Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1324 E. 2026/1912 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1324
- Karar No
- 2026/1912
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1324 KARAR NO : 2026/1912
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2023 NUMARASI : 2021/11 Esas 2023/247 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 15/09/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 16/09/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı firma yetkilisi ...’ın şirketi adına 42.325,40.Euro değerinde kompresör makinesi parçalarının Antalya’dan alınıp Kazakistan’a taşınması için davalı şirket yetkilisi ... ile 01.09.2019 tarihli mal satış sözleşmesi imzaladığını, davalı taraf ile yapılan sözleşmeye konu ekipmanın sipariş avansının ödenmesinden sonra sevkiyata hazırlanacağını, teslim süresinin sipariş avansına müteakip 10 gün olarak belirlendiğini, ancak malların taşınması bir yana ...’in malları teslim etmediğini, asıl sözleşme yönünden bütün edimlerini eksiksiz yerine getirerek ödemelerini yapan davacı şirketin sözleşmeye konu malların teslim edilmediğini, davalının kötü niyetli tutumu karşısında 28.11.2019 tarihinde davalı yana ihtarname çekildiği, ihtardan sonuç alınamaması üzerine alacağın tahsili amacıyla davalı aleyhine İzmir 26.İcra Müdürlüğünün 2019/16697 sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının itirazı ile takibin durdurulduğunu, yine davalı tarafından arabuluculuk yoluna başvurulmuş olup bu süreçten de sonuç alınamadığını, davalı tarafından icra takibine yapılan haksız ve kötü niyetli itirazın iptaline, takibin davalı yönüyle kaldığı yerden devamına, haksız itirazdan dolayı alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının dava dilekçesinde belirttiği ... isimli kişinin...Şti.nin yetkilisi veya ortağı olmadığını, bu kişiye hiçbir surette şirketi temsilen sözleşme yapması için yetki verilmediğini, vekalet veya temsil yetkisi verilmediğini, davacı tarafın ... isimli kişi tarafından dolandırılmış olup bu dolandırıcılığı yaparken şirketin adını kullandığını, takip alacaklısı davacı tarafla şirketi borç altına sokan hiçbir hukuki işlem ve hukuki eylem bulunmadığından davanın reddine, davacı tarafın % 20 tazminat ödemesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...1-Dava, İİK 67.maddesi uyarınca açılmış itirazın iptali davasıdır. 2-Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı ile davalı arasında bir kısım kompresör makinesi parçasının Antalya ilinden Kazakistan'a taşınması hususunda sözleşme imzalandığını, temin edilen makinelerin taşınması için davalı şirket yetkilisi ... ile 01/09/2019 tarihli sözleşmenin imzalandığını, davalı şirkete ödeme yapılmasına rağmen malların teslim edilmeyip dava dışı 3.kişilerin eline geçtiğini, sözleşmeye konu malların teslim edilmediğini ileri sürerek davalı şirkete ödendiği ileri sürülen 42.325,40-Euro'nun iadesinin talep edildiği, bu hususta başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı talep edildiği görülmüştür. 3-Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde taraflar arasında akdi ilişki bulunmadığını, ... isimli bir kimsenin şirket yetkilisi olmadığını, şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu savunarak davanın reddi ile %20 oranında tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. 4-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı ile davalı şirket arasında dava konusu edilen sözleşmenin imzalanıp imzalanmadığı, şayet bir sözleşme mevcut ise sözleşmenin ifa edilip edilmediği, davacının ödendiği ileri sürülen paranın iadesini talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır. 5-Davalı şirket yetkilisi cevap dilekçesinde akdi ilişkiyi inkar etmiştir. Davacı tarafça dava dilekçesi ekinde sözleşme örnekleri sunulmuş olup sözleşme üzerinde davalı şirket adına atılmış imza ile davalı şirket yetkilisinin cevap dilekçesi ekinde yer alan imzalar arasında benzerlik bulunmakla birlikte bu hususta incelemenin teknik uzmanlık gerektirmesi ve gerçek belgenin bizzat incelenerek değerlendirme yapılabilecek olduğu gözetilerek davalı şirket yetkilisinin mukayese imza ve yazı örnekleri dosya arasına getirilmiş, davacı vekiline sözleşme aslının sunulması için kesin süre verilmiştir. Ancak davacı tarafça sözleşme aslı olarak sunulan belgelerin renkli fotokopi-bilgisayar çıktısı niteliğinde olduğu, üzerinde davalı şirketi temsilen atılmış fiziki bir imza bulunmadığı anlaşıldığından sözleşme üzerindeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığına dair bir inceleme yapılamamıştır. Davalı tarafça sözleşme ilişkisi kabul edilmediğinden geçerli bir sözleşme kurulduğu hususundaki ispat külfeti davacı üzerindedir. Davacı tarafça ıslak imzalı belge aslı dosyaya sunulmadığından imza incelemesi yaptırılamamıştır. Bu durumda davacının dava dilekçesi ekinde yer alan sözleşmenin davalı şirket adına bağlayıcı olduğunu ispat edemediği değerlendirilmiştir. 