Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3253 E. 2026/73 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3253
- Karar No
- 2026/73
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/891 E., 2024/807 K.
Mahkeme kararı dahili davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 1 03... parsel sayılı 331.367.00 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesiyle ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edilmiş, tespit 15.11.1996 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı vekili, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında yapılan kadastro çalışmaları sonucu davacıya ait taşınmazın 1 03... parsel sayılı taşınmazın içerisine alınarak Hazine adına ham toprak vasfı ile tespit ve tescil edildiğini, bu tespitin hatalı olduğunu ileri sürerek irsen intikal ve vergi kaydına dayanarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini istemiş; aşamada..., müdahale talepli dilekçesinde, dava konusu taşınmazın müşterek murisleri ...’a ait olduğunu ileri sürerek tapu kaydının iptali ile taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında tescilini istemiş, aşamada davacının ölümü üzerine mirasçıları davaya dahil olmuşlardır.
Davalı, davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
... Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.07.1997 tarihli ve 1997/36 Esas-1997/85 Karar sayılı kararıyla davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 05.06.1998 tarihli ve 1998/9784 Esas, 1998/6494 Karar sayılı kararıyla; ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.11.2000 tarihli ve 1998/139 Esas, 2000/125 Karar sayılı kararıyla; taşınmazın uzun yıllardır tarım arazisi olarak kullanıldığı, davacılara kök muris ...’dan intikal ettiği, gerek kök muris gerekse mirasçıları tarafından 70 yılıdır nizasız-fasılasız malik sıfatı ile kullanıldığı, taşınmazın 19 36... nolu vergi kaydının kapsamında kaldığı, vergi kaydının başka taşınmaza revizyon görmediği, çekişmeli kısmın çok eski bir tarım arazisi olduğu, mera ve hali arazi ile bir ilgisinin bulunmadığı ve zilyetlik şartlarının davacılar lehine gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, çekişmeli 1 03... parsel sayılı taşınmaz içerisinde kalan 19.10.2000 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 93.000 metrekarelik kısmın ifrazı ile adanın son parsel numarası verilerek ... mirasçıları adlarına veraset ilamındaki miras payları oranında tapuya tesciline karar verilmiş, kararın davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 28.09.2022 tarih, 2021/4817 Esas, 2022/6190 Karar sayılı kararı ile; asli müdahilin talebi hakkında karar verilmediği, öte yandan davacının davasının kabulüne karar verilip davacının talebinden farklı olarak taşınmazın tüm mirasçılar adına tesciline karar verildiği, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği gerekçeleri ile karar bozulmuş, Mahkemenin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; kesin süre içerisinde gider avansının yatırılmadığı gibi 26.11.2024 tarihli 7. celseye kadar dosyaya gider avansı yatırılmadığı ve gider avansı yatırılacağına dair beyanda bulunulmadığı gerekçesiyle davanın HMK 114/1-g bendi ve 115/2 maddesi uyarınca davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, dava 1086 sayılı HUMK döneminde açılmış, dava derdest iken 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) yürürlüğe girmiştir. “Zaman bakımından uygulanma” başlıklı 448. maddesine göre Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanacağından, uyuşmazlığın çözümünde bu değişikliğin de dikkate alınması kaçınılmazdır. Diğer taraftan, 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girdiği 01.10.2011 tarihi itibari ile eldeki davanın ilk aşaması olan dilekçeler aşamasının tamamlandığı görülmektedir.
O halde; 6100 sayılı HMK'nın 120 maddesine göre; tarifede sayılan gider avanslarının dava dilekçesi ile davanın açılması sırasında mahkeme veznesine yatırılması gereken gider olması gerektiği, eldeki davada dilekçeler aşamasının tamamlandığı dikkate alındığında, HMK’nın 448. maddesinin açık hükmü karşısında HMK’nın 120. maddesinin uygulanmasına olanak bulunmadığı bir başka ifade ile 1086 sayılı HUMK'nın yürürlükte olduğu 01.10.2011 tarihinden önceki dönemde açılan eldeki dava için yapılacak masraflar nedeniyle istenilecek giderlerin delil avansı kabul edilip HMK’nın 324. maddesi uygulanmak suretiyle sonuca gidilmesi gerektiği açıktır. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 04.07.2019 tarih, 2017/13-1988 Esas, 2019/853 Karar sayılı kararı da benzer içeriktedir.
Hâl böyle olunca; gerekli tebligat masrafı için 6100 sayılı HMK'nın 324/2. maddesi gereğince ihtarat yapılarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.
Dahili davacı ... vekilinin değinilen yönden yerinde bulunan temyiz itirazının kabulü ile Mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde temyiz eden davacı ...'ya iadesine, Dosyanın kararı veren ... 4. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.