İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/774 E. 2024/633 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/774
Karar No
2024/633
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2023/774 Esas KARAR NO: 2024/633 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ: 15/09/2014 KARAR TARİHİ: 04/09/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : İDDİA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili--------- ile davalı --------- dava dışı --------- Şirketi'nin eşit hisselerle ortağı olduklarını, şirketin plastik dubalar üretip daha sonra bu dubaları birleştirerek iskele ve sal gibi yüzer sistemler yaptığını, bu iskele ve salların geniş bir müşteri çevresine satıldığını, şirketin uzun yıllar müvekkilinin eşi -------- ve davalı -------- tarafından yönetildiğini, her iki sorumlu müdüre münferit imza verildiğini, ancak daha sonra davalının tutum ve davranışlarında gözlemlenen değişiklikler nedeniyle imza sirkülerinin değiştirilmesine ve her iki müdürün şirketi müşterek imzaları ile temsil ve ilzam etmesine karar verildiğini, bu karar doğrultusunda 10-05-2013 tarihinde ---------- Noterliği'nden ------- yevmiye numaralı imza sirküleri düzenlendiğini, sağlık sorunları nedeniyle bir süre yurt dışına çıkan müvekkili ve eşinin uzun süre ikinci imzanın talep edilmemesinden kuşkulandıklarını, yaptıkları kısa bir araştırma sonucunda dava dışı şirketin davalı --------- kardeşi --------- ile birlikte ortak oldukları diğer davalı --------- Şirketi üzerinden yönetildiğinin tespit edildiğini, davalı şirketin esas sözleşmesinde yapılan değişiklikle ünvanına "----------" ibaresinin eklendiğini, yazışmaların İncelenmesi neticesinde müvekkili şirket tarafından teklif verilen bazı işlerin davalı şirket üzerinden faturalandığının ve parasının da bu şirket tarafından tahsil edildiğinin görüldüğünü, yine dava dışı şirketin bordrolu çalışanlarından ---------- davalı şirket adına -------- modülleri satmak amacıyla üçüncü kişilerle görüşerek sözleşme imzaladığının ve dava dışı şirket tarafından üretilen malların üçüncü kişilere satılarak davalı şirket adına faturalandirdiğinin belirlendiğini, bazı sevk irsaliyelerden nakit karşılığı faturasız teslim edilen malların bulunduğunun tespit edildiğini, davalı ---------- diğer müdür --------- tarafından bağlanan işleri dahi davalı şirket adına faturalayıp parasını bu şirkete aldığım, tek başına imza yetkisi olmamasına rağmen ---------- şirket hesabına yüklü miktarda para çekip şirketle ilgisi olmayan üçüncü kişilere ödediğini, davalının dava dışı şirket tarafından verilen bilgisayarı içinde bulunan bilgilerle birlikte götürdüğünü, davalı şirket müşterileri ile yaptığı yazışmalarda müvekkili şirket e-mail hesabını kullanarak haksız rekabete yol açtığını, --------- TTK 54. maddesine ve TTK 55. maddesine aykırı olarak haksız eylemde bulunduğunu, haksız eylemleri ile müvekkili şirketin büyük zarara uğradığını, şirketin kapanma noktasına geldiğini, fabrikanın kapandığını, işyerine hacizlerin gelmeye başladığını, uzun süre adına leke sürdürmeyen dava dışı şirketin adının batık firmaya çıktığını, müvekkili ve eşinin bu durum sebebiyle derin bir elem duyduğünu iddia ederek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200.000,00 TL'sı tutarındaki maddi zarar ve ziyanın tazminine, Borçlar Kanununun 58. maddesindeki şartlar oluştuğundan elem halinin telafisi için 50.000,00 TL manevi tazminatın ödenmesine, haksız rekabetin tespiti ile ref'ine, yargılama giderleri vc avukatlık ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili ---------- ile davacının eşi ---------- 2004 yılında %50 şer hisse iie dava dışı --------- Şirketi'ni kurduklarını, ancak bilahare özel sebeplerle ----------- hisselerini davacı eşine devrettiğini, dava dışı şirketin sermayesinin 100.000.