İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/473 E. 2024/666 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2021/473
Karar No
2024/666
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2021/473 KARAR NO : 2024/666 DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/08/2021 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız -----Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / DAVA/TALEP ; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 09.11.2020 tarihinde Arama Motoru Optimizasyonu ve Digital Pazarlama Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili şirketin işbu sözleşmeden kaynaklı bütün edimlerini eksiksiz ve aksatmadan yerine getirdiğini ve sözleşmeye konu hizmeti davalıya verdiğini, davalının ise sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemediğini, davalının borcunu ödememesi üzerine, ---İcra Müdürlüğü'nün ----- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, ancak davalının işbu takibe yaptığı itirazdaki gerekçenin gerçeği yansıtmadığını, davacının üzerine düşen tüm edimleri yerine getirdiğini, yapılan tüm çalışmaların bildirilerek davalının mail adresine gönderildiğini, bu hususun mail yazışmalarından görülebileceğini, alanında uzman bilirkişilere yaptırılacak teknik inceleme ile sözleşme konusu işin eksiksiz verildiğini açıkça görüleceğini beyanla; davalının yaptığı itirazın iptali ve takibin devamına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP /TALEP : Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddia ettiği gibi davalının herhangi bir hizmet verilmediğini, söz konusu hizmet sözleşmesine uymayan ve gerekli hizmeti yerine getireceğini söyleyen şirket yetkililerinin sözlerini tutmadığını, Mahkemece uygun görülmesi halinde, teknik bilirkişi incelemesi neticesinde davacı şirketin sözleşmeye uymadığının görüleceğini, kaldı ki yine müvekkili ile yapılan görüşmelerin davacı şirket tarafından kayıt altına alındığını, bu kayıtların davacı tarafından mahkeme dosyasına sunulması gerektiğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. DELİLLER : ---İcra Dairesinin --- Esas sayılı dosyası, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Son Tutanağı, ------ Ticaret Odası Ticaret Sicil Kayıtları, Nüfus Kaydı, Vergi Dairesi Mükellef Kayıtları ve 2020-2021 Yılı BA/BS Formları, Faturalar, Ticari Defter ve Belgeler, Bilirkişi Raporları, E-mail, Mesaj Kayıtları, dosyadaki sair bilgi ve belgeler. İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİ VE VAKIALARA GÖRE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI : Dava, 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesi gereğince açılmış İtirazın İptali, takibin devamı ve tazminat istemine ilişkindir. (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada mahkememizce dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle arabuluculuk başta olmak üzere HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, taraf sıfatı, harç ve hak düşürücü süre gibi hususlar incelenmek suretiyle ön inceleme duruşması icra edilmiş ve uyuşmazlık belirlenmiştir. Akabinde daha önce arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla bu kez, esasları, süreci ve hukuki sonuçları açıklanarak taraflar sulh olmaya davet ve teşvik edilmelerine karşın, duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin sulh yoluyla çözüme gitmek istemediklerine yönelik beyanı üzerine tahkikata geçilerek deliller toplanıp incelenmiş, değerlendirilmiş, tahkikat işlemleri yerine getirilip bitirilmiş ve son celse duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin tahkikata ve esasa ilişkin son sözleri dinlenip zapta geçilerek aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.Öncelikle davaya esas ----İcra Dairesinin ---- Esas sayılı dosyası UYAP sistemi üzerinden dosyaya eklenmiş ve bir örneği dosya arasına alınarak içeriği incelenmiştir. Yapılan incelemede icra dosyasının davanın tarafları ve konusu ile uyumlu olduğu, itiraz üzerine takibin durdurulduğu görülmüştür. Ayrıca tarafların ticaret sicil ve nüfus kayıtları dosyaya kazandırılmış ve bağlı bulundukları vergi dairelerine ayrı ayrı müzekkereler yazılarak tarafların vergi kayıtları ve uyuşmazlığa ait olduğu yıllara ilişkin BA-BS formları celbedilmiştir. Dosyaya mübrez Arabuluculuk tutanağına göre de hukuk uyuşmazlıklarında dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin yerine getirildiği ve anlaşma sağlanamaması üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Davalının esnaf kaydı olmadığı ve bilanço usulüne göre vergilendirdiğinden tacir olduğu ve mahkememizin görevli olduğu anlaşılmıştır. 