Yargıtay · 1. Ceza Dairesi

Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/2501 E. 2026/4100 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
1. Ceza Dairesi
Esas No
2024/2501
Karar No
2026/4100
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/3934 E., 2024/96 K. SUÇLAR : Olası kastla nitelikli öldürme, olası kastla öldürme, göçmen kaçakçılığı HÜKÜMLER : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükümlerin onanması

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü;

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2023 tarihli ve 2022/31 Esas, 2023/642 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a.Göçmen kaçakçılığı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 37/1, 79/1-b, 79/2-a-son, 52, 53, 58. maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, b.Maktuller ... ..., ... ..., ... ...'a yönelik olası kastla nitelikli öldürme suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 82/1-e, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca (3 kez) müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine , c.Maktuller ... ... ...,'ye yönelik olası kastla öldürme suçundan suçundan 5237 sayılı Kanun'un 37/1, 81/1, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca (9 kez) 20 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezaların mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

2.İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 10.01.2024 tarihli ve 2023/3934 Esas, 2024/96 Karar sayılı kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik sanık müdafiinin başvuruları ve kısmen re'sen yapılan inceleme sonucunda 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; temyiz dışı sanık ... ...’ın atfı cürüm niteliğindeki beyanlarına dayanılarak mahkumiyet kararı verilemeyeceğine, sanığın atılı suçları işlediğine dair mahkumiyetine yeterli delil bulunmadığına, adil yargılanma ve savunma hakkının kısıtlandığına, hukuka aykırı delillere dayanıldığına, sanığın beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik inceleme bulunmadığı, adil yargılanma ve savunma hakkını kısıtlayan iş ve işleme rastlanmadığı, eylemleri cezaları kesinleşen sanıklarla birlikte gerçekleştirdiğinin saptandığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımlarının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın eylemleri ile orantılı şekilde ceza tayin edildiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 10.01.2024 tarihli ve 2023/3934 Esas, 2024/96 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, olası kastla nitelikli öldürme ve olası kastla öldürme suçları yönünden oy çokluğuyla, göçmen kaçakçılığı suçu yönünden oybirliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA,

Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi gereği Bodrum Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2026 gününde karar verildi.

K A R Ş I O Y Yasal olmayan yollardan Ülkemize gelen ve yasa dışı yollarla Türkiye'den çıkış yaparak Yunanistan'a gitmek isteyen yabancı uyruklu toplam 43 göçmenin, açık denize açılmaya elverişli olmayan İlsu-1 isimli tekneye bindirilmelerinden kısa bir süre sonra, gerek süren kişinin tekne kullanmasını bilmemesi, gerek olumsuz hava şartları, gerek ise teknenin yetersizliği sebebiyle batması sonucu 3 ü çocuk toplam 12 kişinin vefat ettiği olayda sanık ...’ın bilinçli taksirle öldürmeden sorumlu olduğu kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır.

TCK m. 21/1’e göre, failin suçun maddi unsurlarını tamamen kesin olarak öngörmesi ve bunlar hakkında bilgiye sahip olarak hareket etmesi halinde doğrudan kast söz konusu olacaktır. Burada fail düşündüğü, kesin olarak öngördüğü ve bildiği bir hareketi veya neticeyi gerçekleştirmek için iradesini kullanmaktadır. Buna göre, fail suçun maddi unsurlarının tamamını düşünmüş, öngörmüşse ve ayrıca bu unsular hakkındaki bilgisi tam ve kesinse doğrudan kastla hareket etmektedir. Doğrudan kastla hareket eden fail, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların mevcut olduğunu veya fiilin icrası sırasında gerçekleşeceğini ve neticeli suçlarda ... meydana geleceğini muhakkak surette (zorunlu olarak) öngörmekte ve istemektedir.

Olası kast ise TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında, “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, failin suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceğini ciddi biçimde öngörmesine rağmen, fiili işlemek suretiyle tipikliğin gerçekleşmesini kabullenmesi, fiili işlemekten kaçınmaması ve olursa olsun demesi durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Bu itibarla, suç teşkil eden bir ... gerçekleştirilmesi amacıyla hareket eden failin, bu fiilin aynı zamanda muhtemelen başka neticelere neden olabileceğini öngörmesine rağmen, bu yan neticeleri kabullenerek fiili işlemesi durumunda, bu yan neticeler bakımından olası kastla hareket etmiş olacaktır. Buna göre somut bir olayda failin olası kasttan sorumlu tutulabilmesi için, failin neticeyi kabullendiğinin, “ne olursa olsun” veya “olursa olsun” düşüncesiyle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle neticeyi göz aldığının tespit edilmesi gerekmektedir. Fail, gerçekleşmesini göze aldığı, ancak gerçekleşmeyen neticelerden sorumlu tutulmayacağından, olası kastta failin sorumluluğu meydana gelen neticelere göre belirlenecektir.

TCK’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, ... meydana gelmesi olarak tanımlanmıştır. Bilinçli taksiri, bilinçsiz taksirden ayıran en önemli özellik, her iki durumda da istenmeyen ... fail tarafından öngörülüp öngörülemediğidir. Fail suç tipinin gerçekleşeceğini mümkün görmüş, ancak şans, bilgi, kullanılan vasıtanın kalitesi, deneyim veya yetenek gibi özel nedenlerle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bunun gerçekleşmeyeceğine güvenmiştir. Buna göre, eğer somut olayda fail neticeyi öngörmüş ise bilinçli taksir, öngörmemiş ise bilinçsiz taksir söz konusu olacaktır. Bilinçli taksir durumunda fail istemediği ... (ve suçun diğer maddi unsurlarının) gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, bu ... gerçekleşmeyeceği hususunda kendine güven duymaktadır. Kişide oluşan bu güven, kişisel kabiliyetlerinden, olayın özelliklerinden veya tecrübelerinden kaynaklanabilir. Fail özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda meydana gelebilecek zarar veya tehlikeyi öngörmesine rağmen, ... gerçekleşmeyeceğine güven duyarak, olayı seyrine bırakarak özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı işlemekten vazgeçmemektedir. ... gerçekleşmesi muhtemel öngörülmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba gösterilmemekte, diğer bir ifadeyle fail fiili işlemekten geri kalmamaktadır. Nitekim madde gerekçesinde de bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş ve fakat istenmemiş olması olarak açıklanmıştır.

Bu noktada birbirine çok yakın cezai sorumluluğu belirleyen olası kast ve bilinçli taksirin nasıl ayırt edileceği üzerinde durulmalıdır. Kanuni tanımlarına bakıldığında her iki durumda da failin tipikliğin gerçekleşeceğini ciddi olarak mümkün gördüğü anlaşılmaktadır. Olası kast ile bilinçli taksirin ortak noktası olan öngörme iki kavramın birbirinden ayrılmasını zorlaştırmasına rağmen, tipikliğin veya ... kabullenilip kabullenilmemesi, iki kavramı birbirinden ayırmaktadır. Bu nedenle failin tipikliğin veya ... gerçekleşmesini öngörüp öngörememesi dikkate alınarak bu ayrımın yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla bu ayrım ancak tipikliğin veya ... kabullenilip kabullenilmediği, diğer bir ifadeyle isteme unsuru üzerinden yapılabilecektir.

Olası kast halinde fail tipikliğin veya ... gerçekleşmesini kabullenirken veya göze alırken, bilinçli taksir halinde fail tipikliğin veya ... gerçekleşmesini kabullenmez, aksine onun gerçekleşmeyeceğine, her şeyin yolunda gideceğine güvenerek hareket eder. Buna göre, bilinçli taksirde, fail öngördüğü ... gerçekleşmemesini istemekte ve çeşitli nedenlerle ... gerçekleşmeyeceğini düşünmektedir. Bu itibarla fail olası kast durumunda muhtemel gördüğü neticeyi göze alarak kabullenirken (olursa olsun derken), bilinçli taksir durumunda neticeyi öngörmesine ve ... gerçekleşmeyeceği konusunda kendisine güvenmesine (inşallah olmaz veya yok canım bir şey olmaz derken) rağmen, korkulan olmakta ve netice gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, “fail her durumda neticeyi gerçekleştirirdi” diyebiliyorsak olası kast, “fail ... gerçekleşeceğini bilseydi fiili işlemezdi” diyebiliyorsak bilinçli taksir söz konusu olacaktır.

Ayrıca, kast ve taksir ayrımı bakımından dikkate alınması gereken diğer temel bir ölçüt, failin hareketinin neye yönelik olduğudur. Kasten işlenen suçlarda failin iradesi kanuni tarifteki neticeye (olası kastta bu ... yanında ortaya çıkması muhtemel olan ve kabullenilen başka neticelere) yönelik iken, taksirli suçlarda irade, hukuken önem arz etmeyen bir neticeye yöneliktir. Diğer bir ifadeyle taksirli suçlarda yönlendirici irade ceza hukuku bakımından önem taşıyan bir neticeye yönelik değildir. Nitekim TCK m. 22/2’de taksir, “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık” şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre kasti suçlarda fail, haksızlığı bilerek ve isteyerek gerçekleştirirken, taksirli suçlarda haksızlık failin hukuk düzeninin gereklerine aldırmaması, haksızlığın gerçekleşeceğini düşünmemesi veya haksızlığı engelleyecek davranış içinde olmaması nedeniyle meydana gelmektedir. Dolayısıyla taksirle işlenen fiillerin haksızlık unsuru, objektif özen yükümlülüğünün (dikkat ve özen yükümlülüğünün) ihlali oluşturmaktadır. Taksirli suçlarda hareketin yöneldiği netice, tipikliğin dışında bulunmaktadır. Taksirin cezalandırılmasının nedeni, belirli bir amaca yönelik olarak hareketi yönlendirememekten kaynaklanmaktadır. Hukuken kişiye yüklenen özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı için, hukukun önem verdiği başka bir netice gerçekleşmektedir.

Bu bağlamda, olası kastın, taksirin değil kastın bir türü olması ve olası kastta isteme unsurunun doğrudan kast kadar yoğun olmasa da “neticeyi kabullenme” şeklinde bulunmasının zorunluluğu karşısında, göçmen kaçakçılığı suçunu para kazanma amacıyla işleyen ve ölüm neticesini kabullendiğine dair dosyada bir delil bulunmayan, aksine neticeyi bilmesi halinde fiili işlemekten vazgeçeceği kanımızca kesin olan sanığın, somut olayda öngördüğü ancak gerçekleşmeyeceğini düşündüğü ve öldürmeye yönelik bir irade sebebiyle değil, dikkat ve özen yükümlülüğünün ihlali sonucu ortaya çıkan ölüm neticesi nedeniyle bilinçli taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle, sadece olaydaki kusurunun ağırlığı ve ... öngörülebilirliği esas alınmak suretiyle söz konusu ... gerçekleşeceğini bilseydi dahi fiiline devam edeceği kabul edilerek, olası kastla öldürmeden sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Atıf: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, E. 2024/2501, K. 2026/4100, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-1-ceza-dairesi-2024-2501-e-2026-4100-k-80e2f59a3d91