-TL'si olduğunu, yıllık ortalama 400.000,00-TL - 450.000,00-TL'si ciro yaptığını, şirketin her sene başında -------- Bankası ---------- Şubesinden 100.000.- T.L. sı İşletme kredisi ve çek karnesi alıp kullandığını, bu kredinin her sene sonu kapanıp her yıl başı müvekkili ve --------- kefalet imzaları ile tekrar kullanıma açıldığını, şirketin faaliyet konusu gereği her yıl deniz mevsimi başlamadan Şubat - Haziran arası üretimini yaparak siparişlerini teslim etmek zorunda olduğunu, şirketin bu şekilde 9 yıl boyunca faaliyet gösterdiğini, ---------- 2012 yılı sonunda eşi üzerine gözüken şirketteki %50 hisseyi bir --------- ortağa 450.000.-T.L. sı bedelle sattığını beyan ederek yılbaşında alınması gereken işletme kredisine kefalet imzasını atmayacağını belirttiğini, --------- ortağın kısa bir sürede geleceğini ve beklenmesi gerektiğini bildirdiğini, ancak ---------- ortağın Şubat ayına kadar gelmemesi nedeniyle şirketin siparişleri yerine getirmede ve yeni siparişler almada zor duruma girdiğini, bunun üzerine müvekkili --------- şahsi kredi karlını kullanarak ve şahsi küçük miktarlı krediler çekerek 2013 yılı Şubat ayı içinde 97.485,95 T.L. hk ve 12.255.- Euro'luk iki siparişin imalatını gerçekleştirerek teslimini sağladığını, Nisan ayına girilmiş olmasına rağmen ---------- ortağın gelmemesi üzerine ham madde alamayan şirketin siparişleri yerine getirmesinin imkansız hale geldiğini, 10-15 Nisan tarihlerinde --------- müvekkilinin de aralarında bulunduğu bir kısım şirket çalışanları ile yaptığı toplantıda; "--------- ortak gelene kadar şirketin siparişlerim yerine getirmesi ve şirketin çalışıyor gözükmesi gerektiğini, mevcut siparişler ile ilgili yaklaşık 90.000,00-TL'lik hammadde kredisini ---------- bulmasını, üretim neticesinde elde edilen kazancında --------- ortak gelene kadar --------- ait olacağını" belirttiğini ve bu konuda mutabık kalındığım, bu çerçevede şahsen kredi alması mümkün olmayan müvekkilinin kardeşi ile ortak kurdukları davalı -------- Şti. üzerinden ---------- Firmasından ham madde satın alarak şahsına ait evi de ipotek ettirip 100.000.- T.L.'lık kredi çıkardığını, --------- Şti.'nin iştigali konusunda "---------" ibaresinin eklendiğini, 10-05-2013 tarihinde --------- tarafından şirketin çift imza ile temsil edilmesi talebinde bulunulduğunu, müvekkilinin iyi niyetli olarak talebi kabul ettiğini, şirketin müşterek imzaya geçmesine rağmen --------- şirketin ----------hesabından tek imza ile 04-01-2013 tarihinden 08-11-2013 tarihine kadar toplam 21.429,00 TL'sı para çektiğini, üretim ve siparişlerin tamamlanmasından ve anlaşma sezonunun sona ermesinden sonra ----------- şirket merke/.inde bulunan ve mali müşavir muhasebeciye gitmesi gereken evrakların tamamını alarak şirket merkezi dışına çıkardığını, hemen akabinde şirket hisselerini sattığı --------- ortaktan ses çıkmadığım belirterek aynı hisseleri 450.000,00 TL sı karşılığında müvekkiline satmayı teklif ettiğini, müvekkilinin ise kendi hissesini 200.000-TL karşılığında -------- veya alan 3. kişilere satabileceğini belirttiğini, --------- bu teklifi dikkate almayarak ısrarla kendi hisselerini 450.000.