2004 Sayılı İİK'nin 67.maddesinde; "(Değişik fıkra: 17/07/2003-4949 S.K./15. md.) Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. (Değişik fıkra: 09/11/1988-3494/1 md.) Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. (Mülga fıkra:17/07/2003-4949 S.K./103.md.)Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır." hükmü bulunmaktadır. Bu hükümden haretketle; takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibi konusu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. İtirazın iptali davası, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir...İtirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı; itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. 6100 Sayılı HMK'nin Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması başlıklı MADDE 222 - (1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya (DEĞİŞİK İBARE -----: 28.07.2020 ---- NO: ---- KANUN NO: ----) (KOD ----) diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (EKLENMİŞ CÜMLE -----: 28.07.2020 --- NO: ---- KANUN NO: -----) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. (4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur. (5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır, düzenlemesine yer verilmiştir.Yapılan açıklamalar, anılan yasal düzenlemeler, toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda somut olaya bakıldığında; ----. İcra Dairesi'nin ---- Esas sayılı dosyasından davalı-borçlu hakkında hizmet sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı olarak icra takibi başlatıldığı ,icra takibe yapılan itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu ve bir senelik yasal hak düşürücü süre içinde işbu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları, takibe sıkı sıkıya bağlı olup, uyuşmazlığın icra takibine dayanak yapılan belgelerle sınırlı olarak incelenip çözümlenmesi gerekir. Dolayısıyla eldeki somut uyuşmazlığın da, fatura kapsamında çözülmesi gerekmektedir. Faturadan kaynaklanan itirazın iptali davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Mahkememizce bu şartlara göre açılan işbu dava üzerine taraf teşkili sağlanarak işin esasının incelenmesine geçilmiş, taraf vekillerince gösterilen deliller toplanmış, tarafların bağlı bulunduğu vergi dairelerinden uyuşmazlığın tabi olduğu 2020/2021 yıllarına ait BA-BS formları getirtilmiştir. Taraflar arasında ticari hizmet ilişkisi bulunduğu ve bu kapsamda faturalar düzenlendiği ,takibin temelinin de fatura alacağından kaynaklandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümü teknik bilgi gerektirdiğinden 6102 Sayılı TTK'nin 83-85 ve 6100 Sayılı HMK'nin 222. maddeleri kapsamında inceleme gün ve saati belirlenerek taraf şirketlerin ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak rapor alınmasına karar verilmiş ve bu minvalde dosya ----- Bilirkişilik Bölge Kurulu Listesinden resen seçilen alanında yetkin bir bilirkişiye tevdi edilmiştir. Bilirkişi SMMM --- tarafından davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda hazırlanan 27.02.2022 tarihli raporda özetle;1. Davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davacı defterlerinin HMK 222’ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, 2. Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı defterlerinin HMK 222’ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde bulunduğu, 3. Davacı yanın 2020 yılı ticari defterlerinde, 11.03.2021 tarihi itibariyle kaydi olarak 16.520,00 TL alacaklı olduğu, 4. Davalı yanın sunduğu 2020 yılı ticari defterlerinde, davacı yanın düzenlediği faturaların kayıtlı olmadığı ve davacıya borcunun görünmediği, 5. Davalının fatura konusu hizmetin teslimine itirazının bulunduğu, somut olayda davaya konu hizmetin uzmanlık alanımız dışında olması nedeniyle, hizmetin verilip verilmediği konusunda herhangi bir kanaat oluşmadığı, dolayısı ile bahse konu hizmetin verilip verilmediği hususunun teknik inceleme ile tespit edilebileceği yönünde görüş ve hesap bildirilmiştir. Mahkememizce işbu rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Bilirkişi raporuna karşı yapılan itirazlar üzerine bilirkişiden ek rapor düzenlemesi istenmiştir. Bilirkişi ----- tarafından düzenlenen 04/07/2022 tarihli ek raporda kök rapordaki tespit ve kanaat tekrar edilmiştir. Yine aynı bilirkişi tarafından düzenlenen 10/12/2022 tarihli 2.ek rapor da da faturalara konu hizmetin verilip verilmediğinin uzmanılık alanı dışında olduğu belirtilmiştir. Mahkememizce bunun üzerine bilirkişi raporunun hüküm için yeterli ve elverişli olmadığı düşünüldüğünden farklı bir bilirkişiden davalının 2020/2021 yılı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılarak rapor düzenlenmesi istenmiştir. Bu kez resen seçilen SMMM bilirkişi ---- tarafından düzenlenen 22/12/2023 tarihli raporda ise özetle; daha önce yapılan bilirkişi incelemesi ile davacının ticari defterlerinin de yapılan inceleme sonucunda ticari defterlerinde 5 adet faturanın kayıtlı olduğu, bu faturalara istinaden davacı defterlerine göre davacının davalıdan 20.650,00Tl alacaklı olduğunun tespit edildiği, görülmüştür. Davalı tarafın ticari defterlerinde yapılan incelemede davacı ile davalı arasında 2020 yılında herhangi bir ticari ilişkinin bulunup bulunmadığının tespit edilemediği davacı tarafından 2020 yılında kesilen faturaların davalı tarafın ticari defterlerinde yer almadığı, 2021 yılında kesilen faturalardan ocak ve mart ayına ait 2 adet faturanın kayıtlı olduğu, bu ikisinden kaynaklı 8.260,00 TL davacıya borçlu olarak gözüktüğü,Davalının 2021 yılı ticari defterlerinde açılış kaydının bulunduğu ancak kapanış kaydının bulunmadığı, kapanış kaydının bulunmaması sebebiyle ticari defterlerin sahibi lehine delil oluşup oluşturmadığı hususunun Mahkemenin Takdirinde olduğu, daha önce yaptırılan bilirkişi incelemesi doğrultusunda davacı tarafın ticari defter ve belgelerin esas alınması halinde ve davacı tarafından söz konusu faturaların davalı yana tebliğ edildiğinin ispatlanması halinde davacının 20.650,00TL alacaklı olduğu yönünde tespit ve görüş bildirilmiştir. Mahkememizce uyuşmazlığın temelde hizmetin verilip verilmediği noktasında toplandığından ve davalı vekilin vekillikten çekildiği de gözetilerek HMK'nin 144. maddesi gereğince davalının iddiaya ilişkin beyanlarının alınmasına karar verilmiş ve bu amaçla davalıya gönderilen davetiye, davalıya bizzat tebliğ edilmesine rağmen kendisi duruşmaya gelmemiş ve her hangi bir beyanda da bulunmamıştır. Mahkememizce dosyada bulunan ve tarafların kabulünde olan 09.11.2020 tarihli Arama Motoru Optimizasyonu Ve Dijital Pazarlama Hizmat Sözleşmesi, davacının delil niteliğindeki ticari defterlerinde kayıtlı olan 20.650,00 TL miktar ve özellikle faturaların e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderilmiş olduğu, davacının davalıya 11.11.2020,11/12/2020,11/01/2022, 12/02/2022 ve 11/03/2022 tarihli her biri 4.130.00 TL bedelli fatura düzenlediği ve davacının son 4 adet fatura bedelini takibe konu ettiği ve buna göre ilk faturanın ödendiğinin anlaşıldığı, dosyada bulunan ve içeriği inkar edilmeyen mesaj kayıtlarında da 03/02/2022 tarihi itibarıyla ödenmemiş üç adet fatura bulunduğunun bildirildiği ve davalı tarafın en geç bir hafta içinde EFT yoluyla ödeme yapacağını beyan ettiği, takibi konu 11/03/2022 tarihli 4.faturanın bu konuşmadan sonra düzenlendiği tespit edildiğinden taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ve faturaların davalı tarafa tebliğ edildiği açık bir şekilde anlaşılmıştır. Bununla birlikte davalı tarafın 2020 yılı ticari defterlerinde iki adet faturanın kayıtlı olmadığı halde 2021 yılı ticari defterlerinde 8.260.00 TL borç kaydı göründüğü, bu miktarında iki adet fatura bedeline (4.130.00x2=8.260,00 TL) karşılık geldiği, davalının işbu defterlerinin kapanış onayı bulunmadığından delil niteliği taşımadığı, olayların gerçekleşme biçimi ve mevcut delilere göre somut olayda taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sabit olduğu, faturaların davalıya gönderildiği ve sekiz günlük süre içinde itiraza uğramadığı, böylece hizmetin verildiğinin (teslimin) sabit olduğu, davalının bu durumda fatura bedellerini ödediğini ispat etmesi gerektiği, davalı tarafından süresi içinde bu yönde bir savunma ve delil ibraz edilmediği, bu durumda kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin kendi lehine kesin delil niteliğine büründüğü , davalının miktar itibarıyla vergi dairesini bildirim sınırının altında da kaldığı tespit edilen faturaların bir kısmını defterlerine kayıt etmemiş olmasının bu sonucu değiştirmeyeceği değerlendirilmiştir. Binaenaleyh, davacı şirketin davasını, TMK'nin 6 ile HMK'nin 190, 222/3 maddeleri gereğince mevcut bilirkişi raporları, sözleşme , mail ve mesaj içerikleri ve yukarıdan beri anılan diğer durum ve deliller karşısında TMK'nin 6 ve HMK'nin 190.maddeleriği gereğince ispatladığı sonuç ve kanaatiyle dosyaya mübrez sözü geçen bilirkişi raporularının da gerekçeli, dosya kapsamıyla uyumlu, denetime açık, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli olduğu kabul ve takdir edilerek davanın niteliği gereği icra takip dosyası ve taleple bağlılık ilkesi nazarında davacının davasının kabulü ile; davalı-borçlunun ----- İcra Dairesinin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına karar verilmiştir. (AY.9, 36 ,138, 141, TMK, 1/1,2, 6 , İİK, 67/1,2, TBK, 1 vd.117/1 TTK, 16/1,18/2, 21,23, 83,85,89, HMK, 25,26,27,30, 33, 222/3 187/1, 190, 198, 266 vd, 282, )Davacı tarafın İcra İnkar Tazminatı İsteğine ilişkin yapılan değerlendirmede ise; Yargıtay'ın kararlılık kazanmış uygulamasına göre itirazın iptali davalarında İİK’nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir. Burada borçlunun itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmamaktadır. Bu yasal koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması, başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Somut olayda alacağın gerçek miktarı belli olmasının yanında, davalı taraf da borcunun varlığı ve miktarını açık ve net olarak belirleyip tespit edebilir durumdadır. Bu nedenlerle davalının itirazının haksızlığına karar verildiğinden ve davalı-borçlu yönünden sözleşme, faturalar, icra takip dosyası ve bilirkişi raporları itibariyle mevcut alacak/borç likit/muayyen olduğundan İcra İflas Kanunu'nun 67/2.maddesi gereğince şartları oluşmakla asıl alacağın % 20'si olan 3.321,10 TL TL icra inkar tazminatının da davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmedilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen aleyhinde hüküm verilen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2. maddeleri gözetilerek dava öncesi Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin de yargılama gideri kapsamında davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-)Davanın KABULÜNE 2-)2004 sayılı İİK'nin 67/I maddesi gereğince davalı-borçlunun ---. İcra Dairesinin ---- Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile icra takibinin takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle aynen devamına, 3-)Davacının, 2004 sayılı İİK'nin 67/II maddesi gereğince icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile; asıl alacağın (16.605,54 TL) %20'si olan 3.321,10 TL tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.134,32 TL karar ve ilam harcından; 200,56 TL peşin harcın ve icra dosyasına yatırılan 83,03 TL harcın mahsubuyla bakiye 850,73TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydın 5-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 6-)Davacı tarafından yapılan 59,30 TL başvurma harcı 200,56 TL peşin harç ve 8,50 TL vekalet harcı, 425,00 TL posta masrafı, 3.400,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 4.093,36‬ TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-)Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davacı vekili için karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 13/1,13/2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 16.605,54 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, ) Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda;6100 sayılı HMK'nin 341(2) maddesi gereğince karar tarihi itibariyle kararının kabul ve ret edilen miktarlar yönünden ayrı ayrı ( 16.605,54 TL < 28.250,00 TL ) İstinaf kanun yoluna başvuru sınırının altında kaldığı anlaşılmakla kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.

Atıf: İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2021/473, K. 2024/666, T. 10.10.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-13-asliye-ticaret-mahkemesi-2021-473-e-2024-666-k-1b3b30d7a4e4