Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6835 E. 2026/4649 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6835
- Karar No
- 2026/4649
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2665 E., 2025/2176 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Finike 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/462 E., 2023/413 K.
Dava, vekâlet görevinin kötüye kullanılması hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacı tarafından ... Noterliğinin 02.03.2016 tarihli ve ... yevmiye numaralı, satış sözleşmesi ve ayrıca satış vaadi sözleşmesi yapma yetkisi de içeren ve süreli olup 01.04.2016 tarihine kadar geçerli olacak olan vekaletname verildiğini, davalı vekilin bu vekâletnameye istinaden Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde kain tapunun 278 parsel numarasında kayıtlı taşınmazının davalı ...'ya 03.03.2016 tarihinde ... yevmiye nolu resmi senetle ile 10.800,00 TL'ye satıldığını, satış bedelinin vekil davalı ve müvekkili davacı arasında akdolunan sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline ödenmediğini, bahse konu taşınmazın bedelinin 100.000,00 TL civarında olup tapuda rayicin çok altında bedel gösterildiğini, rayiç değerinin altında bir bedel karşılığı satış yapan davalı ...’ın üçüncü kişi vekil ile çıkar ve iş birliği içerisinde olduğunu, vekâlet görevi kötüye kullanılmak suretiyle yapılan satıştan müvekkilinin haberdar olmadığı gibi satış bedelinin de kendisine ödenmediğini belirterek dava konusu Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkiinde kain tapunun 278 parsel numarasında kayıtlı bulunan taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline, mümkün olmadığı takdirde satış bedelinin davalılardan tahsiline dair karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...; taşınmazı diğer davalı vekil ...’dan davacının bilgisi ve rızası dahilinde bedelini ödeyerek satın aldığını, dava konusu taşınmazın el birliği mülkiyet hâlinde hisseli iken davacı tarafından 9.500,00 TL’ye satın alındığını, davacının satıştan haberdar olmadığı yönündeki iddiasının doğru olmadığını, satışın vekâletname verildikten çok kısa bir süre sonra gerçekleştirildiğini, zira vekâletnamenin süreli olup bunun sebebinin de iddia olunduğu gibi satışın muvazaalı olduğunun değil de bilakis davacının bizatihi bu satış konusunda vekili yetkilendirmesi olduğunu, taşınmazın vasfı her ne kadar sera ve bahçe olarak geçmekte ise de fiili durumda tamamının sera olmadan satın alındığını ve tarafınca tamamlandığını beyanla davanın reddini talep etmiş, aşamada vekil tarafından temsil edilmiş ve davalı vekilince müvekkilinin davacı tarafından ibra edildiği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.
Davalı ...; üstlendiği vekâlet görevini kanuna uygun biçimde yerine getirdiğini, davacının bilgisi ve talimatı doğrultusunda satış işlemini gerçekleştirdiğini, tarafınca yapılan işlemlerde dürüstlük kuralına uygun hareket edildiğini ve hiçbir şekilde diğer davalı ... ile çıkar ve iş birliği içerisinde hareket etmediğini, davacının satıştan haberdar olduğu gibi satışın kime yapılacağını da gayet açık ve net olarak bildiğini, yapılan satıştan sonra da satış bedelinin tamamını davacıya elden ödediğini, aksi durumda davanın hemen açılması gerekeceğini, satış bedelini elden alan davacının aradan bunca zaman geçtikten sonra dava açmasının kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddini istemiş olup aşamada vekil tarafından temsil edilmiş ve davalı vekilince müvekkilinin davacı tarafından ibra edildiği belirtilerek davanın reddi savunulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davalı vekilinin istinafı üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince; davalı tarafça dayanılan ibraname niteliğindeki belgenin, davaya konu borcu söndüren bir nitelik taşıması da dikkate alındığında davalı tarafın, 6100 sayılı Kanun'un 145. maddesinden yararlanma koşullarının incelenerek sonucuna göre belge aslının ibrazı ve davacının belge ile ilgili isticvabının yapılarak belgedeki imzanın davacı eli mahsulü olup olmadığı üzerinde durulması gerektiğinden bu hususların gözardı edilmiş olması doğru bulunmadığından davalılar vekilinin buna değinen istinaf sebebinin haklı olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulüyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yeniden yargılama yapılarak karar verilmek üzere Yerel Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen karar ile; istinaf ilâmı doğrultusunda davacı vekili incelemeye konu belgenin süresinden sonra sunulmasına muvafakatlerinin bulunmadığını beyan etmiş olsa da davalı vekilince delil dilekçesinin ıslah edildiği bildirildiğinden ve bir taraf işlemi olan delil dilekçesinin ıslahı mümkün olduğu anlaşıldığından bu husustaki talebi kabul edilerek söz konusu belge üzerinde imza incelemesi yapılmak üzere dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, dosyaya sunulan 03.04.2023 tarihli bilirkişi raporunda imzanın davacı ...'ye ait olduğunun tespit edildiği, söz konusu raporun usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılması yönündeki talebinin reddi ile hükme esas alındığı, davaya konu olan tapu iptali ve tescil istemi incelendiğinde, vekalet kapsamında 03.03.2016 tarihinde Antalya ili, ... ilçesi, ... köyü 278 parselde yer alan davacıya ait 84/109 hissenin devrinin yapıldığı ve iptali istenen hususun ise söz konusu devrin yapıldığı tarihteki hisse olduğu anlaşılmakla harcın hesabında 84/109 pay nazara alınarak yargılama yapıldığı, vekilin tapu kaydı üzerinde 10.800,00 TL karşılığı taşınmazdaki 84/109 hisseyi devrettiğinin anlaşıldığı, yine dosya arasında bulunan ve davacı tarafından imzalanan "belgedir" başlıklı belgeden de görüleceği üzere taşınmazın davacının talimatı doğrultusunda ve talimatına uygun olarak devredildiği ve paranın davacı tarafından tahsil edildiği anlaşılmakla vekâlet görevinin kötüye kullanılmasından bahsedilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/1.b1. maddesi uyarınca esastan reddine dair karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediğinden temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı 116,60 TL bakiye onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.06.2026 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.