İlk Derece Mahkemesi · İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2023/78 E. 2024/1067 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Daire
İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
Esas No
2023/78
Karar No
2024/1067
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2023/78 Esas KARAR NO : 2024/1067 DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/02/2023 KARAR TARİHİ : 31/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA/ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davanın açıldığı tarihte müvekkilinin uğradığı maddi zararın tam ve net olarak belirlenebilmesinin taraflarınca mümkün olmadığını, tahkikat aşamasında bilirkişilerce hesaplanabileceğini, müvekkili şirket ile davalı yan arasında 10/01/2022 tarihli iç mimarlık hizmet sözleşmesi başlığı altında eser sözleşmesi akdedildiğini, sözleşmede 97.630,00-TL götürü bedel ücreti ve bu fiyata ek olarak tarafların whatsapp yazışmasında %30 ek bir zam olacağının kararlaştırıldığını, davalı hesabına dava konusu iş için banka üzerinden 83.225,00-TL miktar yatırıldığını, müvekkilinin sözleşmede akdedilen yükümlülüklerinin tam ve eksiksiz yerine getirilmesine rağmen davalı yanın akdedilen sözleşmedeki yükümlülüklerinin bir çoğunu yerine getirmediğini, ifa etmediğini, yerine getirilenlerden ise bazılarının bozuk, ayıplı ve sözleşmeye aykırı ifa edildiğini, işbu durumların zamanla ortaya çıktığını, işbu eksik ifaların ise müvekkilinin mağduriyetine neden olduğunu, ... 37. Noterliği'nin ... yevmiye nolu ihtarname ile davalı yana 10 iş günü içerisinde ayıpların, eksikliklerin ve zararın giderilmesi için süre verilmişse de davalı yanca hiçbir işlem yapılmadığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin hukuki niteliği itibariyle eser sözleşmesi olduğunu, işbu taahhüt edilen sözleşme gereğince davalı ...'ün üzerine düşen yükümlülüklerini zamanla ifa etmediğini, edilenlerin de hatalı olduğundan bir çok maddi zararın ortaya çıktığını, su tesisatı yapılmadığından yağmur yağdığında müvekkilinin işletmesini su bastığını buna istinaden celp edilecek Beşiktaş İtfaiye Raporunda görüleceği üzere 12.000-TL tutarlı buzdolabının bozulduğunu, yine yağmur yağması sonucu karşı tarafın su gideri yapmadığından süpürgeliklerinin zarar gördüğünü, sudan kaynaklı şiştiğini ve kullanılamaz hale geldiğini, bunun için davalıya 1600-TL ödendiğini, sözleşme imzalandığı tarihten itibaren iş bitirme süresinin 30 iş günü olmasına rağmen müvekkilinin şirket işletmesinin toplam 86 gün kapalı kaldığını, süresi içerisinde, davalı yanın ifa etmediği sözleşme gereği kira bedeli üzerinden toplamda 56.000-TL kira bedelini müvekkili şirkete ödemekle yükümlü olduğunu, davalının taahhüt ettiği elektrik projesi çizimini yapmadığını, müvekkili şirketin başka bir şirkete 4.130-TL ödemek zorunda kaldığını, davalı yanın çalıştırdığı ustaların, dış kısımda bulunan gider kapaklarından birini kırdığını, müvekkili şirketçe 600-TL tutarında yenisinin alındığını, müvekkili şirkete ait elektrik kesilmesi sonucu 10.000-TL değerinde pasta ziyan olduğunu, davalı yanca havalandırma yapılacağı taahhüt edildiğini fakat havalandırma motorunun takılmadığını, bu durumların tespit edilmesi amacıyla ... 15. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.iş sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda da davalı yanın eksik ve özensiz iş yaptığını, kusurlu hizmet gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, davalı yana karşı dava açmadan önce arabuluculuk başvurusunun anlaşamama şeklinde sonuçlandığını, davalı yan tarafından müvekkili şirkete hiçbir iş için fatura tanzim edilmediğini, alacak verecek kalemleri oluşturulmadığını, müvekkili şirketten sözleşmede belirlenen ve kendilerinin çıkarmış olduğu dekontlarla sabit olan 83.225-TL miktarın davalı yanın almış olmasına rağmen bu miktarların hiçbir tutarını faturalandırmadığını, tüm bu nedenlerle mahkememizce tahkikat aşamasında atanacak uzman bilirkişilerin hesaplayacağı maddi zararın şimdilik 1.000-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan ticari avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödettirilmesine, 100.000,00-TL manevi tazminatı ile avukatlık vekalet ücreti ve her türlü yargılama giderlerinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMA/ Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının davasının haksız ve kötü niyetli olduğunu, usul, esas ve resen gözününe alınacak sebeplerle reddedilmesinin gerektiğini, müvekkili ile davacının arasındaki ihtilafın kaynağının aralarında tanzim ettikleri 10/01/2022 başlangıç tarihli iç mimarlık hizmetleri sözleşmesi olduğunu, müvekkilinin sözleşme içeriğindeki tüm iş ve işlemleri eksiksiz bir şekilde ifa ettiklerini, davacının sözleşme içeriğini aşan işleri de müvekkiline yaptırdığını bu kapsamda davacıdan alacaklı olduğunu, görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri geçmiş olduğundan davanın reddinin gerektiğini, harcın eksik olduğunu, davacı tarafından ikmal edilmesinin gerektiğini, tüm bu nedenlerle açıklamaları doğrultusunda haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, davacının eksik harcın ikmaline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline, fazlaya dair tüm yasal hakları saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE Dava tazminat davasıdır. Uyuşmazlığın, taraflar arasında akdedilen 10/01/2022 tarihli iç mimarlık hizmet sözleşmesi başlıklı eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ve eksik ifa iddiasına dayalı alacak istemine ilişkin hususlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır. 6100 Sayılı HMK'nın 1. Maddesi uyarınca göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. 114/c maddesinde ise mahkemenin görevi dava şartı olarak gösterilmiş olup, aynı Kanunun 115. Maddesi ile getirilen "mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır" hükmü gereğince öncelikle mahkememizin görevli olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkere cevabında davalı ...'