Bölge Adliye Mahkemesi · Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi 2024/99 E. 2024/102 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/99
- Karar No
- 2024/102
- Karar Tarihi
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ : 24/09/2024 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 14/07/2021 DAVANIN KONUSU: İflas(Sıra Cetveline Kayıt Kabul) GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ: 24/09/2024 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı müflis şirketin müvekkiline 02/03/2008 tanzim tarihli 60.000,00.-TL bedelli senetten kaynaklanan borcu bulunduğunu, alacağın tahsili amacıyla müflis şirket aleyhine Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlattıklarını, takibin kesinleştikten sonra müflis şirket hakkında 18/09/2009 tarihinde iflas açıldığını, iflasın açılma tarihi itibariyle kapak hesabından görüleceği üzere müvekkilinin 99.464,41.-TL alacaklı bulunduğunu, müvekkilinin müflis şirketin borcunu ödeyeceği inancıyla hareket ederek bir süre iflas masasına kayıt talebinde bulunmadığını, ancak kesinleşmiş alacağa rağmen borcun ödenmediğini, müvekkilinin alacağının iflas masasına kaydedilmesi ve tahsili amacıyla Antalya 5. İcra Dairesi'nin ... İflas dosyasına alacak kaydı için başvurulduğunu ancak kayıt talebinin haksız olarak reddedildiğini beyan ederek müvekkilinin alacağının tamamının iflas masasına kaydına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı müflis şirket iflas idare memuru, davacı tarafın alacağını ispatla mükellef olduğunu, davacı tarafın iflas dosyasına daha önceden de alacak başvurusunda bulunduğunu, talebinin reddedildiğini, ret kararına karşı davacı tarafça kayıt kabul davası açıp açmadığının iflas dosyasında belli olmadığını, ayrıca iflas kararına karşı kararın kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre geçmiş olduğundan zamanaşımına uğrayıp uğramadığının değerlendirilmesi gerektiğini beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...davacı kambiyo senedinden kaynaklı Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasına konu alacağı ile ilgili takip başlattığı, takibin kesinleşmesinden sonra müflis şirketin iflasına karar verildiği, iflas kararı nedeniyle icra takibinin düştüğü, davacının bu alacağının iflas sıra cetveline kayıt edilmesi için 01/02/2011 tarihinde başvuru yaptığı, 4 sıra no ile başvuruya konu alacağın tamamının reddedildiği, 04/10/2011 tarihli ret kararının davacıya 06/04/2011 tarihinde tebliğ edildiği ve 15 günlük hak düşürücü süre içinde herhangi bir davanın açılmadığı, daha sonra davacının bu kez aynı alacak için 20/02/2021 tarihinde yeniden kayıt başvurusunda bulunduğu ve iflas idaresince 11/02/2021 tarihli ikinci ek sıra cetvelinde yer almak için yapılan bu başvuru reddedildiği, verilen ret kararının 16/02/2021 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, huzurdaki bu davanın da 23/02/2021 tarihinde açıldığı görülmüştür. Huzurdaki bu davanın konusu, 2011 yılında reddedilen alacak ile aynı alacak olup daha önceye masaya başvuru yapılmış olması nedeniyle İİK'nın 236. maddesine göre davacının alacağının geç kalan alacaklılar statüsünde değerlendirilemeyeceği, İİK'nın 236/son fıkrasındaki "235. madde hükmü burada da caridir" hükmü uyarınca kayıt kabul davasının açılması gereken 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, bu sürenin HMK'nın 114/2. maddesi kapsamında dava şartı olarak düzenlendiği" gerekçesiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; arabuluculuk dosyası bulunmamasına rağmen arabuluculuk giderine hükmedildiğini, davalı iflas masasını yargılamada iflas idare memurunun temsil ettiğini, iflas idare memuru ile temsil edilen davada sanki iflas masası tarafından ayrıca bir vekil tayin edilmişcesine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, iflas idare memurunun Avukatlık Kanunu kapsamında bir işlem yapmadığı için A.A.