İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/987 E. 2026/862 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/987
- Karar No
- 2026/862
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/987 Esas KARAR NO : 2026/862
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı ile aralarındaki ticari ilişki sonucunda; davalının müvekkiline 147.155,88- TL borçlu olduğunu, davalının bu borcu ödememesinden dolayı alacağımızın tahsili amacıyla ... 6. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası ile icra takibine girişildiğini, ancak davalının borca itirazı üzerine takibi durduğunu, icra takibinin doğruluğunun tarafların ticari defterleri, kayıtları, cari hesap dökümü, fatura ve irsaliyeler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi sonucu görüleceğini, açıklanan nedenlerle icra takibine yönelik haksız ve dayanaksız itirazın iptalin,, takibin 147.155,88 - TL üzerinden devamını, icra takibindeki alacak üzerinden %20' den aşağı olmamak kayıt ve şartı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini, mahkeme masrafı ve avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davacı ile arasında davacının iddia ettiği üzere bir ticari ilişki bulunmadığını, davacı ile müvekkil arasındaki ilişkinin komşuluk ilişkisi olduğunu, taraflar arasında akdi bir ilişki bulunmadığını, takibe konu fatura nedeniyle müvekkilinin borcunun bulunmadığını, müvekkilinin iade faturası keserek sözkonusu faturada yazan bedeli süresi içerisinde inkar ettiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari işleri faaliyet kolları ile alakalı bir akdi iş bulunmadığını, davacının icra takibine esas aldığı faturaya karşı müvekkili şirketin iade faturası kesmiş olduğunu, açıklanan nedenlerle haksız ve kötü niyetli davanın reddini, davacı aleyhine takibe konu alacağın %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... 6. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. -... 6. İcra Müdürlüğü'nün... sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 147.155,88-TL alacak ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı takip borçlusu tarafından itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür. -2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir. -İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ... Esas -... Karar sayılı ilamı). -Somut olayda davacı tarafın iddiası taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında fatura ve cari konusu ürünlerin satışının yapıldığı, bu ticari ilişki kapsamında düzenlenen fatura ve cari hesap alacağının bakiye kısmının ödenmediği hususlarına dayanmakta iken davalı taraf davacı ile aralarında ticari ilişkinin bulunmadığını, takip konusu edilen faturadan sonra kendilerince iade faturası düzenlendiğini iddia etmektedir. -Davaya konu alacağın incelenmesinde; alacağın taraflar arasındaki satış sözleşmesi ilişkisine dayandığı anlaşılmaktadır. -Satış sözleşmesi Türk Borçlar Kanununun 207 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan hükümlere göre satım, satıcının satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Satış sözleşmesinin geçerli olabilmesi için icap ve kabul iradelerinin birleşmesi gerekli ve yeterlidir. Sözleşmenin yazılı yapılması geçerlilik için şart değildir. Yazılı yapılması ispat bakımından önem taşımaktadır. Buna göre, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça ve aksine bir adet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. Karşılıklı edimlerin ifasında, satıcı malı teslim ettiğini önce kanıtlamalıdır. Bu ispatlandığında bedelin alıcı tarafından ödendiği ispatlanmalıdır. 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Yine aynı Yasanın 200/1 maddesi gereğince eldeki davanın değer ve miktar itibariyle yazılı belgeyle ispat edilmesi gerekmektedir. -Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. -6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi "Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması" başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. -Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. -Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih...E. ...K. sayılı ilamı). -Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). -Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. -Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). -Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19/11/2015 tarih ...Esas ...Karar sayılı ilamı). -Mahkememiz dosyası tarafların ticari defter ve belgelerinin incelenmesi amacıyla SMMM bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 24/06/2026 tarihli raporda özetle; davacı ve davalı 2024-2025 yılı yevmiye ve kebir defterini Gelirler İdaresi Bilgi Sistemine yasal süre içerisinde yüklendiği, defterlerin davanın esasını kapsayan kısımların birbiriyle uyumlu olduğu ve denetim ve tespit yapmaya elverişli olduğu, muhasebe teknik usullerine uygun tutulduğu, dava konusu alacağı 31.01.2025 tarihli ... n.olu 71.042,48 TL’sı- yemek bedeli, 31.12.2024 tarihli ... n.olu 76.113,40 TL’sı yemek bedeli faturalarının oluşturduğu, iş bu faturalara istinaden davalının 31.03.2025 tarihli ... numaralı 147.155,88 TL’sı tutarında iade yansıtma faturası düzenlediği, davacı şirketin davalı firma ile ilgili faturaları 2024-2025 