-T.L. bedelle ve tehditlerle müvekkiline satmaya çalıştığını, tehditler nedeniyle ortaklığın yürümeyeceğini anlayan müvekkilinin ---------- Asliye Hukuk Mahkemesinde ortaklığın sona erdirilmesi için dava açtığını, açılan davanın akabinde tehditle bir şey kazanamayacağını anlayan davacının ---------- Cumhuriyet Başsavcılığında dolandırıcılık suç isnadı ile haksız şikayette bulunduğunu, müvekkilinin haksız rekabette bulunmadığını, davacıların Medeni Kanunun 2. maddesinde yer alan iyi niyet ve dürüstlük ilkesine aykırı hareket ettiklerini savunarak; davacıya ve eşine karşı eylem ve işlemlerden dolayı her türlü tazminat ve cezai hakları saklı kalmak kaydıyla haksız davanın reddine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İNCELEME ve GEREKÇE : --------- Asliye Ticaret Mahkemesi'ne, --------Ş. --------- Şubesi'ne, -------- Ceza Dairesi'ne ve ---------Asliye Ceza Mahkemesi'ne müzekkere yazıldığı anlaşıldı. Mahkememiz tarafından aldırılan tarihli bilirkişi raporunda özetle; " A- Ticari Defterlerin Usulüne Uygun Tutulup Tutulmadığı Yönünden: Dava dışı --------- şirketinin ticari defterlerinin talimat ile incelendiği, 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığının tespit edildiği, Davalı ---------- şirketinin 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, B- Davalının Haksız Rekabet Oluşturup Oluşturmadığı Yönünden: - Davalı gerçek kişinin eylemlerinin TTK m. 613 bağlamında ortağın bağlılık yükümlülüğüne; TTK m. 626 bağlamında ise müdürün rekabet yasağına aykırı olduğu, - Ancak TTK m. 613 ve m. 626'ya dayalı davalarda davacı sıfatının ortağa değil şirkete ait olduğu, bu sebeple bu davaları davacının değil dava dışı -------- Şti.'nin açabileceği, davacı ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı - Haksız rekabet nedeniyle dava açma hakkının TTK m. 56/I uyarınca esasen “Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse”ye tanındığı, - Bu bağlamda ele alındığında, Haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, mesleki itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kişi davacı ortak değil dava dışı ---------- Şti. olduğu, haksız rekabet davasını davacı ortağın değil dava dışı -------- Şti.'nin açabileceği, davacı ortağın aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, - Davacı gerçek kişi aleyhine bir haksız rekabet eylemi bulunmadığı, - Sayın Mahkeme'nin aksi kanaatte olması halinde ise, dava dışı şirketin uğradığı zararın heyetimiz uzman üyesi tarafından hesaplanmış olduğu, C- Davacının Talep Edebileceği Tutar Yönünden: Raporumuzun Mali Değerlendirme ve Hesaplama bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, nihai değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, huzurdaki davada davacının talebinin yerinde görülmesi halinde, dava dışı ---------- şirketinin uğramış olduğu zararın 18.377,49 TL olarak hesaplandığı" hususları tespit edilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE :Mahkememizin 14/02/2017 tarihli -------- Esas ve --------- Karar sayılı maddi tazminat davasının kısmen kabulüne ve manevi tazminat davasının reddine dair hüküm ------------ sayılı ilamı ile "Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle davalı ----------- davacı şirket ortaklarından olduğu, kardeşi ile birlikte kurduğu diğer davalı şirket üzerinden davacı şirketi yönettiklerini, bu şekilde haksız rekabete yol açmakla ortaya çıkan maddi, manevi zararın tazminini ve haksız rekabetin tespiti ile refine karar verilmesini talep ve dava ettiği, mahkeme tarafından yapılan yargılamada haksız rekabetin tartışıldığı ve buna yönelik hükümlere ilişkin yargılama yapıldığı ve karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak, davanın özü itibariyle TTK md 626' da düzenleme bulan rekabet etmeme yükümlülüğüne aykırı davranıştan ötürü ortaya çıktığı söylenilen zararların tazmini talebini içerdiği, HMK.m.33 uyarınca hakimin Türk hukukunu resen uygulamakla zorunda olduğu; ayrıca