Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/4716 E. 2026/2939 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4716
Karar No
2026/2939
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/741 E., 2025/1784 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Küçükçekmece 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/333 E., 2023/488 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuki nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı; mirasbırakan babası ...in kayden maliki olduğu 323 parsel sayılı taşınmazını kendisinden mal kaçırma amacıyla bedelsiz olarak davalı kızına temlik ettiğini, bedeller arasında aşırı fark olduğunu, murisin taşınmaz satmaya ihtiyacı olmadığını, devirden sonra murisin taşınmazda oturmaya devam ettiğini, temlik tarihinde davalının 28 yaşında olduğunu, davalının taşınmazın ½ payını dava dışı ....’e devrettiğini, davanın ona ihbar edilmesi gerektiğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile miras payı oranında adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Davalı; murisin koah hastası olduğunu % 82 engeli olduğunu, uzun yıllar tedavi gördüğünü, yatağa bağımlı hale de geldiğini, murisle birlikte kaldığını ve ona kendisinin baktığını, minnet duygusu ile taşınmazın devredildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile; dinlenen davacı tanıklarının satış ile ilgili bilgilerinin olmadığı, satış nedeni ile murisin para aldığını görmedikleri, murise davacının da hafta sonları baktığı, satışın gerçek bir satış olmadığı şeklinde beyanda bulunmalarına karşılık tarafların kardeşi olan davalı tanıklarının; murisin dava konusu taşınmaz hissesini kendileri ile birlikte kalan ve çalışarak evi geçindiren ve kendilerine bakan davalıya devrettiğini, hatta bu devirden önce davacının olmadığı bir ortamda tüm kardeşleri toplayarak kardeşiniz bana bakıyor bu nedenle taşınmazı davalıya devretmek istiyorum dediği, bundan davacının da haberdar olduğu, murisin koah hastası olması nedeni ile nefes darlığı çektiği, davalının murise baktığı bu nedenle taşınmazın davalıya minnet borcu için devredildiği yönünde beyanda bulundukları, davalı tanıklarının kendi menfaatlerine de aykırı olduğu halde taşınmazın minnet duygusu nedeni davalıya devredildiği yönündeki beyanlarına itibar edildiği, davacının, mal kaçırma kastı ile hareket edildiğini ispat edemediği, murisin kendisine bakan kızına minnet duygusu ile devri yaptığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; tanık anlatımlarından murisin davacı çocukları ile husumeti bulunduğunun belirtilmediği, keza murisin davalının yanında sürekli kaldığı ve yatalak olmasa dahi bakımı ile davalının ilgilendiği gibi taşınmazın davalıya bakıp gözetme amacı ve bekar olan kızını koruma amacıyla devrinin yapıldığının anlaşıldığı, ispat yükü kendisinde olan davacı tarafından murisin mal kaçırma kastının yöntemince ispat edilemediği, Mahkemece esas bakımından verilen kararın yerinde olmasına karşın taşınmazın 13/2396 hissesinin dava açılmadan önce dava dışı kişiye satıldığı, davacı tarafından satılan tüm kısım bakımından tescil talebi bulunduğu ve bedel isteminin olmadığı, bu halde davalı adına kayıtlı olan 13/2396 hisse bakımından davanın pasif husumetten reddi gerektiği, ancak yeniden hüküm tesisinde vekalet ücreti bakımından istinaf başvurusunda bulunan aleyhine hüküm verilemeyeceği nazara alınarak kamu düzeni gereği İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurularak davalı adına kayıtlı 13/2396 hissesi bakımından davanın esastan reddine, dava dışı kişi adına kayıtlı 13/2396 hisse bakımından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden; muris ...in kayden maliki olduğu 323 parsel sayılı taşınmazdaki 13/1198 payını 23.05.2008 tarihinde davalı kızına satış suretiyle temlik ettiği, davalı ...’in 13/2396 payını 2018 yılında dava dışı kişiye temlik ettiği, 13/2396 payı uhdesinde bıraktığı, murisin 30.03.2018 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak çocukları ... ..., ... ...ile kendisinden önce ölen kızı ...’nin çocukları ...,... ve...’un kaldığı görülmektedir.

Hemen belirtilmelidir ki, yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi için iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanması zorunludur. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 27. (1086 sayılı HUMK’un 73.) maddesi uluslararası sözleşmeler ve Anayasa'nın 36. maddesiyle en temel yargısal hak olarak kabul edilen hukuki dinlenilme hakkı gözetildiğinde mahkemenin, tarafları dinlemeden, onların iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usûlüne uygun olarak davet etmeden, açıklama ve ispat haklarını kullanmalarını sağlamadan hükmünü veremeyeceği, bunun aksinin kabulünün adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğuracağı açıktır.

Somut olayda, davacının dava dilekçesinde tanık deliline dayandığı ve süresinde beş tane tanık bildirdiği, İlk Derece Mahkemesince öninceleme duruşmasında “Tarafların bildirdiği 2'şer adet tanığın davetiye ile celbine,” şeklinde ara karar kurulduğu ve tarafların ikişer tanığı dinlenilerek hüküm kurulduğu, davacı tarafın bu hususu hem istinaf hem de temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü görülmektedir. Hal böyle olunca, usulünce bildirilen tanıkların dinlenilmesi ile işin esası hakkında değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken tanıkların tamamı dinlenilmeksizin savunma hakkı kısıtlanarak işin esası bakımından yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.

Davacı vekilinin temyiz itirazlarının değinilen yön itibariyle kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 13.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/4716, K. 2026/2939, T. 13.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-4716-e-2026-2939-k-75e080e24d94