İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/587 E. 2024/710 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/587
Karar No
2024/710
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO:2023/587 Esas KARAR NO:2024/710 DAVA:Menfi Tespit DAVA TARİHİ:14/03/2023 KARAR TARİHİ:27/11/2024 Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesi ile Müvekkili aleyhinde, davalı kurum tarafından ... hesap numaralı elektrik sayacına ilişkin 22/02/2023 tarihli ... Fatura seri nolu 87.526,17 TL kaçak elektrik kullanım bedeli faturası geldiğini, işbu nedenle müvekkilinin kaçak elektrik kullanmadığının tespiti ile tahakkuk edilen kaçak elektrik kullanım bedelinin iptaline karar verilmesine ve ihtiyati tedbir yolu ile ödeme işlemlerinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı vekili cevap dilekçesi ile huzurdaki davanın davacının harici hat çekmek sureti ile sayaçtan geçirilmeksizin elektrik enerjisi tüketmesi sebebi ile tanzim olunan kaçak elektrik tespit tutanağına istinaden, tahakkuk edilen fatura bedelinden ötürü borçlu olunmadığının tespitine ilişkin olarak açılan menfi tespit davası olduğunu, haksız fiil hükümlerine tabi olup dolayısıyla yetkili mahkemenin HMK' nın 16. maddesi gereği, zarar gören müvekkili şirketin yerleşim yeri olan “...” adresinin bağlı olduğu İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, huzurdaki davanın yetki yönünden usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasında uyuşmazlık bulunan hususların;davacının kaçak elektrik kullanıp kullanmadığı, tahakkuk eden faturadan dolayı borçlu olup olmadığı, hususlarından ibaret olduğu görüldü. Mahkememizce verilen ara karar gereğince bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiş olup 28/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;" Dava Konusu Elektrik Enerjisi Kullanımının Vasfı: Davacının, ... Mahallesi, ... ... Caddesi, No:89 işerinde ... seri numaralı ... marka elektrik sayacından geçirmeyerek, ayrı bir hat çekerek sözleşmesiz elektrik enerjisi kullandığı 21.02.2023 tarih ve H/... sayılı kaçak elektrik tutanağıyla tespit edilmiştir. Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği Madde-42: “Perakende satış sözleşmesi olmaksızın dağıtım sistemine müdahale ederek elektrik enerjisi tüketilmesi, kaçak elektrik tüketimi sayıldığından dava konusu olay kaçak elektrik enerji tüketimidir. Davacının Takip Tarihi İtibariyle Borcu: Kaçak tüketim bedeli 23.256,82 TL, Gecikme zammı 140,93 TL, Gecikme zammı KDV 25,36TL, Toplam kaçak bedel 23.423,11 TL, Davacının Ödediği Elektrik Enerjisinin Bedeli: Davacı, davalı şirkete 04.04.2023 tarihinde 108.600,00 TL ödeme yapmıştır. Davacının Fazla Ödediği Elektrik Enerji Bedeli: Davalı, davacıdan 108.600,00 TL-23.423,11 TL 85.176,89 TL fazla bedel tahsil etmiştir. Davacının Davalı Şirketten Talep Edebileceği Bedeli; Davacı ...'nin, fazla tahsil edilen 85.176,89 TL'nı davalı ... A.Ş.'den ödeme tarihinden itibaren işleyecek %9 yasal faiz oranıyla birlikte talep edebileceği" sonuç ve kanaatine varılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; tarafların beyanları, deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu iş tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Örneğin, ödünç para verme işlemlerine ilişkin uyuşmazlıklar Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 154 ve devamı maddeleri hükmünce ticari dava sayılır. Buna karşılık Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa, ticari dava vasfını kaybedecektir. Yine, 6102 sayılı TTK'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, kanun ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12. maddesinde "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir", yine aynı Kanun’un 16/1 maddesinde ise “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar.” hükmünü içermektedir. 26/06/2012 tarihinde kabul edilen ve 30 Haziran 2012 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı TK’ndan ve 6102 sayılı TTK’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. 19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. Bu durumda; yukarıda açıklanan hususlar gözönünde bulundurularak tarafların tacir olup olmadığı hususu araştırılarak sonucuna göre görevli mahkemenin tayin edilmesi gerekmektedir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2022 tarih ... sayılı ilamı) Somut olayda .