Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2026/3252 E. 2026/4608 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3252
Karar No
2026/4608
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1501 E., 2025/1120 K.

Mahkeme kararı asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili ile birleştirilen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Asıl ve birleştirilen dava; tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir. 1970 yılında Şanlıurfa ili, ... ilçesi, ... köyünde yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 27.01.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 47.783, 23... yüz ölçümündeki dava konusu taşınmazın “dağ” vasfında olduğundan bahisle tescil harici bırakıldığı; çekişmeli taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan 13.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı işlemle 422 parsel numarasıyla Hazine adına hali arazi vasfıyla tescil edilen taşınmaz içerisinde kaldığı, 2018 yılında toplulaştırma çalışmalarının yapıldığı anlaşılmıştır.

Asıl davada davacı ... vekili; dava dilekçesinde sınırları belirtilen tescil harici taşınmaz için daha önce ... tarafından adına tescili istemiyle Şanlıurfa 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas (Yeni 2010/34 Esas) sayılı dosyasında dava açıldığını, Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, taşınmazın tarım alanına dönüştürülmesi ve ekonomik yarar sağlanması mümkün olan yerlerden olduğunu ileri sürerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Birleştirilen (Şanlıurfa 3. ASHM'nin 2011/206 Esas sayılı) davada davacı ... vekili; hudutları dava dilekçesinde belirtilen taşınmaz bölümünün müvekkili adına tescili istemiyle Şanlıurfa 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas sayılı dosyasında dava açtıklarını ve davanın kabulüne karar verildiğini, Yargıtay tarafından yapılan incelemede ise hava fotoğraflarının uygulanmamış olması nedeniyle kararın bozulduğunu ve dosyanın 2010/34 Esas numarasını aldığını, ancak davayı takip edemedikleri için davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, tüm delillerinin o dosyada yapılan yargılama sırasında toplandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın müvekkili adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Birleştirilen davada davacılar vekili 15.04.2025 tarihli dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın bir kısmının içerisinde kaldığı 1 32... parsel ve 1 27... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davadan feragat ettiklerini belirtmiştir.

Asıl davada davalı ... vekili tarafından davaya cevap verilmemiş; davalı vekili 12.01.2012 tarihli duruşmada, tüm delillerinin Şanlıurfa 2. Asliye Mahkemesinin 2003/865 Esas (bozma sonrası 2010/34 Esas) sayılı dosyasında mevcut olduğunu, asıl davanın reddi ile davalarının kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Birleştirilen davada davalı ... vekili; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, taşınmazda davacı lehine zilyetlikle iktisap koşullarının oluşmadığını ileri sürerek birleştirilen davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Asıl ve birleştirilen davalarda davalılar ... vekili ile ... Belediye Başkanlığı vekili ayrı ayrı cevap dilekçelerinde; Mahkemece dava konusu taşınmazın imar planı kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması, hava fotoğrafı incelemesi yapılması ve taşınmazın özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olup olmadığı tespit edildikten sonra davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesince dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda, Mahkemenin 23.02.2016 tarihli ve 2011/151 Esas, 2016/173 Karar sayılı kararıyla; mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanları, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen yer olduğu, 19 85... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazın imar-ihyasının tamamlandığının ve tamamen sürülü olduğunun görüldüğü, ziraat mühendisi bilirkişi raporunun da bu tespiti desteklediği gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleştirilen davanın kabulüne, teknik bilirkişinin 27.01.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 47.483,23 metrekarelik taşınmaz bölümünün ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

