Yargıtay · 1. Ceza Dairesi
Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2024/1069 E. 2026/4622 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 1. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2024/1069
- Karar No
- 2026/4622
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/960 değişik iş HÜKÜMLÜLER : 1.... 2.... 3.... İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Yağma suçundan sanıklar ..., ... ve ...'nun 8 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair Adana (Kapatılan) 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.03.2013 tarihli ve 2009/55 Esas, 2013/66 Karar sayılı kararının, Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/4175 Esas, 2015/6403 Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, sanıklar müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine ilişkin Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ve 2016/151 Esas, 2016/193 Karar sayılı ek kararına yönelik itirazın reddine dair mercii Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 23.12.2016 tarihli ve 2016/960 değişik iş sayılı kararı ile ilgili olarak;
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.04.2022 tarihli ve 94660652-105-21-1198-2020-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 26.05.2022 tarihli ve 2022/61349 sayılı Tebliğnamesi, Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 09.01.2024 tarihli ve 2022/4251 Esas, 2024/152 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü;
I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin; "Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 01.12.2016 tarihli ek kararı ile şartları oluşmadığından bahisle yargılamanın yenilenmesi talebinin reddine karar verilmiş ise de; Dosya kapsamına göre; 1-Katılan ...'nin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben sunmuş olduğu 12.02.2016 tarihli dilekçesinde hükümlülerden ...'un cezaevinden kendisine mektup yazarak olaylara karışan kişinin o olup olmadığından emin olup olmadığını sorması üzerine, sosyal medya üzerinden yaptığı inceleme sonucunda kendisine karşı suç işleyen kişinin ... olmadığını, mahkemeye ifade verdiği sırada cezaevinde yatmakta olan ...'un kendisini döven kişi olduğunu beyan ettiğini, aslında kendisini döven kişinin ... isimli kişi olduğunu anladığını, zaten ne karakolda ne de mahkemede kendisine teşhis işlemi yaptırılmadığını beyan ettiği, İşbu yeni beyan kapsamında mevcut deliller değerlendirildiğinde; Yargılama aşamasında mağdurun 22.05.2009 tarihli ifadesinde sanıkları anlatırken, "şuan hapiste olan ..." şeklinde beyanda bulunduğu, hükümlüler müdafiinin yargılamanın yenilenmesi dilekçesi ekinde sunmuş olduğu ... Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 01.03.2010 tarihli ve 2010/1472 sayılı yazısından ...'un tutuklu olarak 14.06.2007 tarihinde Kuruma girdiği ve 26.12.2007 tarihinde tahliye edildiği, yani ifade tarihi olan 22.05.2009 tarihinde mahkumiyetine karar verilen ...'un gerçekten cezaevinde bulunmadığı, Soruşturma aşamasında ... 31.10.2008 tarihinde teşhis işlemi için ... ve ...'un da bulunduğu 28 kişinin yakalandığı ve mağdura fotoğraflarının gösterildiği, bu kişiler arasında ... ve ...'nun bulunmadığı gibi, mağdurun kendisine gösterilen fotoğraflardan ... ve ... da dahil yalnızca yedi kişiyi teşhis edebildiği, daha açık ifade ile hüküm tarihinden sonra ortaya çıkan katılan ...'nin 12.02.2016 tarihli dilekçesi kapsamında teşhis tutanağı değerlendirildiğinde, mahkumiyetine karar verilen ... ve ...'nun değil, ... ve ... ile ...'nun fotoğraflarının mağdura gösterildiği, mağdurun ... ve ...'ı teşhis ettiği, ...'nu ise hiç teşhis edemediği, İddianame ve kararda her ne kadar suç tarihinin 2006-2008 olarak belirtildiği görülmekte ise de, mağdur ...'ye yönelik eylemi gerçekleştirenlerin mağdura tam olarak teşhis ettirilmediği gibi, eylemlerin tarihlerinin de tam olarak tespit edilmediği, buna karşın yargılamanın yenilenmesi talep dilekçesi ekinde sunulan hükümlü ... ...'ya ait terhis belgesinden 25.05.2007-30.08.2008 tarihleri arasında askerde olduğunun sabit olduğu, 2-Yargılama sırasında sanıkların ... ile aralarındaki meselenin maddiyattan değil, kadın meselesinden kaynaklandığını savundukları, ancak husumete neden olarak gösterilen ... ... (olay tarihindeki soyadı ...)'ın tanık olarak verdiği ifadede mağduru ve sanıkları tanımadığını, taraflarla bir ilgisinin olmadığını, zaten bahse konu tarihlerde yurt dışında olduğunu beyan etmesi üzerine, sanıkların savunmalarına itibar edilmediği ve verilen mahkumiyet hükümlerinin temyiz incelemesi sonucunda onanarak kesinleştiği anlaşılmakta ise de, İncelemeye konu dosya sanıklarından ... da dahil bir kısım sanıkların ... ... ...'dan şikayetçi olması nedeniyle açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonucunda, ...
