Yargıtay · 3. Hukuk Dairesi

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2026/3263 E. 2026/3484 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
3. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/3263
Karar No
2026/3484
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/67 E., 2025/892 K.

Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacılar vekili ile davalılardan .... Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacılar asıl davada; davalılardan T.C. Başbakanlık ..... Genel Müdürlüğü (.... .... Eğitim ve Araştırma Hastanesi) tarafından, hastanenin ihtiyacı olan mikrobiyoloji laboratuvarı teknik hizmetinin sonuç karşılığı satın alınması için açılan ihaleyi davacılardan .... İş Ortaklığının kazandığını ve İş ortaklığını temsilen pilot firma olarak davacılardan ....Ted. Lab. Tahlil Sağ. ve Org. Paz. Tic. Ltd. Şti. ile davalılardan .... Genel Müdürlüğü.....Vakıf .... Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliği arasında 18.03.2009 tarihinde sözleşme imzalandığını, işe başlama tarihinden itibaren 30 ay süreli sözleşmenin 26.06.2009 tarihinde işe başladığını, sözleşmenin 26.12.2011 tarihinde sona ermesi gerekirken, 5981 sayılı Yasanın ek 124. ve geçici 1. maddesine göre davalı hastanenin tüm hak ve yükümlülükleri ile birlikte 25.10.2010 tarihinde davalı.....Üniversitesine devredildiğini, devir gerçekleştikten sonra .... Üniversitesinin faks ve 26.10.2010 tarihli ihtarname ile sözleşmenin 12.11.2010 tarihinde sona ereceğinin ve sözleşmenin yenilenmeyeceğini bildirerek sözleşmeyi tek taraflı ve haksız olarak 12.11.2010 tarihinde feshettiğini, sözleşme bedeli olan 9.199.743,000 TL bedelden haksız feshe kadar 3.797.753,54 TL tutarında iş yapıldığını, bakiye 5.401.989,46 TL'lik işin haksız fesih nedeniyle yapılamamasından dolayı 1.459.731,90 TL kâr kaybından mahrum kaldığını, ayrıca sözleşmeye güven ilkesi gereğince yaptıkları masrafların ve kaçırılan fırsatların ödenmesi gerektiğini ileri sürerek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,000 TL kâr mahrumiyeti zararı ile 10.000,000 TL sözleşmeye güven ilkesi nedeniyle yapılan masrafların davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir. 2. Birleşen İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/70 Esas sayılı dava dosyasında davacılar; bakiye kalan 1.391.816,27 TL kar mahrumiyetinin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar, davaların reddini dilemişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 12.12.2011 tarihli kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının sözleşmeye güven ilkesi gereğince yaptıkları masraflara ilişkin isteminin reddine, davacıların kâr mahrumiyetine ilişkin istemlerinin KABULÜ ile 10.000,00 TL kâr mahrumiyetinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, davacının kar mahrumiyetine ilişkin fazlaya ait isteminin saklı tutulmasına karar verilmiş; karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 11.12.2013 tarihli ilamıyla; davacıların tüm, davalıların sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra, "Her ne kadar Mahkemece, davacı tarafın kar kaybı talebi yönünden; düzenlenen hakediş faturalarına göre, 2009 yılı kâr oranının %7,72, 2010 yılı için ise %12,79 oranında olduğu, bu oranlardan 2010 yılı esas alındığında sözleşmenin kalan süresine tekabül eden sözleşme ücretinin 5.401.989.46.TL olması nedeniyle 690.914.45.TL, 2009 yılı kâr oranı gözönüne alındığında 417.033.59.TL olduğu, dava dilekçesinde kâr mahrumiyetine ilişkin talebin şimdilik 10.000.00.TL olarak belirtilmesi ve Mahkemenin istemle bağlı olması ve hesap edilen her iki oranında istemden fazla olması nedeniyle kâr mahrumiyeti talebinin kabulü ile 10.000.00.TL' nın tahsiline karar verilmiş ise de; Mahkemece, davacı tarafın sözleşmenin feshinden sonra kalan süre içerisinde Başka işler yapma imkanı doğacağından 818 sayılı BK 325, 6098 sayılı T.B.K 408 maddesi gereğince işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyler konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılıp tespit edilecek miktarında belirlenecek değerden indirimi yapılıp, davacının fazlaya ait talep hakkını saklı tuttuğunda göz önüne alınarak talep edebileceği tüm miktar şüpheye mahal bırakmayacak şekilde net olarak belirlendikten sonra hasıl olacak sonuca uygun bir şekilde taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerekirken mahkmece, bu yönler gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir. 2. Mahkemece 06.03.2018 tarihli kararla; asıl davada davanın kısmen kabulüne, sözleşme güven ilkesine dayalı yapılan masraflarla ilgili istemin reddine, kâr mahrumiyeti istemi yönünden davanın kabulüne, 10.000,00 TL kar mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davacılar yararına davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 1.391.816,27 TL kâr mahrumiyeti alacağının birleşen dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davacılar yararına davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 3. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 14.03.2019 tarihli ilamıyla; "Dava, taraflar arasında düzenlenen 18.03.2009 tarihli sözleşmenin haksız fesih edildiği iddiası ile yoksun kalınan kâr istemine ilişkindir. Mahkemece feshin haksız olduğu kabul edilerek fesihten sonra kalan sözleşme süresi için kâr mahrumiyetine hükmedilmiştir. Sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunun 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 96. maddesine göre, alacaklı hakkını kısmen veya tamamen alamadığı takdirde borçlu kendisine hiçbir kusurun isnat edilemeyeceğini ispat etmedikçe bundan doğan zararı tazmin etmeye mecburdur. Anılan yasa maddesi gereğince, 18.03.2009 tarihli sözleşmeyi haksız feshettiği sabit olan davalılar, davacıların zararını tazminle yükümlüdür. Bununla birlikte 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 325. maddesi “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmağa mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir. Şu kadar ki, işi yapmadığından dolayı tasarruf ettiği yahut diğer bir iş ile kazandığı ve kazanmaktan kasten feragat eylediği şeyi mahsup ettirmeğe mecburdur.” hükmünü içermekte olup, BK'nın 98. maddesi delaletiyle BK'nın 44. maddesi gereğince de davacı taraf zararının artmasını önlemek için gerekli tüm önlemleri almalıdır. Sözü geçen yasa maddeleri uyarınca, tazminat talep etme hakkı bulunan davacıların aynı şartlardaki ihale işini ne kadar sürede bulabileceği belirlenerek, bu süre içinde mahrum kaldığı ücret ile bu süre içinde yapmadığı giderler nazara alınarak ne miktar alacağa hak kazandığının tespiti gerekir. Bu konuda tarafların tüm delilleri, vergi bilançoları, ticari defterleri değerlendirilerek konusunda uzman bilirkişilerden rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, fesih tarihi ile sözleşme süresinin bitim tarihi arasındaki sürenin tamamı için yazılı şekilde kar mahrumiyeti tazminatına karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir." gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. 4. Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacının mevcut sahada yenilenen ihale hesaba katılmazsa, benzer şartlardaki bir ihaleyi en geç 6 ay gibi bir sürede bulabileceğinin, bu süreye isabet eden kâr mahrumiyetinin ise 196.870,05 TL olarak belirlendiği gerekçesiyle; asıl davanın kısmen kabulüne, sözleşmeye güven ilkesine dayalı yapılan masraflarla ilgili istemin reddine, kâr mahrumiyeti istemi yönünden davanın kabulüne, 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti alacağının dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile 186.870,05 TL kâr mahrumiyeti alacağının birleşen dava tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; karar, davacılar vekili ile davalılardan Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili tarafından temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı Vakıflar Genel Müdürlüğü vekili; bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davacılar vekili; bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmediğini, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını belirterek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık haksız fesih işlemi nedeniyle uğranılan zarar ve kâr mahrumiyeti istemine ilişkindir. Temyiz edilen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, alınan bilirkişi raporunun hüküm vermeye ve denetime elverişli olduğu anlaşılmakla, tarafların temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA, Fazla alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince davalı yönünden karar düzeltme yolu kapalı, davacı yönünden ise kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,03.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, E. 2026/3263, K. 2026/3484, T. 03.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-3-hukuk-dairesi-2026-3263-e-2026-3484-k-aa6228d9d1c4