İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/933 E. 2026/923 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/933
Karar No
2026/923
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/933 Esas KARAR NO : 2026/923

DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/01/2026 KARAR TARİHİ : 13/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi ...Ltd. Şti., lehtarı ...Ltd Şti. 15.12.2025 tarihli, rakam ile 1.250.000 TL , yazı ile birmilyonikiyüz TL bedelli çekten dolayı hamil ... Tic. Ltd. Şti.'nin davacılara karşı başvuru hakkının bulunmadığının ve dolayısıyla ... 15. İcra Dairesi ...E. Sayılı takip dosyasında borçlu olmadıklarının , davacıların çekten dolayı sorumlu olmadığının tespiti ile ... 15. İcra Dairesi ...E. Sayılı takip dosyasının dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesi talebinden ibarettir. Müvekkillerin ... 15. İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasından ve Keşidecisi ...Şti., lehtarı ...Şti. 15.12.2025 tarihli, rakam ile 1.250.000 TL , yazı ile birmilyonikiyüz TL bedelli çekten dolayı borçlu olmadığının tespitine, ... 15. İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasının müvekkiller yönünden davanın sonuna kadar teminatsız olarak sayın mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise uygun bir teminat karşılığında tedbiren durdurulmasına, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket huzurdaki davaya konu çeki ...'tan usulüne uygun ciro silsilesiyle iktisap etmiş olduğunu, bu nedenle müvekkiline karşı ileri sürülen iddiaların tamamı kötü niyetli olmakla; davacı tarafın tek amacı borçtan kaçtığını, bu itibarla, müvekkili olduğu şirket, ttk m. 687 uyarınca “iyi niyetli hamil” sıfatını taşıdığını, kanun hükmü gereği, çekin önceki keşidecisi veya cirantaları arasındaki kişisel def’iler, çekin iyi niyetli hamili olan müvekkiline karşı ileri sürülemez. borçlu tarafın soruşturma dosyasına dayanarak ileri sürdüğü itirazlar, herhangi bir hukuki değer taşımamaktadır. delil yetersizliği nedeniyle takipsizlikle sonuçlanmış bir şikayetin, ihtiyati haczin kaldırılmasına dayanak yapılması mümkün değildir. borçlu tarafça açıkça dolandırıcılık kastıyla, muvazaalı ve alacaklının hakkını bertaraf etmeye yönelik hareket etmektedir. netice itibariyle davaya konu çek, ileri tarihli olarak düzenlenmiş olup vade tarihinden yaklaşık üç ay önce şirket imza yetkilisinin değiştirilmesi ve akabinde menfi tespit davası ikame edilmesi, davacı tarafın kötü niyetli ve muvazaalı hareket ettiğini açıkça gösterdiğini, müvekkili çeki usulüne uygun ciro ile iktisap etmiş olduğunu, davacı tarafın tüm iddiaları gerçek dışı ve borçtan kaçmaya yönelik olduğunu,...1.asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. dosyasında yerel mahkeme tarafından 20.01.2026 tarihinde usul ve yasaya aykırı şekilde verilen ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbire yönelik itirazımızın kabulüne karar verilmesini, davacı tarafın ikame ettiği haksız davanın esastan reddine karar verilmesini, kötü niyetli davacı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... 15. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından takibe konu edilen kambiyo senedine yönelik menfi tespit talebine, ilişkin olduğu anlaşıldı. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1- Dava dilekçesinin Mahkememizce esasa kaydı akabinde ön inceleme ve tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2- Uyuşmazlığı konu ... 15. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası, dava dosyası arasına alınarak incelenmiştir. 3- Davacı ve davalı vekili tarafından delil olarak bildirilen yerlerden davacı şirketin önceki ve mevcut yetkililerine ait imza incelemesine esas evrak asılları delil delil olarak celp edilmiştir. 4- 30.04.2026 tarihli grafoloji uzmanı bilirkişi raporunda özetle: ... Bankası A.Ş. ... Şubesi’nin ..., 15.12.2025 keşide yer ve tarihli, ... Şti emrine düzenlenmiş, keşideci hanesinde ... Şirketi yazılı, 1.250.000 ₺ bedelli, ... seri numaralı çek aslı (... 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında bulunduğundan mahkemede yerinde inceleme yapılmıştır) arka yüzünde birinci ciranta hanesinde ...