Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/5036 E. 2026/6043 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/5036
Karar No
2026/6043
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/595 E., 2025/11 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/1404 E., 2023/262 K.

Asıl ve birleştirilen davalar, inançlı işlem hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Asıl davada davacı ... vekili; davalı ...'ın davacının kardeşi olduğunu, daha önce ...Mahallesi 2 05... (eski 1324 parsel), 2 05... (eski 1333 parsel), 1 02... (eski 1334 parsel) ve 1 01... (eski 1335 parsel) sayılı taşınmazlarda davalı ... ile davacının hisselerinin bulunduğunu, dava konusu taşınmazlarla ilgili 1990 yılında izale-i şuyu davası açılacak olması nedeni ile davalı ...'ın, köyün ileri gelenlerinden ve ihtiyar heyetinde bulunan kişilerden oluşan üç adet şahit ile 01.08.1990 tarihli inanç sözleşmesi düzenleyerek imzaladığını ve dava konusu taşınmazların izale-i şuyu yoluyla satın aldıktan sonra davacıya iade edilmek üzere herhangi bir bedel ödenmeksizin davalıya satış gibi gösterilmek suretiyle 03.08.1990 tarihinde devredildiğini, ancak davalı ...'ın sözleşme ile taşınmaz hisselerini davacıya iade edeceğini kabul ettiği halde aradan uzun yıllar geçmiş olmasına rağmen bu hisseleri davacıya iade etmediği gibi bilakis dava konusu edilen 1 02... parsel sayılı taşınmazı oğlu olan diğer davalı ...'a herhangi bir bedel almaksızın muvazaalı olarak devrettiğini, dava konusu taşınmazların emaneten ve bedelsiz olarak davalı ...'e devredildiği hususunda bir çok tanık bulunduğu gibi sözleşmede imzası bulunan şahitlerin de bu hususa tanık olduklarını ileri sürerek dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile payı oranında davacı adına tesciline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında davacının 10.07.2021 tarihinde ölümü üzerine mirasçıları tarafından davaya devam edilmiştir.