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas, ... karar sayılı dosyasından verilen 07/07/2023 tarihli kararda, "...Taraflar arasındaki abonelik sözleşmesinin 23/2 maddesinde; sözleşmeden doğan uyuş- mazlıklarda "İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğu" belirtilmiş ise de, dosya içeriğine göre davacı tüzel kişi olmadığı gibi tacir kaydı da bulunmamaktadır. Bu nedenle sözleşmedeki yetki şartı geçersizdir. (HMK 17.md) Ancak sözleşmenin ifa yeri "..." olup bu adres itibariyle İstanbul Mahkemeleri yetkilidir." gerekçesi ile yetkisizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizin işbu esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Yetkisizlik kararı öncesi .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasından ... Vergi Dairesi Müdürlüğü, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü, ... A.Ş. İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine ayrı ayrı müzekkereler yazılmış, kararda davacının tacir olmadığı tespit edilmiştir. Mahkememizce de ... Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazılmış, verilen yanıtta davacının işletme esasına göre defter tuttuğu ve KDV beyannamesinde ise teslim ve hizmetlerin karşılığını teşkil eden bedel olarak kümülatif 335.184,74 beyan edildiği belirtilmiştir. Mahkememizin 29/05/2024 tarihli 1 nolu celsesinde, davacının bilanço hesabına mı işletme hesabına göre mi defter tuttuğu, işletme hesabına göre defter tutuluyorsa VUK 177. Maddeleri uyarınca belirlenen esnaf işletme sınırını aşıp aşmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yapılması için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdine karar verilmiş, bilirkişi raporunda, "GIB ... Vergi Dairesi cevabi yazısına göre, davacı ...'nin VUK 178. Maddesine göre 2. Sınıf tüccar olduğu, işletme defterine tabi olduğu, VUK 177. Maddesine göre 1. Sınıf tüccar olma şartlarını taşımadığı" tespit edilmiştir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesinin 2023/1559 esas, 2024/216 karar sayılı kararında da 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabına göre defter tutan davalı yönünden " Dava, kaçak elektrik kullanımından yani haksız fiilden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ilâmsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup dava 6102 sayılı TTK’nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir. Davalının ticaret sicil kaydı veyahut esnaflık sınırını aşar şekilde vergi mükellefiyet kaydı bulunmamaktadır. Elektrik hizmeti alan yer ticarethane grubuna dahil ise de, abonelik kaydının esnaf işletmesi mi yoksa tacir sıfatının varlığının kabulünü gerektirir nitelikte ticari işletmeye mi olduğuna dair bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Kaçak elektrik kullanılan yerin salt iş yeri olmasının, davacıyı tacir olarak nitelendirmek için yeterli değildir. Davalının tacir ve tüketici sıfatı bulunmaması nedeniyle uyuşmazlığın genel hükümler HMK 2/2. maddesi uyarınca davanın .... Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." gerekçesiyle davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde görülmesi gerektiğine karar verilmiştir. Bu açıklamalar ışında vergi müdürlüğü müzekkere cevabında ve 28/08/2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının 2. Sınıf tüccar olarak işletme hesabı esasına göre defter tuttuğu ve Vergi Usul Kanunu 177/1 maddesindeki limitleri aşmadığı tespit edilmiş olup, ticaret sicil sorgulamasında davacıya ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı buna göre davacı tarafın tacir olmadığı, esnaf olarak kabul edilmesi gerektiği, dosya içerisinde davacının tacir sıfatı bulunduğuna ilişkin hiçbir kayıt ve belge mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının tacir olmadığı gibi, davanın mutlak ticari dava olmadığı sabittir. Açıklanan nedenlerle eldeki davanın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesi gerektiği ve mahkememizin görevsiz olduğu anlaşılmakla görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis etmek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının açtığı davada,mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-Görevli Mahkemenin İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, 3-HMK 20. Maddesi gereğince süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde iki hafta içinde mahkememize müracaat ile dosyanın görevli mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 27/11/2024 Katip ... e-imzalıdır Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/587, K. 2024/710, T. 27.11.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-7-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-587-e-2024-710-k-ee4f85a18e81