...'ın, sanıkların mahkumiyetine karar verilen (incelemeye konu) dosyada, sanıklardan ... ve ... ... ile telefon görüşmeleri olduğu, olay tarihinde yurt dışında olmadığı gibi ...'de yaşanan arbede sırasında mağdurun yanında olduğunun anlaşıldığından bahisle yalan tanıklık yapmaktan Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2018 tarihli ve 2016/471 Esas, 2018/181 Karar sayılı kararıyla mahkumiyetine karar verildiği, İncelemeye konu dosyada tanık olarak dinlenen ve mahkumiyet kararına esas alınan ... ve ... ...'nün, Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/471 Esas sayılı dosyasında da dinlendiği, ... ...'nün açıkça ... isimli kişiden bahisle kafeteryada yaşanan arbede sırasında anılan kadının mağdurun yanında olduğunu, taraflar arasındaki meselenin kız meselesinden kaynaklandığını duyduğunu, yağma hususunda herhangi bir şey bilmediğini ifade ettiği, ...'ın ise kafedeki arbedenin nasıl ve neden yaşandığını bilmediğini, yanında 6-7 yıl çalıştığı aynı zamanda dayısı olan ...'den ... ve esmer birinin musluk bataryası aldığını, parasını vermediklerini, ancak taraflar arasında zor kullanma, tehdit veya hakaret olayını hatırlamadığını, taraflar arasındaki pazarlığı da duymadığını ifade ettiği, ayrıca hüküm tarihinden sonra yine işbu dosya kapsamında tanık olarak dinlenen ... isimli kişinin ... isimli kişiyi ...'nin dükkanında gördüğünü, kendisini kız meselesi yüzünden dövdüklerini bizzat ...'den duyduğunu beyan ettiği nazara alındığında, Hüküm tarihinden sonra ortaya çıkan ...'nin Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben sunmuş olduğu 12.02.2016 tarihli dilekçesi, ... ...'ın yalan tanıklık yapma suçundan mahkumiyetine ilişkin verilen Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2018 tarihli ve 2016/471 Esas, 2018/181 Karar sayılı kararı ve anılan dosya kapsamında yeniden dinlenen ... ... ve ... ile yeni tanık olarak değerlendirilebilecek olan ... isimli kişinin beyanlarının yeni delil niteliğinde olduğu, hüküm tarihinde mahkemesince bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan işbu deliller nedeniyle, eylemlerin gerçekleştiği tarihlerin tam olarak tespiti ile sanıkların o tarihlerde olay yerinde olup olmadığının belirlenmesi, taraflar arasındaki husumetin kadın meselesinden kaynaklandığının, tanıkların yağmaya ilişkin net bilgilerinin olmadığını başka bir yargılama kapsamında beyan ettiklerinin anlaşılması karşısında, yağma suçunun oluşup oluşmadığının yeni deliller kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar.
2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun "Hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi nedenleri" başlıklı 311. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile (e) bendi; "(1) Kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış bir dava, aşağıda yazılı hâllerde hükümlü lehine olarak yargılamanın yenilenmesi yoluyla tekrar görülür; ....... b) Yemin verilerek dinlenmiş olan bir tanık veya bilirkişinin hükmü etkileyecek biçimde hükümlü aleyhine kasıt veya ihmal ile gerçek dışı tanıklıkta bulunduğu veya oy verdiği anlaşılırsa.
.... e) Yeni olaylar veya yeni deliller ortaya konulup da bunlar yalnız başına veya önceden sunulan delillerle birlikte göz önüne alındıklarında sanığın beraatini veya daha hafif bir cezayı içeren kanun hükmünün uygulanması ile mahkûm edilmesini gerektirecek nitelikte olursa. Şeklinde düzenlenmiştir.
