Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2025/3479 E. 2026/3262 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3479
Karar No
2026/3262
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/98 E., 2025/64 K.

Mahkeme kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: -K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu kaydında vasıf değişikliği talebine ilişkindir.

... ili, ...ilçesi, ...köyü çalışma alanında bulunan 501 parsel sayılı 4.320 metrekare yüz ölçümündeki taşınmaz; ...Kadastro Hakimliğinin 2001/77 Esas, 2002/155 Karar sayılı kararıyla 16.03.2004 tarihinde mera vasfıyla sınırlandırılmıştır.

Davacılar vekili dava dilekçesinde; dava konusu ... ili, ...ilçesi, ...köyünde bulunan 488, 493, 501, 587, 5 88... parsel sayılı taşınmazların kadastro çalışmalarında mera olarak sınırlandırılmasının yapıldığını, taşınmazların mera ile alakasının olmadığını, tarım arazisi vasfında olduğunu, davacılar hakkında meraya tecavüz nedeni ile ...1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2011/177 Esasına kayıtlı kamu davasının açıldığını, söz konusu taşınmazların kadimden beri mera olmadığını ileri sürerek taşınmazların mera niteliğinin iptali ile tarla vasfıyla tapuya kayıt ve tescilini talep etmiştir.

Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın görevli mahkemede açılmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemenin 24.05.2012 tarihli ve 2012/191 Esas, 2012/275 Karar sayılı kararıyla; çekişmesiz yargı işlerinde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle Mahkemenin görevsizliğine ve dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuş, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 12.04.2013 tarihli ve 2012/11252 Esas, 2013/5596 Karar sayılı kararıyla; iddianın niteliği itibariyle çekişmeli yargının söz konusu olduğu ancak dava konusu taşınmazların tapulama tutanaklarının 17.08.1981 yılında kesinleştiği bu nedenle Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilmeden karar verildiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili karar düzeltme isteminde bulunmuş,Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 24.10.2013 tarihli ve 2013/12750 Esas, 2013/15049 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 488, 493, 588, 602 sayılı parseller yönünden Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin reddine; dava konusu 587 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitine itiraz sonucu hükmen Kezban Bulut ve müşterekleri adına tesciline karar verildiği anlaşıldığından bu parsel yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi ve dava konusu 501 parsel sayılı taşınmazın kadastro tutanağının 16.03.2004 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle Kadastro Kanunu'nda öngörülen hak düşürücü sürenin geçmediği tespit edildiğinden bu parsel yönünden gerekli araştırmanın yapılması gerektiği belirtilerek davacılar vekilinin karar düzeltme talebinin 5 87... sayılı parseller yönünden kabulüne karar verilmiş, Mahkemenin 11.02.2014 tarihli, 2013/559 Esas, 2014/55 Karar sayılı kararıyla; Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesinde düzenlenen hak düşürücü süre geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 22.12.2014 tarihli 2014/10409 Esas, 2014/15713 Karar sayılı kararıyla; dava konusu 488, 493, 5 88... parsel sayılı taşınmazlar yönünden davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına; 587 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın husumet yokluğundan reddine, 501 parsel sayılı taşınmaz yönünden işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle karar bozulmuş, Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu 501 parsel sayılı taşınmazın ziraat bilirkişisinin kök ve ek raporunda 40 yıldır tarımsal faaliyet amacı ile kullanıldığı, tapuda mera vasıflı olmasına rağmen fiilen tarımsal amaçlı tarla olarak kullanıldığının belirtildiği, mahalli bilirkişi ve davacı tanıklarının da dava konusu 501 parselin evveliyatından beri tarla olarak kullanıldığını, köy ortak kullanımında mera olarak kullanılmadığını beyan ettikleri gerekçesiyle bu parsel yönünden mera vasfının iptali ile mülkiyet durumunda bir değişiklik olmaksızın tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline; dava konusu 587 parsel yönünden açılan davanın husumetten reddine; dava konusu 488, 493, 5 88... parseller yönünden ise hükmün daha önce Yargıtay tarafından onandığı gerekçesiyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuş, Dairenin 22.01.2024 tarihli kararıyla; Mahkemece yapılan araştırmanın eksik olduğu açıklanarak taşınmazla ilgili mera araştırması yapılması gereğine değinilerek karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; 501 parsel sayılı taşınmazın tarımsal faaliyet amacı ile kullanıldığı, köy ortak kullanımında mera olarak kullanılmadığı, taşınmazın güney sınırı hariç belirleyici sınırlarının olduğu, hava fotoğraflarının tetkikinde de taşınmazın mera olarak kullanılmadığının sabit olduğu, taşınmaza kuzey ve güneyden komşu parsellerin de mer'a vasfı ile kayıt gördüğü ancak fiili kullanımda birinde buğday ekili, diğerinin ise portakal ve Trabzon hurması bahçesi olarak kullanıldığı, 587 parsel yönünden açılan davanın Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda husumetten reddine karar verilmesi gerektiği, 488, 493, 5 88... parseller yönünden ise hükmün onanması nedeniyle yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ...ilçesi, ...Mahallesi (eski ...köyü 501 parsel) 1 49... parselin mera vasfının iptali ile tarla vasfı ile tapuya tesciline (mülkiyet durumunda değişiklik olmaksızın), 587 parsel yönünden açılan davanın husumetten reddine, 488, 493, 5 88... parseller yönünden hükmün onandığı anlaşılmakla yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