şirket kaşesi üzerinde bulunan imza ile ...ve ...’ın mukayese imza örnekleri karşılaştırılmış olup; İnceleme konusu imza ...’ın mukayese imza örnekleri arasında imzaların aynı kişinin eli ürünü olduğu yönünde kanaat oluşturacak herhangi bir ortak grafolojik özellik **BULUNMADIĞI,** İnceleme konusu imzanın, raporun karşılaştırma bölümünde tarif edilen uyumlu özellikler dikkate alındığında ...’ın eli ürünü **OLDUĞU** kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit yapılmıştır. 5- 27.07.2026 tarihli tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesine ilişkin SMM bilirkişi raporunda özetle; "İncelemeye sunulan 2025 yılı ticari defter ve yardımcı kayıtların, şekil bakımından usulüne uygun olarak tutulduğu ve kendi içinde tutarlılık gösterdiği tespit edilmiştir. Bu tutarlılık, içerik ve dayanak belgelerin ayrıca değerlendirilmesi şartıyla, ticari delil niteliği taşıyabilecek nitelikte olduğunu göstermektedir. Davacı ... Şirketi tarafından sunulan 2025 yılı mizan, cari hesap ve yardımcı kayıtlar incelendiğinde, çek üzerindeki sonraki ciranta Sedat Bulut ile gerçekleştirilmiş herhangi bir ticari işleme rastlanmamıştır. Bu durum, taraflar arasında muhasebeleştirilmiş bir ticari ilişkinin varlığını ortadan kaldırmaktadır. ... Şirketi ile Sedat Bulut arasında kayıtlı bir temel işlemin bulunmaması, dava konusu çekin bu kişiler arasındaki ticari ilişki kapsamında verildiğinin ticari defter ve kayıtlarla doğrulanamadığı anlamına gelmektedir. Dava konusu çek üzerinde 15.12.2025 tarihi yer almaktadır. Davalı kayıtlarında ise çekin 19.08.2025 tarihli çek-senet bordrosu ve 18.09.2025 tarihli çek raporu ile teslim/alım kaydına konu edildiği görülmektedir. Her iki tarihin de çek üzerindeki tarihten önce olması, çekin ileri tarihli olduğunu göstermektedir. Ancak, davalı belgelerindeki işlem tarihi farklılığının dayanak yevmiye kaydıyla açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Taraflar arasında tek imza ile çek veya senet düzenlenmesinin genel ve yerleşik bir uygulama olup olmadığı konusunda yeterli sayıda karşılaştırmalı belge sunulmamıştır. Bu nedenle, bu konuda kesin bir mali kanaate varılamamaktadır. Dava konusu çekin ... ve ... şirketlerinin incelemeye sunulan ticari kayıtlarında açık bir yevmiye/portföy kaydıyla tespit edilememiştir. Buna karşılık, davalı ... kayıtlarında ...’tan alınan 1.250.000,00 TL bedelli müşteri çeki olarak yer almaktadır. Yapılan mali inceleme neticesinde, dava konusu çek nedeniyle davacıların takip konusu borçtan sorumlu olup olmadıkları, davalının yetkili veya iyi niyetli hamil sıfatını taşıyıp taşımadığı, ciro silsilesinin hukuken geçerli olup olmadığı, lehtar cirosunun sahte olup olmadığı ve buna bağlı olarak menfi tespit davasının kabul veya reddini gerektiren hukuki sonuca ilişkin değerlendirme, mali bilirkişinin görev alanı dışında bulunmaktadır. Bu hususlar, Sayın Mahkemenin takdirine bırakılmıştır." 6-Bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 7-Aynı dilekçe ile dava açan diğer davacı keşideci ... şirketi yönünden dosya gelinen aşamada tefrik edilerek yeni esasa kaydedilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE KARARIN HUKUKİ GEREKÇELERİ: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davaya konu ... 15. İcra Dairesi ... E. Sayılı takip dosyasında davalı tarafından takibe konu edilen çek üzerindeki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Davacının davaya konu takip dosyasındaki senet üzerindeki imzaya itirazı ve menfi tespit talebi üzerine; Mahkememizce davacı şirket yetkililerine ait imza incelemesine esas olacak imza örneklerinin bulunduğu yerleri bildirmek üzere davacı ve davalıya süre verilmiş, davacı ve davalı tarafından bildirilen yerlerden imza incelemesine esas olacak davacı şirketin önceki yetkilisi ... ve ibraz ile keşide tarihindeki yetkilisi ...'a ait imza incelemesine esas yeterli ve bol sayıda tatbike medar imzaları celp edilmiş, imza örneklerinin tamamı üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan 30.04.2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle: "... Bankası A.Ş. ... Şubesi’nin ..., 15.12.2025 keşide yer ve tarihli, .... Ltd. Şti emrine düzenlenmiş, keşideci hanesinde ...