Karar asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili, asıl ve birleştirilen davalarda dahili davalılar ... vekili ile ... Belediye Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 18.09.2020 tarihli ve 2020/535 Esas, 2020/3181 Karar sayılı kararıyla; dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak davanın TMK'nın 713. maddesine dayalı olarak tescil istemi ile açılmış olup yargılama sırasında çekişmeli taşınmazın idari yoldan Hazine adına tescil edilen 422 parsel sayılı taşınmaz içinde kaldığının anlaşıldığı, hal böyle olunca; dava konusu taşınmaz bölümü, yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edildiğine göre dava, tapu iptali ve tescil davası niteliğine dönüşmüş olup Mahkemece, hakkında kabul kararı verilen taşınmaz bölümü yönünden öncelikle davalı belediyeler hakkındaki davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise tapu kaydının iptaline karar verilmesi gerekirken, doğrudan tescil hükmü kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemenin 02.03.2021 tarihli ve 2020/497 Esas, 2021/107 Karar sayılı kararıyla; hükmüne uyulan bozma ilamı uyarınca, dava konusu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan 422 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edildiği de gözetilerek asıl dava yönünden davacı Hazinenin tescil istemine konu taşınmazın yargılama sırasında idari yoldan yine davacı ... adına tescil edilmiş olması sebebiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen davanın ise kabulüne, dava konusu 422 parsel sayılı taşınmazın teknik bilirkişinin 27.01.2015 tarihli raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 47.483,23 metrekarelik bölümünün tapu kaydının iptali ile davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, ..., ... ile ... Belediye Başkanlığı aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 15.06.2023 tarih ve 2023/2858 Esas, 2023/3313 Karar sayılı kararıyla; temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına göre asıl davanın davacısı-birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak dava konusu taşınmaz bölümünü de içine alan taşınmazın idari yoldan 422 parsel numarasıyla Hazine adına tescil edilmesinden sonra taşınmazın bulunduğu yerde toplulaştırma çalışmalarının yapıldığının anlaşılması üzerine, Dairenin 09.02.2023 tarihli ve 2021/5505 Esas, 2023/700 Karar sayılı geri çevirme kararı ile dava konusu taşınmaz bölümünün hangi toplulaştırma parsellerine isabet ettiğine dair bilgi ve belgelerin dosya arasına alınması istenildiği; dosya arasına alınan bilgi ve belgeler incelendiğinde, hükme esas alınan teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, 1 27... ve 1 32... parsel sayılı toplulaştırma parsellerinin bir bölümüne denk geldiğinin görüldüğü, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca; hakim, doğru, infazı kabil ve infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak şekilde bir karar vermek zorunda olduğundan, Mahkemece dava konusu 1 27... ve 1 32... parsel sayılı taşınmazlara ait güncel tapu kayıtlarının dosya arasına alınması, bundan sonra taşınmaz başında teknik bilirkişinin refakatiyle keşif yapılarak, hükme esas alınan 27.01.2015 tarihli teknik bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün, dava konusu 1 27... ve 1 32... sayılı taşınmazlara isabet eden bölümlerinin alan hesabını gösterir, infaza elverişli, koordinatlı ve krokili rapor alınması, bundan sonra dava konusu taşınmazlardaki Hazine payı yönüyle sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken Mahkemece, bu yön gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, birleştirilen davanın davacısı ...'ın yargılama sırasında vefat etmiş olmasına ve davanın adı geçenin mirasçıları tarafından takip ediliyor olmasına rağmen, ... mirasçılarının isimleri ve paylarının açıkça hüküm yerinde gösterilmek suretiyle tescil hükmü kurulması gerekirken, ölü kişi adına tescil hükmü kurulmuş olması ve dava konusu taşınmaz bölümünün yargılama sırasında idari yoldan Hazine adına tescil edilmesiyle birlikte eldeki dava tapu iptali ve tescil davasına dönüştüğü halde birleştirilen davada Mahkemece harcın davacı tarafa yükletilmiş olması da isabetsiz olup, asıl davanın davacısı-birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının açıklanan sebeplerle yerinde bulunduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl dava yönünden; davacı Hazinenin Kadastro Kanunu'nun 18. maddesine gereğince tescilini talep ettiği çekişmeli taşınmazın dava devam ederken 13.03.2013 tarihinde idari yoldan toplulaştırma işlemi sonucu davacı adına tescil edilen 1 27... parsel sayılı taşınmazın içerisinde kalmış olduğu, dolayısıyla asıl dava bakımından ortada çözülmesi gereken bir uyuşmazlık kalmadığı gerekçesiyle asıl dava bakımından karar verilmesine yer olmadığına, birleştirilen dava yönünden; tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, mahallinde düzenlenen keşif, dinlenen tanık beyanları ve düzenlenen bilirkişi raporları doğrultusunda; davacının imar-ihya nedenine dayalı olarak tescil talebinde bulunduğu taşınmazın tapulama çalışmaları sırasında 13.03.2013 tarih ve ... yevmiye numaralı işlem ile idari yoldan Maliye Hazinesi adına tescil edildiği, dosyada bulunan 03.07.2024 tarihli rapora ekli krokide (A1) harfi ile gösterilen 37.393, 41... 'lik davalı ... Hazinesi adına kayıtlı kısmının ve krokide (A2) harfi gösterilen 7.709, 14... 'lik davalı ... Hazinesi adına kayıtlı kısmının, yani (A1) ve (A2) harfi ile gösterilen dava konusu taşınmaz parçalarının imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı ve tam anlamıyla tarım arazisi niteliği kazandığı, imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihten itibaren dava tarihi itibariyle yasada öngörülen nizasız fasılasız 20 yıllık zilyetlik süresinin davacı murisi tarafından tamamlanmış olduğu, dava konusu taşınmazın imar-ihya hukuksal nedeniyle davacı muris adına tescili için yasada öngörülen şartların sağlanmış olduğu, Yargıtay bozma ilamında belirtilen eksikliklerin giderildiği, murisin veraset ilamı da sunulduğundan veraset ilamındaki mirasçıların hisseleri oranında sübut bulunan davanın kısmen kabulüne, 03.07.2024 tarihli rapora ekli krokide (132/1/A2-1) harfi gösterilen 26, 24... 'lik kısım ve (127/1/A1-1) harfi gösterilen 2, 79... 'lik kısımların dava dışı malik kısmında davalı diye yazılmış olduğu, diğer taşınmazın ise dava dışı 3. kişiye ait olduğu, ayrıca davacılar vekili tarafından bu taşınmazlar yönünden feragat edilmesi nedeniyle, (Y1) harfi gösterilen 99, 67... 'lik kısmın ve (Y2) harfi gösterilen 561, 98... 'lik kısmın yolda kaldığı, (D1) harfi gösterilen 1.605, 15... 'lik kısım, (D2) harfi gösterilen 0, 28... 'lik kısım, (D3) harfi gösterilen 4, 17... 'lik kısım, (D4) harfi gösterilen 64, 18... 'lik kısım, (D5) harfi ile gösterilen 15, 29... 'lik kısımların ise derede kaldığı anlaşılmakla bu kısımlar yönünden açılan davanın reddine, keza yine kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakılan ve sonradan idari bir işlemle Hazine adına tescil edilen taşınmazlar hakkında TMK'nın 713. maddesine göre açılan tescil davalarında hasımın sadece tapu maliki olan Hazine olduğu, bu tür davalarda köy tüzel kişiliği veya belediyelere husumet yöneltmeye gerek olmadığı gibi, daha önce davalı olanların da davada husumeti kalmayacağı, taraf sıfatının Hazineye ait olduğu, açıklanan nedenlerle dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce davalı ... Hazinesi adına tescil edilen taşınmazlar içerisinde kalmakta olduğu gözetilerek, tapu iptali-tescil istemi yönünden Hazine dışındaki davalılar için davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğuna, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığına göre asıl davanın davacısı-birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir.

Ancak Mahkemece davanın kabulüne karar verilen 03.07.2024 havale tarihli fen bilirkişileri raporuna ekli krokide (A1) harfi gösterilen 37.393, 41... 'lik kısmın 1 27... parsel sayılı toplulaştırma parseli içinde, (A2) harfi ile gösterilen 7.709, 14... 'lik kısmın ise 1 32... parsel sayılı toplulaştırma parseli içerisinde kaldığı halde toplulaştırma çalışmalarının amacına uygun olarak dava konusu 1 27... ve 1 32... sayılı taşınmazlarda Hazine payı yönüyle birleştirilen davada davacı ... mirasçılarının (isimleri ve payları açıkça hüküm yerinde gösterilerek) taşınmazlara paydaş kılınmak suretiyle hüküm kurulması gerekirken toplulaştırmanın ruhuna ve amacına aykırı olacak şekilde tapu kaydının iptali ile son parsel numarası verilmek suretiyle iptal ve tescil hükmü kurulmuş olması ve iptal edilecek pay oranı belirlenmeksizin her bir mirasçının miras payına isabet eden metrekare üzerinden hüküm kurulmuş olması; öte yandan, çekişmeli taşınmazın bir bölümünün içerisinde kaldığı 1 32... parsel ve 1 27... parsel sayılı taşınmazlar yönünden birleştirilen davada davacı ... tarafından feragat edildiği anlaşılmakla anılan parsellerde kalan çekişmeli taşınmaz bölümleri yönünden feragat nedeniyle davanın reddi gerekirken işin esasına girilmesi isabetsizdir.

Kabule göre de birleştirilen davanın taraflarının karar başlığında gösterilmemesi doğru değildir.

Asıl davanın davacısı-birleştirilen davanın davalısı Hazine vekilinin değinilen yönden yerinde görülen diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Yasa'nın geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Bozma nedenine göre asıl davada davalı-birleştirilen davada davacılar vekilinin temyiz itirazının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Temyiz eden asıl davada davacı-birleştirilen davada davalı ... harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden asıl davada davalı-birleştirilen davada davacılara iadesine, Dosyanın Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 03.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2026/3252, K. 2026/4608, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2026-3252-e-2026-4608-k-dfaee2108349