Ne var ki; Mahkemece yazılı gerekçe ile hüküm kurulmuş ise de bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiş, dava konusu 501 parsel hakkında usulünce mera araştırması yapılmamış, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların tespitine esas kayıtlar keşif mahallinde uygulanarak dava konusu taşınmaz bölümünü ne olarak gösterdikleri üzerinde durulmamış, taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı kesin olarak belirlenmemiştir.

Hâl böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için; öncelikle dava konusu taşınmaza komşu tüm taşınmazların kadastro tespit tutanak ve dayanakları eksiksiz ve denetime elverişli olarak getirtilerek dosyasına konulmalı, bozma ilamında işaret edildiği üzere Harita Genel Müdürlüğü WEB sitesinin hava fotoğrafı sorgulama sayfasına girilerek dava konusu taşınmaz bölümlerinin bulunduğu köyü kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve denetimin sağlanması bakımından ilgili sayfanın çıktıları dosya içerisine konulmak suretiyle buradan elde edilen verilere göre tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine (bulunmadığı takdirde bu tarihlere en yakın tarihlere) ait farklı dönemlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden getirtilerek dosya arasına konulmalı; bundan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek, taşınmazın bulunduğu köyde ve komşu köylerde ikamet eden yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile teknik bilirkişi, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan dava konu taşınmazın öncesinin ne olduğu, tahsisli veya kadim mera sayılan yerlerden olup olmadığı, taşınmazın kuzey ve güney sınırında bulunan mera parsellerinden açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı, mera parsellerinden nasıl ayrıldığı, mera parseli ile arasında başkaca doğal ya da yapay ayırıcı unsur niteliğinde sınır bulunup bulunmadığı, kime ait bulunduğu, kimden kime nasıl intikal ettiği, kim ya da kimler tarafından hangi tarihten itibaren ne şekilde kullanıldığı, taşınmazın imar-ihya edilip edilmediği, edilmişse ihyanın hangi tarihte bitirildiği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin tespitine esas kayıtlarda mera hudutları bulunduğu görülmekle , dayanak kayıtların revizyon gördüğü parseller de dikkate alınmak suretiyle dayanak kayıtlar zeminde uygulanarak dava konusu taşınmazı ne olarak okudukları belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye gerek dosya arasında mevcut ve gerekse dosya arasına alınacak hava fotoğrafları üzerinde stereoskopik inceleme yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğunu, mera vasfında olup olmadığını, arazilerin ekonomik amaca uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle kullanılıp kullanılmadığını, kullanımın hangi tarihten itibaren olduğunu, taşınmazda kullanım sınırlarının oluşup oluşmadığını, imar-ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını ve üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirtir şekilde rapor alınmalı ve dava konusu taşınmazın konumunu hava fotoğrafları üzerinde göstermesi istenmeli; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan dava konusu taşınmazın komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde niteliğini, toprak yapısını, eğimini, bitki desenini ve kullanım durumunu belirten, önceki ve mevcut niteliklerinin ne olduğunu, mera vasfında olup olmadığını, üzerinde meraya özgü bitkiler bulunup bulunmadığını, dava konusu taşınmazın öncesinin sınırda bulunan meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını açıklayan, taşınmazların değişik yönlerden ve özellikle komşu mera parseli ile müşterek sınırının bulunduğu bölümden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, somut verilere dayalı ayrıntılı rapor alınmalı; teknik bilirkişiye keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, taşınmaza komşu parselleri ve dayanak kayıtlarının zemine uygulanışını da göstermek sureti ile hazırlanmış, taşınmazın 22/A uygulaması sonucu güncel tapu bilgilerine uygun ayrıntılı kroki ve rapor düzenlettirilmeli; Kadastro Mahkemesi dosyasındaki keşif ve bilirkişi raporları da değerlendirilmeli; bundan sonra, toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.

Mahkemece, değinilen hususlar göz ardı edilerek eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf olduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ...3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 1086 sayılı HUMK'un 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.Başkan

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2025/3479, K. 2026/3262, T. 21.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2025-3479-e-2026-3262-k-e825d9b53d94