Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/1788 E. 2026/4223 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
8. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1788
Karar No
2026/4223
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2013/5 E., 2021/35 K.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 75... parsel sayılı sırasıyla 799.5 00... .167.250 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tapu kaydı, irsen intikal, hisse devri ve harici satışlara dayalı olarak ... ve müşterekleri adına komisyon kararıyla tespit edilmiştir.

2. Davacı Hazine vekili dava dilekçesinde; dava konusu 75... parsel sayılı taşınmazlara dayanak tapu kayıtlarının gayri sabit hudutlu olduğunu belirterek, miktar fazlası kısmın Hazine adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2004 tarihli ve 2003/1 Esas, 2004/1 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı Hazine vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 24.02.2005 tarihli ve 2004/11053 Esas, 2005/1152 Karar sayılı ilamıyla Mahkemece davaya konu parsellerin tarım arazisi niteliğinde olduğu ve davalıların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, bozma ilamına uyulmasına rağmen usuli müktesep hak doğuran bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, bozma ilamında belirtildiği halde tapu kayıtları ayrı ayrı okunup mahalline uygulanmadığı, her bir kaydın kapsadığı alan zeminde belirlenip teknik bilirkişiye kroki çizdirilmediği, mahalli bilirkişilerin bilmediklerini ifade ettikleri hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânının sağlanmadığı, ayrıca eylemli durumda 76 numaralı parselin bitişiğindeki 308 numaralı mera parseline tapu kaydı miktar fazlasının el atılmak suretiyle elde edilip edilmediğinin araştırılmadığı belirtilerek; davalı tarafın dayandığı Eylül 1958 tarihli tapu kayıtlarının ihdasından itibaren tüm tedavülleriyle getirtilmesi, yeniden keşif yapılarak kayıtlarda yazılı hudutların zeminde tek tek gösterilmesi, gösterilemeyen hudutlar için tanık dinletme imkânı sağlanması, kıraç, çırağan, pınar, harabe gibi hudutlu kayıtların gayrisabit hudutlu olup miktarlarıyla geçerli olduğunun gözetilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile keşif, uygulanan tapu kayıtları, mahalli bilirkişi beyanları ile fen ve ziraat bilirkişi raporlarına göre; 75 parselin dayanağı Eylül 1958 tarihli 13... sıra numaralı tapu kayıtlarının kuzeyde yol, güneyde dere ve diğer yönlerde sabit sınırlarla zemine uyduğu, bu nedenle kadastro tespitinin doğru olduğu; 76 parsel yönünden ise tapu kaydının sabit sınırlı olmaması nedeniyle miktarıyla uygulanması gerektiği, krokide (B) harfiyle gösterilen 600.000,00 m²lik bölümün kayıt kapsamında kaldığı, (C) harfiyle gösterilen 434.406,51 m²lik bölümün komşu 308 parsel sayılı meraya el atılmak suretiyle elde edildiği, (A) harfiyle gösterilen 133.175,00 m²lik bölümün ise taşlık niteliğinde bulunduğu gerekçesiyle 75 parsel yönünden davanın reddine, 76 parselin (B) bölümünün kayıt malikleri adına tesciline, (C) bölümünün mera olarak sınırlandırılmasına ve (A) bölümünün taşlık olarak tescil harici bırakılmasına karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı Hazine vekili temyiz dilekçesinde; Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararının Hazine aleyhine usul ve kanuna aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin yalnızca bilirkişi raporuna dayanarak hüküm kurmasının hukuka aykırı bulunduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun taraflarına tebliğ edilmemesinin önemli bir usul eksikliği oluşturduğunu, bu nedenlerle kararın aleyhlerine olan kısımları yönünden bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dayanak tapu kayıtlarının zemine uygulanmasının yerinde olup olmadığına ilişkindir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, davacı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca, kadastro hâkimi; doğru, infazı kabil, infaz aşamasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında tapu siciline esas alınabilecek nitelikte karar vermekle yükümlü olup, İlk Derece Mahkemesince bu yükümlülük göz ardı edilerek hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; eldeki dava, 10.02.1978 tarihli komisyon ek kararına itiraz niteliğinde olduğundan, İlk Derece Mahkemesince anılan komisyon ek kararının iptaline ve 10.02.1978 tarihli komisyon ek kararındaki gibi tesciline karar verilmesi gerekirken, tapulama tutanağındaki gibi hüküm kurulması ve tapulama tutanağının iptaline karar verilmesi isabetsizdir. Ayrıca mera olarak belirlenen (C) harfi ile gösterilen kısmın mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına karar verilmesi gerekirken, mera olarak tesciline karar verilmiş olması da usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Ne var ki, bu yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438. maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Yukarıda (V.B.1) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (V.B.2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı Hazine vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1), (2/A) ve (2/C) numaralı bentlerinde sırasıyla yer alan “tapulama tutanağındaki gibi”, “tapulama tutanağının iptaline”, “kamu orta malları siciline mera olarak tesciline” ve “tespitteki vasfıyla tespit malikleri adına tapuya kayıt ve tesciline” ifadelerinin hüküm yerinden çıkartılarak, yerlerine sırasıyla “10.02.1978 tarihli komisyon ek kararındaki gibi”, “10.02.1978 tarihli komisyon ek kararının iptaline”, “mera vasfıyla sınırlandırılmasına ve özel siciline kaydına” ve “10.02.1978 tarihli komisyon ek kararınındaki gibi tapuya tesciline” ibarelerinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I. maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E. 2024/1788, K. 2026/4223, T. 09.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-8-hukuk-dairesi-2024-1788-e-2026-4223-k-11049f9bec91