Şirketi yazılı, 1.250.000 ₺ bedelli, ... seri numaralı çek aslı (... 7. İcra Hukuk Mahkemesi’nin ... esas sayılı dosyasında bulunduğundan mahkemede yerinde inceleme yapılmıştır) arka yüzünde birinci ciranta hanesinde ... şirket kaşesi üzerinde bulunan imza ile ... ve ...’ın mukayese imza örnekleri karşılaştırılmış olup; İnceleme konusu imza ...’ın mukayese imza örnekleri arasında imzaların aynı kişinin eli ürünü olduğu yönünde kanaat oluşturacak herhangi bir ortak grafolojik özellik **BULUNMADIĞI,** İnceleme konusu imzanın, raporun karşılaştırma bölümünde tarif edilen uyumlu özellikler dikkate alındığında ....’ın eli ürünü **OLDUĞU** kanaatine varılmıştır." şeklinde tespit yapılmıştır. şeklinde tespit yapılmıştır. Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş, davalı bilirkişi raporuna karşı sunduğu dilekçesinde davaya konu çekin ileri tarihli keşide edildiğini, gerçek keşide tarihinde ...'ın davacı şirket yetkilisi olduğunu öne sürmüştür. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; takip konusu imzaya itiraz edilen senetteki imzanın ...'a ait olmadığının kesin kanaat oluşturur şekilde bildirildiği, bilirkişi raporunun gerekçeli ve hüküm kurmaya elverişli şekilde yargı denetimine açık olduğu, incelemede kullanılan teknik araçların raporda belirtildiği, imza örneklerinin karşılaştırmalı ve resimli olarak değerlendirildiği ve davacı ve davalı tarafından delil olarak bildirilen farklı yer ve kurumlardan çeşitli tarihlere ait celp edilen çok sayıda 15 ayrı belge aslındaki ...'a ait imzaların karşılaştırılarak değerlendirilmesi sonucunda tespit edildiği anlaşılmakla bilirkişi raporu Mahkememizce hükme esas alınmış ve bilirkişi raporundaki tespit doğrultusunda takibe konu senet üzerindeki imzanın...'ın eli ürünü olmadığı anlaşılmakla rapor hükme esas alınmıştır. Davalı tarafından davaya konu senedin ileri tarihli keşide edildiği ve senet üzerindeki ...'a ait imzanın atıldığı tarihte ...'ın davacı şirket yetkilisi olduğunun iddia edilmesi üzerine Mahkememizce bu yönde inceleme yapılmıştır. ... ilanları incelendiğinde; ... tarihli ... sayılı ... ilanına göre davacı ...Şti.'nin 15.08.2025 tarihli 6 Sayılı Genel Kurul kararı ile dava dışı ...'ın davacı şirketteki tüm hisselerini ...'a devrettiği ve bu tarih itibariyle temsil yetkilisinin de ... olduğu anlaşılmaktadır. Bu bağlamda davaya konu çekin üzerinde yazılı bulunan 15.12.2025 tarihinde ve ibraz tarihinde davacı şirket yetkilisinin ... olduğu, davaya konu çek üzerindeki keşide tarihinde ve ibraz tarihinde şirket yetkilisi olan ...'ın çek üzerinde imzasının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Davalı tarafından çekin ileri tarihli keşide edildiği, çekin düzenlendiği tarihte ...'ın davaya konu çeki davacı şirket adına ciro etme hususunda yetkili olduğu iddia edilmiş olup, bu kapsamda davalı tarafından davaya konu çekin dava dışı ...'ın davacı şirketin yetkilisi olduğu dönemde düzenlendiğinin ve ciro edildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Bilindiği üzere Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca çekin ileri tarihli düzenlendiğine yönelik iddianın tarafların müşterek imzası bulunan belgeler ya da keşideci veya davacıdan sadır belge ile ispatlanması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi ... E., ... K. Sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Çekin ileri tarihli düzenlendiği ancak tarafların müşterek imzasını taşıyan bir belgeyle kanıtlanması halinde kabul edilir. Somut olayda; alacaklı çekin ileri tarihli düzenlendiğini, çekin kendisine çek tevdi bordrosu ile teslim edildiğini ileri sürmüş ise de; alacaklının dayanmış olduğu her zaman düzenlenmesi mümkün olan çek tevdi bordrosu, tek taraflı olup, borçlunun imzasını taşımamaktadır. Alacaklının bu durumda çekin ileri tarihli düzenlendiği iddiasını kanıtlayamadığı, ticaret sicil müdürlüğününün yazısına göre de keşide tarihi itibariyle borçlu şirket çift imza ile temsil edildiğinden takip konusu çek yönünden borçlunun isteminin kabulü ile takibin durudurulması gerekirken yazılı gerekçeyle reddi isabetsizdir." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi de ...Esas ve...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre, çeklerde vade bulunmaz. Çek, görüldüğünde ödenir. Çekin asli unsurlarından olan keşide tarihi, gerçek keşide tarihinden sonraki bir tarih olarak da yazılabilir. Bu takdirde ibraz süresi uzatılmış sayılır. Çekin ileri tarihli düzenlendiği iddiası, İİK'nın 169/a-1 maddesine uygun ve çeke açık atıf yapan bir belge ile kanıtlanması halinde kabul edilebilir. Bir başka deyişle takip dayanağı çekin ileri tarihli olarak verildiğinin kabul edilebilmesi için, dayanılan belgede takip dayanağı çeke ilişkin miktar ve keşide tarihi gösterilmek ya da çek seri numarası belirtilmek suretiyle açıkça atıf yapılması ve belgenin davacı tarafından imzalanmış olması gerekir. Davacı tarafından dava konusu çekin 09/03/2016 keşide tarihinde, çeki imzalayan ...'nün çek imzalama yetkisinin olmadığı, azledildiğinin ileri sürüldüğü, davalı Yalçınkaya şirketi vekilinin ise; bu kişi tarafından çekin yetkili olduğu dönemde ileri tarihli olarak düzenlendiğini savunduğu anlaşılmaktadır. Dava konusu çekin ...'nün azil tarihinden önce keşide edilip edilmediğinin tespiti yönünden ispat yükü davalıdadır. Davalı ... Şirketi vekilinin, birleşen davada, ... tarafından 10/08/2015 tarihinde çekin kendilerine tahsilat makbuzu ile teslim edildiğini ileri sürmüşse de, mahkemece verilen kesin süreye rağmen ticari defter ve kayıtların ibraz edilmediği, bu durumda teslim tarihinin ve keşide tarihinin azilden önce olduğunun ispatlandığının kabul edilemeyeceği, çekin keşide tarihinde ...'nün azledilmiş olması nedeniyle, davanın bu davalı yönünden de kabulü gerektiği, mahkemece ispat yükü konusunda yanılgıya düşülerek, ispat yükünün davacıya yüklenmesi ve davacı defterleri ibraz edilmediğinden bahisli davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır." İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi de... Esas ve... Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu çeki dernek adına imzalayan ...'nin, keşide tarihi itibariyle dernek yetkilisi olmadığı, davalının çekin ileri tarihli olarak imzalandığını ispata yarar delil ibraz etmediği, dar yetkili icra hukuk mahkemesi kararının genel mahkemeyi bağlamayacağı, davalı vekilinin 27/01/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde ibraz ettiği protokolün sonradan her zaman düzenlenebileceği, bu nedenle protokolün tek başına davaya konu çekin ileri tarihli olarak ispatı için elverişli olmadığı," İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi ... Esas ve ...Karar sayılı kararında aynı yönde şu değerlendirmeleri yapmıştır: "Dosya içine getirtilen ticaret sicil kayıtlarına göre davaya konu çekin keşide tarihinde davacı şirketin yetkilisinin ... olduğunun tespit edildiği, çekin daha eski tarihte keşide edildiğinin davalı tarafça ispatlanamadığı, zira davacı şirket ile davalı arasında başka cirantaların mevcut olduğu, bu nedenle Mahkemece yalnızca davacı şirket temsilcisi ...’e ait imza incelemesi yaptırmasında hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir. İmza inkarı mutlak defi’lerden olup, herkese karşı ileri sürülebileceğinden ve davalının iyiniyetli hamil olup olmamasının davanın sonucuna etkisi bulunmadığından, Mahkemece denetime elverişli bilirkişi raporu hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir." Bu kapsamda Mahkememizce; davacı ..., keşideci ...ve davalının ticari defterleri üzerinden SMM bilirkişi tarafından inceleme yaptırılmıştır. SMM bilirkişi tarafından yapılan incelemede incelenen ticari defterlerin usul ve yasaya uygun tutuldukları yasal süresi içerisinde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, sahibi lehine delil vasfı teşkil ettiği tespit edilmiştir. 21.07.2026 tarihli SMM bilirkişi raporu incelendiğinde; davaya konu çeke ilişkin olarak davacı ... ve keşideci ....şirketlerinin ticari defterlerinde davaya konu çeke ilişkin bir kaydın bulunmadığı anlaşılmıştır. Yine davacı ...'nın ticari defterlerinde davaya konu çekte davacı ... şirketinden sonra ciranta olarak görünen ...ile davacı ... arasında bir ticari ilişki tespit edilememiştir. Dolayısıyla davaya konu çekin ileri tarihli düzenlendiğine yönelik davalı iddiasının davacı ... ve keşideci ...şirketlerinin ticari defter kayıtları ile ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Davalının ticari defterlerinde ise; davaya konu çekin davalı şirketin ticari defter kayıtlarına girdiği tarihin ise 18.09.2025 tarihi olduğu davalının kayıtlarından anlaşılmaktadır. 18.09.2025 tarihi ise ...'ın hisselerini ve temsil yetkisini ...'a devrettiği tarihten 1 ay sonrasıdır. Davalı tarafından ... isimli üçüncü kişi ve ...arasında düzenlenmiş başka bir senet bordrosu da bilirkişi incelemesine sunulmuş ise de;...isimli şirketin davaya konu çek üzerinde cirosunun olmadığı gibi davalı veya davacıdan sadır bir belge de olmadığı gibi sunulan belge üzerinde teslim eden imzasının da bulunmadığı ve tek taraflı düzenlendiği anlaşılmakla söz konusu bordronun davaya konu çekin ileri tarihli düzenlendiğine delil olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Yine davacı ... ve keşideci ... şirketinin kayıtları davacı ve keşideci arasında ... tarafından düzenlenen yetkisiz temsilcinin düzenlediği başkaca çeklerin ödenip ödenmediği bakımından çekler yönünden fiili uygulama bulunup bulunmadığının tespiti için inceletilmiş olup bu yönde de davacı ve keşidecinin defterleri üzerinde fiili uygulama bulunduğu yönünden de tespit yapılamamıştır. Bu kapsamda ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından davaya konu çekin dava dışı ...'ın davacı şirket yetkilisi olduğu tarihlerde yetkili temsil kapsamında ileri tarihli olarak düzenlenerek ciro edildiğinin ve ileri tarihli olduğunun davacı veya keşideciden sadır belge ile ispat edilemediği, davaya konu çekin davalı ticari defter ve kayıtlarına girdiği, davalı tarafından iktisap edildiği tarihin 18.09.2025 tarihi olduğu ve bu tarihin ... tarafından davacı şirketteki payların ve temsil yetkisinin ...'a devredilerek tescil ve ilan edildiği tarihten1 ay sonrasında tekabül ettiği, davalı tarafından sunulan başka bir çek bordrosunun ise tek taraflı olarak düzenlendiği ve çek üzerinde cirosu bulunmayan kişinin imzasının olduğu, teslim edenin imzasının olmadığı gibi davalının veya davacı ya da keşidecinin de imzasının olmadığı bu kapsamda ispat yükü üzerine düşen davalı tarafından davaya konu çekin ileri tarihli düzenlendiğinin ve düzenlendiği ile ciro edildiği tarihte davacı şirket yetkilisinin ...olduğunun ispat edilemediği anlaşılmaktadır. Yukarıda detaylıca açıklanan değerlendirmeler kapsamında; davaya konu çek üzerindeki davacı şirkete atfen bulunan imzanın keşide ve ibraz tarihine göre şirket yetkilisi olarak görünen ... eli ürün olmadığının tespit edildiği, davalı tarafından çekin ileri tarihli keşide edildiği ve keşide/ciro tarihinde davacı şirket yetkilisinin ... olduğunun yazılı belge ile ispat edilemediği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile davacı ... Ltd Şti.'nin ... 15. İcra Dairesi ...E. Sayılı takip dosyasında takibe dayanak senet yönünden davalıya borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından tazminat talep edilmiş ise de takibin kötüniyetli olarak başlatıldığının ispat edilememesine göre ve uyuşmazlığın yargılama gerektirdiği anlaşılmakla davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davacı ... Ltd Şti.'nin ... 15. İcra Dairesi ...E. Sayılı takip dosyasında takibe dayanak senet yönünden davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE, 2-Davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 85.387,50 TL harçtan, peşin yatırılan 21.346,87-TL nispi harcın mahsubu ile kalan 64.040,63-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 21.346,87 TL Peşin harç ve 732,00 TL başvurma harcı 20.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 1.280,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 43.358,87 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 193.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 7- 6.400,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı 13/10/2026

Katip ... ¸e-İmzalıdır.

Hakim ... ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/933, K. 2026/923, T. 13.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-933-e-2026-923-k-5df351e36774