yılı defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 12.03.2025 icra takip tarihi itibariyle 147.155,88 TL’sı defter ve kayıtlarında davalıdan alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin davacı firma ile ilgili faturaları 2024-2025 yılı defter ve kayıtlarına muhasebe teknik ve usullerine uygun olarak işlediği, raporun denetim ve tespitler kısmında yer alan yevmiye kaydı ile detayı verilen tüm işlemlerden sonra 12.03.2025 icra takip tarihi itibariyle defter ve kayıtlarında davacıya borcu gözükmediği, taraf defterlerinin örtüşmeme sebebinin davalının davacı adına düzenlediği 147.155,88 TL’sı tutarında iade yansıtma faturasının davacıda kayıtlı olmamasından kaynaklı oluğu, dava tarihinden sonra davalı davacıya 10.11.2025 tarihli ... numaralı 261.387,50 TL’sı tutarında iade faturası düzenleyerek yansıttığı ve faturayı davalı lehine hesaba borç kaydedildiği, bu fatura davacıda kayıtlı gözükmediği, davacı faturaya noter huzurunda itiraz ettiği incelemede sunmuş olduğu ihtarnamede görülmüş olsa da dosya içeriğinde olmayan ihtarname mali belgelerin dışında deliller arasında olduğundan üzerinde inceleme ve tespit yapılamayacağı, ilgili tarafça dosyaya sunması halinde takdirin Mahkemeye ait olduğu, netice İtibariyle; Huzurdaki davada davacı, 256.273,61 TL’sı cari hesap alacağına 12.03.2025 tarihinde ... 4. İcra Müdürlüğünün...sayılı dosyası ile davacı tarafından icra takibi başlatıldığı, davacının cari hesap alacağının dayanağı faturaların davacı ve davalı defterlerinde tespit edildiği, davalı tarafından alacağın dayanağı faturalara istinaden yasal süresinden sonra iade faturası düzenlendiği, faturaların hizmet içeriğinin değerlendirmesi mali bilirkişinin uzmanlık alanına girmemekte olup dava konusu alacağın ödenmesi hususunun Mahkemeye ait olduğu görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu alacak kalemlerinin de bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. -Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. -Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. - Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının 31/01/2025 tarihli ... nolu 71.042,48 TL yemek bedeli, 31/12/2024 tarihli ... nolu 76.113,40 TL yemek bedeli faturalarının her iki tarafın ticari defterlerine kaydedildiği, işbu faturaların kaydı yönünden taraflar arasında bir farklılık bulunmadığı görülmektedir. -Tarafların defter ve kayıtlarındaki farklılığın temel sebebi davalı tarafından düzenlenen 31/03/2025 tarihli ... numaralı 147.155,88 TL bedelli iade faturasına dayanmaktadır. -Davalı taraf iddia ve savunmalarında davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını, bu nedenle iade faturasının düzenlendiğini iddia etmektedir. -Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Davalı tarafça ise bu yolda bir delil gösterilmemiş, davaya konu faturaların düzenlenme tarihinden yaklaşık 2 ay sonra iade faturası düzenlenmiş, soyut olarak borcunun bulunmadığını ileri sürmekle yetinilmiştir. Yine bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere davalı tarafından düzenlenen iade faturasının davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı görülmektedir. -Bu haliyle davalı tarafça düzenlenen iade faturasının bir dayanağının bulunmadığı, davalı tarafça ayıp ya da eksik teslim hususunda bir iddiasının bulunmadığı, davacı ile davalı kayıtlarının soyut ve süresinde itiraz edilmeyen 147.155,88-TL fatura alacağı yönünden birbirine aykırı hükümler içermediği, takip konusu alacağın dava tarihi itibariyle 147.155,88-TL lik kısmının davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. -Yapılan açıklamalar doğrultusunda her ne kadar davalı taraf savunmalarında davacı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığını iddia etmiş ise de davacı şirket ile davalı şirketi arasında ticari ilişkinin var olduğu, davacı tarafın davalı ile aralarındaki fatura içeriği edimlerini yerine getirdiği, davalıya yansıtılan bedellerin usulüne uygun olduğu hususlarının davacı tarafça, ticari defter kayıtlarıyla ispat edildiği, buna karşılık olarak davalı tarafın takibe konu fatura alacaklarının 147.155,88-TL'lik kısmını ödediğini yazılı belge ile ispat edemediği kanaatine varıldığından davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. -Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtlarıyla sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜ ile; -... 6. İcra Müdürlüğü'nün 2... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, -Alacak likit ve belirlenebilir olduğundan kabul edilen miktarın %20'si üzerinden hesap edilen 29.431,17 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 10.052,22-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 2.513,06-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.539,16- TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 2.513,06-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında yatırılan 615,40-TL başvurma harcı, 8.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 320,00-TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 8.935,40-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ... Arabuluculuk Bürosunun ...numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 8-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır