İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/910 E. 2026/991 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/910
Karar No
2026/991
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/910 Esas KARAR NO : 2026/991

DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 30/12/2025 KARAR TARİHİ : 20/10/2026

Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı şirket arasında, ...;632 Ada 21 Parsel adresindeki eski eser yapının “onaylı projelerine uygun olarak uygulama işlerine ait mimari hizmetlerin” yerine getirilmesi amacıyla 17.06.2021 tarihinde “Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi” akdedildiğini, Sözleşmede iş bedeli 1.010.000,00 TL + KDV olarak kararlaştırılmış; ödeme planı ise özetle:- 404.000,00 TL iş avansı (sözleşme imzası ile birlikte 17.06.2021 tarihinde), kalan 606.000,00 TL’nin iş başlangıcından itibaren her ayın 5’inde olmak üzere 7 eşit taksit ile ödenmesi,- KDV’nin fatura tarihini izleyen ayın 20’sine kadar ödenmesi şeklinde düzenlendiğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşme konusu iş için 16.02.2022 tarihinde yapı ruhsatı alınarak işe başlandığını, Davalı tarafından ödemeler sözleşmede kararlaştırılan aksine belirlenen vadelerde ödenmeyerek aşağıda bildirilen tarihlerde ödediğini, Davalı işveren şirket, sözleşmede öngörülen ödeme tarihlerine (vadeye) uygun davranmamış; sözleşme bedelini ve KDV tutarlarını sözleşmede kararlaştırılan sürelerin dışında gecikmeli olarak ödediğini, Davalı her ne kadar ana para ödemelerini sonradan gerçekleştirmiş ise de; sözleşmede öngörülen vadelerde ödeme yapmayarak temerrüde düşmesi sebebiyle doğan gecikme/temerrüt faizi alacağını ödemediğini, Davalının temerrüdü, sözleşmede vade tarihlerinin belirli olması nedeniyle vade tarihlerinin geçmesiyle gerçekleştiğini, Bu kapsamda davacı alacaklı şirketin, gecikme dönemleri için faiz alacağı doğduğunu, Davacı alacaklı tarafından, davalının ödemeleri geç yapması nedeniyle doğan işlemiş temerrüt faizi (gecikme faizi) ve fer’ileri için ... 17. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, Davalı borçlu, yasal sürede icra dosyasına itiraz ederek takibi durdurduğunu, Davalının itirazı haksız olup, alacağın tahsilini geciktirme amacına yönelik olduğunu, Faiz alacağı; sözleşmede belirlenen vade tarihleri, davalının fiilî ödeme tarihleri ve icra dosyasında talep edilen faiz türü/oranı esas alınarak hesaplanabilen nitelik olduğnuu, Bu kapsamda alacak; “yargılamayı gerektirmeyecek şekilde hesaplanabilir/likit” olup, davalının itirazı haksız olduğunu, Bu nedenle İİK m.67 uyarınca, talebimiz halinde davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının her türlü talep ve dava hakkına karşı ayrıca zamanaşımı def’inde bulunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla, davacının huzurdaki davaya konu taleplerinin zamanaşımına uğramış olması nedeniyle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde dayanmış olduğu deliller tarafımıza tebliğ edilmediğini, HMK M. 121 gereği tebliğe muhtaç olan tüm delillere ilişkin cevap verme haklarının saklı kaldığını, müvekkili şirket tarafından davacıya ödemeler zamanında ve fazlasıyla yapılmış olduğunu, temerrüt faiz talebinin reddi gerektiğini, alacak likit olmadığından icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, zamanaşımı defimizin ve usul itirazımız dikkate alınmasını ve süresinde açılmayan davanın usulden reddini, huzurda görülen davanın ikame edilmesine sebep olunmadığından harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu dava ile; taraflar arasındaki yazılı sözleşme gereğince davalı tarafından yapılan ödemelerin geç yapıldığını bu nedenle faiz alacağının doğduğunu ve faiz alacağının davalı tarafından ödenmediğini, davalının başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde alacağın zamanaşımına uğradığını iddia etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşme ve alacağın muaccel olduğu tarihlere göre takip tarihi itibariyle zamanaşımının doğmadığı anlaşılmakla davalının zamanaşımı itirazının reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı sunduğu cevap dilekçesinde; davacının sözleşme kapsamında edimlerini zamanında yerine getirmediğini, davacının temerrüde düştüğü gibi edimlerin geç ifa edilmesi nedeniyle davalının zarara uğradığını öne sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki icra takip dosyasına dayanak yapılan 