Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/632 E. 2026/2660 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/632
Karar No
2026/2660
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1673 E., 2025/1241 K. DAHİLİ DAVALI : ...Köyü Tüzel Kişiliği İLK DERECE MAHKEMESİ: ...2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/116 E., 2022/304 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

Davacı vekili; müvekkilinin 1990 yılından bu yana ...ili, Merkez ilçe, ...köyü keçe börk yolu mevkiinde bulunan, kuzeyi 1 61... , 70... parseller ile batısı 1 61... , 39, 40 parseller, doğusu 1 61... parsel, güneyi 1 41... ve 12 parselle çevrili taşınmazın zilyedi olup nizasız fasılsız müvekkilince kullanıldığını, taşınmaz bir bütünken yapılan kadastro çalışmaları sonucu tapulama harici bırakıldığını, 2015 tarihinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi uyarınca yenileme çalışmaları yapılsa da müvekkilinin maliki bulunduğu taşınmaz yönünden işlem yapılmadığını belirterek dava konusu taşınmazın adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Hazine vekili; dava konusu taşınmazın Hazine adına tespit ve tescilinde herhangi bir yanlışlık olmadığını, bu yerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup zilyetlikle iktisabının mümkün olmadığını, tarla vasfında olmasının sonucu değiştirmeyeceğini, zira Hazineye ait tarla, çayır, ham toprak ve benzeri vasıflı taşınmazlar da bulunduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.

Dahili Davalı ... Tüzel Kişiliği, usulüne uygun tebligata rağmen dava ve duruşmalara katılmamış, davaya karşı savunma getirmemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; keşif mahallinde dinlenen tanıkların ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından dava konusu taşınmazın uzun bir zamandır nizasız ve fasılasız olarak davacı ve davacıdan da önce murisi tarafından kullandığının anlaşıldığı, davacının senetsizden tescil edilen başka bir taşınmazının bulunmadığı, taşınmazın tarla niteliğinde olduğu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 715/2. maddesi hükmüne göre, taşınmazın kamuya ait yerlerden olmadığı gibi mera vasfının da bulunmadığı, özel mülkiyete konu olacak yerlerden olup 4721 sayılı Kanun'un 999. maddesine göre de tapuya tescili mümkün olan yerlerden olduğu, tespit dışı bırakılma tarihi ile dava tarihi arasında Kanun'un aradığı anlamda yirmi yıllık sürenin eklemeli zilyetlikle geçtiği, malik sıfatıyla davasız aralıksız ve davacı yararına mülkiyeti kazanmaya yeterli zilyetliğin gerçekleştiği, dava konusu taşınmaz bir bütün olarak ele alındığında uzun yıllar boyunca sürülüp tarla olarak kullanıldığından etrafında bulunan arazilerle kot farkının oluştuğu, doğu, batı ve güneyinde bulunan şahıs taşınmazlarından tump ile ayrıldığı, kuzey sınırında ulaşım yolunun bulunduğu, sınırlarının belirgin olduğu daraltmaya ve genişletmeye müsait olmadığı, kültür bitkisi yetiştirmeye ve tarımsal mekanizasyon kullanımına elverişli olup zilyetlikle iktisabının mümkün olduğunun bilirkişi raporuyla da tespit edildiği, bu haliyle imar-ihyanın tamamlandığı ve 4721 sayılı Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca gerekli ilanların yapıldığı, kazanma koşullarının oluştuğu sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kabulüne; toplam 53.122, 44... yüz ölçümlü taşınmazın 4721 sayılı Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Mahkemenin kararının yerinde olduğu gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1. maddesi gereğince davalı Hazinenin istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece zilyetlikle kazanım koşulları davacılar lehine oluştuğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli değildir. Dosya içeriğine göre dava konusu taşınmaz bölümünün bir bütün olarak aynı amaçla kullanılmadığı; aynı toprak yapısına sahip olmadığı; 02.08.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda "A1" ve "A2" olarak ayrı ayrı gösterilen dava konusu taşınmazın mahalli bilirkişi ve tanık anlatımlarıyla da sabit olduğu üzere iki ayrı bölümde ve her bölüm farklı özellikler gösterecek şekilde kullanıldığı; nitekim dosyada mübrez fotoğraflardan dava konusu taşınmazın bir bölümünün taşlık olduğu ve tek bilirkişi tarafından düzenlenen zirai bilirkişi raporunda burada tarımsal faaliyet yapıldığına dair herhangi bir tespit ve değerlendirmenin yapılmadığı, sadece taşınmazın mevcut durumuna değinilmekle yetinildiği, ayrıca dinlenilen yerel bilirkişi ve tanıklardan bu taşınmaz bölümü bakımından zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığını denetlemeye elverir şekilde somut ve maddi olaylara dayalı yeterli beyan alınmadığı, yerel bilirkişi ve tanıkların soyut beyanları ile yetinildiği gibi alınan beyanların dosya arasına getirtilecek komşu parsellere ait tutanaklar ve dayanağı kayıtlar ile denetlenmediği, bu anlamda arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi vasfıyla zilyetliğine ne zaman başlanıldığı hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeden hüküm kurulması cihetine gidildiği anlaşılmıştır.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için öncelikle yeniden keşif yapılarak üç kişilik farklı bir zirai bilirkişi kurulundan komşu parsellerle karşılaştırmalı olarak dava konusu taşınmazın niteliği, toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve kullanım durumunun ne olduğunu belirten, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş panoramik renkli fotoğrafları ile desteklenmiş somut verilere ve bilimsel esaslara dayanan, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konusu taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kim tarafından ne sıfatla ve ne şekilde kullanıldığı, kimden kime ne şekilde intikal ettiği, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması hâlinde imar - ihyaya konu edilip edilmediği, imar - ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, beyanlar arasında oluşacak çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı, komşu taşınmazların varsa dayanak kayıtlarının getirtilerek dava konusu taşınmazın yönünü ne okuduğu belirlenmeli; Mahkeme hâkiminin taşınmazın niteliğine ve fiziksel özelliklerine ilişkin ayrıntılı gözlemi tutanağa geçirilmelidir.

Diğer taraftan hükme dayanak tutulan fen bilirkişi raporuna ek krokide, dava konusu taşınmaz bölümü "A1" ve "A2" harfleriyle belirtilmiş olmasına rağmen rapor içeriğinde taşınmazın "A" ve "B" harfleriyle gösterildiğine ilişkin açıklamalara yer verilmiştir. Rapor bu yönüyle denetlenemediğinden bu husus da açıklığa kavuşturularak dava edilen taşınmaz bölümleri yönünden denetime uygun hâle getirilmelidir.

Bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Yukarıda değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ile karar verilmesi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan nedenden ötürü kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/632, K. 2026/2660, T. 02.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-632-e-2026-2660-k-84d3019ee555