Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1218 E. 2026/4221 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/1218
- Karar No
- 2026/4221
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/21 E., 2021/6 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili tarafından duruşmalı olarak; davacılar Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, .... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları tarafından duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartları ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne, duruşma isteminin masraf yokluğu nedeniyle reddine, karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro çalışmaları sırasında, Ankara ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 815 parsel sayılı 1.322.750 m² yüzölçümündeki taşınmaz, tapu kaydına dayanarak ... adına komisyon kararı ile, 816, 8 17... parsel sayılı sırasıyla 774.550 m², 392.850 m² ve 673.150 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydına dayanarak ... ve müşterekleri adına kadastro tespiti ile tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8 15... parsel sayılı taşınmazların, Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera vasıflı yerlerden olduğunu, dayanak kaydın taşınmazlara ait bulunmadığını, kaydın taşınmazlara uyduğunun kabulü hâlinde dahi gayrisabit hudutlu olması nedeniyle miktar fazlasının Hazine adına tescilini, aksi hâlde mera olarak sınırlandırılmasını talep etmiştir. Davacı ... temsilcisi dava dilekçesinde; dava konusu 8 15... parsel sayılı taşınmazların Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki mera vasıflı yerlerden olduğunu, ayrıca taşınmazlara revizyon gören kaydın da bu taşınmazlara ait bulunmadığını ileri sürerek, taşınmazların mera olarak sınırlandırılmasına veyahutta Hazine adına tescillerine karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar ...ve ... mirasçıları ayrı ayrı verdikleri dava dilekçesinde; dava konusu 8 16... parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 8 16... parsel sayılı taşınmazların bir bölümünün vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar ... ve ... dava dilekçesinde; dava konusu 817 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adlarına tesciline karar verilmesini talep etmişlerdir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 817 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 816 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 8 16... parsel sayılı taşınmazların tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 817 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Davacılar ... ve ... vekili dava dilekçesinde; dava konusu 816 parsel sayılı taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. Asli müdahiller ... ve ... mirasçıları vekili müdahale dilekçesinde; dava konusu taşınmazların kayıt maliki ... ile aralarında 12.01.1949 tarihli noter senediyle düzenlenmiş satış vaadi sözleşmesi bulunduğunu ve mezkur taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 13/B-b koşullarının oluştuğunu ileri sürerek, taşınmazların müvekkili adlarına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği önceki karar, Yargıtayca bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle "Hükme esas alınan tapu kaydının dayanağı olan Bala Asliye Hukuk Mahkemesinin 06.09.1955 tarihli ve 305/200 sayılı ilamına konu davanın, .... ve ...'ın ... köyü aleyhine kayden sattıkları 3/4 payın satışının geçersizliği istemine ilişkin olduğu, niteliği itibarıyla Hazineyi ilgilendirmediği, Hazinenin dava dilekçesinde ve kararda taraf gösterilmesinin onu gerçek taraf hâline getirmediği ve bu ilamın Hazine aleyhine kesin hüküm oluşturmadığı, bu nedenle davalılara ait Eylül 1937 tarihli ve 13 numaralı kök tapu kaydı ile gittisi Ocak 1948 tarihli ve 56 numaralı kayıtta gösterilen sınırlar ve miktar esas alınarak kapsamın belirlenmesi gerektiği, ... köyünün taşınmazların mera olduğu iddiası yönünden ise, mahkemenin dayandığı köyler arasındaki sulh ilamına Hazine ve diğer tapu malikleri taraf olmadığından bu delille mera olmadığı sonucuna varılamayacağı, ayrıca mera araştırmasının yöntemine uygun yapılmadığı buna göre çalışma alanında tahsisli mera kaydı bulunup bulunmadığının saptanması, varsa tahsis haritasının uygulanması, tahsisli mera yoksa öncesi bilinmeyen zamandan beri mera olup olmadığının davada