A) Davalı vekillerinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırının 72.070,00 TL olup, hüküm altına alınan manevi tazminatın 60.000,00 TL olduğu, manevi tazminat hükmünün, maddi tazminat hükmünden bağımsız olarak ayrı bir dava olarak değerlendirilmesi gerektiği ve kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde kesinlikten reddine karar verilmiştir. B) Davalı vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde: 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle hükme esas alınan kusur ve hesap raporunun Dairemizce kabul edilen ilkelere uygun olmasına ve özellikle Bölge Adliye Mahkemesince vekalet ücretinin takdirine dair hüküm fıkrasındaki yazım hatasının açık maddi hata niteliğinde olup mahallinde her zaman düzeltilebilecek nitelikte yazım yanlışı olduğu gözetilerek bozma sebebi yapılmaması gerektiği kanaatine erişilmekle, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususlar re'sen dikkata alınarak davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2.6100 sayılı HMK nun “yargılama giderlerinin kapsamı” başlığını taşıyan 323 üncü maddesinde yargılama giderlerinin hangi kalemleri kapsadığı tek tek sayılmış, bu madde içerisinde “Başvurma , karar ve ilam harçları yargılama gideri” kapsamında belirtilmiş, “yargılama giderlerinden sorumluluk” başlığını taşıyan 326 ncı maddede “kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerinin, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebileceği” , “yargılama giderlerine hükmedilmesi” başlığını taşıyan 332 nci maddesinde ise; “yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedileceği, yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümün hüküm altında gösterileceği,” hüküm altına alınmıştır. 3.492 sayılı Harçlar Kanun'un 15 inci maddesinde “Yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.” 16/1- 1.cümlesinde “Değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerler esastır.” 28/1-a maddesinde “Karar ve İlam Harcı” düzenlenmiş olup “Karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Şu kadar ki, ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında peşin alınan harcın oranı yirmide bir olarak uygulanır. Bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olması, hükmün tebliğe çıkarılmasına, takibe konulmasına ve kanun yollarına başvurulmasına engel teşkil etmez.” Hükümleri yer almaktadır. 4.Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarihli ve E. 2009/27, K. 2010/9 sayılı Kararında da belirtildiği üzere “Harç, idarece yapılan bir hizmetten yararlananlardan bu hizmet dolayısıyla alınan para, diğer bir deyimle verginin özel ve ayrık bir türüdür. Bu nedenle diğer harçlarda olduğu gibi, yargı harçlarında da kural; harcın, davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını isteyen kişi tarafından ödenmesidir. Ancak yargı yoluna başvurmak, başvuran kişiye bir harç yükümlülüğü yüklediği gibi, başvuranın haklı çıkması halinde bu yükümlülük yer değiştirmekte ve davada haksız çıkan tarafa yükletilmektedir. Bu nedenle nispi harca tabi davalarda, yargılama sonunda ödenecek harç miktarıyla birlikte, harcın gerçek sorumlusu da mahkeme kararıyla belirlenmektedir.” 5.Bu açıklamalar doğrultusunda somut olayda, davacının davalılardan tazminat istemi hususunda teselsül hükümlerine dayanarak tahsil talebinde bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararda da bu husus gözetilerek davalıların tazminat alacaklarından müştereken ve müteselsilen sorumluluklarına hükmedildiği, bu cümleden olarak hüküm ferileri hakkında da kararın niteliğine uygun olarak davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği, böylece Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda da istinaf başvurusu reddolan davalıların tek bir karar ve ilam harcından müteselsilen sorumluluklarına hükmedilmesi gerekirken; her bir davalının aynı miktardaki karar ve ilam harcından ayrı ayrı sorumluluklarına hükmedilmesi ve peşin yatırılan harç miktarının toplamının karar ve ilam harcından mahsup edilmemiş olması hatalı olmuştur. 6. Bölge Adliye Mahkemesince bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 7. O halde, kanunun açık hükmüne aykırı görülen hususların re'sen dikkate alınacağı gözetilerek, temyiz eden davalılar vekilinin temyiz itirazları gözetilerek Bölge Adliye Mahkemesi hükmü bozulmalıdır. 8. Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu kısımları düzeltilerek onanması gerekir. VII. KARAR 1. Davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekilinin manevi tazminat hükmüne yönelik temyiz itirazlarının miktardan REDDİNE, 2. Davalı ... İnşaat Ticaret A.Ş. vekilinin maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının istinaf karar ve ilamı harcı yönünden kabulü ile; ... Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin 22.12.2020 tarih ve 2019/1881 Esas- 2020/2564 Karar sayılı kararın hüküm fıkrasının 2 ve 3. paragraflarının silinerek yerine: "2- 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca hesap edilen 12.275,86 TL karar ve ilam harcından istinaf başvurusu esnasında peşin olarak davalılardan ayrı ayrı tahsil edilen toplam 6.138,40 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 6.137,46 TL istinaf karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına" rakam ve sözcükleri yazılmak ve devam eden hüküm fıkraları 3. Numaradan başlayarak teselsül ettirilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, İstek hâlinde temyiz başvurusu için yatırılan harcın ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.