17.06.2021 tarihinde “Mimarlık Hizmetleri Sözleşmesi" hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi ve tarafların defter ve kayıtları ile beyanları ve davacının ikrarlarına göre davalı tarafından sözleşme kapsamında 02/07/2021 tarihinde 384.000,00 TL, 04/03/2022 tarihinde 330.000,00 TL, 19/04/2022 tarihinde 170.000,00 TL, 15/09/2025 tarihinde 329.580,00 TL olmak üzere 1.213.580,00 TL ödeme yapıldığı sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre; 404.000,00-TL ödemenin sözleşmenin imzalanması ile 17.06.2021 tarihinde kalan kısmın ise işin başlama tarihinden itibaren her aynı 5. Gününde 7 eşit taksitte ödeneceğinin kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi incelemesi neticesinde sözleşmeye konu iş için ruhsatın 16.02.2022 tarihinde alındığı anlaşılmakla ödeme vadelerinin bu tarihten sonra 05.03.2022 den başlayarak 7 eşit taksit olduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasında kararlaştırılan sözleşmedeki vadenin belirli vade niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup, 6098 sayılı Kanun'un 117. Maddesinin 2. Fıkrası şu şekildedir: "Borcun ifa edileceği gün, birlikte belirlenmiş veya sözleşmede saklı tutulan bir hakka dayanarak taraflardan biri usulüne uygun bir bildirimde bulunmak suretiyle belirlemişse, bu günün geçmesiyle; haksız fiilde fiilin işlendiği, sebepsiz zenginleşmede ise zenginleşmenin gerçekleştiği tarihte borçlu temerrüde düşmüş olur. Ancak sebepsiz zenginleşenin iyiniyetli olduğu hâllerde temerrüt için bildirim şarttır." Davaya konu somut olayımızda taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre ödeme vade tarihlerinin belirli vade niteliğinde olduğu ve taraflar arasında uyuşmazlık bulunmayan sözleşme ile tespit edildiği, işin başlangıç tarihinin taraflar arasında belli ve belirlenebilir olduğu gibi ruhsat alım tarihi ile işin başladığı sabit olup, davalının aksi yöndeki itirazlarına itibar edilmemiştir. Bu suretle taraflar arasındaki sözleşme kapsamında ödeme vadelerinin belirli vade olarak sözleşme ile belirlendiği anlaşılmakla davalının temerrüdü yönünden davalıya ayrıca ihtar yapılmasının 6098 sayılı Kanun'un 117/2. Maddesi gereğince zorunlu olmadığı anlaşılmıştır. Bu bağlamda davalının sözleşmede belirlenen vadelere göre ödemeleri yönünden ihtarsız olarak temerrüde düşeceği anlaşılmaktadır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporuna göre; davalı tarafından vade tarihlerine uyulmaksızın en başta avans olarak fazla ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre Nisan 2022 tarihi itibariyle davacıya davalı tarafından 884.000,00-TL ödeme yapılmış olup, yapılan 884.000,00-TL ödemenin peşinat dahil olmak üzere - 17/06/2021 tarihinde 404.000,00 TL, - 05/03/2022 tarihinde 86.571,43 TL, - 05/04/2022 tarihinde 86.571,43 TL, - 05/05/2022 tarihinde 86.571,43 TL, -05/06/2022 tarihinde 86.571,43 TL, - 05/07/2022 tarihinde 86.571,43 TL tarihindeki ödemelerin tamamını kapsadığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre 05.07.2022 tarihine kadar davalı tarafından davacıya yapılması gereken ödeme toplamı 836.857,15-TL olarak hesaplanmakta olup, 05/08/2022 tarihinde 86.571,43 TL taksit eklendiğinde ve kalan miktardan mahsup edildiğinde ise davalının bu taksitten 39.428,98-TL borçlu kaldığı ve bu tarihten itibaren faiz işlemeye başlayacağı anlaşılmaktadır. Hemen ardından ise 05/09/2022 tarihinde 86.571,43 TL taksit borcu daha muaccel olacak olup bu tarihten itibaren ise bu iki taksitin tamamına faiz işleyecektir. Buna göre ilgili alacaklar yönünden değişen oranlarda avans faizine göre işleyecek faiz hesabı aşağıdaki şekilde olmalıdır: Asıl Alacak başlangıç tarihi bitiş tarihi gün faiz oranı faiz miktarı 39.428,98 ₺ 5.08.2022 5.09.2022 31 %15,75 527,43 ₺ 126.000,41 ₺ 5.09.2022 31.12.2022 117 %15,75 6.361,29 ₺ 126.000,41 ₺ 31.12.2022 24.06.2023 175 %10,75 6.494,20 ₺ 126.000,41 ₺ 24.06.2023 1.09.2023 69 %16,75 3.989,73 ₺ 126.000,41 ₺ 1.09.2023 28.09.2023 27 %26,75 2.493,25 ₺ 126.000,41 ₺ 28.09.2023 1.11.2023 34 %31,75 3.726,51 ₺ 126.000,41 ₺ 1.11.2023 1.12.2023 30 %36,75 3.805,90 ₺ 126.000,41 ₺ 1.12.2023 23.12.2023 22 %41,75 3.170,72 ₺ 126.000,41 ₺ 23.12.2023 1.04.2024 100 %44,25 15.275,39 ₺ 126.000,41 ₺ 1.04.2024 28.12.2024 271 %51,75 48.412,64 ₺ 126.000,41 ₺ 28.12.2024 8.03.2025 70 %49,25 11.901,00 ₺ 126.000,41 ₺ 8.03.2025 15.09.2025 191 %44,25 29.176,00 ₺ Toplam 135.334,06 ₺

Buna göre değişen oranlarda işlemiş faiz hesabına göre davacının talep edebileceği faiz alacağı miktarı 135.334,06 TL olarak hesaplanmakta olup, davacı tarafından takip talebinde 133.500,00-TL talep edildiği anlaşılmakla davalının tüm alacak yönünden itirazının iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından davacının işi geciktirdiği ve bu nedenle zararı olduğu iddia edilmiş ise de buna karşı bir delil sunulmadığı gibi davacının edimini geç ifa ettiğine dair bir temerrüt ihtarının da sunulmadığı gibi işin yapılarak bitirilmediğine dair de davalı tarafından herhangi bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davalının aksi yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı lehine de cezai şart öngörüldüğü ancak davalı tarafından işin geç bitimi nedeniyle cezai şart alacağına yönelik bir talep ve iddianın da öne sürülmediği anlaşılmakla davalının aksi yöndeki savunmasına da itibar edilmemiştir. Davacı tarafından icra takibinde faiz alacağına yönelik işlemiş faiz oranı ve faiz de talep edilmiş ise de faiz alacağına faiz istenemeyeceğinden yalnızca faiz alacağı yönünden itirazın iptaline karar verilmiştir. Davacı tarafından alacağın likit olduğu gerekçesiyle tazminat da talep edilmiş ise de; icra takibinde tazminat alacağının ancak asıl alacak yönünden talep edilebileceği feri nitelikteki faiz alacağı yönünden tazminat talep edilemeyeceği anlaşılmakla davacının faiz alacağına yönelik tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM; Ayrıntısı ve yasal gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KABULÜNE, Buna göre; davaya konu ... 17. İcra Dairesi'nin ...E. Sayılı takip dosyasında davalının itirazının yalnızca takibe konu faiz alacağı yönünden İPTALİNE, takibin DEVAMINA, 2-Davacının koşulları oluşmayan tazminat talebinin REDDİNE, 3-Harçlar yasası uyarınca alınması gereken 9.119,38 TL harçtan, peşin yatırılan 1.612,35 TL harcın düşümü ile geri kalan 7.507,03 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA, 4-Davacı tarafından yapılan 1.612,35 TL Peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı 16.000,00 TL bilirkişi ücreti ve 125,00 TL posta gideri olmak üzere toplam 18.352,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 5-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ye göre 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE, 7- 4.600,00 TL Arabulucu ücretinin davalıdan tahsiliyle hazineye irad kaydına, Dair; Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olduğuna dair davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/10/2026

Katip ¸e-İmzalıdır.

Hakim ¸e-İmzalıdır.

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/910, K. 2026/991, T. 20.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-910-e-2026-991-k-f3647b5245e7