dava dilekçesinde talep edilen tazminatların şirket ya da davacı gerçek kişiden hangisine ödenmesinin istendiği konusunda tereddüt bulunduğu gözetilerek, HMK.m.31'de düzenlenen hakimin davayı aydınlatması ilkesi uyarınca, hakimin bu hususu davacıya kesin şekilde açıklattırması gerekirken bu yükümlülüğün yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Ayrıca, ilk derece mahkemesinin kararın, bilirkişi raporlarının tekrarı niteliğindedir. Mahkeme kararında iddia ve savunma sebeplerinin ne şekilde aşıldığı denetlenebilir bir şekilde yer almamaktadır. Karar mevcut haliyle HMK.m.297'de yer alan düzenlemeye uygun ve denetlenebilir bir karar niteliğinde değildir. Bu nedenlerle, istinaf denetimine uygun bir hükmün varlığından söz edilemez." gerekçeleriyle kaldırılmış, dava --------- Esas numarasını almıştır. Anılan istinaf ilamı uyarınca davanın TTK'nun 626. maddesinde düzenlenen "özen ve bağlılık yükümü, rekabet yasağı"ndan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olarak nitelendirilmesi usulî bir zorunluluk olmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 626. Maddesi uyarınca "(1) Müdürler ve yönetimle görevli kişiler, görevlerini tüm özeni göstererek yerine getirmek ve şirketin menfaatlerini, dürüstlük kuralı çerçevesinde, gözetmekle yükümlüdürler. 202 ilâ 205 inci madde hükümleri saklıdır. (2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemiş veya diğer tüm ortaklar yazılı olarak izin vermemişse, müdürler şirketle rekabet oluşturan bir faaliyette bulunamazlar. Şirket sözleşmesi ortakların onayı yerine ortaklar genel kurulunun onay kararını öngörebilir. (3) Müdürler de ortaklar için öngörülmüş bulunan bağlılık borcuna tabidir." 6102 sayılı TTK'nın 626/2 maddesi uyarınca açılan davalar ancak şirket tarafından rekabet yasağına aykırı hareket eden yönetici ve ortaklar aleyhine açılabilir. Davacı, dava dışı (...) ortağı olup, kendi adına TTK'nın 626. maddesi uyarınca dava açamaz. Bu nedenle davanın aktif dava ehliyeti yokluğu gerekçesi ile reddi gerekir .Mahkememizce yapılan değerlendirmede, davanın yukarıda atıf yapıldığı üzere TTK'nun 626. maddesine dayalı rekabet etmeme yasağından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davası olarak nitelendirilmesinin usulen zorunlu olduğu, atıf yapılan yasa hükmüne göre açılacak davaların atıf yapılan yargı içtihatları da dikkate alındığında yalnızca dava dışı şirket tarafından açılabileceği, şirket ortağının kendi adına eldeki davayı açmasının mümkün olmadığı, eldeki davada şirket ortağının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, her ne kadar dava dilekçesinde davacı -------- Şti ortağı --------- olarak ifade edilmiş ise de davanın şirket adına açıldığının kabul edilemeyeceği, zira dava sonucunda verilecek hükmün (lehe ya da aleyhe olarak) davacı ---------- kendi malvarlığında sonuç doğuracağı, yine davacının vekaletnamesinin de şahsen verildiği, davanın şirket adına açıldığını gösteren herhangi bir delil/yetkilendirme de bulunmadığı, tüm bu sebeplerle davanın şirket adına açıldığının kabul edilemeyeceği ve davacının davada aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaatine varılmış, davacının haksız rekabetin tespiti ve ref'i, maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerinin aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine ilişkin mahkememizce verilen 09.02.2023 tarihli karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.