İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2025/906 E. 2026/805 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2025/906
Karar No
2026/805
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2025/906 Esas KARAR NO : 2026/805

DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/12/2025 KARAR TARİHİ : 08/10/2026

DAVA : Davacılar vekilince mahkememize ibraz edilen dava dilekçesinde, 16.01.2025 tarihinde saat 03:30 sularında, davalı sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki, mülkiyeti dava dışı ... İnşaat ve Elektronik Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne ait olan ancak davalı ... Belediye ... tarafından uzun süreli kiralanmış olan ... plakalı cenaze nakil aracının, ...'dan Ordu istikametine doğru sol şeritte seyir halindeyken Dalbahçe mevkiine gelindiği esnada davalı şoförün tedbirsizliği, dikkatsizliği ve ihmali sonucunda direksiyon hakimiyetini kaybederek gidişine göre sol tarafında bulunan orta refüje çıktığını, sol ön far kısmı ile önce aydınlatma direğine çarptığını, devamında karşı şeride geçtiğini ve ortalama 100 metre ilerledikten sonra yol kenarında bulunan otobüs durağına çarparak menfez çıkışındaki su kanalına düştüğünü, bu şekilde tek taraflı trafik kazası gerçekleştiğini, kaza neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza sebebiyle 17.01.2025 tarihinde araç içerisinde yolcu olarak bulunan 17 yaşındaki ... ...'nun vefat ettiğini, meydana gelen kazada, cenaze nakil aracında yolcu olarak bulunan, müvekkili ... ve ...'in kızı, müvekkili ...'nin kardeşi merhume ... ...'nun ağır yaralandığını ve kazadan 1 gün sonra (17.01.2025) tedavi gördüğü hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığını ve hayatını kaybettiğini, merhume ... ..., kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmayan, minibüste yolcu olarak seyahat eden bir üçüncü kişi olduğunu, kaza sonrası olay yerinde kolluk tarafından tutulan Kaza Tespit Tutanağı uyarınca davalı Belediye'de çalışan ve bu taşıma için görevlendirilen diğer davalı ...'nın, 2918 sayılı Kanun'un 56/1-a maddesini ihlal etmiş olduğu ve asli kusurlu olduğu, bahse konu kazaya ilişkin soruşturmanın, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/... ve 2025/... Soruşturma numaralı dosyaları üzerinden yürütüldüğünü, netice olarak 2025/... Sor. Numaralı dosya kapsamında birleştirilerek yine bu dosya üzerinden İddianame hazırlandığını, iddianamede birtakım usuli eksikliklerin giderilmesi adına Ağır Ceza Mahkemesi tarafından iade edildiğini ve halihazırda soruşturmanın, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/... Sor. Numaralı dosyası üzerinden yürütüldüğünü, meydana gelen kaza neticesinde müteveffa ... ...’nun vefatı ile geride mirasçıları olarak müvekkili annesi ... ... ve müvekkili babası ... ...'nun kaldığını, müvekkili ... ...'nun ise müteveffanın üvey ablası olduğunu, müteveffanın doğduğundan beri birlikte yaşadıklarını, müvekkillerinin gerçekleşen kaza sonucunda manevi üzüntü yaşadıklarını, davalı sürücü ...'nın, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. Maddesi uyarınca, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasının ölümüne sebep olduğunu, bu fiilinden doğan zararı gidermekle yükümlü olduğunu, diğer davalı ... Belediye ...'nın ise kazaya karışan ... plakalı aracı, dava dışı üçüncü kişi şirket ... İnşaat ve Elektronik San. Ve Ticaret Anonim Şirketi'nden uzun süreli kiraladığını, bu sebeple aracın uzun süreli kiracısı olarak aracın işleteni sıfatına haciz olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesi uyarınca araç işleteninin sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğunu, bu sorumluluğun, bir kusursuz sorumluluk hali olduğunu, KTK m.85, yerleşik Yargıtay içtihatları ve doktrinde “İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.” denildiğini, bu nedenle davalı Belediye Başkanlığının sürücünün kusurundan doğan tüm zarardan tam olarak sorumlu olduğunu, bir diğer davalı ... Sigorta A.