yararı olmayan komşu köy halkından seçilecek yerel bilirkişi ve tanıklarla araştırılması gerektiği açıklanarak Mahkemece davalıların dayandığı Eylül 1937/13 ve Ocak ... numaralı tapu kayıtlarının, sınırları genişletilmeye elverişli sınırlı kayıtlardan olduğu gözetilerek sabit sınırlardan başlanmak suretiyle yüzölçümüyle kapsamının belirlenmesi, kapsamda kalan kesimin davalılar adına tesciline karar verilmesi, kayıt kapsamındaki yerin zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, kapsam dışında kalan kesimin mera olup olmadığının yukarıdaki yöntemle araştırılması, önceki davalarda dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar ile tutanak bilirkişilerinden sağ olanların yeniden dinlenip çelişkilerin giderilmesi, mera olmadığı sonucuna varılırsa zilyetliğe dayalı hak iddia eden davacıların delillerinin toplanması ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi koşullarının araştırılması, her davacının kayıt dışı en çok 100 dönüm edinebileceğinin gözetilmesi olarak gösterilmiş ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; keşif, fen ve ziraat bilirkişi raporları, hava fotoğrafları, tapu kayıtları, mera araştırması ve tüm dosya kapsamına göre dava konusu 815, 816, 8 17... parsellerin mera niteliğinde olmayıp tarla vasfında bulunduğu, Eylül 1937 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının hudutları itibarıyla dava konusu taşınmazları kapsadığı, ancak 816, 8 17... parsellerin güncel yüzölçümleri toplamının kayıt miktarını 332.238,53 m² aştığı, krokide (A), (B) ve (C) harfleriyle gösterilen bu miktar fazlası bölümlerde zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı ve müdahil davacıların davalarının reddine, Hazinenin davasının ise kayıt miktar fazlası bölümler yönünden kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiş; anılan hüküm, davacılar Hazine vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, davacı-davalı ... vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşlarının temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Davacı Hazine vekili ve davacı-davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde, bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için, bozma gereklerinin tam ve eksiksiz biçimde yerine getirilmesi zorunludur. Her ne kadar bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, Eylül 1937 tarihli ve 13 sıra numaralı tapu kaydının 1.508.079 m² olarak hudutları itibarıyla dava konusu taşınmazı kapsadığı kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş, tapu kaydının dava konusu yere uyduğu ve miktar fazlası kısım açısından zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığı yönündeki İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış ise de; uyulan bozma ilamında açıkça, miktar artırımına ilişkin görülen davanın niteliği itibarıyla Hazineyi ilgilendirmediği, bu nedenle Hazinenin taraf gösterilmesinin de onun yönünden kesin hüküm oluşturmayacağı ve bağlayıcı sayılamayacağı belirtilmiştir. Bu durumda Mahkemece, Hazine yönünden bağlayıcılığı bulunmayan karar öncesindeki tapu kayıt maliklerinin hakları da gözetilerek, kök kayıt miktarı olan 137.895 m² esas alınmak suretiyle kapsam tayini yapılıp buna göre tescil hükmü kurulması gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun değildir. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince tapu hudutları arasında yer alan ... Yolu ile ... Yolu’nun kesişim noktasından (815 parsel içinden) başlanmak suretiyle tapu kaydına dayalı olarak 137.895 m² üzerinden kapsam tayini yapılmalı, belirlenen kısmın 1/4 oranında davalılar, 3/4 oranında ise ... adına tesciline karar verilmelidir. Miktar fazlası yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının oluşmadığına ilişkin İlk Derece Mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik bulunmadığından, geri kalan kısımların Hazine adına tarla vasfıyla tesciline karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, kararın bozulmasına karar verilmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, davalılar ... ve arkadaşları vekili, ... ve ... vekili, asli müdahiller ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... vekili, ... ve arkadaşları vekili, ... ve arkadaşları vekili ile ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı Hazine vekili ve davacı-davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.