Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/6773 E. 2026/4499 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6773
- Karar No
- 2026/4499
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1462 E., 2025/2630 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 40. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/587 E., 2024/30 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis ve bedel istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili; davacıların muris ...’in ilk evliliğinden olan çocukları, davalının ise murisin ikinci eşi olduğunu, muris ile davacıların annesinin İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6 05... parsel sayılı taşınmazda 1/2 oranında malik olduklarını, murisin 22.12.2009 tarihindeki işlem ile dava konusu taşınmazdaki payını intifa hakkını üzerinde bırakarak davalıya devrettiğini, yapılan işlemin gerçek bir satış olmayıp mirasçılardan mal kaçırma amacıyla bağış niteliğinde ve muvazaalı olarak gerçekleştirildiğini, murisin bakım ve ihtiyaçlarının davacı çocukları tarafından karşılandığını ileri sürerek dava konusu taşınmazda davalı adına kayıtlı payın iptali ile davacılar adına miras payları oranında tesciline, bunun mümkün olmaması halinde tenkis hükümlerinin uygulanmasına, aksi halde taşınmaz bedelinden miras paylarına isabet eden kısmın yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; murisin ilk eşinin vefatından sonra davalı ile evlendiğini, taraflar arasında yaş farkı bulunmasına rağmen uzun yıllar huzurlu bir evlilik sürdürüldüğünü, murisin kendisine duyduğu güven ve gördüğü bakım nedeniyle geleceğini güvence altına almak amacıyla dava konusu taşınmazdaki payını intifa hakkını üzerinde tutarak davalıya devrettiğini, işlemin mal kaçırma amacı taşımadığını, davacıların muris ile yeterince ilgilenmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya kapsamı, tanık beyanları ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazın muris tarafından davalıyı korumak, davalı ile evliliğini devam ettirmek ve hayatı boyunca kendisine bakılmasını sağlamak amacıyla devredildiği, murisin davacılardan mal kaçırmasını gerektirecek herhangi bir husumetinin bulunmadığı, yapılan işlemin bakım karşılığı gerçekleştirildiği, bu nedenle gerçek iradenin bağış olmayıp karşılıklı edim içeren bir devir olduğu, muris muvazaasının ve tenkis koşullarının davacılar tarafından ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin dava konusu taşınmazdaki payını intifa hakkını üzerinde bırakarak davalıya devrettiği, taşınmazın murisin önemli malvarlığı unsurlarından biri olduğu, davalının ikinci eş olması ve aile ilişkileri birlikte değerlendirildiğinde murisin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla hareket ettiğinin kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; muris ...’in 28.07.2022 tarihinde vefat ettiği, terekesinin 20 pay kabulü ile 5 pay ile davalı eşi, 3'er pay ile davacı çocuklarının mirasçı olarak kaldığı, murisin dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 6 05... parsel sayılı taşınmazda bulunan 1/2 payını 22.12.2009 tarihinde intifa hakkını üzerinde bırakarak çıplak mülkiyeti satış suretiyle davalı ikinci eşine devrettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, mirasbırakanın gerçek iradesi bağış olduğu halde satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi gibi gösterilen işlemler, mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı takdirde muvazaalı olarak kabul edilmektedir. Muris muvazaasında mirasbırakan ile karşı taraf arasında yapılan muvazaa anlaşması mevcut olup amaç mirasçıları aldatmaktır. Ancak her somut olayda mirasbırakanın gerçek iradesinin tespiti gerekmekle tarafların aile ilişkileri, mirasbırakanın malvarlığı, satış ihtiyacının bulunup bulunmadığı, bedelin ödenip ödenmediği, devrin niteliği ve olayın tüm özellikleri birlikte değerlendirilmelidir.
Ayrıca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nın 6. maddesi uyarıca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Yapılan temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunun ispat külfeti davacı tarafa aittir.
Somut olaya gelince; dava konusu taşınmazın murisin önemli malvarlığı unsurlarından biri olması tek başına mal kaçırma iradesinin varlığını göstermeye yeterli değildir. Murisin taşınmazdaki 1/2 payını davalıya devrettiği, intifa hakkını üzerinde bıraktığı, taşınmazda kalan 1/2 payın davacıların annesi üzerine kayıtlı olduğu ve mirasçılara intikal ettiği, davacılar tanığının murisin taşınmazı davalı ile evliliğini sürdürmek ve davalının yanında kalmasını sağlamak amacıyla devrettiğini ifade ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan, murisin ileri yaşta olması, ikinci eşi ile birlikte yaşamını sürdürmesi ve evlilik birliğinin devamı amacıyla davalıyı güvence altına almak istemesi, yapılan devrin murisin evliliğinin devamı için ve bakıma yönelik bir iradeden kaynaklandığını göstermektedir. Muris ile davacı mirasçılar arasında mal kaçırma kastını ortaya koyan bir husumet bulunmaması ve devrin; davalının muris ile evlilik birliğini sürdürmesi, murisin yanında bulunması amacıyla gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Davacıların tenkis istemi yönünden ise saklı paylarının ihlal edildiği ve tenkise tabi bir kazandırmanın bulunduğu hususları yöntemince kanıtlanamadığından bu istemin de kabulü mümkün değildir. Bu durumda yapılan devir 01.04.1974 tarihli ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince muris muvazaası kapsamında değerlendirilemez.
Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince murisin davalı ikinci eşine yaptığı devrin mirasçılardan mal kaçırma amacı taşıdığı kabul edilmiş ise de murisin davacıları mirastan mahrum bırakmak istediği veya yapılan temlikin gerçek amacının bağış olduğu hususları davacılar tarafından kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamamıştır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesi isabetli değildir.
Davalı vekili tarafından ileri sürülen temyiz itirazlarının bu yönlerden kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 02.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.