İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/211 E. 2024/596 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Daire
- İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2024/211
- Karar No
- 2024/596
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/211 Esas KARAR NO : 2024/596 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 03/04/2024 KARAR TARİHİ : 10/10/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın eşi ... ile birlikte sahibi oldukları ... ünvanlı işyerinde damacana su satışıyla iştigal etmekte olup, davalılar ile aralarında kurulan ticari ilişki gereği, müvekkil tarafından davalılara belirli aralıklarla toplu “Damacana Su” ve “Koli Su” satışı yapıldığını, yapılan satışlara karşılık düzenlenen irsaliyelerle de tespit edileceği üzere, davalıların almış olduğu sulara karşılık ödemeleri için faturalar ve fişler düzenlendiğini ancak takibe konu borcun bugüne dek ödenmediğini, müvekkili tarafından ... 19. İcra Dairesi’nin ... sayılı dosyasıyla davalı/borçlular aleyhinde icra takibi başlatıldığını, fakat davalı tarafın açılan takibe haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalıların haksız ve kötü niyetli itirazı sebebiyle davalı/borçlular aleyhine açılmış bulunan icra takibinin durduğunu, davalılardan ... tarafından müvekkiline ticari ilişki kapsamında verilen çekle ilgili olarak ... 12. Asliye Ticaret Mahkemesi ...Esas sayılı dosyası nezdinde de davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiş olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, faturalar uyarınca mallar teslim edilmesine rağmen borcun ödenmediği işbu dosya nezdinde de tespit edildiğini, davalıların, irsaliye faturaları ile tespit edilen alacaklarına binaen müvekkilinin davalılar ile yeniden irtibata geçtiğini, ancak bugüne kadar herhangi bir ödeme gerçekleştirilmediğini hatta davalılardan ...'in müvekkilin alacaklarını bertaraf etmek amacıyla miras yoluyla intikal eden taşınmazdaki hissesini diğer davalı kardeşi ...’e devretmiş olup, tarafımızca açılan tasarrufun iptali dosyası ile müvekkilin çekten kaynaklı olarak alacağının tahsili mümkün olduğunu belirterek borçlunun itirazının iptali (asıl alacak ve faize itirazının iptaline) ile takibin devamı ve borçlunun haksız itirazı sonucu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP :Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalılar ile davacı taraf arasında herhangi bir ticari ilişki olmadığını, daha önceki takip ve davalarda ... ve ... arasında ticari ilişki olduğu ve ...'in kendi hissesini ...'e muvazaa ile devrettiği iddiasıyla tasarrufun iptali davası açıldığını, ...'in bu ticari ilişkide taraf olmadığının davacı tarafından bu hususa dava dilekçesinde yer verdiği için kabul edildiğinin düşünüldüğünü, ...'in de aynı faturalar sebebiyle önceki takip ve davalarda borçlu olarak gösterilmediğini, ... ve ... adi şirket ortakları olup başlatılan icra takibi bakımından zorunlu takip arkadaşlığı ve huzurdaki itirazın iptali davası bakımından zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğunu, bu sebeple dava şartı eksikliğinden davanın reddi gerektiğini, irsaliye ve faturaların senetle ispat zorunluluğu olan huzurdaki davada kesin delil niteliği taşımayan, davalıların imzasını içermeyen belgeler olduğunu, faturalar ve fişlerde yer alan toplam tutar 11.975,72 TL olmasına karşın asıl alacağın 96.818,75 TL olarak gösterildiğini, 84.843,03 TL'lik kısım için herhangi bir delil sunulmadığını, zorunlu dava arkadaşlığına uyulmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kesin hüküm bulunduğu, 1 yıllık hak düşürücü süre geçirildiği için usulden reddine, dava konusu alacak bulunmadığı, borcun tamamı ödendiği, diğer talepler dava dilekçesinde açıklanmadığı, senetle veya herhangi bir delil başlangıcı ile ispatlanmadığı, zamanaşımına uğradığı, davalılar ile arasında ticari ilişki bulunmadığı için esastan reddine, takibin iptaline, %20 icra inkâr tazminatı ile davacının mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın İİK'nın 67/1. maddesi uyarınca iptali ile İİK 67/2.maddesi uyarınca icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir. Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 19. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası, hesap hareketleri, irsaliye faturalar, ... 11. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası, esnaf tacir araştırmaları delil olarak değerlendirilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 1/1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir." hükmü düzenlenmiştir. Görev, belirli bir konudaki davaya o yerdeki mahkemelerden hangisinin bakabileceğini ifade eder. HMK'nun 115. Maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartıdır ve hüküm kesinleşinceye kadar yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi mahkemece de resen incelenir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlenmiş, anılan kanunun 5.maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir. Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz, TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olmasını sağlamaz. Başka ifade ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. Somut olayda; HMK 'nun 114. maddesinde düzenlenen dava şartları, 116. maddesinde düzenlenen ilk itirazlar ile 142. maddesinde düzenlenen zamanaşımı defi ve hak düşürücü sürelere yönelik yapılan incelemede; taraflar arasındaki uyuşmazlığın faturalardan kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz edilmesi üzerine İİK nun 67. Maddesi gereğince açılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, Bayrampaşa Vergi Dairesin cevabı yazısına göre davacı ile davalı ...'in tacir olmadıkları, davalı ... yönünden VUK 177. Maddesinde belirtilen sınırların üstünde faaliyet gösterdiği, 6102 Sayılı TTK'nun 5/1. maddesinde “aksine hüküm bulunmadıkça dava konusu şeyin değerine ve tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemeleri tüm ticari davalara bakmakla görevli” dir hükmünü havi olduğu, 6102. Sayılı TTK nun 4. Maddesinde ise her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlarda doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın 4.maddenin a,b,c,d, e,f bentlerinde sayılı davaların ticari dava olduğu belirtilmekle; davacı tacir olmadığından ve uyuşmazlık Türk Ticaret Kanununda düzenlenmediğinden uyuşmazlığın çözümünde Ticaret Mahkemesinin görevli mahkeme olmadığı, HMK 2. Maddesinin (2). Bendine göre " Bu Kanunda ve diğer kanunlarda aksine düzenleme bulunmadıkça, asliye hukuk mahkemesi diğer dava ve işler bakımından da görevlidir." hükmü uyarınca huzurdaki dava dosyasında Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli mahkeme olduğu anlaşıldığından iş bu dava dosyamız açısından HMK'nın 114 maddesinde düzenlenen görev dava şartının sübut bulmadığı kanaatiyle davanın, HMK'nın 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere; 1-Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; Davanın, HMK'nın 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin, görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA, 3-HMK'nın 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine tevzi edilmek üzere İstanbul Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE, 4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA, 5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.10/10/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır *Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*