İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/921 E. 2026/853 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/921
- Karar No
- 2026/853
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/921 Esas KARAR NO : 2026/853
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ : 16/12/2025 KARAR TARİHİ : 02/10/2026
Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda; İSTEM: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; ...hizmet sahası ...kesişimi adresinde 28.10.2024 tarihinde davalı ... ekiplerince yapılan çalışmalar sırasında müvekkili şirkete ait yer altı tesisleri ile kablolara hasar verildiğini, hasarın ... numaralı dosya kapsamında tutanakla tespit edildiğini, iletişim hizmetinin aksamaması için hasarın giderildiğini; Hasar Tespit Tutanağı, Hasar Keşif Tutarı Formu, malzeme-işçilik cetveli, günlük şantiye defterleri, olay yeri fotoğrafları ve onarımı yapan firmaya ait fatura ile zararın belgelendiğini, toplam zararın 43.576,94 TL olarak hesaplandığını, bu alacağın tahsili için ... 35. İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını; takipte asıl alacak 43.576,94 TL ile birlikte 11.304,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 54.880,98 TL talep edildiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptali ile takibin devamını ve davalı aleyhine %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür. YANIT: Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Söz konusu kazı çalışmasının İdarenin kendi elemanlarınca değil, ihale edilen ve ... A.Ş. taahhüdü altındaki “...” kapsamında yüklenici tarafından yapıldığını; idare ile yüklenici arasındaki sözleşmenin 17. maddesi ile Yapım İşleri Genel Şartnamesi'nin 9.6. maddesi uyarınca üçüncü kişilere verilen her türlü zarardan yüklenicinin sorumlu olduğunu, bu nedenle husumetin idareye yöneltilemeyeceğini, idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet (nedensellik) bağı bulunmadığını; davacıya ait yer altı tesislerinin mevzuata, yapı tekniğine ve gerekli derinlik şartına uygun döşenip döşenmediğinin, davacının zarar önleyici tedbir ve işaretleri alıp almadığının araştırılması gerektiğini, bu yönden davacının müterafik kusurunun bulunabileceğini; davacının sunduğu tutanak ve fotoğrafların tek taraflı düzenlendiğini; talep edilen bedelin fahiş olduğunu; temerrüde düşürülmeden hasar tarihinden ve reeskont/avans faizi türünden faiz istenemeyeceğini, faizin dava tarihinden başlaması gerektiğini, alacak likit olmadığından %20 icra inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle davanın reddini iddia ve talep ettiği görülmüştür. KANITLAR VE GEREKÇE: -Dava, davacı tarafından davalı aleyhine ... 35. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı takip dosyası ile başlatılan ilamsız icra takibine, davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. -Mahkememizce hasar tutanakları, belediye kayıtları, icra dosyası celp edilerek dosya içerisine alınmış, taraf delilleri toplanmıştır. -Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlığın; 28/10/2024 tarihinde "..." adresinde yapılan çalışma sırasında davacı şirkete ait alt yapı dağıtım tesislerine ve kablolara davalı tarafından zarar verilip verilmediği, davacının yer altı kablolarının döşenmesi noktasında ... Yönetmelik m.58 uyarınca derinlik şartları bakımından müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, kusur indirimi gerekip gerekmediği, davacının hasar nedeniyle davalıdan talep edebileceği zarar kalemleri ile miktarı, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan asıl alacak ve işlemiş faiz ile birlikte alacaklı olduğu miktarın belirlenmesine ilişkin olduğu görülmektedir. -Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi hükmü uyarınca; Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatlamakla yükümlüdür. Gerek doktrinde, gerek Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükü, hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşer.6100 sayılı HMK 'nın 190/1 maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. -6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır (TBK.m.50/1). -Görüleceği üzere haksız fiil sorumluğundan bahsedilebilmesi için; Fiil, Hukuka Aykırılık, İlliyet Bağı Zarar unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. -Özetle davacının tazminata hak kazanabilmesi için bu dört unsurun birlikte gerçekleştiğini ispatlaması şarttır. -Mahkememiz dosyası tarafların iddia ve savunmaları, dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge, beyan ve deliller ile tespit edilen uyuşmazlık konuları çerçevesinde ve özellikle 28/10/2024 tarihinde "..." adresinde yapılan çalışma sırasında davacı şirkete ait alt yapı dağıtım tesislerine ve kablolara davalı tarafından zarar verilip verilmediği, davacının yer altı kablolarının döşenmesi noktasında ... Yönetmelik m.58 uyarınca derinlik şartları bakımından müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı, kusur indirimi gerekip gerekmediği, davacının hasar nedeniyle davalıdan talep edebileceği zarar kalemleri ile miktarı, davacının icra takip tarihi itibariyle davalıdan asıl alacak ve işlemiş faiz ile birlikte alacaklı olduğu miktarın hesaplanması amacıyla bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen 02/06/2026 tarihli raporda özetle; 28.10.2024 tarihinde ... adına ihale edilen ve yüklenici ...A.