--------- sayılı istinaf kararıyla "Dava, davacı ---------- ile davalı ---------- ortağı oldukları dava dışı ------- Şti.'nin yönetici ortak olan davalı gerçek kişinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine, karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, dava dışı şirketin ortağı olup, davalı gerçek kişi ile eşit oranda paya sahiptir. Dava dilekçesindeki açıklamalarda, tahsil edilecek tazminatın şirkete ait olmak üzere tahsili talep edilmiş olup, dairemizin kaldırma kararından sonra sunulan dilekçelerde de tazminatın şirkete ait olmak üzere talep edildiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince TTK'nın 626.maddesinden kaynaklı davanın ancak şirket tarafından açılabileceği, bu davanın ortak tarafından kendi adına açılamayacağı kabul edilmiş ve davacı ortağın kendi adına açtığı davanın reddine karar verilmiştir. İlk derece mahkemesinin değerlendirmeleri davalı şirket ve haksız rekabetin tespiti bakımından isabetlidir. 01.03.2019 tarihli dilekçede, kaldırma kararına göre açıklama yapılmış ve tazminat talebinin şirkete ait olmak üzere talep edildiği açıklanmıştır. Dava dilekçesindeki açıklamalar da bu yöndedir. Bu durumda davacının maddi tazminatı, ortağı olduğu şirkete ait olmak üzere talep ettiği ve ortağın dolaylı zararı olan zararın şirkete ödenmesini talep ettiği açıktır. İlk derece mahkemesinin kararında tazminatın davacı adına talep edildiği belirtilmiş ise de dava dilekçesi ile davacının yukarıda belirtilen açıklama dilekçesi birlikte değerlendirildiğinde, TTK'nın 553.maddesi kapsamında yöneticiye karşı ortakça dava açıldığı ve bu davadaki davalı yöneticiye karşı olan tazminat talebinin TTK'nın 644/1.maddesi uyarınca limited şirketler bakımından da uygulanma imkanı bulunan TTK'nın 553. maddesine göre sorumluluk davasına ilişkin olduğu ve TTK'nın 555. maddesi gereği ortak tarafından da şirketin zararına neden olan yöneticiye karşı tazminat davası açılabileceği kabul edilmelidir. Doğrudan zarar, anonim şirket ortaklarının veya alacaklılarının, yönetim kurulu üyelerinin fiilleri sonucunda, şirketin zararından bağımsız olarak uğradıkları zararlardır. Dolaylı zarardan ise, ancak ortaklığın zarara uğraması ve bu zararın ortaklığın mal varlığında bir azalmaya sebep olması halinde uğranılan zarar anlaşılır. Ortaklığın zararı, ortakların ve alacaklıların dolayısıyla zararlarının ön şartıdır. TTK'nın 553 ve 555/1. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ettikleri taktirde şirketin uğradığı zararın tazminini her pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini talep edebilir. TTK'nın 396. maddesine göre de yönetim kurulu üyeleri genel kuruldan izin almaksızın, şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi aynı tür işlerle uğraşan bir şirkete sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremez. Davalı gerçek kişinin, şirket genel kurulunca TTK'nın 396. maddesi gereğince genel kurul izni olmaksızın şirketin işletme konusuna giren ticari iş türünden bir işlemi kendi veya başkası hesabına yapamayacağı gibi, aynı tür ticari işlerle uğraşan sorumluluğu sınırsız ortak sıfatıyla giremez. Bu hükme aykırı harekette bulunan yönetim kurulu aleyhine şirket tazminat istemekle veya tazminat yerine yapılan işlemi şirket adına yapılmış saymakta ve üçüncü kişiler hesabına yapılan sözleşmelerden doğan menfaatlerin şirkete ait olduğunu dava etmekte serbesttir. Bu durumda, yönetim kurulu üyelerinden şirket tazminat istemekte serbesttir. TTK'nın 396. maddesine göre tazminat davasını açma hakkı şirkete aittir. Rekabet yasağını ihlal etmeyen yönetim kurulu üyesi de bu davayı açabilir. TTK'nın 396. maddesinde düzenlenen zarar şirketin zararı olup, bu nedenle davacıların zararı dolaylı zarardır. Esasen davacılar da zararın şirkete ödenmesini talep etmişlerdir. Yine TTK'nın 396/4. maddesine göre, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili hükümler saklı tutulmuştur. Yani TTK'nın 396/4. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluklarıyla ilgili hükümlerin saklı olduğu belirtilerek TTK'nın 553. ve 555.maddelerine atıfta bulunmuştur. Bu durumda, şirketin uğradığı zararların tazminini şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Davalı şirkete yönelik talep ise TTK'nın haksız rekabete ilişkin 55 vd. maddelerine dayalı olup, dava dilekçesinin açıklamalara ilişkin 4 ila 10. Maddelerinde şirketin demirbaşları ile kasa varlığına ilişkin haksız edinimde bulunulduğu ve bu şekilde şirket zararına neden olunduğu ileri sürülmesine göre, davacı ortağın TTK'nın 553. maddesine göre, şirketin uğramış olduğu zararların yöneticiden alınarak şirkete ödenmesini talep edebileceği anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince işin esasına dair deliller toplanarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken husumet nedeniyle davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına" kararı verilmiş, dosya mahkememize gelmiş ve dava konusu itibariyle heyete tevdi edilmiştir.İstinaf kararı sonrasında davanın niteliği yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davasına döndüğünden taraflara bu konuda varsa ellerindeki tüm delilleri sunmak üzere 2 haftalık kesin süre verilmiş, davalı tarafça 15/02/2024 tarihli dilekçe ekinde bir kısım deliller sunulmuş olup davanın taraflarınca işbu deliller Uyap sisteminden görülebildiğinden ayrıca tebliğ edilmemiştir. Tarafların iddia ve savunmaları, istinaf kararları ve davanın niteliğinin yöneticinin sorumluluğu davası olması sebebi ile konularında uzman önceki bilirkişilerden farklı, Nitelikli Hesaplamalar uzmanı, Mali Müşavir, Bankacı ve taraflarca bildirilecek sektör bilirkişisi atanmak suretiyle inceleme yaptırılmasına karar verilmiştir. Bilirkişiler İnşaat Mühendisi---------, Nitelikli Hesaplamalar Uzmanı -------, Bankacılık ve Finans Uzm. Emekli Bankacı ---------- ve Mali Müşavir ---------- tarafından sunulan 09.08.2024 tarihli raporda özetle; "Takdiri tamamen Sayın mahkemeye ait olmak üzere, detayları yukarıda verilen inceleme, tespit ve değerlendirmeler neticesinde; A- Ticari Defterlerin Yönünden: A.1.Dava dışı -------- Şirketi'nin Defter İncelenmesi (Usul): Dava dışı -------- ŞİRKETİ'nin 2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ait ticari defterlerin incelenmesi amacıyla ------------ Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat yazılmış olup, -------Talimat sayılı dosyasına SMMM Bilirkişi --------- tarafından sunulan 01.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda, 2011-2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, A.2. Davalı -------- Şti.'nin Defter İncelenmesi (Usul): Davalı ----------- ŞTİ.'nin 2012-2013 ve 2014 yılları yasal ticari defterleri dosya kapsamında bulunan bilgiler doğrultusunda incelenmiş olup; davalı -------- ŞTİ.'nin yasal ticari defterleri usul yönünden incelendiğinde; 2012-2013 ve 2014 yıllarına ilişkin yevmiye defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin zamanında yapıldığı, B- Davalının Haksız Rekabet Oluşturup Oluşturmadığı Yönünden: B.l. Mali İncelemeler kapsamında davalı firmanın dava dışı firma ile aynı iş kolunda fatura tanzim ettiği, dava dışı firmaya davalı firma tarafından fatura tanzim edilmesi, dava dışı firma tarafından teklif sunulan işlerin davalı firma tarafından yapıldığının Mali inceleme kapsamında ortaya çıkması nazara alındığında davalılar tarafından haksız rekabet yapıldığı, B.2. TTK m. 553/1'e göre, kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumlu olacağı, C- Davacının Talep Edebileceği Tutar Yönünden: Raporumuzun Mali Değerlendirme ve Hesaplama bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere, nihai değerlendirme Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, huzurdaki davada davacının talebinin yerinde görülmesi halinde, dava dışı ---------- şirketinin uğramış olduğu zararın 18.377,49 TL olarak hesaplandığı, Davalı vekilinin takas mahsubu talebiyle ilgili davalı --------- dava dışı -------- şirketinden olan alacağı olarak 36.394.86 TL olarak hesaplandığı, takas mahsubu sonucu dava dışı şirketten 18.017,37 TL alacaklı olduğu, D-) Tarafların manevi tazminat, masraf, vekâlet ücreti, tazminat ve benzeri diğer taleplerinin Sayın Mahkemenizin takdirleri içinde kaldığı, Sonuç ve kanaatine varılmıştır. Hukuki tavsif ve takdir tamamıyla ve münhasıran Sayın Yargı Makamına ait olmak üzere, görüşlerinize saygılarımızla arz ederiz." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmüştür. DAVANIN TESPİTİ, DAVA ŞARTLARININ DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ NEDENLER VE SONUÇ :Dava, davacı -------- ile davalı -------- ortağı oldukları dava dışı -------- Şirketi'nin yönetici ortak olan davalı gerçek kişinin haksız rekabet oluşturan eylemlerinin tespiti ve önlenmesi ile haksız rekabet nedeniyle şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili ile şirkete ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Davacı, dava dışı şirketin ortağı olup, davalı gerçek kişi ile eşit oranda paya sahiptir. Dava dilekçesindeki açıklamalarda, tahsil edilecek tazminatın şirkete ait olmak üzere tahsili talep edilmiş olup tazminatın şirkete ait olmak üzere talep edildiği anlaşılmıştır. TTK'nın 626. maddesinden kaynaklı davanın ancak şirket tarafından açılabileceği, bu davanın ortak tarafından kendi adına açılamayacağı anlaşıldığından davalı şirket ve haksız rekabetin tespiti yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı tarafın, 01.03.2019 tarihli dilekçede, kaldırma kararına göre açıklama yapıldığı ve tazminat talebinin şirkete ait olmak üzere talep edildiği açıklandığı, dava dilekçesindeki açıklamaların da bu yönde olduğu, bu durumda davacının maddi tazminatı, ortağı olduğu şirkete ait olmak üzere talep ettiği ve ortağın dolaylı zararı olan zararın şirkete ödenmesini talep ettiği, TTK'nın 553.maddesi kapsamında yöneticiye karşı ortakça dava açıldığı ve bu davadaki davalı yöneticiye karşı olan tazminat talebinin TTK'nın 644/1.maddesi uyarınca limited şirketler bakımından da uygulanma imkanı bulunan TTK'nın 553. maddesine göre sorumluluk davasına ilişkin olduğu ve TTK'nın 555. maddesi gereği ortak tarafından da şirketin zararına neden olan yöneticiye karşı tazminat davası açılabileceği kabul edildiğinden yargılamaya bu kabuller çerçevesinde devam edilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun V - Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerin ve tasfiye memurlarının sorumluluğu başlıklı 553 ncü maddesinin (1) nci fıkrası "Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, (…) (2) hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar." ve B) Şirketin zararı I - Genel olarak başlıklı 555 nci maddesinin (1) nci fıkrası "Şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler." hükmünü düzenlemiştir.Davacı tarafça, davalı gerçek kişinin haksız rekabet oluşturan eylemleri nedeniyle şirketin uğradığı maddi ve manevi zararların tahsili ile şirkete ödenmesi istenilmektedir. Şirketi zarara uğrattığından bahisle yöneticinin sorumluluğuna gidilebilmesi için yöneticinin kanun ve ana sözleşme ile kendisine yüklenilen