Yargıtay · 1. Hukuk Dairesi

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2024/5261 E. 2026/74 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/5261
Karar No
2026/74
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/348 E., 2024/1276 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/63 E., 2023/284 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tenkis istemine ilişkindir.

Kadastro sonucu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan dava konusu 2 51... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların senetsizden, kazandırıcı zamanaşımı ile ...’a ait iken, ...’ın 1995 yılında taşınmazları haricen oğlu olan dava dışı ...’a hibe ettiğinden bahisle taşınmazların ... adına tespit edildiği, tespitin 02.04.2009 tarihinde kesinleştiği, ... tarafından 30.05.2018 tarihinde dava konusu taşınmazların davalı ...’a devredildiği, davalı ...’ın dava konusu 2 51... ve 6 parsel sayılı taşınmazları 07.12.2008 tarihinde davalı ... ...’a temlik ettiği; muris ...’ın 28.02.2019 tarihinde öldüğü, geride davacı kızı, dava dışı eşi ... ve 7 çocuğu ile 1991 yılında ölen oğlu ...’in eşi davalı ..., kızı davalı ... ve dava dışı 4 torununun mirasçı olarak kaldığı anlaşılmaktadır.

Davacı vekili, ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 51... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların muris ...'dan intikal ettiğini ancak kadastro çalışmaları esnasında hatalı olarak anılan taşınmazlar ile birlikte dava dışı bir kısım taşınmazın sadece mirasçılarından ... ve ... adına tespit edildiğini, mirasçılar arasında bir miras paylaşımı yapılmadığını, mirasçı ... adına tespit edilen taşınmazların cebri icra sonucu satıldığını, mirasçı ...'e ait olan yerlerin kardeşi ...'in eşi davalı ...'a devredildiğini, satışın gizli yapıldığını, murisin dahi satışın yapıldığı tarihte sağ olmasına rağmen satıştan sonradan haberdar olduğunu, davalı ...'ın daha sonra dava konusu 2 51... ve 6 parsel sayılı taşınmazları kızı olan davalı ... ...'a devrettiğini, taşınmazlarda miras payı bulunduğunu ileri sürerek 2 51... , 5 ve 6 parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile miras payı oranında adına tesciline, olmadığı takdirde tenkise karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili, iddianın doğru olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; iddianın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararı ile; muris Mahmut'un çekişmeli 2 51... ve 6 parsel sayılı taşınmazları oğlu ...'e bağışladığı, 2 51... parseli ise ... ...'e sattığı ve zilyetliğin teslim edildiği, davacının terekeden gelen bir hakkının kalmadığı, çekişmeli taşınmazların murisin sağlığında davalılara bağışlanmadığı, davacının davalılar yönünden tenkis isteminde de bulunamayacağı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Hemen belirtmek gerekir ki, dava konusu taşınmazların 1995 yılında muris ... tarafından oğlu dava dışı ...’e hibe edildiği ve taşınmazların zilyetliğinin anılan mirasçıya devredildiği saptanarak tapu iptali ve tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Davacı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.

Davacı vekilinin terditli talebine yönelik temyiz itirazına gelince; Bilindiği üzere, Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 565/4. maddesi gereğince murisin saklı pay kurallarını etkisiz kılmak amacıyla yaptığı açık olan kazandırmaların tenkise tabi olduğu kuşkusuzdur. Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.1.1975 tarih ve 1974/7 Esas, 1975/1 Karar sayılı kararı ile, murisin saklı pay kurallarını gidermek için yaptığı temliki tasarruftan sonra, bundan yararlanan kişinin murisin bilgi ve talimatı dışında sırf saklı pay sahibi mirasçıları bu haklarından yoksun kılmak için durumu bilen üçüncü kişilere taşınmazları temlik etmesi halinde kötüniyetli bu kişilere karşı saklı pay sahibi mirasçılarca tenkis davası açılabileceği belirtilmiştir.

Somut olayda; murisin 28.02.2019 tarihinde öldüğü, davanın 21.03.2019 tarihinde TMK’nın 575. maddesinde düzenlenen hak düşürü süre içinde açıldığı, kadastro öncesinde tapusuz olan çekişme konusu taşınmazların kadastro çalışmaları sırasında, 1995 yılında muris tarafından bağış biçiminde ...’a temlik edildiği belirtilerek ... adına tespit edildiği, davacının, dava konusu taşınmazların kadastro tespiti kesinleştikten sonra borçları nedeniyle ... tarafından muvazaalı olarak davalılara temlik edildiğini ileri sürerek terditli olarak tenkis talebinde bulunduğu açık olup Bölge Adliye Mahkemesince; murisin, sağlığında davalılara bağışlama yapmadığı ve davacının davalılar yönünden tenkis isteminde bulunamayacağı gerekçesi ile terditli talebin reddine karar verilmesi yukarıda anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı dikkate alındığında isabetli değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle TMK’nın 565/4. maddesi uyarınca murisin saklı payı zedeleme kastı ile hareket edip etmediğinin araştırılması, saklı payı zedeleme kastı ile hareket ettiği belirlenir ise davalıların dava konusu taşınmazların muris tarafından dava dışı ...’a bağışlanmasının saklı pay kurallarını ihlal amacıyla yapıldığını bilen veya bilmesi gereken kişi konumunda olup olmadıklarının değerlendirilmesi ve bundan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.

Davacı vekilinin değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek hâlinde temyiz eden davacıya iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2024/5261, K. 2026/74, T. 12.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-hukuk-dairesi-2024-5261-e-2026-74-k-8fa6933c5b7c