İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/207 E. 2026/743 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/207
Karar No
2026/743
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/207 Esas KARAR NO : 2026/743 DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/03/2026 KARAR TARİHİ : 07/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya Barosuna bağlı avukat olduğunu, ... yılı ... ayında ... ile davalının davacı ile iletişime geçtiğini, davalının yakalama kararının bulunması nedeniyle yurt dışında olduğunu, avukatlık işlerini takip edecek bir avukata ihtiyacının bulunduğunu bildirmesi üzerine vekillik görevini üstlenmiş olduğunu, davacının direkt davalı ile yüz yüze iletişim kurmadığını, davalının annesi ve babası ile tanışmış olduğunu, tanışma sonrasında da anne ... ... 'ın oğlunun vermiş olduğu vekaletnamedeki yetkilere dayanarak ... adına ...'ye vekaletname çıkartmış olduğunu, davacının, davalının hukuki işlerini takip etmiş olduğunu, süreç içerisinde taraflar arasında davalının kendisine ait ve davalının annesine ai olan taşınmazların pazarlanamsına yönelik ticari işbirliğinin de sağlandığını, tapudaki resmi işlemleri davacının desteği ile malik ...'ın yapacağını, satış bedeli ile davacının hesabına açıklamalı olarak yatırılacağının anlaşılmış olduğunu, davalının yapılacak işler için davacıya bir miktar ödemelerin nyapılacağını ve davacıya kazanç vaad etmiş olduğunu, ancak davalının davacıyı azletmiş olduğunu, davacı ...'nin, eski müvekkili ve dava konusu takiplerin alacaklısı davalı ... ile bir kez bile yan yana gelmediğini, ...'ın, hakkında kesinleşmiş hapis cezaları olması ve diğer dosyalarından da yakalama kararları bulunması nedeniyle kaçak yaşadığını, davacı ile ... isimli uygulama üzerinden görüşerek adına açılmış hukuk ve icra işlerini takip etmiş olduğunu, ...'ın, yakalaması olması nedeniyle .... gelemediğini, tüm işlerini annesi ...'a göndermiş olduğu vekaletname ile yönettiğini, davalı ...'ın, taşınmazların pazarlanması işine başlamadan önce davacının ... Bankası ya da ... ... Bankası'ndan adına hesap açmasını, taşınmazların satışlarından elde edilecek ve davacının banka hesabından geçecek bedellerin "garantisi" olarak açığa imzalı ve teminat amaçlı senet vermesini şart koşmuş olduğunu, davalının bu şartı üzerine davacının yanında ... ... (TCKN:... ) ile birlikte ...'ın Yazır Mahallesi ... ... No: ... /A ... /... adresinde yer alan evinde, .... tarihinde, ... adına boş olarak iki adet senedi hazırlayıp ...'a bırakmış olduğunu, akabinde de ... ... .... Şubesinde davacının eşi ... ... adına hesap açıldığını, açılan banka hesabına süreç içerisinde taşınmaz satışına ilişkin herhangi bir para aktarımının yapılmamış olduğunu, davacının, davalı ve ailesi ile tanışmasından yaklaşık bir buçuk sene sonra kendisinde yarattıkları iyi niyet ve güven duygusu nedeniyle, avukatlık görevi dışında davalının taşınmaz satış işlerini yönetmek işini kabul etmiş olduğunu, taşınmazların maliki ...'a güvence olması amacıyla dava konusu senetleri de ... adına açığa imzalı olarak düzenleyerek kendisine bırakmış olduğunu ancak ilerleyen zaman içerisinde ise taşınmaz satışı olmadığı gibi davacının, davalı adına almış olduğu borçlar ve davalının yargılama giderleri, maddi sıkıntıları artmış olduğunu, açığa imzalı verilen senetlerin de davacıya yönelik birer tehdit aracına dönüşmüş olduğunu, davacının azil edilmesinden sonra tarih ve bedel kısımları boş olarak, davacının annesi ... adına açığa imzalanan senetlerin; davalı adına ... tarafından ciro edilerek davacı ile aralarında hiçbir borç ilişkisi bulunmamasına rağmen ... TL gibi çok yüksek bir bedelle doldurularak takibe konulmuş olduğunu, anne ve oğul arasındaki bu ciro işleminin, müvekkilinin şahsi defilerini ileri sürmesini engellemeye yönelik yapılmış muvazaalı bir işlem olduğunu, davalı ...'ın, TTK m. 687 kapsamında "bile bile borçlunun zararına hareket eden" hamil konumunda olduğunu, bahse konu icra takipleri sonucunda davacının savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, senetlerin boş olarak ...'ye bırakıldığına dair fotoğrafların bulunduğunu, davacının bu fotoğrafları davalıya whatsapp üzerinden göndermiş olduğunu, soruşturma dosyasında ...'nin beyanları ve değişkenlik gösteren savunma ve ifadeleri ile de komplo kurularak bu işleri yürüttüklerinin sabit olduğunu, davalının tefecilik ve birçok suçtan kesinleşmiş cezalarının bulunduğunu, ... tarihinden beri davalının kaçak olarak yaşadığını, davalının annesi ... ile eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek eylemleri ile vekil edeni önce aldatmış sonrasında ise işleme konulan bedelsiz senetler ile mağdur ederek haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, davacının anne ve babasının ekonomik durumunun iyi olduğunu, her ikisinin de memur emeklisi olduklarını, maaş gelirlerinin yanı sıra kıymetli pek çok taşınmazlarının bulunduğunu, dolayısıyla davacının yahut babasının zor durumda olduğundan, paraya ihtiyacı olduğundan bahsedilemeyeceğinden davacının davalı ve davalının annesine borç para aldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğurnu ve gerçeklerle bağdaşmadığını, davalı takip alacaklısı borçlu davacının, taşınmazlarını haczetmiş ve satış talep ettiğinden, Antalya Gayrımenkul İcra Dairesinin ... /... ve ... /... Talimat numaralı dosyalarında müvekkiline ait taşınmazların satışı için kıymet takdiri kararı verilmiş olduğunu, aile konutu olarak kullandığı evi ile iş yeri olarak kullandığı ofisinin satılması davacı müvekkil bakımından telafisi imkansız zararlar doğuracağını, öncelikle davalı tarafından yürütülen icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, bu mümkün değilse satış tutarının alacaklıya ödenmemesine ilişkin tedbir kararı verilmesine, davacının davalıya söz konusu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, davalının %20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili ve davalı vekilinin ortak imza altına aldıkları ... tarihli dilekçede; Davalı ... ile müvekkilinin ... tarihli protokol uyarınca sulh anlaşması yaptıklarını, bu nedenle dosyadan karşılıklı olarak feragat ettiklerini, karşılıklı olarak işbu dava nedeniyle alacak, yargılama gideri ve vekalet ücreti alacaklarının bulunmadığının bildirildiği anlaşılmıştır. Feragat tek taraflı yenilik doğuran ve davayı sona erdiren işlemlerden olup, feragat nedeniyle davanın reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Neden ve kanıtları yukarıda açıklandığı üzere, Davanın FERAGAT NEDENİYLE REDDİNE, 1-Feragat ilk celseden sonra vuku bulduğundan ... TL maktu harcın 2/3 ü oranında hesaplanan ... TL harcın peşin alınan ... TL harçtan düşümü ile artan ... TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatırana geri verilmesine, 2-Davacının karşıladığı yargılama harç ve giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 3-Davalı yan vekalet ücreti talep etmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-Arabuluculuğa ilişkin dava şartı nedeniyle Adalet Bakanlığı Bütçesinden ödenen ... TL yargılama giderinin 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/a-13 maddesi gereğince davacıdan alınarak hazineye irat KAYDEDİLMESİNE, 6-Artan gide avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, Dair; tarafların yokluğunda tarafların HMK'nun 345 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 07/08/2026

Başkan ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Üye ... e-imzalıdır Katip ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/207, K. 2026/743, T. 07.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-207-e-2026-743-k-4070b2ec94ac