Ş'nin ise .../1 poliçe numaralı Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi kapsamında, manevi tazminat taleplerinin yıllık 1.000.000,00-TL olarak belirlendiğini, bu kapsamda ... Sigorta A.Ş., kasko sigorta poliçesi kapsamında hükmedilecek manevi tazminatın 1.000.000,00-TL'sinden sorumlu olduğunu bu sebeple iş bu davada davalı taraf olarak gösterildiğini, davalıların, müvekillerinin uğradığı manevi zarardan dolayı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesine atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, manevi tazminatın, bir zenginleşme aracı olmadığını, müvekillerinin davalı ...'nın ağır kusurlu eylemi neticesinde kızlarını kaybettiğini, müvekkillerinin kızlarını kaybetmeleri sonucu manevi zarara uğradıklarını, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2017/486 K. 2021/691 - 03.06.2021 tarihli kararına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, talep ettikleri manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğunu, haksız fiillerde temerrüdün olay tarihinde gerçekleştiğinin kabul edildiğini bu nedenle hükmedilecek tazminata kaza tarihi olan 16.01.2025 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiğini belirterek dilekçesinin sonuç kısmında, müvekkili ... ... için 1.500.000,00-TL, müvekkili ... ... için 1.000.000,00-TL, müvekkili ... ... için 500.000,00-TL, olmak üzere toplam 3.000.000-00-TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 16.01.2025 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : ... Sigorta AŞ vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, iş bu dava da müvekkili sigorta şirketine dava öncesinde davacılar tarafından yöneltilmiş manevi tazminat talebi bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. Maddesine atıfta bulanarak, bu maddede yapılan kanun değişikliği ile, zarar görene dava açmadan önce sigorta şirketine gerekli belgelerle birlikte yazılı başvuruda bulunma zorunluluğu getirildiğini, Trafik Sigortası Genel Şartlarda zarar görenin, sigorta şirketinden tazminat talebinde bulunurken başvurusuna eklemesi gereken evrakların tek tek sayıldığını, bu evrakları detaylıca cevap dilekçesinde sıraladığını, tazminat talebinde bulunurken istenilecek evrakların ibrazı müvekkili şirketin tazminat taleplerini değerlendirilmeye alınabilmesi ve ödeme yapılabilmesi için de zorunlu olduğunu, ilgili evraklarda eksiklik olması halinde, müvekkili şirketçe tazminatın hesap ve tespiti imkânsız hale geldiğinden, talebin değerlendirilmesinin de mümkün olamadığını, Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. maddesinde yapılan değişiklik ile de, tazminat talebinde bulunan zarar görenin Genel Şartlar’da belirtilen belgeleri ilgili sigorta şirketine iletmesi gerektiğinin açıkça belirtildiğini ve ;“Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.” denildiğini, yine bu hususun Trafik Sigortası Genel Şartlar’ın B.2.1 maddesinde de belirtildiğini ve yapılan başvuru üzerine sigorta şirketinin yeni bir belge talep etmesi halinde sürenin yeni talep edilen belgenin iletilmesinden sonra başlayacağının belirtildiğini, davacı taraf huzurdaki davadan önce müvekkili şirkete destekten yoksun kalma tazminatı için başvurduğunu ve talep evrakını ilettiğini ancak manevi tazminat için başvurduğuna dair şirket kayıtlarında herhangi bir belge bulunmadığını, Türk Ticaret Kanunu’nun “Sigortacının Zarar Görenden Bilgi Alma Hakkı” başlıklı 1479. Maddesinde zarar görenin tazminatın belirlenmesi amacıyla istenilen tüm belgeleri sigortacıya vermek zorunda olduğunun açıkça belirtildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili şirketin sorumluluğu sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, müvekkili şirketin hukuki sorumluluğunun, şirketin sigortalısına atfedilecek kusur oranı ile poliçe kapsamı ve limitleri ile sınırlı olduğunu, 14/05/2015 tarihli ve 29355 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ve ilgili mevzuat çerçevesinde sigortacının ödeme yükümlülüğü net olarak belirlendiğini, genişletilmiş kasko sigorta poliçesinin yalnızca poliçede tanımlı teminatlar