3. Hükümlüler hakkında nitelikli yağma suçundan açılan davanın yapılan yargılaması sonunda eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 149/1-(c), (f), (g), 62. maddeleri uyarınca 8 yıl 4'er ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verildiği, mahkumiyet kararına karşı yapılan temyiz istemlerinin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 24.12.2015 tarihli ve 2015/4175 Esas, 2015/6403 Karar sayılı kararı ile reddine karar verilerek, hükümlüler hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.
4. Kesin hükümden sonra katılanların ve tanıkların ifadesini değiştirmesinin, daha önce alınan ifadelerinin gerçeği yansıtmadığı şeklinde kabul edilmesinin ve mahkemenin takdirine ilişen hususların yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak gösterilmesinin yerinde olmadığı değerlendirilmektedir.
5. Ancak somut olayda, nitelikli yağma suçunun mağduru olan ...'nin 12.02.2016 tarihli dilekçesinde kendisine karşı işlenen suç nedeniyle şikayetçi olduğu kişinin ... değil ... olduğunu beyan etmesi, dosya içerisinde bulunan ve kendisine 31.10.2008 tarihinde karakolda görevli polis memurları tarafından fotoğraflar üzerinden yaptırılan teşhis işleminde, ... ve ... isimli kişileri teşhis etmesi, ... ve ... yönünden yaptırılan bir teşhis işlemi olmaması, 22.05.2009 tarihinde alınan ifadesinde, "şu an hapiste olan ..." şeklinde kendisine karşı suç işleyen sanık hakkında anlatımda bulunması karşısında, isimlerin benzer olması nedeniyle bir isim karışıklığımı olduğu, gerçek failin ...'mu yoksa ... mu olduğu konusunda ortaya çıkan tereddütün giderilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle, 22.05.2009 tarihinde ... ve ...'un cezaevinde tutuklu yada hükümlü olarak bulunup bulunmadığı konusunda araştırma yapılması ve sonucuna göre dosya içerisinde bulunan diğer delillerde değerlendirilmek suretiyle, sanıkların hukuki durumunun belirlenmesi gerektiğinden yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğuna karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmesi nedeniyle, bu karara karşı yapılan itirazının kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun'a aykırı olup, kanun yararına bozma isteminin kabulüne karar verilmiştir.
6.Yargılama sırasında yemin verilerek tanık sıfatıyla dinlenmiş olan ... ... (...) hakkında yalan tanıklık suçundan dava açıldığı ve yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair verilen karar tarihinden sonra, Tarsus 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2018 tarihli ve 2016/471 Esas, 2018/181 Karar sayılı kararı ile yalan tanıklık suçundan mahkumiyetine karar verildiği, tanık ...'nin olayın tek tanığı olmadığı ancak kesinleşen karardaki gerekçe incelendiğinde diğer tanık beyanları ile birlikte beyanının değerlendirilerek hükme esas alındığı anlaşılmakla, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine karar verildiği 01.12.2016 tarihinde ve bu karara karşı yapılan itirazın reddine karar verildiği 23.12.2016 tarihinde tanık hakkında yalan tanıklık suçundan verilmiş bir mahkumiyet hükmü bulunmadığından, yargılamanın yenilenmesi istemi konusunda değerlendirme yapıldığı sırada mahkemesince değerlendirmeye esas alınmadığı gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulmasına karar verilmesinin mümkün olmadığı ancak karar tarihinden sonra tanık hakkında verilen mahkumiyet kararı gerekçe gösterilmek suretiyle sanıklar hakkında yargılamanın yenilenmesi isteminde bulunulabileceği dikkate alındığında, bu sebeple de 5271 sayılı Kanun'un 311. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki açık düzenleme nedeniyle yargılamanın yenilenmesi isteminin kabule değer olduğuna karar verilmesi, yalan tanıklık suçundan açılan dava dosyasının getirtilerek incelenmesi, delillerin toplanması ve sonucuna göre tanık ...'in beyanının daha önce verilen hükme hiçbir etkisi olmadığı kanaatine varılırsa, 5271 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca yargılamanın yenilenmesi isteminin esassız olması nedeniyle reddine aksi halde yargılamanın yenilenmesine ve duruşmanın açılmasına karar verilmesi gerektiğinin de gözönünde bulundurulması gerektiği değerlendirilmiştir.
III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Tarsus 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 23.12.2016 tarihli ve 2016/960 değişik iş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2026 tarihinde karar verildi.