ün gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, ... Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabında ise, davalının VUK'un 178. Maddesi gereği 2. Sınıf tüccar hükümlerine tabi olduğu, işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiği görülmüştür. 6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı Hukuk Muhakemesi Kanunu'nun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi aşamasında Bölge Adliye Mahkemesince re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir asliye ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir. Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir (6102 sayılı TTK m. 11/1). Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir (6102 sayılı TTK m. 11/2). Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir (6102 sayılı TTK m. 12/1). Bir ticari işletmeyi kurup açtığını, sirküler, gazete, radyo, televizyon ve diğer ilan araçlarıyla halka bildirmiş veya işletmesini ticaret siciline tescil ettirerek durumu ilan etmiş olan kimse, fiilen işletmeye başlamamış olsa bile tacir sayılır (6102 sayılı TTK m. 12/2). Bir ticari işletme açmış gibi, ister kendi adına, ister adi bir şirket veya her ne suretle olursa olsun hukuken var sayılmayan diğer bir şirket adına ortak sıfatıyla işlemlerde bulunan kimse, iyiniyetli üçüncü kişilere karşı tacir gibi sorumlu olur (6102 sayılı TTK m. 12/3). İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11 . maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır. Ancak, tacirlere özgü 20 ve 53 üncü maddeler ile Türk Medenî Kanununun 950 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü bunlara da uygulanır (6102 sayılı TTK m. 15). ... nolu Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinde Esnaf ve Sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler, olarak tanımlanmıştır. Mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1463. maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 18.06.2007 tarihinde kararlaştırılıp, 21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, ... sayılı Bakanlar Kurulu Kararında esnaf - tacir ayırımının nasıl yapılacağı belirlenmiştir. Buna göre; a) Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar; b) Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır. 6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10. maddesinde ticari işletmeler hakkında 6102 sayılı TTK'nın 11/2 maddesinde öngörülen Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararı çıkarılıncaya kadar yürürlükte bulunan düzenlemelerin uygulanacağı belirtildiğinden ilgili Bakanlar Kurulu kararının uygulanmasına devam edilerek esnaf ve tacir ayrımının anılan kararda belirtilen kıstasların değerlendirilmesi suretiyle yapılması gerekecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ... Esas, ... Karar). TTK' nun 4. Maddesi; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. (2) (Değişik: 28/2/2018-7101/61 md.) Ticari davalarda da deliller ile bunların sunulması 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerine tabidir; miktar veya değeri beş yüz bin Türk lirasını geçmeyen ticari davalarda basit yargılama usulü uygulanır" şeklinde düzenlenmiştir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 5/1. maddesi uyarınca, ticari davalara bakmak görevi, asliye ticaret mahkemesine aittir. Ticari davalar, mutlak ve nispi ticari davalar olarak ikiye ayrılmaktadır. Nispi ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinin ilk cümlesinde tarif edilmiş olup, her iki tarafın da "ticari işletmesiyle ilgili hususlardan kaynaklanan" hukuk davalarıdır. Mutlak ticari davalar ise, tarafların tacir olup olmadıklarına ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleri ile ilgili bulunup bulunmadığına bakılmaksızın yasa gereği ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK'nın 4/1-a ve devamı bentlerinde yazılan uyuşmazlıklar ile diğer yasalarda ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar, mutlak ticari davalardır. Somut olaya dönüldüğünde, taraflar arasında akdedilen "İç Mimarlık Hizmetleri" Sözleşmesinin bir eser sözleşmesi olduğu, uyuşmazlığın eser sözleşmesine aykırılıktan kaynaklandığı, Davalı TTK. nun 16/2 maddesi uyarınca tacir olmadığı gibi uyuşmazlık mutlak ticari dava niteliğinde de değildir. Uyuşmazlığın Tüketici Mahkemelerinde görülüp sonuçlandırılması gerekir. (Yargıtay 15.HD, 11/03/2019 Tarih, ... Esas ... Karar) Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalının tacir sayılan kişilerden olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın mutlak ticari dava kapsamında da bulunmadığı anlaşılmakla davacının davasının Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-)Davanın DAVA ŞARTI-GÖREV YÖNÜNDEN USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 2-)Görevsizlik kararının kesinleşmesine müteakiben 2 hafta içinde mahkememize başvurulması halinde dosyanın görevli İstanbul Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, 3-)Süresi içerisinde dosyanın gönderilmesi için mahkememize başvurulmaması halinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine, 4-)HMK 331/2 maddesi gereğince yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin görevli mahkeme tarafından değrlendirilmesine, 5-)Görevsizlik kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde görevli mahkemeye başvurulmadığı takdirde harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti konusunda ek karar yazılmasına, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, mahkememiz gerekçeli kararının HMK 345 maddesi gereğince taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamı ödenmek suretiyle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesince incelenebilmesi için tarafların istinaf yoluna başvuru hakkı açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 31/12/2024 Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır

Atıf: İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/78, K. 2024/1067, T. 31.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-1-asliye-ticaret-mahkemesi-2023-78-e-2024-1067-k-37e9c61eef1a