Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4153 E. 2026/3067 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4153
- Karar No
- 2026/3067
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/1340 E., 2025/1760 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/1426 E., 2025/120 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, muris ...'un 27.05.2020 tarihinde öldüğünü, murisin kız çocuklarından mal kaçırmak amaçlı ve muvazaalı olarak 57 95... parsel sayılı taşınmazı davalı oğullarına satış suretiyle temlik ettiğini, dava konusu taşınmazın devir tarihi itibariyle murisin terekesindeki toplam malvarlığının büyük bir kısmını oluşturduğunu ileri sürerek 57 95... parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının davacıların miras payı oranında iptali ile davacılar adına payları oranında tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili, dava konusu taşınmaz satın alındığında davalı ... tarafından satış bedelinin yarısının ödendiğini, daha sonra taşınmaz üzerine yapılan inşaat için gereken tüm harcamaların davalılar tarafından yapıldığını, her iki davalının inşaat yapım aşamasında Almanya'da kredi çektiklerini, kullandıkları kredi ile binanın inşaatının tamamladığını, murisin inşaat için herhangi bir katkısının olmadığını, murisin davacılar da dahil tüm çocuklarına bu hususu açıkladığını ve davacıların da kabulü ile taşınmazı devrettiğini, davalıların murise destek olmak için para gönderdiklerini, bu paranın mirasçıların tamamına kalan evin inşaat masrafları için kullanıldığını ayrıca muris hakkında başlatılan icra takibi nedeniyle davalı ...’un 95.654,88 TL ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlanamadığı, özellikle mirasçı tanığın beyanlarından temlikin mal kaçırmak amaçlı yapılmadığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden; muris ...’un 27.05.2020 tarihinde öldüğü, geride murisin 2005 yılında ölen eşinden olma çocukları davacılar ve davalılar ile 2006 yılında evlendiği eşi dava dışı ...’nın mirasçı olarak kaldığı, dava konusu taşınmaz muris adına kayıtlı iken 27.06.1994 tarihli kat irtifakı tesisi ile 8 adet bağımsız bölümün muris adına tescil edildiği, murisin 31.07.2006 tarihinde 1, 3, 5 ve 7 nolu bağımsız bölümleri davalı ...’a, 2, 4 ve 8 nolu bağımsız bölümleri davalı ...’a satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere iddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme hakkı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır. Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı olarak açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurur.
Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukukî dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır.
Tanığın dinlenmesine ilişkin HMK’nın 243/1. maddesi “(1) Tanık davetiye ile çağrılır. Ancak, davetiye gönderilmeden taraflarca hazır bulundurulan tanık da dinlenir. Şu kadar ki, tanık listesi için kesin süre verildiği ve dinlenme gününün belirlendiği hâllerde, liste verilmemiş olsa dahi taraf, o duruşmada hazır bulundurursa tanıklar dinlenir.” hükmünü haiz olup madde metninden de anlaşılacağı üzere tanık deliline dayanan tarafça sunulmamış olan tanık listesi için kesin süre verilmesi gerekmektedir. Bu süreye ve tanığın dinlenileceği günün belirlenmiş olmasına rağmen tanık listesi sunmayan ancak tanık deliline dayanan tarafın hazır bulundurduğu tanığın dinlenilmesi gerektiği açıktır. (YHGK’nın 22.06.2021 tarih, 2017/11-2626 Esas, 2021/814 Karar sayılı kararı)
Somut olayda, davacıların dava dilekçesinde tanık deliline dayanmış olduğu, tanık isim ve adreslerinin bildirilmesi için davacı tarafa 2 haftalık kesin süre verildiği, davacı tarafça kesin sürenin sona ermesinden sonra tanık listesinin sunulduğu, 19.09.2024 tarihli duruşmada davacı vekilinin duruşma salonunda hazır bulunması halinde tanık dinlenebileceğini belirterek tanık listesinde bildirdikleri ......un dinlenilmesini talep ettiği, bu talep hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmediği ve davacı tanığı dinlenmeden hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.
Hal böyle olunca, duruşma sırasında davacı tanığı ......hazır bulunduğuna göre emredici hüküm olan HMK'nın 243/1. maddesi uyarınca davacı tanığı dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davacılar vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacılara iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.