İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/96 E. 2026/305 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/96
Karar No
2026/305
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/96 Esas - 2026/305

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ T.C. ANKARA ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR

ESAS NO : 2026/96 Esas KARAR NO : 2026/305

....

DAVA : Ticari Ünvanın Korunması DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 17/04/2026 GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 17/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Ticari Ünvanın Korunması davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili firma 40 yıldan bu yana tüm ... birçok alanda faaliyet gösteren bünyesinde pek çok tesis, fabrika ve işletme bulunan tanınan ve bilinen bir firma olduğunu, davalı taraflarca yapılan yayında İntim firmasının şantiyesinin fotoğrafı ve görselleri ile tabelası kullanılmakta ve "İntim İnşaat sahibi ........ ile ..... arasında, yıllardır süren yasak aşkı, evliliğinin sona ermesinin ardından daha görünür hale geldiği öne sürülüyor." şeklindeki haber ile müvekkili firmanın hissedarı, yetkilisi vs hiç bir hukuki bağa sahip olmayan kişi ve kişilerle bağ kurularak ve devamı gelecek şeklinde tehdit dili ile gerek müvekkili firmanın ticari itibarına, kişilik haklarını saldırı 27.04.2025 tarihinden itibaren başlayarak dava tarihi itibar ile de halen ısrarlı şekilde devam ettiğini, davalıların müvekkili hedef alan hakaretleri, iftiraları ve tehditleri ile müvekkilinin kişilik haklarına zarar vermiş müvekkilinin saygınlığını ve itibarını zedelediğini, bu nedenle manevi tazminat taleplerinin mevcut olduğunu, gelinen aşama itibar ile müvekkilimiz kişilik haklarına saldırının halen devam etmesi nedeniyle; davalı taraf aleyhine müvekkili hakkında bir daha sosyal medya aracılığıyla paylaşım yapılmaması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini ve TBK nun 58. Maddesi uyarınca dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte 250.000 TL nin müştereken ve müteselsilen davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu haberde ve neticesinde davaya yönelik olarak, ifade ve basın hürriyetinin korunması gerekliliğinin aşikar olduğunu, kişilik hakları ile ifade özgürlüğü çatışmasında dengenin oluşturulması gerektiğini, somut olaya bakıldığında, ilgili içerikte toplumun ilgisini çeken güncel bir konuda kamu yararının bulunduğu ve yazının eleştiri içerikli olduğunu, görünür gerçekliğe uygun olduğunu, içerik biçim dengesinin korunduğu hususlarının varlığı kabul edilmeli ve zaten dava konusu yapılan haber/lerin bir gün bile yayında kalmadan 28/10/2025 tarihinde davacının bizzat ricası üzerine kaldırıldığını, mevcut halde usulen anlaşmazlık konusu bir olay/haber bulunmadığından davanın açılmasında hukuki bir yarar olmadığını, bu doğrultuda, davacının tüm talepleri doğrultuda davanın reddi gerektiğini belirterek, hukuki yarar yokluğundan reddini, davanın müvekkili şahıslara yöneltilemeyeceğinden şahıslar açısından husumet yokluğundan reddini aksi kanaatte ise usul ve yasaya aykırı olarak ikame edilen haksız davanın tüm talepler doğrultusunda esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, basın yoluyla kişilik haklarına saldırı sebebine dayalı manevi tazminat istemine ilişkin olup görevli Mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir (....). Davacı tarafından davalılar aleyhine 30/12/2025 tarihinde ... K sayılı karar ile Mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine ve görevli Mahkemenin .... Mahkemesi olduğuna dair karar verilmekle davacı vekili tarafından süresi içerisinde yapılan gönderme talebi üzerine dosyanın yukarıdaki esasa kaydı yapılarak yargılamaya devam olunmuştur. Davacı vekili, 16/04/2026 tarihli dilekçesinde, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat davalarında arabuluculuk zorunlu bir dava şartı olmadığından Arabuluculuğa başvurulmadığını, davanın tarafları kısmen tacir olsa da davalıların çoğunluğunun gerçek kişi olduğunu, kişilik haklarına saldırının haksız fiil olduğunu ve haksız fiil kaynaklı tazminat davalarında ticari bir ilişki yoksa arabuluculuk şartının bulunmadığını beyan etmiştir. Benzer bir dosyada ... tarafından davalılar tüzel kişi .... ile gerçek kişiler ....... aleyhine açılan davada, Mahkemece Arabuluculuğa başvurulmadan doğrudan dava açıldığı gerekçesiyle verilen usulden red kararı üzerine davacı vekilinin istinaf başvurusu sonucunda, "...Dava; Kişilik haklarının ihlalinden kaynaklı tazminat istemine ilişkindir. 19/12/2018 günlü Resmi Gazete de yayımlanarak 01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 06/12/2018 tarih 7155 sayılı Kanunun Madde 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir. “Dava şartı olarak arabuluculuk Madde 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı yasanın 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesine eklenen 5/A- 1 maddesinde " Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." hükmündeki düzenleme gereği İ.... 18. Asliye Hukuk mahkemesinden görevsizlikle gelen eldeki davada arabuluculuğa başvurulmadığından davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir." denilmiştir. Bu durumda, 7155 sayılı Kanun ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na eklenen ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren, 7445 Sayılı Yasanın 31.maddesi ile değişik (01.09.2023 yürürlük tarihli) 5/A maddesi ile getirilen, “Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır" hükmü uyarınca, davacı vekilinin 16/04/2026 tarihli dilekçesine göre, dava açılmadan önce TTK 5/A maddesi gereğince zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediği anlaşılmakla davanın HMK 114/2, 115/1-2 maddesi gereğince dava şartı arabuluculuk yokluğu nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın TTK'nun 5/A ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2 maddesi gereğince HMK'nın 114/2 ve 115 maddeleri gereğince dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan başta peşin alınan 4.269,38 TL harcın mahsubu ile fazla alınan 3.537,38 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde DAVACIYA İADESİNE, 3-Yapılan yargılama giderinin DAVACI ÜZERİNDE BIRAKILMASINA, 4-Davacı lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 5-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 7/2. Maddesi uyarınca takdir edilen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak DAVALILARA VERİLMESİNE, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, Dair, davalılar vekilinin yüzüne karşı, davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2026

....

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/96, K. 2026/305, T. 17.04.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-96-e-2026-305-k-b5acbed14a2a