çerçevesinde, sigortalının kusuru nispetinde sorumluluk yüklediğini bu nedenle davacı tarafından ileri sürülen, poliçe teminat ve limitlerini aşan veya teminat kapsamı dışında kalan taleplerinin reddi gerektiğini, davacı tarafın dava dilekçesinde talep ettiği maddi tazminatın hangi alacak kalemlerinden oluştuğunu açık ve ayrı ayrı göstermediğini, kusur oranlarının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiğini, talep edilen tazminat miktarının açıkça fahiş olduğunu, somut olayın özellikleriyle bağdaşmadığını, davacıların manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu, somut olayın özellikleriyle örtüşmediğini ve hakkaniyete aykırı bulunduğu hususunun açık olduğunu, bu taleplerin reddi, aksi halde ise makul ve ölçülü seviyeye indirilmesi gerektiğini, faiz talebi yönünden itirazlarının bulunduğunu, sigortacının temerrüdü, rizikonun gerçekleştiği hususunun tüm belgelerle birlikte şirkete iletilmesinden itibaren sekiz iş günü sonra doğduğunu, davacı tarafın müvekkili şirkete usulüne uygun olarak temerrüde düşürmediğini bu nedenle faiz talebinin ancak dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz ile sınırlı olması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanunu’nun 99. Maddesi ve yerleşmiş Yargıtay Kararları gereğince, gerekli belgelerin eklenmesi sureti ile şirketlerine müracaat tarihinden öncesinde şirketimizin temerrüdü söz konusu olmadığını, sigortacı yönünden sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün belgelerin ibrazından itibaren (8) iş günü içinde, böyle bir başvuru olmadığı takdirde dava tarihinde muaccel hale geldiğinden bu tarihler öncesinde müvekkili sigorta şirketi açısından faiz sorumluluğunun da bulunmadığını, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 24.01.2013 tarihli 2012/362 E., 2013/578 K. sayılı ilamına atıfta bulunarak dilekçesinin devamında, davacıların varsa ceza yargılaması sırasında şikâyetlerinden vazgeçmeleri ya da varsa uzlaşma bildirimlerinin dosyaya sunulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, müvekkilinin haksız fiil sorumluluğu kapsamında davalı sıfatı ile davaya dahil edildiğini bu nedenle husumet itirazlarının bulunduğunu, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olması nedeniyle görev itirazında bulunduklarını, müvekkilinin ... Belediyesinde çalışan olduğunu, cevap dilekçesinin devamında ise esasa karşı itirazları ve beyanları başlığı altında trafik kazasının meydana gelişinden bahsederek , taraflar arasındaki hukuki bağlantının müvekkili ile diğer davalı ... Belediyesi arasında iş sözleşmesinden kaynaklanan akdi sorumluluğun esas olduğunu, müteveffa ile diğer davalılar arasındaki hukuki ilişkinin ise sözleşmeden kaynaklanan akdi sorumluluk olduğunu, diğer davalıların kusursuz sorumluluk esaslarına tabi olarak müteveffanın mirasçılarına karşı sorumlu olduğunu, müvekkili ile müteveffa arasında ise herhangi bir akdi ilişkinin bulunmadığını, müvekkilinin davacılara karşı sorumluluğunun davacının dava dilekçesinde de belirttiği üzere ancak TBK kapsamında haksız fiil sorumluluğu olduğunu, dolayısı ile işbu davada esas olarak davacının öne sürdüğü kusursuz sorumluluk olgusunun müvekkili açısından geçerli bir sorumluluk teşkil etmediğini, iş yerinden sağlanan ve kazanın gerçekleştirildiği aracın gerekli ve periyodik bakımlarının zamanında yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, işverenin işçi sağlığı ve iş güvenliğini tehlikeye sokacak her türlü pasif veya aktif fiilden kaçınmakla yükümlü olduğunu, iş kazasından işverenin kusursuz sorumluluğunun esasında da bu temel ilke yattığını, kusursuz sorumluluğa rağmen, 6331 sayılı iş sağlığı ve güvenliği kanunu 4.maddesinde işverenlerin yükümlülüklerini açıkça netleştirildiğini, 6331 sayılı kanun gereğince işverenin üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirip getirmediği hususu açısından, kazaya sebep olan ... plakalı aracın rutin bakımlarının yapılıp yapılmadığı konusunda mahkemece araştırma yapılması gerektiğini, müteveffa ile müvekkilinin