İlk Derece Mahkemesi · İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/352 E. 2024/785 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2024/352
Karar No
2024/785
Karar Tarihi

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2024/352 Esas KARAR NO: 2024/785 DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) DAVA TARİHİ: 16/05/2024 KARAR TARİHİ: 07/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının dava dışı ---------- ile karşılıklı imza ettiği perakende satış sözleşmesi bulunmakta iken, görevli tedarik şirketine karşı ödeme yükümlülüğünün yerine getirilmemesi ve müvekkili şirket kayıtlarında olmayan sayaçtan geçirilmeksizin harici bir hat çekmek suretiyle elektrik enerjisi tüketilmiş olması nedeni ile elektrik enerjisinin kesildiği ve sayacın mühürlendiğini, müvekkili şirketin ilgili ekipleri tarafından 04/02/2019 tarihinde kullanım yerinde yapılan kontrolde müvekkili şirkete kayıtlı sayaçtan geçirilmeksizin, harici bir hat çekmek suretiyle elektrik enerjisi kullanıldığı tespit edilerek davalı aleyhine --------- seri numaralı kaçak tutanağı düzenlendiği ve faturanın icra takibine konu edildiğini, davalı yanın itirazları neticesinde icra takibin durdurulduğu beyan ederek davanın kabulüne, davalı tarafça --------- İcra Dairesi'nde --------- Esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin kaldığı yerden devamına, takibe itirazın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle İİK 67/2. Maddesi uyarınca hükmolunan bedelin %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve ücret vekâletinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmamıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, kaçak elektrik kullanım bedelinin tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalar olup, TTK'nın 4/1. maddesinde sayılmışlardır. Ayrıca, Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1.bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalar olup, iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi ve iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı TTK, 6762 sayılı TTK'dan farklı olarak mutlak ticari davalar (kanundan dolayı ticari dava sayılanlar) haricindeki ticari davaları "ticari iş" kriterine göre değil de "ticari işletme" kriterine göre belirlemiştir. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.TTK 11. maddesinde ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme şeklinde tanımlanmıştır. TTK’nın 15. maddesinde esnaf, ister gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır." şeklinde tanımlanmıştır.Mülga 6762 sayılı yasanın 1463. maddesine göre, --------- 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve ---------- sayılı ------------ yayımlanan, ---------- sayılı ----------- Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiş, 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 madde ve fıkrasında öngörülen --------- kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtilmiş olduğundan ----------- kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekmektedir. Bir kimsenin vergi mükellefi olması, TTK yönünden de tacir kabul edilmesini gerektirmez. Ticaret siciline ya da Oda'ya kayıtlı olmamak da tacir olmamanın kesin bir kanıtı olmadığı gibi, vergi mükellefi olup olmamak da tacir ve esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak kabul edilemez. İtirazın iptali davaları İcra ve İflas Kanununda düzenlenmiş olup, TTK 4.maddesinde düzenlenmiş mutlak ticari davalardan değildir. Celp edilen vergi dairesi yazısında davalının işletme esasına göre vergi mükellefi olduğu, ticaret sicil kaydında ise gerçek kişi taci kaydının bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Dolayısıyla davalının tacir veya tacir gibi sayılanlardan olmadığı açıktır. Somut uyuşmazlığın tüm tarafları tacir olmadığından ve uyuşmazlık TTK'da düzenlenen veya TTK'da sayılan hususlara ilişkin olmadığından ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenlerle somut uyuşmazlığın genel hükümler uyarınca HMK 2.maddesi gereği Asliye Hukuk mahkemesinde görülmesi gerekmektedir. Görev hususu HMK'nun 114/1-c maddesi uyarına dava şartlarından olup yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınacağından davanın göreve ilişkin dava şartı noksanlığından reddine, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu yönünde karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın, TTK m.4 ve 5/3 ve HMK m.2, m.114/1-c ile m.115/2 hükümleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığı sebebiyle usulden reddine, 2-HMK m. 20 hükmü uyarınca, iş bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde başvuru halinde, dava dosyasının görevli ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, 3-HMK m.331/2 hükmü uyarınca yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, İlişkin olarak davalının yokluğunda davacı vekili yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde ----------- Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 07/11/2024

Atıf: İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2024/352, K. 2024/785, T. 07.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-anadolu-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2024-352-e-2024-785-k-dc80801d76e4