Yargıtay · 8. Hukuk Dairesi
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2026/631 E. 2026/4225 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/631
- Karar No
- 2026/4225
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2024/4 E., 2025/6 K.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davalı-davacı ... mirasçıları vekili, davalı-davacı ... ve ... vekili ile davacı-davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Kadastro çalışmaları sırasında, Edirne ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 42... parsel sayılı, 216.6 00... .800 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğu belirtilerek, malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.
2. Davacı-davalı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; Eylül 1936 tarihli ve 30 sıra numaralı tapu kaydına ve tedavüllerine dayanarak, tapu kaydının kapsamındaki taşınmaza ... ve arkadaşlarının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı-davacı ... vekili dava dilekçesinde; 20.08.1964 tarihli ve 25 sıra numaralı tapu kaydına ve tedavüllerine dayanarak, tapu kaydının kapsamındaki taşınmaza ... ve arkadaşlarının müdahalesinin men'ine karar verilmesini talep etmiştir. 4. Davalı-davacı ... ve arkadaşları vekili dava dilekçesinde; tapu kaydına dayanarak 2 42... parsel sayılı taşınmazların müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir. 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, davaya konu olan parseller hakkında kadastro tutanağı düzenlenmiş olması nedeniyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 03.02.2016 tarihli ve 2011/1 Esas, 2016/2 Karar sayılı kararı ile davalı-davacı ...'nın 242 parsel sayılı taşınmaza yönelik davasının kabulüne, diğer davacıların mezkur taşınmaza yönelik davasının reddine, 243 parsel sayılı taşınmaza yönelik davalarının kabulüne karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı-davacı ... ve arkadaşları vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 13.01.2022 tarihli ve 2021/11498 Esas, 2022/262 Karar sayılı ilamıyla 243 parsel sayılı taşınmaz yönünden temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, ancak 242 parsel bakımından, davalı-davacı ... ve arkadaşlarına ait Mart 1955 tarihli ve 129 numaralı tapu kaydının taşınmaza uyduğu kanıtlanamamış olmakla birlikte, yine bu kişilere ait 128 numaralı tapu kaydının hudutlarında yazılı " ..."in kuzey komşusu 523 parselin önceki maliki, "..."in ise tespite esas kaydın kök maliki olduğunun belirlendiği, tespite esas ...'ya ait 20.08.1964 tarihli ve 25 sıra numaralı kaydın kök kaydı olan Mayıs 1310 tarihli ve 103 sıra numaralı kaydın kuzey hududunda da "..." yazılı olup, bu kişinin de ... ait 128 numaralı kaydın geldiği kaydın maliki olması karşısında, tapu kayıtlarının karşılıklı olarak birbirini okuduğu ve ... ait 128 numaralı kaydın dava konusu 242 parsel içinde kalabileceğinden dosyada bulunmayan 570 parsele ait tutanak ve tapu kaydının getirtilmesi, fen bilirkişisinden 591 parselden başlayarak ifraz öncesi 103 numaralı kaydın 750 dönümlük (689.250 m²) miktarının belirlenip krokide işaretlenmesinin istenmesi ve bundan arta kalan kısmın ... ait 128 sıra numaralı kayıt kapsamında kaldığı değerlendirilerek karar verilmesi gerektiği belirtilerek, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur. Dairemizin 13.01.2022 tarihli ve 2021/11498 Esas, 2022/262 Karar sayılı ilamına karşı davalı-davacı ... mirasçıları vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulması üzerine Dairemizin 06.02.2024 tarihli ve 2022/8527 Esas, 2024/526 Karar sayılı ilamıyla tarafların tapu kayıtlarının birbirini sınır okuduğu, batı ve doğuda ... ve ... yollarının sabit ve kadim sınır oluşturduğu, güneyde bu yolların kesiştiği, kuzeyde ise dava dışı tapulu taşınmazların bulunduğu, dolayısıyla dış sınırların sabit kabul edilmesi gerektiği, tarafların tapuları birbirini sınır okuduğundan ve aralarında uzlaşma bulunmadığından, kapsamlarının miktarlarına göre belirlenmesi gerektiği, ancak davacı ...'lerin kök tapusunun ölçü biriminin "kil", davalı tarafın tapusunun ise "dönüm" olduğu, "kil" biriminin yörelere göre farklı büyüklükte değerlendirildiği gözetildiğinde, taşınmazın bulunduğu Edirne çevresinde kaç dönüme tekabül ettiğinin İl Tarım Müdürlüğü ve Sulama Birliğinden tereddütsüz belirlenmesi gerektiği, bundan sonra fen bilirkişisinden, 591 parselden başlanarak kuzeye doğru ifraz öncesi 103 numaralı kaydın 750 