aynı kazayı beraber geçirdiklerini, müvekkilinin emniyet kemerinin takılı olduğunu, mütevefanın emniyet kemerinin takılı olmadığını, mütevefanın emniyet kemerinin takılı olmayışından dolayı araçtan savrulması neticesinde hayatını kaybettiğini, Karayolları Trafik Kanununun 78. Maddesine, Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 150. Maddesine atıfta bulunarak , Kara yolları trafik kanunu ve ilgili yönetmelikler gereğince, takılması ve kullanılması zorunlu olan emniyet kemeri müteveffa tarafından kullanılmadığını, iş bu dava da müvekkilinin kusuru üzerinde durulduğunu ancak emniyet kemerini takılmaması sonuca etkili olan müteveffanın kendi fiili olduğunu, emniyet kemeri takılı olan müvekkilinin kazayı hafif sıyrıklarla atlattığını, emniyet kemerini takmamış olması müteveffanın hayatını kaybetmesi olayında müvekkilinin kusur durumunu etkilemediğini, bu sebeplerle, müteveffanın emniyet kemerini takmaması da gözetilerek, olaydaki kusur durumunun yeniden incelenmesini ve belirlenmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. ... Belediye ... vekilince mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde, müvekkili idareye karşı iş bu davanın haksız açıldığını, müvekkili idarenin cenaze ve cenaze yakınlarının taşınması hizmetini 05/12/2024 tarihli 2024/135 sayılı Belediye Meclis kararı ile ücretsiz olarak taşındığını, kazaya karışan araçta müvekkili kurum tarafından ... ve ... isimli iki şoförün görevlendirildiğini, taşıt görev formunu dilekçe ekinde sunduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın mutat bakımlarının yapıldığını, yapılan bakımlara ilişkin faturaların dilekçe ekinde sunduklarını bu sebeple müvekkili başkanlık yönünden illiyet bağının kesildiğini ve bu yönde müvekkili idareye kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, kaza sırasında direksiyon başında olan ... ve yedek şoför ...'nin SRCI ve SRC4 belgelerinin olduğunu, aynı zamanda işe başladıklarında işe başlama eğitimleri , süreç içerisinde iş sağlığı ve güvenliği eğitimleri, yaptıklarını, işe özgü risk eğitimi, iş sağlığı ve güvenliği genel talimat ve taahhütnamesi , araç kullanımlarına ilişkin genel güvenlik talimatı , güvenli yolcu taşımacılığı talimatı, şehir içi ve şehirler arası yük ve yolcu taşımacılığı genel uygulama talimatının tebliğ edildiğini ve aynı zamanda eğitimlerinin verildiğini, verilen eğitimlere ait belgeleri dilekçeleri ekinde sunduklarını bu nedenle müvekkili idareye kusur izafe edilmesinin mümkün olmadığını, kaza sırasında kış mevsiminde kullanılması zorunlu olan kış lastiğinin araçta takılı olduğunu, şoför ...'nın beyanına göre hız sınırları içerisinde seyrederken yolun kaygan olması nedeniyle araç hakimiyetini kaybettiğini, Karayolu Trafik Yönetmeliği gereği araç içerisindeki yolcuların emniyet kemeri takmasının zorunlu olduğunu, mütevefanın emniyet kemeri takmadığını, kazanın araçtaki mekanik bir kusurdan , araç şoförünün hız limitini aşmasından veya araç şoförünün iş güvenliği eğitimlerinin eksikliğinden kaynaklanmadığını bu nedenle müvekkili idarenin meydana gelen kazada herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını aynı zamanda müvekkili idare ile araç alım sözleşmesi imzalandığını ve aracın maliki bulunan ... İnşaat ve Elektrik Sanayi ve Tic Ltd Şti'de davanın ihbarını talep ettiklerini, mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluğu başlıklı 91.maddesinde bahsedilen KTK'nun 85.maddesinde belirlenin mali sorumluluk sigortasının yapılmasının zorunlu olduğunu, zorunlu trafik sigortasının yanı sıra ferdi kaza sorumluluk sigortası ve KASKO'sunun da yapıldığını, TTK'nun 1409 ve 1429.maddelerine atıfta bulanarak dilekçesinin devamında, TTK'nunda düzenlenen sigorta sözleşmesinin kusur aranmaksızın , rizikoyu üstlenen bir sözleşme türü olduğunu, meydana gelen trafik kazasında müvekkili idareye sorumluluk yüklenemeyeceğini, dava konusu kazanın fiil sigorta sözleşmesi ile riziko olarak gösterildiğini, teminat altına alındığını, zararın tazminine ilişkin sorumluluğun