İlk Derece Mahkemesi · İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/348 E. 2024/535 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/348
Karar No
2024/535
Karar Tarihi

T.C. İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/348 KARAR NO : 2024/535 DAVA : Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) DAVA TARİHİ : 26/04/2024 KARAR TARİHİ : 24/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Serbest Mali Müşavirlik mesleği ile uğraştığını, cezalı fatura düzenlenmeden önce davalı kurum çalışanlarınca müvekkilinin bürosuna kaçak elektrik kullandığı iddiası ile itiraz konusu 345.090,43-TL elektrik bedeli tahakkuk ettirildiğini, elektrik enerjisinin kesilmemesi için işbu tahakkuk bedelininin ihtirazi kayıt koymak sureti ile ödendiğini, müvekkilinin iş yerine gelen görevlilerin müvekkiline herhangi bir bilgi, belge vermeden iş yerinde bulunan elektrikli cihazlarının güç çekimlerine bakmaya giriştiklerini, işlemler bittikten sonra yapılan işlemlerin sebebini söylemeden müvekkilin iş yerini terk ettiklerini, davalı kurumca müvekkiline hiçbir tutanak ibraz edilmediğini, 02.11.2023 tarihinde davacı müvekkilinin telefonuna Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin 42.maddesi uyarınca 345.090,43-TL tutarında kaçak faturası tahakkuk edildiğinin bildirildiğini, müvekkiline geçen Eylül ayında iki fatura tahakkuk ettirildiğini, ilk fatura 2023-09-20 dönemli iken ikinci fatura 2023-09-26 dönemli olduğunu, tahmini olarak 20 Eylül 2023 tarihinde müvekkilinin saatinin davalı kurumca değiştirildiğini ve daha sonra 26 Eylül 2023 tarihine kadar yeni elektrik saati üzerinden müvekkilinin elektrik kullanımının test edildiğini, fakat kurumun yaptığı bu testin 345.090,43 TL faturaya hiçbir dayanak teşkil etmediğini, müvekkiline ait Mali Müşavirlik ofisinin yıllık gelirinin hepsi ticari olarak kar olsa bile 345.090,43-TL elektrik tüketiminin olduğunu düşünmek ya da hesaplamak ticari hayatın olağan akışına aykırıolduğunu beyan etmekle,... tesisat numaralı müvekkiline aleyhine tahakkuk ettirilen ca ödenmiş olan 345.090,43-TL kaçak kullanım bedelinin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla ve bilirkişi raporundan arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL'sinin yasal faizi ile birlikte davacıya iadesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın kaçak elektrik kullandığının tutanak ve fotoğraflarla sabit olduğunu, kaçak elektrik tahakkuku ve hesaplamalarının EPTHY çerçevesinde yapıldığını, söz konusu kullanımın yerinde sayaç değişiminden sonra 26.09.2023 ile 16.04.2024 tarihleri arasında tüketim ortalaması 22,22 kWh iken bir önceki yıl aynı kullanım dönemi olan 16.09.2022 ile 15.04.2023 tarihleri arasında tüketim ortalamasının 7,54 kWh olduğunun görüldüğünü, bu nedenle kaçak hesaplamasının 360 gün için, kaçak kullanıma konu cihazların gücü üzerinden ve kullanım yerinin mali müşavirlik bürosu olması ve vardiya tablosuna dayandırılarak 14 çalışma saati dikkate alınarak yapıldığını, belirtilen kaçak elektrik kullanımına ilişkin somut vakıalar ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği gereği davacının iddiaları haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu beyan etmekle, haksız açılan davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER : 1-İzmir Arabuluculuk Bürosunun... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, 2-... Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi nezdindeki davacıya ait iş yerine ait 0022624182 tesisat numaralı abonelik sözleşmesi, faturalar, tüketim kayıtları ve sair tüm abonelik kayıtları, 3-... nezdindeki davacıya ait iş yerinin ... tesisat numaralı aboneliğe ilişkin kaçak/usulsüz kullanım tespit tutanağı, kaçak elektrik cezası faturası, tutanak ve faturanın davalıya tebliğine ilişkin evraklar, davalının itiraz dilekçesi ve itiraza cevap dilekçesi, davalı tarafından yapılan ödemeleri içerir evrak ve belgeler, 4-Davacıya ait vergi sicil kayıtları, 5-Davacıya ait esnaf sicil kayıtları, 6-Davacıya ait ticaret sicil kayıtları, 7-Sair deliller. DAVA KONUSU : Açılan dava, davacıya ait "... Mahallesi, İstiklal Caddesi, No:... Aliağa/İzmir" adresinde bulunan iş yeri açısından... tesisat numaralı aboneliği çerçevesinde davalı şirket tarafından düzenlenen 26/09/2023 tarihli ve ... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağında belirtildiği üzere söz konusu adreste kaçak elektrik kullanıldığının tespiti akabinde Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin kaçak elektrik kullanımına esas hükümleri gereğince davacı şirket adına düzenlenen fatura ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik kullanım bedelinden dolayı, davacının kaçak elektrik kullanımı olmadığından bahisle davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödendiği iddia edilen bedelin davalı şirketten istirdadı ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkindir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukuki ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit ve istirdat davalarına ilişkin hususlar 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72. maddesinde; ''Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmiden aşağı tayin edilemez. (Değişik fıkra: 09/11/1988 - 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./15.md.) yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Menfi tesbit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi, davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazım gelmediğini ispata mecburdur.'' şeklinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukuki ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitine yöneliktir. Başka bir deyişle hukuki yararın bulunması koşuluyla sonuçta alacak-borç ilişkisi doğuracak bir durumun olmadığının tespiti amaçlanır. Dayanılan hukuki ilişkinin gerçekten mevcut olmadığı icra takibine maruz kalmadan önce ileri sürülebileceği gibi, icra takibinden sonra da ileri sürülebilir. Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması şarttır. Buna rağmen, borçlunun, alacaklının harekete geçmesini beklemeden borçlu olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir. Bu tür bir yararının bulunması hâlinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Bunun dışında, icra takibi taraflar arasındaki maddi ilişkiyi tespit edecek nitelikte olmadığından, alacaklının takibe girişmesinden sonra, hatta takip kesinleştikten sonra da borçlunun, borçlu olmadığının tespitini mahkemeden istemesi mümkündür. Borçlu, belirtilen şekilde takipten önce veya sonra alacaklıya karşı bir menfi tespit davası açar; bu davayı kazanırsa, hakkındaki icra takibi iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Ancak, borçlu borcunu icra dairesine ödedikten sonra, artık menfi tespit davası açamaz. Bu hâlde, borçlunun sırf borçlu olmadığının tespitinde, hukuki bir yararı yoktur. Bundan sonra, ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu da istirdat davasıdır (Pekcanıtez, H./ Atalay, O./ Sungurtekin Özkan, M./ Özekes, M.: İcra ve İflas Hukuku, s.156- 164). Menfi tespit davası, normal bir hukuk davası gibi açılır. Borçlu, itirazın kaldırılması sırasında icra mahkemesinde (m. 68-68a) ileri sürüp ispat edemediği itiraz ve def’ilerini menfi tespit davasında yeniden ileri sürebilir; çünkü itirazın kaldırılması kararı, menfi tespit davasında kesin hüküm teşkil etmez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 17.03.2010 tarihli ve 2010/19-123 E. 2010/154 K; 07.12.2011 tarihli ve 2011/13-576 E., 2011/747 K. sayılı kararlarında da vurgulanmıştır. İzmir Arabuluculuk Bürosunun ...Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağının incelenmesinde, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ihtirazı kayıtla ödendiği belirtilen kaçak elektrik kullanım bedelinin iadesi talebine ilişkin olduğu tespit edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanun'un 5. maddesinde de ticari davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları yer almaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3. maddesi hükmüne göre bu Kanun'da düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir. Bir işin ticari veya adi olması, farklı kuralların uygulanmasını gerektirir. Bir işin ticari olup olmadığını kanunda öngörülen kurallar uyarınca saptamak gerekir. Eğer iş ticari ise özel ticari kuralların uygulanması zorunlu olur. Ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işler, yani, haklı veya haksız fiil yahut işletmeyi ilgilendiren her iş ayrık durumlar dışında, ticari iş sayılır. Bu işler, eğer bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari iş sayılmazlar. (ERİŞ Gönen, Gerekçeli- Açıklamalı-İçtihatlı 6335 Sayılı Kanunla Güncellenmiş Yeni TTK Hükümlerine Göre Ticari İşletme ve Şirketler Ticaret Sicili Yönetmeliği ve İlgili Tebliğler, Seçkin Yayınevi, 1. Baskı, Mart 2013, 1. Cilt, Sh, 323). Ticari davalar ise aynı 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanunu'nun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda yeterli görülmüştür. 6335 sayılı Türk Ticaret Kanunu İle Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü Ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1. maddesinde, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın, asliye ticaret mahkemesinin tüm ticarî davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesinde; ''Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir. Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir.'' hükmü düzenlenmiştir. Davaya konu uyuşmazlığın, davacıya ait "... Mahallesi, İstiklal Caddesi, No: ..., Aliağa/İzmir" adresinde bulunan iş yeri açısından... tesisat numaralı aboneliği çerçevesinde davalı şirket tarafından düzenlenen 26/09/2023 tarihli ve ... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağında belirtildiği üzere söz konusu adreste kaçak elektrik kullanıldığının tespiti akabinde Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin kaçak elektrik kullanımına esas hükümleri gereğince davacı şirket adına düzenlenen fatura ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik kullanım bedelinden dolayı, davacının kaçak elektrik kullanımı olmadığından bahisle davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödendiği iddia edilen bedelin davalı şirketten istirdadı ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davalının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davalının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmadığı, esnaf siciline de kayıtlı olmadığı, vergi sicilinde ise Serbest Meslek Kazancı hükümlerine göre vergilendirildiğinin mahkememize bildirildiği gözetildiğinde, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının anlaşıldığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, çünkü tacir sıfatı bulunmayan davacının ticari işletmesinin de bulunmadığı, dosya muhteviyatı dikkate alındığında davacının tacir olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kanaatine varılmıştır. Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan haller, dava (yargılama) şartlarıdır. Davanın esası hakkında inceleme yapılabilmesi için varlığı gerekli hallere, olumlu dava şartları (görev, hukuki yarar gibi); yokluğu gerekli hallere ise olumsuz dava şartları denilmektedir (kesin hüküm gibi). Dava şartları, dava açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esası hakkında inceleme yapabilmesi (davanın esasına girebilmesi) için gerekli olan da denir. Dava şartlarından biri olmadan açılan dava da açılmış (var) sayılır, yani derdesttir. Ancak mahkeme, dava şartlarından birinin bulunmadığını tespit edince, davanın esası hakkında inceleme yapamaz; davayı dava şartı yokluğundan (usulden) reddetmekle yükümlüdür. Dava şartlarının bulunup bulunmadığı davada hakim tarafından kendiliğinden (re’sen) gözetilir; taraflar bir dava şartının noksan olduğu davanın görülmesine (esastan karara bağlanmasına) muvafakat etseler bile, hakim davayı usulden reddetmekle yükümlüdür. Esasa ilişkin nihai karar ile taraflar arasındaki uyuşmazlık (esastan) sona erer ve hüküm kesinleşince (kesin hüküm ortaya çıkınca), artık o uyuşmazlık (dava konusu) hakkında, aynı taraflar arasında, aynı dava sebebine dayanarak yeni bir dava açılamaz; açılırsa, kesin hükümden dolayı reddedilir (HMK m.303) (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, İstanbul 2001, Cilt:3, s.3005). 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesinde mahkemenin görevli olması da dava şartları arasında sayılmıştır. Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesinde ise; ''Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.'' hükmü yer almaktadır. Tüm dosya kapsamı, İzmir Arabuluculuk Bürosunun ... Arabuluculuk numaralı Arabuluculuk Son Anlaşamama Tutanağı, tarafların iddia ve beyanları, davacı ...'e ait vergi sicil kayıtları, esnaf sicil kayıtları, ticaret sicil kayıtları,...Elektrik Perakende Satış Anonim Şirketi nezdindeki davacıya ait iş yerine ait... tesisat numaralı abonelik sözleşmesi, faturalar, tüketim kayıtları ve sair tüm abonelik kayıtları, ... nezdindeki davacıya ait iş yerinin ...tesisat numaralı aboneliğe ilişkin kaçak/usulsüz kullanım tespit tutanağı, kaçak elektrik cezası faturası, tutanak ve faturanın davalıya tebliğine ilişkin evraklar, davalının itiraz dilekçesi ve itiraza cevap dilekçesi, davalı tarafından yapılan ödemeleri içerir evrak ve belgeler ile sair deliller birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacıya ait "... Mahallesi,... Caddesi, No:... , Aliağa/İzmir" adresinde bulunan iş yeri açısından... tesisat numaralı aboneliği çerçevesinde davalı şirket tarafından düzenlenen 26/09/2023 tarihli ve... seri numaralı Kaçak Elektrik Tespit Tutanağında belirtildiği üzere söz konusu adreste kaçak elektrik kullanıldığının tespiti akabinde Enerji Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliğinin kaçak elektrik kullanımına esas hükümleri gereğince davacı şirket adına düzenlenen fatura ile tahakkuk ettirilen kaçak elektrik kullanım bedelinden dolayı, davacının kaçak elektrik kullanımı olmadığından bahisle davalı şirkete borçlu olmadığının tespiti ile icra tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödendiği iddia edilen bedelin davalı şirketten istirdadı ile davacıya verilmesi taleplerine ilişkin olduğu, davanın mutlak ticari dava vasfı taşımadığı, davanın nispi ticari dava vasfının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi noktasında ise davalının ticaret şirketi olduğu ve tacir sıfatının bulunduğu, ancak davacının gerçek kişi olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin davalının işletmesi ile ilgili olup olmadığı, davalının işletmesinin ticari işletme vasfında olup olmadığı ve bu itibarla davacının tacir sayılıp sayılmayacağının tespiti için 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için İzmir Vergi Dairesine, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğüne ve İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odasına yazılan müzekkere cevaplarında yer alan veriler çerçevesinde davacının ticaret sicilinde tacir kaydının bulunmadığı, esnaf siciline de kayıtlı olmadığı, vergi sicilinde ise Serbest Meslek Kazancı hükümlerine göre vergilendirildiğinin mahkememize bildirildiği gözetildiğinde, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 11. maddesi ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177. maddesi kapsamında esnaf işletmesi için ön görülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamadığının anlaşıldığı, davacının tacir sıfatının bulunmadığı ve uyuşmazlığın davacının ticari işletmesi ile ilgili olmadığı, çünkü tacir sıfatı bulunmayan davacının ticari işletmesinin de bulunmadığı, dosya muhteviyatı dikkate alındığında davacının tacir olduğunun kabulünün mümkün bulunmadığı anlaşılmakla, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, dava şartlarının bulunup bulunmadığının yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetileceği, dava şartı noksanlığını belirleyen hakimin davayı usulden reddetmekle yükümlü olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Açılan davanın USULDEN REDDİ İLE, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında İzmir Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi atfıyla aynı Kanun'un 115/2. maddesi gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi gereğince, tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep edebileceklerinin, aksi takdirde davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına, 3-Tarafların görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri durumunda dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece dikkate alınmasına, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere bulunulan yer ya da başka bir yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilecek bir dilekçe ile başvurmak ve istinaf harç ve masraflarını karşılamak koşulu ile İzmir Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/09/2024 Katip ... e-imza Hakim ... e-imza

Atıf: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/348, K. 2024/535, T. 24.09.2024, www.arakarar.com/karar/izmir-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-348-e-2024-535-k-c58b4b6aaa7c