dönümlük (689.250 m²) kapsamının krokide işaretlenmesi, ardından 242 parselin batı ve kuzeyinden güneye doğru davacı tapusunun 20 kil miktarının güncel yüzölçümüyle kapsamının belirlenmesi, arada boşluk kalması halinde boşluğun taraf tapularının miktarıyla oranlanarak paylaştırılması, çakışma halinde ise önce davalı tapusunun 750 dönümlük miktarının belirlenip kalan kısmın davacı tapusu kapsamında kabul edilmesi gerektiği gerekçesiyle 242 parsel sayılı taşınmaz yönünden Dairemizin bozma ilamının tapu kayıtlarının kapsamının belirlenmesi noktasında ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamı doğrultusunda getirtilen kayıt ve belgeler, Trakya Üniversitesi Edirne Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Müdürlüğünün yazısı ve teknik bilirkişi ek raporuna göre; davacı .... dayandığı Temmuz 1296 tarihli ve 74 sıra numaralı tapu kaydında belirtilen 20 kil miktarının, Edirne ve çevresinde geçerli İstanbul kili esas alınarak 36.746,88 m²ye karşılık geldiği, davalı-davacı ... mirasçılarının dayandığı Mayıs 1310 tarihli ve 103 sıra numaralı tapu kaydının miktar kapsamının 689.250 m² olduğu, bu kayıt kapsamında 242 parselin krokide (242-B) harfiyle gösterilen 65.287,10 m²lik bölümünün kaldığı, 242 parselden davacı kaydı için (242-A) harfiyle gösterilen 36.746,88 m²lik bölümün ayrılmasından sonra kalan 112.350,75 m²lik kısmın tarafların kayıt miktarları oranında paylaştırılması gerektiği, bu suretle 242 parselin toplam 171.951,20 m²lik bölümünün davalı-davacı ... mirasçıları, toplam 42.433,60 m²lik bölümünün ise davacı ... adına tespit ve tescili gerektiği gerekçesiyle karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı-davacı ... mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamında istenen kapsam belirleme yönteminin İlk Derece Mahkemesince tam olarak yerine getirilmediğini, fen bilirkişisinin 1 kil ölçü birimini Yargıtayın aradığı açıklıkta belirlemeden ifraz, oranlama ve hesaplama yaptığını, 2 42... parsellerin kapsamının bozma ilamına uygun biçimde belirlenmeyip 5 23... parseller yönünden maddi hataya düşüldüğünü, bu hatalı hesaplama nedeniyle 242 parselde müvekkilleri aleyhine ciddi azalma ve karşı tarafta haksız artış meydana geldiğini, hükme esas bilirkişi raporunun denetime elverişli olmayıp eksik incelemeye dayandığını hususlarını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı-davacı ... ve ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin murislerinin 242 parsel sayılı taşınmazın tamamına kök tapu ve önceki kararlar uyarınca hak sahibi olduklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunun önceki kararlar ve tapu kayıtlarıyla çelişkili, yanlı ve yetersiz olduğunu, müvekkillerinin usuli kazanılmış hakları gözetilmeksizin 242 parselin dört parçaya ayrılıp yalnızca (A) ve (C) bölümleri yönünden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, bu nedenle 242 parselin tamamının müvekkiller murisleri adına tescili gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmasının bozmayı gerektirdiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. 3. Davacı-davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ... ayrı ayrı verdikleri temyiz dilekçelerinde; İlk Derece Mahkemesince bazı davacılar yönünden davanın kısmen kabulüne, bazı davacılar yönünden ise reddine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekli inceleme ve araştırmayı yapmadan hukuka aykırı hüküm kurduğunu, bilirkişi raporu lehine olmasına rağmen davanın reddedilmesiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmişlerdir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, tarafların dayandığı tapu kayıtlarının (özellikle “kil” ve “dönüm” ölçü birimleri gözetilerek) miktarlarına göre kapsamlarının belirlenip belirlenemeyeceği, bu kapsam belirleme sonucuna göre 242 parselde ifraz/oranlama yapılarak tescilin nasıl kurulacağı ve İlk Derece Mahkemesi hükmünün usul ve kanuna uygun olup olmadığına ilişkindir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı ... mirasçıları vekili, davalı-davacı ... ve ... vekili ile davacı-davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'nın temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı-davacı ... mirasçıları vekili, davalı-davacı ... ve ... vekili ile davacı-davalı ... mirasçıları ..., ..., ... ve ...'nın temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL nin temyiz edenlerden ayrı ayrı alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.