kanuni düzenlemelerden anlaşılacağı üzere sigorta sözleşmesinin mahiyeti gereği sadece sigorta şirketlerine ait olduğunu beyan ederek dilekçesinin sonuç kısmında davanın müvekkili yönünden reddini talep etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE : Dava, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası sonucu manevi tazminat istemine ilişkindir. Deliller ; Kaza Tespit Tutanağı , Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi, Müteveffa ... ...'na ait Ölüm Belgesi ve Veraset İlamı, ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2025/..., 2025/... ve 2025/... Soruşturma numaralı dosyaları, Müteveffa ... ...'na ait Nüfus Kayıt Örneği, Tarafların Sosyal Ve Ekonomik Durum Araştırması , Emsal kararlar, bilirkişi incelemesi. Uyuşmazlık noktaları; 16/01/2025 tarihli trafik kazasında ... ...'nun vefat etmesi nedeniyle açılan manevi tazminat davasında, davalıların manevi tazminattan sorumlu olup olmadıklarının tespiti ve manevi tazminat miktarının tespiti noktalarında uyuşmazlık toplanmaktadır. Trafik kazası tespit tutanağı incelendiğinde, 16/01/2025 tarihinde trafik kazasının meydana geldiği, sürücü ... idaresindeki ... plakalı cenaze nakil aracının sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeni ile trafik kazasının meydana geldiği, tespit tutanağının yolcular için emniyet kemeri ve kask durumu ile ilgili sütun incelendiğinde, emniyet kemeri ve kask için 4 nolu belirsiz kodunun işaretlendiği tespit edilmiştir. Genişletilmiş kasko sigorta poliçesi incelendiğinde, ... ihtiyari MMS poliçesinin bulunduğunun, buna göre manevi tazminat klozunun 1.000.000,00TL olduğu tespit edilmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde teminat limitinden 100.000,00TL'nin mevcut kazada diğer zarar gören kişi olan ...'in ödenmesi konusunda anlaşma sağlandığını, teminat limitinden geriye 900.000,00TL'nin kaldığını bildirmiştir. Kazada ... ...'nun vefat etmesi nedeniyle geriye mirasçı olarak anne ve babasını bıraktığı görülmüştür. Diğer davacının ise ...'nın kardeşi olduğu tespit edilmiştir. ... plakalı aracın ihale neticesinde davalı belediye uhdesinde hizmet aracı olarak kullanıldığı anlaşılmıştır. Davacılar ile davalılardan ...'nın ekonomik sosyal durumu tespit edilerek gelen yazı cevapları dosyaya bırakılmıştır. Trafik kazası ile yargılamanın ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile yapıldığı, mahkemece kusur durumunun tespiti için Adli Tıp Kurumuna gönderildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 06/08/2026 tarihli rapor incelendiğinde, sürücü ...'nın sevk ve idaresindeki minibüs ile gece vakti aydınlatmanın bulunduğu meskun dışı mahalde aracının yük ve teknik özellikleri ile birlikte tüm mahal şartlarını dikkate alarak seyrini taşıt yolu içerisinde kalacak şekilde sürdürmesi gerekirken dikkatsiz ve kontrolsüz seyri sırasında direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı istikamete girdikten sonra yol dışı kalması neticesinde meydana gelen trafik kazasında asli kusurlu olduğunu, ...'nun ise yolcu olması nedeni ile herhangi bir kusurunun bulunmadığı yönünde rapor verildiği görülmüştür. Davalılar arasında sigorta şirketi bulunması nedeniyle dava açmadan önce sigorta şirketine tazminat talepli usulünce müracaat yapılmadığından bu eksikliğin giderilmesi için davacılar vekiline süre verilmiş, davacılar vekili tarafından 15/06/2026 tarihli dilekçe ile sigorta şirketine müracaat edilerek ihtiyari mali mesuliyet poliçesi kapsamında manevi tazminatın ödenmesi talebinde bulunulduğu, söz konusu evrakın 16 Haziran 2026 tarihinde sigorta şirketine ulaştığı ancak herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır. Tek taraflı olarak gerçekleşen trafik kazasında davacılardan ... ve ...'nin kızı olan 13/05/2008 doğumlu kızları , diğer davacı ... ...'nun ise kardeşi olan ... vefat etmiş olup , meydana gelen trafik kazasında ...'nın yolcu olması sebebiyle kusurunun bulunmadığı, emniyet kemerini takıp takmadığı konusunda belirsiz kodunun işaretlendiği, sürücü ...'nın