Ü.T.'deki ücrete de hak kazanamayacağını, daha önceki yapılan başvuru ve ret kararının kapsamının aynı olmadığını, 04/10/2011 tarihli ret kararı incelendiğinde bu başvurunun müflis şirket ile ilgili olmadığı için reddedildiğinin görüleceğini, davaya konu edilen takip talebinin hem borçlu müflis şirketin adının yazdığı hem de diğer borçlu ... adının yazdığı iki adet borçlusu olan 13/01/2009 tarihli örnek 10 takip talebi olduğunu, dolayısıyla 06/04/2011 tarihinde taraflarına tebliğ edildiği iddia edilen ret talebi, takip talebinde yalnızca ... adının yazdığı ve müflis şirketin adının geçmediği takip talebi ile ilgili olduğunu, müflis şirketin adının geçtiği örnek 10 icra takibi ile ilgili verilmiş bir ret kararının ortada olmadığını, teknik anlamda aynı alacak için ikinci kez başvuru yapıldığından söz edilemeyeceğini, dolayısıyla hak düşürücü sürenin de geçmediğini, iflasın kapanmasına kadar masaya alacak yazdırılmasının mümkün olduğunu, iflas dosyasına para girinceye kadar müvekkili tarafından başvuru yapılmadığını, dosyaya para girdikten sonra ise daha önceden icra takibinden dolayı alacağı olan müvekkilinin masaya başvuru yaptığını, iflas kapanmadan başvuru yapıldığı için müvekkilinin alacağının kayıt edilmesi gerektiğini, müvekkilinin alacağının iflas tarihinden önce kesinleştiğini, müvekkilinin davalı müflis şirketten alacağının kambiyo senedine dayandığını, kambiyo senetlerinin mücerretliği ilkesinin geçerli olduğunu, davalı müflis şirketin borçlu olmadığını ispatla mükellef olduğunu, davalının zamanaşımı itirazlarının da yerinde olmadığını, müvekkilinin alacağının zamanaşımına uğramadığının açıkça ortada olduğunu, davalı şirketten icra dosyasından mütevellit kesinleşmiş alacağının bulunduğunu beyan ederek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, İİK'nın 235. maddesi uyarınca açılan sıra cetveline kayıt kabul istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, masaya kayıt ettirilmek istenen alacağın Antalya 2. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı kambiyo senetlerine mahsusu haciz yolu ile takipte kesinleşen alacak olmasına göre, davacı vekilinin bu alacağın masaya kaydı için ilk başvuru ile ikinci başvuruda sunduğu dayanak belgelerin farklı olmasının alacağın aynı alacak olma niteliğini değiştirmemesine, ilk başvuruya verilen ret kararına karşı hak düşürücü süre içinde dava açılmadığına göre mükerrer olarak yapılan ikinci başvurunun davacıya ikinci bir dava hakkı tanımamasına, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 09/03/2023 tarih, ... Esas - ... Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, mükerrer kayıt başvurusunun hak düşürücü süreyi yeniden başlatmayacağına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin davanın esasıyla ilgili verilen karara yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin vekalet ücreti ve arabuluculuk hakkında kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde ise, mevcut davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmaması ve zaten bu yönde yapılmış bir başvurunun da bulunmamasına rağmen mahkemenin arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsiline ilişkin kararı ile davalının kendisini vekil ile temsil ettirmemesine rağmen davacı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi isabetsiz olmuş, davacı vekilinin buna ilişen istinaf başvurusu haklı bulunmuştur. Sonuç olarak, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜYLE; yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Antalya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA, 2-Davanın dava şartı noksanlığı nedeniyle USULDEN REDDİNE, a-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubuyla bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 27/09/2021 tarih ve ... Esas - ... Karar, ... Harç sayılı harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince İPTALİNE, b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, d-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ilgiliye İADESİNE, 3-İstinaf incelemesi yönünden; a-Davacının istinaf başvurusu kabul edildiğinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan 59,30 TL maktu istinaf karar harcının talebi halinde davacıya İADESİNE, b-Davacı tarafından istinaf incelemesi için yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 23,50 TL posta masrafı, 16,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 202,10 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, d-İstinaf gider avansından kullanılmayan kısmın 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin karar tarihi itibariyle temyiz kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL'nin altında kalması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...