Birleştirilen davada davacılar vekili; dava konusu ...Mahallesi 2 05... ve 28, 1 02... ve 1 01... parselde kayıtlı taşınmazların davalı ...'a inanç sözleşmesi ile emaneten ve bedelsiz olarak verildiği halde müvekkillerine iade edilmediğini belirterek tapuların iptali ile verasetteki hisseler oranında tapuya tescil edilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; inanç sözleşmesi olduğu iddia edilen belgenin inanç sözleşmesi olarak kabulü halinde zaman aşımının söz konusu olduğunu, yazılı belge ile davacıların taleplerinin birbirinden farklı olup davacıların inanç sözleşmesi olduğunu iddia ettikleri belgede belirtilenden daha fazlasını talep ettiklerini, davacıların iddiasının aksine davalılar arasında herhangi bir muvazaa bulunmadığını, davacılara gerekli ödemeler ve çeşitli haklar sağlanmış olup bunların gerçek satış karşılığı olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, eğer gerçek satış olarak kabul edilemez ve zamanaşımı iddiası kabul görmez ise bu durumda davacıların cezai şartı kabul ederek ödemeleri aldığının kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; asıl ve birleştirilen dosya davacıları ile davalı ...' in kardeş olup dava konusu taşınmazlarda paydaş bulundukları, dava konusu taşınmazlarla ilgili ortaklığın giderilmesi dosyasında birlikte daha rahat hareket edebilmek amacıyla ve istenilen amaca ulaşılmasından sonra iade edilmesi şartı ile davacıların taşınmazlardaki hisselerini davalı ...' e devrettiklerinin ileri sürüldüğü, ispat vasıtası olarak 01.08.1990 tarihli sözleşmenin gösterildiği, davalı ... tarafından inkar edilmeyen bu belgenin, mahiyeti itibariyle davacılar ... ve ... tarafından davalı ...'e tapuda satış suretiyle temlik edilen hisselerin {1335 (yeni 2 05... parsel) ve 1333 (yeni 1 01... parsel) parsel sayılı taşınmazlardaki} ortaklığın giderilmesi davası sonucunda ... ve ...'ye iade edileceğinin müteveffa davalı ... tarafından kabul edildiğini içermekle inanç sözleşmelerine dayalı davalarda 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ile varlığı aranılan inanç sözleşmesi olduğunun anlaşıldığı, davalılarca anılan satışlar karşılığında bedel verildiğine ilişkin iddialar ileri sürülerek taraflar arasındaki temlik işleminin gerçek bir satış ilişkisi olduğu beyan edilmişse de bu iddianın ispatı olarak sunulan deliller, kesin nitelikli yazılı inanç sözleşmesini bertaraf edebilecek nitelikte olmadığından davalıların 2 05... parsel ve 1 01... parsel sayılı taşınmazlar yönünden bu savunmalarına itibar edilmeyerek davalı ...' in anılan 01.08.1990 tarihli sözleşmeye aykırı olarak davacılar ... ve ... tarafından kendisine temlik edilen hisseleri iade etmediği anlaşıldığından bu taşınmazlar yönünden açılan davaların kabulünün gerektiği, asıl dosya davacısı ... ve birleştirilen dosya davacılarının yukarıda belirtilen İBK'da varlığı şart olarak aranılan kesin nitelikli yazılı delile dayanmayan 13 24... parsel sayılı taşınmazların inanç sözleşmesi kapsamında temlik edildiği iddialarının yerinde görülmediği, zira bu taşınmazlar yönünden dosyaya sunulan herhangi yazılı bir delil bulunmadığı gibi, davalı ...'in bu taşınmazlara ilişkin iradesine işaret edecek yazılı delil başlangıcı mahiyetinde başka bir delil de sunulamamış olması nedeniyle, dinlenen tanık beyanlarına da değer verilmeyerek bu taşınmazlar yönünden asıl ve birleştirilen dosyadaki taleplerin reddinin gerektiği gerekçeleri ile asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla ; davanın inançlı temlik hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil talebine ilişkin olduğu, Mahkemece yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporuna göre davacıların talep dilekçesinde belirttiği taşınmazlar yönünden paylarının belirlendiği ve harcın bu kısmın değeri üzerinden ikmal edildiğinin görüldüğü, inançlı temlik işlemlerinin yazılı delille ispatı gerektiği, yazılı delil yoksa yazılı delil başlangıcı mahiyetinde belge olması durumunda her türlü delille ispat edilebileceği, dosyaya sunulan 01.08.1990 tarihli belge içeriğine göre davacılar ... ve ...'un inançlı işlem kapsamında 2 05... parsel ve 1 01... parsel sayılı taşınmazları devrettikleri sabit olmakla TBK'nın 98. maddesi kapsamında davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olduğu, davacı ... ve davacılar ... miraşçıları ile ...'un 2 05... parsel ile 1 02... parsel sayılı taşınmazlar yönünden ise davacıların davasını yazılı delille ispatlaması gerektiği ancak ispatlayamadığı, yazılı delil başlangıcı mahiyetinde delil de olmadığı, davacı vekilinin 01.08.1990 tarihli sözleşmenin tüm parseller yönünden yazılı delil olarak kabul edilmesi yönündeki istinaf talebinin yerinde olmadığı, bu haliyle davacıların davasını ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesinin yerinde görüldüğü, dava değerinin davacıların her birinin payına düşen miktar olup bu değer üzerinden yargılama gideri ve harca hükmedilmesi gerektiği, buna göre dava konusu taşınmazların davacı tarafa isabet eden tutarın bilirkişi raporuna göre 856.961,79 TL olduğu, bu bedel üzerinden harç miktarının davacı tarafça ikmal edildiği, asıl dava yönünden davalı ...'in vekille temsil edildiği, 1 02... parsel sayılı taşınmazda ...'in tek davalı olduğu, dava değerinin 93.216,86 TL olduğu, reddedilen 2 05... parsel sayılı taşınmazda ise dava değerinin 174.475,64 TL olduğu, .....'ın veraset ilamına göre ...'in payı 1/5 ise de zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, böylece toplam değerin 267.692,50 TL olduğu, birleştirilen dava yönünden ise davacı ...'in davasının tümden reddine karar verildiği, dava değerinin bilirkişi raporuna göre 285.653,93 TL olduğu, davalı ... yönünden kısmen kabul kararı verildiği ve reddedilen kısmın 1 02... parsel sayılı taşınmaz yönünden dava değerinin 93.216,86 TL, reddedilen 2 05... parsel sayılı taşınmazda ise dava değerinin 174.475,64 TL olduğu, ...'ın veraset ilamına göre ...'in payı 1/5 ise de zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan tüm değer üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, böylece toplam reddedilen miktarın 554.346,43 TL olduğu, dolayısıyla vekalet ücretinin bu miktar üzerinden hesaplanması gerekirken az vekalet ücreti takdir edilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunun anlaşıldığı gerekçesi ile davacı ve davalılar vekilinin davanın esasına yönelik istinaf başvurunun esastan reddine, davalı tarafın lehine hükmedilmiş olan vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kabulü ile, istinaf incelemesine konu Mahkeme kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm tesisi suretiyle asıl ve birleştirilen davaların kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

- K A R A R -

Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 450,00 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davacılardan; 611,55 TL bakiye onama harcının temyiz eden asıl davada davalılardan alınmasına, Birleştirilen davada davacılardan alınması gereken harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Aşağıda yazılı 3.657,96 TL fazla alınan peşin harcın istek halinde temyiz eden birleştirilen davada davalılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/5036, K. 2026/6043, T. 16.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-5036-e-2026-6043-k-0777a5c58222