Ş. eliyle yürütülen atıksu kazı çalışması sırasında davacı ...'a ait yer altı tesislerine hasar verildiği belgelerle sabit olup, davalı İdare bu adres ve dönemdeki çalışmayı kendi 07.01.2026 tarihli yazısıyla kabul ettiğini, atıksu kazısının davacının tesislerinden daha derin kotta yürütülüp bu tesisleri kesmesi ve yol üzerindeki menhol ile saha dolabının davacı altyapısını gözle görülür biçimde işaret etmesi karşısında, zarardan ... (yüklenicisi ile birlikte) sorumlu olduğu, davacının yetersiz derinlik veya mevzuata aykırılık yönünden müterafik kusurunu gösteren hiçbir somut teknik delil (imzalı tutanak, ölçüm, görsel) dosyaya sunulmadığından, kusur indirimi yapılmasını gerektiren bir durum bulunmadığı, onarımın taşeron ... tarafından yapılıp faturalandırıldığından işçilik bedelleri hasara dahil olduğunu; talep edilen malzeme ile işçilik kalemleri birbiriyle ve taşeronun fiilen yaptığı işlerle birebir uyumlu olup, örnek incelenen kalemlerde birim fiyatlar (TÜFE ile hasar tarihine indirgenmiş güncel rayiçlere göre) fahiş olmadığını, bu çerçevede davacının asıl alacağı 43.576,94 TL, hasar tarihinden icra takip tarihine kadar (28.10.2024 – 05.05.2025) hesaplanan işlemiş faizi ise 11.304,04 TL (talep, hesaplanan 11.295,08 TL ile uyumlu) olmak üzere, İstanbul 35. İcra Dairesi'nin 2025/16124 E. sayılı takibine konu toplam 54.880,98 TL alacağın teknik yönden yerinde olduğu; davalı itirazlarının teknik veriler ışığında dayanak bulamadığı, takibin davalı ... ile yüklenici ihbar olunan ...Tic. A.Ş. adına devam edebileceği görüş ve kanaatinin bildirildiği görülmüştür. -Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, Mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur. -Bu doğrultuda alınan rapor ve dosyadaki belgeler ile sabit olduğu üzere; davaya konu hasarın meydana geldiği "..." adresinde davalının taşeronu olan dava dışı ...Tic. A.Ş. Tarafından 28/10/2024 tarihinde altyapı çalışmalarının gerçekleştirdiği, bu durumun davalı tarafın da kabulünde olduğu, meydana gelen hasarın davalının çalışmaları esnasında gerçekleştiği, davalının uhdesinde gerçekleştirilen çalışmalarda yüklenici şirketin çalışanların üzerinde gözetim ve denetim yükümlülüğünün bulunduğu, davalı şirketin iş bu yükümlülüklerini yerine getirmediği, davacı tarafın talep ettiği bedelin hasarın oluş şekline ve piyasa rayiçlerine uygun olduğu, talep edilen miktarın gerçek zarar miktarı ile sınırlı olduğu görülmektedir. -Her ne kadar davalı tarafça kendilerinin çalışmasının bulunmadığı gerekçesiyle sorumluluklarının bulunmadığı iddia edilmiş ise de dava dışı şirketçe yapılan çalışmalar esnasında denetim ve gözetim yükümlülüğünün devam ettiği, davalının haksız fiil niteliğindeki eylemleri ile davacı tarafın alt yapısına zarar verdiği sabit olmakla davanın rapor doğrultusunda kısmen kabulüne karar verilmiştir. -Davacı tarafın takip talebinde işlemiş faiz talebinin bulunduğu görülmektedir. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Bu kapsamda davacı tarafından takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edilmesinin yerinde olduğu, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere haksız fiil tarihinden takip tarihine kadar hesaplanan 11.295,08-TL faizin davacı tarafça talep edilebileceği Mahkememizce kabul edilmiş, işbu faiz miktarı üzerinden takibin devamına karar vermek gerekmiştir. -Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. -İİK 67/2 maddesinde " Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." denilmektedir. Borçlunun icra inkar tazminatı ile mahkumiyeti açısından itirazın kötü niyetli olması şartı aranmayıp geçerli bir takibin ve itirazın bulunması, takip konusu alacağın belirlenebilir (likid) alacak olması ve davalının itirazında haksız olması gerekmektedir. -Öğretide genel olarak kabul edildiği üzere, borçlu, alacaklının icra takibinde talep ettiği alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmekte veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda ise ve alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç yoksa, alacak likidedir. -Yargıtay’ın çeşitli kararlar vesilesiyle genel olarak yaptığı tanım da buna paraleldir: Örneğin, Hukuk Genel Kurulu'nun emsal kararlarında belirtildiği ve benimsendiği üzere , “alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilin- mekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likiddir." -Somut olayda alacak istemi rücuen tazminat istemine ilişkin olup, alacağın varlığı ve miktarı yargılamaya muhtaçtır. Haksız fiil kapsamında talep edilen alacak miktarı ve gerçek zarar bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporuyla ve celp edilen bilgi ve belgelerle tespit edilmiş olduğundan, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı kanaatine varılarak davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; -... 35. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalı takip borçlusu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 43.576,94 TL asıl alacak, 11.295,08 TL işlemiş faiz olmak üzere 54.872,02 TL alacak ve asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiz üzerinden devam olunmasına, -İcra inkar tazminatı taleplerinin ve fazlaya ilişkin diğer taleplerin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 3.748,31-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 662,83-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.085,48-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yatırılan 662,83-TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yargılama sırasında sarf edilen 615,40 TL başvurma harcı, 10.000,00 TL bilirkişi ücreti, 192,90 TL tebligat ve posta masrafı olmak üzere toplam 10.808,30 TL yargılama giderinden davanın kabul red oranına (%99,98) göre hesap edilen 10.806,54 TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Kabul edilen kısım yönünden davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Reddedilen kısım yönünden davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 8,96-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca ... Arabuluculuk Bürosu'nun ... numaralı arabuluculuk dosyasında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen toplam 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinden davanın kabul red oranına (%99,98) göre hesap edilen 4.599,25 TL'sinin davalılardan, bakiye 0,75-TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 9-Bakiye gider/delil avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa derhal iadesine, Dair; tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere davacının vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.02/10/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır