İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/905 E. 2026/56 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/905
Karar No
2026/56
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 24. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/905 Esas KARAR NO : 2026/56

DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 15/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 10.05.2025 tarihinde ... ilinde gerçekleştirilecek kırsal deprem konutu yapım işi kapsamında manitou kiralanması hususunda sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği operatörü ile birlikte kiralanan iş makinesinin 10.05.2025 tarihinden itibaren davalının hizmetine sunulduğunu, müvekkilinin sözleşmeden doğan tüm edimlerini eksiksiz yerine getirdiğini, bu kapsamda 30.05.2025 tarihinde ... numaralı 271.059,60 TL bedelli, 01.07.2025 tarihinde ... numaralı 335.125,00 TL bedelli ve 05.08.2025 tarihinde ... numaralı 431.538,46 TL bedelli üç adet fatura düzenlendiğini, davalının ise 04.06.2025 tarihinde 100.000,00-TL ve 21.07.2025 tarihinde 500.000,00-TL tutarında kısmi ödeme yaptığını, bakiye 437.723,06-TL ana para borcunun ödenmediğini, davalının ekonomik zorluk gerekçesiyle ödemeleri geciktirdiğini, alacağın tahsili amacıyla... 22 İcra Dairesi ...E. sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının borca itirazının haksız olduğunu ve sadece süreci uzatma amacı taşıdığını, davalının sözleşme altındaki imzaya ve hukuki ilişkiye itiraz etmediğini, yapılan kısmi ödemelerin alacağın varlığını kanıtladığını, borçlunun mal kaçırma girişiminde bulunduğunu belirterek öncelikle ihtiyati haciz kararı verilmesini, ... E. sayılı icra dosyasına vaki itirazın iptali ile takibin devamını, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafın cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLER : ...22. İcra Dairesi ’nün ... esas sayılı dosyası, ... Vergi Dairesi yazı cevabı, ... Defterdarlığı yazı cevabı, ... Vergi Dairesi yazı cevabı, faturalar, ticari defterler ve belgeler, muavin defter kayıtları, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, taraflar arasında ticari ilişki bulunup-bulunmadığı, davacının dosyaya konu faturalar sebebiyle alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının tespiti ile davalı tarafça icra takibine vaki itirazın İİK 67 vd maddeleri gereğince iptali ve icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşıldı. ... 22. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı şirketin davalı aleyhinde dayanak 437.723,06-TL toplam alacak üzerinden ilamsız icra takibine geçildiği, borçluya ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun süresinde, borca itiraz ederek takibin durmasına sebebiyet verdiği, İcra Müdürlüğü'nce takibin durdurulmasına karar verildiği, eldeki itirazın iptali davasının yasal süre içerisinde ikame edildiği anlaşılmıştır. Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından TTK'nun 83 ilâ 85 ve HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi marifetiyle bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Mahkememize 22/04/2025 tarihinde dosyaya sunulan bilirkişi raporunda özetle, Taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına 3 adet fatura düzenlendiği, bu faturaların davacı muavin defter kayıtlarında cari hesap şeklinde takip edildiği, dosyaya sunulan fatura ve muavin defter kayıtlarına göre davacı şirketin davalıdan 437.723,06 TL tutarında alacaklı olduğu yönünde kayıt bulunduğu, davalı tarafça ticari defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle bu kayıtların aksinin ortaya konulamadığı, tarafların BA-BS karşılaştırmalarının taraflar arasında yapılan ticareti doğruladığı, dava konusu alacağın sözleşme kapsamında doğup doğmadığı hususunun değerlendirildiği, muacceliyet durumunun incelendiği, taraflar arasındaki hukuki ihtilafın değerlendirilmesinin mahkemenin takdirinde olduğu, davalı tarafça icra takibine yapılan itirazın yerinde olup olmadığının incelendiği, icra inkâr tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığının takdir ve değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğu kanaatine varıldığı tespit edilmiştir. Dava konusu somut olay incelendiğinde, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında davacının fatura alacağına istinaden... 22. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile başlatılan takibe davalının itirazının iptali maksadıyla eldeki dava ikame edilmiştir. 6102 sayılı TTK'da fatura tanımlanmamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 229. maddesinde yer alan tanımlama ise: "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari bir vesikadır." Şeklindedir. Ticaret Kanunu’nda ve Vergi Usul Kanunu’nda fatura ile ilgili başkaca düzenlemeler de bulunmaktadır. Nitekim, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 232. maddesinde; fatura düzenlenmesinin hangi hallerde ve kimler için mecburi olduğu hususunda düzenleme yapılmıştır. Diğer taraftan, 6102 Türk Ticaret Kanunu'nun 21. maddesinin birinci fıkrasında; "Ticari işletmesi icabı bir mal satmış veya imal etmiş veyahut bir iş görmüş yahut bir menfaat temin etmiş olan tacirden, diğer taraf kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebilir." Denilmekte; ikinci fıkrasında da; "Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır. Bu yasal düzenlemelerden çıkan sonuç; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmasının gerekli olduğu olgusudur. Ticari işletmeye ilişkin olarak ve belli faaliyetlerde bulunma halinde tacirler tarafından o faaliyetle ilgili olan karşı taraf adına düzenlenmesi gereken ticari bir belge niteliğindeki fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki, taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belgedir ve elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin TTK’nun 21/2. maddesi anlamında sonuç doğurması da beklenemez. Kısacası; TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması halinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş yada iş görmüş bir tacir olması gerekir. TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrası hükmü ile, fatura özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olarak kabul edilip; süresinde itiraz edilmemekle mündericatından sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine, bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Eş söyleyişle, faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK’nun 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. Buna göre; fatura düzenleyen tacirin anılan karineden yararlanabilmesi için fatura tanzim edenle, adına fatura tanzim edilen arasında akdi ilişki bulunması, faturanın akdin ifasıyla ilgili olarak düzenlenmesi gerekir. Fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin varlığı şarttır. TTK’nun 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. İkinci fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura münderecatının doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir.( Bkz 27.06.2003 gün ve ...Esas, ... Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ... E....K sayılı kararı) İncelenen tüm dosya kapsamı, tarafların iddia ve savunmaları, bilirkişi raporu içeriğine göre; takibe konu bakiye fatura alacağına ilişkin uyuşmazlığın davacı tarafça davalı adına düzenlenen 30/05/2025 tarihli 271.059,60TL bedelli, 01/07/2025 tarihli, 335.125,00 TL bedelli, 05/08/2025 tarihli 431.538,46 TL bedelli faturaların bakiye alacağından kaynaklanmakta olduğu, bu faturalara yönelik 04/06/2025 tarihinde 100.000,00 TL 21/07/2025 tarihinde 500.000,00 TL ödeme yapıldığı işbu kayıtların davacı defter ve kayıtları ile sabit olduğu, davalının ihtarlı kesin sürelere rağmen defter ve kayıtlarını incelemeye sunmadığı ve ancak celp edilen ba-bs formlarının belge sayısı ve tutarı bakımından davacının kayıtlarını teyit eder nitelikte olduğu yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiştir. Dava, İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine; davalının kötüniyet tazminat talebinin ise, davacının takibinde kötüniyetli olduğu, davalı tarafça ispatlanamadığından reddine karar verilerek davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın KABULÜ ile, davalının ... 22. İcra Dairesi' nin... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin aynı koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si üzerinden hesap edilecek olan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Alınması gerekli 29.900,86-TL harçtan davacı tarafça yatırılan 5.286,60-TL harcın mahsubuyla bakiye 24.614,26-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 615,40-TL başvurma harcı, 5.286,60-TL peşin harç olmak üzere toplam 6.902,00-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafça 205,80-TL posta ve tebligat 7.500,00-TL bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) toplam 7.705,80-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-AAÜT gereğince hesap edilen 70.035,69-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 8-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 9-Davacı tarafça yatırılan teminatın dosyanın kesinleşmesi ve talep halinde davacı tarafa iadesine, Dair, 6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/09/2026

Katip ¸e-imzalıdır

Hakim ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/905, K. 2026/56, T. 15.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-905-e-2026-56-k-3a80969d59f3