tam kusurlu olduğu anlaşılmakla anne ve babanın genç yaştaki kızlarını kaybetmesi yine diğer davacının ise kardeşini kaybetmesi nedeniyle yaşadıkları üzüntü ve ızdırap dikkate alınarak , tarafların ekonomik sosyal durumları, kazaya karışan aracın cenaze nakil aracı olması nedeniyle ücretsiz taşıma gerçekleştirmesi gibi durumlar dikkate alınarak, anne ... ... için 375.000,00TL , baba ... ... için 350.000,00TL , ablası ... ... için 175.000,00TL manevi tazminatın davalılardan ... ... açısından kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden ise sigorta şirketine başvuru tarihinden itibaren hesaplanan 8 iş gününün sonu olan 27/06/2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Ayrıca ... BAM 3 H.D.'nin 2026/360 esas 2026/1669 karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 6100 sayılı HMK 326/2 maddesinde ''Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır." hükmü gereğince yargılama giderlerinin, haklılık oranına göre taraflara yüklenmesi gerekmekte ise de; 14/03/2025 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi 2024/29 E-2024/226 K sayılı ilamı ile HMK 326/2 maddesinin manevi tazminat davaları yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olup, bu kararda da belirtildiği üzere, maddi tazminat davalarından farklı olarak manevi tazminat davalarında bir hesaplama yöntemi olmadığı, ödenecek manevi tazminat miktarının belirlenmesinin tamamen hakimin takdirinde olduğu, miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiğinden kısmen reddedilen miktar yönünden davacı aleyhine vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmemiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle ; 1-Davacıların davasının kısmen kabulü, kısmen reddi ile ; a-... ... için 375.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... ... açısından kaza tarihi olan 16.01.2025 tarihinden, sigorta şirketi açısından ise 27.06.2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, ... ... için 350.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... ... açısından kaza tarihi olan 16.01.2025 tarihinden, sigorta şirketi açısından ise 27.06.2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, c-... ... için 175.000,00 TL manevi tazminatın, davalı ... ... açısından kaza tarihi olan 16.01.2025 tarihinden, sigorta şirketi açısından ise 27.06.2026 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, 2-Davacı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 60.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ... verilmesine, 3-Davacı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 56.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ... verilmesine, 4- Davacı ... ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden 45.000,00TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ... verilmesine, 5-Gerekçede açıklanan nedenlerle , davalılar lehine vekalet ücreti ve yargılama giderleri takdirine yer olmadığına, 6-Davacılar tarafından peşin yatırılan 10.246,50TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 7-Davacılar tarafından yapılan 702,90TL ilk masraf, 1.405,00TL tebligat ve tezkere gideri olmak üzere toplam 2.107,90TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, 8-Gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine yazı işleri müdürü tarafından reesen iadesine, 9-Zorunlu arabuluculuk kapsamında Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 4.700,00 TL zorunlu arabulucu ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak hazineye irad kaydına, 10-Bu dava sebebiyle 61.479,00TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 10.246,50TL'nin mahsubu ile kalan 51.232,50TL karar ve ilam harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye irad kaydına, Davacı vekilinin yüzüne karşı davalıların yokluğunda kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.08/10/2026

Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2025/906, K. 2026/805, T. 08.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2025-906-e-2026-805-k-19f0bfb8a1cc