görevlerini kusuru ile ihlal etmesi, bunun sonucu olarak bir zararın doğması gerekmekte olup, kusur ve zararı bunu iddia eden davacının ispatlaması gerekmektedir. Davalı -------- davalı -------- Şirketi'nin % 50 ortağı ve 30.05.2013 tarihinden itibaren de şirket müdürlüğüne atandığı, yine davalı ---------- dava dışı ---------Şirketi'nin % 50 ortağı ve 25.03.2013 tarihinden itibaren de şirket müdürlüğüne atandığı, davalı firmanın dava dışı firma ile aynı iş kolunda fatura tanzim ettiği, dava dışı firmaya davalı firma tarafından fatura tanzim edilmesi, dava dışı firma tarafından teklif sunulan işlerin davalı firma tarafından yapıldığının ortaya çıkması nazara alındığında davalı ---------- haksız rekabet yapmak suretiyle yöneticisi olduğu dava dışı --------- Şirketi'ni kusuru ile zarara uğrattığının sabit olduğu anlaşılmıştır. Yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu, dava dışı --------- Şirketi'nin uğradığı zararın 18.377,49 TL olarak hesaplandığı görülmüştür. Davacı taraf yapılan hesaplamanın hukuka ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiş ise de, hesaplamanın dava tarihindeki şartlara göre davalı şirketin satış bedeli üzerinden hesaplandığından muhasebe mantığına uygun olduğu anlaşılmıştır. Davalı --------- vekili takas talebinde bulunmuş ise de, dava dışı -------- Şirketi davanın tarafı olmadığından işbu talebi reddedilmiştir. Davacı tarafın bedensel bütünlüğünün zarar görmediği ve kişilik hakkı zedelenmediğinden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Davalı -------- kusuruyla dava dışı şirketi toplam 18.377,49 TL zarara uğrattığı anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne, diğer taleplerin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile, -18.377,49 TL'nin davalı ---------- alınarak dava dışı --------- Şirketi'ne ödenmesine, -Davacı tarafın diğer ve fazlaya ilişkin taleplerinin REDDİNE, -Davalı tarafın takas talebinin REDDİNE, 2-Harçlar Kanuna göre alınması gereken 1.255,37 TL karar ve ilam harcının, davacı tarafından peşin yatırılan 4.269,40 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 3.014,03 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine, 3-Davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.255,37 TL harcın davalı --------- alınarak davacı tarafa verilmesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen 28.844,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 2.120,32 TL'sinin davalı --------- alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından sarf edilen 1.180,00 TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre hesaplanan 1.093,26 TL'sinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, bakiyesinin davalılar üzerinde bırakılmasına, 6-Maddi tazminat talebi yönünden, davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalı -------- alınarak davacı tarafa verilmesine, 7-Maddi tazminat talebi yönünden, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 29.059,60 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 8-Manevi tazminat talebi yönünden, davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacı taraftan alınarak davalı tarafa verilmesine, 9-Hükmün kesinleşmesinden sonra yatırılan avansın kullanılmayan kısmının yatırana resen iadesine, Dair, Gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere davacı vekili ve davalı ile vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. 04/09/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/774, K. 2024/633, T. 04.09.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-4-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-774-e-2024-633-k-d1cc862e5b28