5-Davacı taraf davasında delil olarak 01/09/2019 tarihli sözleşmeye, 28/11/2019 tarihi ihtarnameye, icra dosyasına, tanık, yemin ve bilirkişi deliline dayanmıştır. Gerekçenin 4 nolu paragrafında açıklanan nedenlerle 01/09/2019 tarihli sözleşmenin davalı şirket yetkilisince imzalandığı ispat edilemediğinden hükme esas alınmamıştır. Her ne kadar davacı tarafça ticari defterlere dayanılmamış ise de 6100 sayılı HMK'nın 222/1. Maddesi uyarınca resen taraf ticari defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar oluşturulmuş, süresi içerisinde davacı tarafça dosyaya ticari defterler sunulmuştur. Davacı ticari defterlerinin incelenmesinde davalı şirket tarafından düzenlenmiş bulunan 150.600,00-Euro bedelli 30/09/2019 tarihli faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, buna karşılık davalı tarafça yapılan 42.325,40-Euro davacı ödemesinin kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. 6-Kural olarak alacaklı, alacağın kaynağını oluşturan fatura içeriğinde yer alan mal veya hizmetin fatura borçlusuna verildiğini ispat külfeti altındadır. Alacaklı bu husustaki ispatı imzalı fatura veya sevk irsaliyesi ile sağlayabileceği gibi mal veya hizmetin borçluya verildiğini ispat eden diğer yazılı, görsel delillerle ispat edebilebilir. Yine kendi ticari defterlerinde lehine olan kayıtların davalı ticari defterleri ile doğrulanması veya davalının ticari defterlerini ibraz etmemiş olması halinde de alacağın varlığı ispat olunabilir. Zira Yargıtay'ın artık istikrar kazanmış uygulamasına göre bir tacirin ticari defterlerine bir faturayı kaydetmiş olması, fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığının ispatı olarak kabul edilmektedir. Benzer şekilde, bir kimsenin bir faturayı ticari defterlerine kaydetmiş olması o fatura içeriği mal veya hizmetin kendisine sağlandığı yönünde karine oluşturmaktadır. Somut olayda, davacı tarafça sözleşme kapsamında sağlanması gereken makine ve parçalarının temin edilerek ulaştırılması gereken yere ulaştırılmadığı ileri sürülmüş ise de bu hususta davalı şirket adına düzenlenmiş bir iade faturasının ticari defterlerde yer almadığı, buna karşın davalı şirket tarafından düzenlenen faturanın davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı tanığı ...'ın beyanlarında "Netice olarak ana makinamız bu süreç sonunda yerine ulaştı, yedek parçalar da ulaştı ancak hangi miktarda gittiğini, makinalarda ne kadar eksiklik olduğunu bilmiyoruz." şeklinde beyanlarının yer aldığı, yine davalı tarafça kabul edilmemiş ise de davacının kabulünde olan sözleşmede teslimatın "EXW ANTALYA" olarak gerçekleştirileceğinin düzenlendiği, bu şekilde teslim şartı satışta, emtianın alıcı tarafından satıcının fabrikası veya işyerinden alınarak götürülmesi ilkesinin geçerli olduğu, malın yüklenmesinde ve taşınmasında satıcının bir sorumluluğunun bulunmadığı, bu tür satışlarda yükleme sorumluluğunun alıcıda olduğu, alıcının bu işi bizzat kendisinin veya yardımcıları tarafından yapılacağı(Yargıtay 11.H.D.;13.09.2017 T., 2016/1722 E., 2017/4302 K.) bu haliyle faturanın ihtirazı kayıtsız olarak davacı ticari defterlerinde kayıtlı olması, davacının kabulünde olan sözleşmede EXW teslim kaydının yer alması ve davacı tanığının malların neticeten yerine ulaştığını belirtmesi, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin kapsamının belirli olmaması, davalı şirketin malların taşımasını da üstlendiğine dair somut bir delil bulunmadığı, bu haliyle fatura içeriği hizmetin davacı ticari defterlerine kayıtlı olması nedeniyle davacıya sağlandığının kabulü gerektiği değerlendirildiğinden davanın reddine karar verilmiştir. 7-Davalı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki bulunmadığına dair davalı tarafça somut bir delil bulunmadığı, davalı şirketin kendi ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, bu haliyle davacı ticari defterlerinde yer alan kayıtlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmiş ise de davacının kötü niyetle hareket ettiği ispat edilemediğinden kötü niyet tazminatına hükmedilmemiştir.'' gerekçesi ile; 1-Davanın REDDİNE, 2-Kötü niyet tazminatı talebinin reddine," şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili firma yetkilisinin ...'ın, ... . Şirketi adına 42.325,40 Euro değerinde kompresör makinesi parçalarının Antalya'dan alınıp ardından Kazakistan'a taşınması için davalı .... Şirket ile anlaşmış olup 01/09/2019 tarihli mal satış sözleşmesi imzalandığını, malların, ... isimli şahsa ait olduğunu, malların taşınması bir yana, ... isimli şahsın malları teslim etmediğini, asıl sözleşme yönünden bütün edimlerini eksiksiz yerine getirerek ödemelerini yapan müvekkil şirkete, sözleşmeye konu mallar bu şekilde teslim edilmediğini, karşı tarafın sözleşme ilişkisini reddetmesi haksız ve hukuksuz olduğunu, sözleşmenin varlığı hususunda da herhangi bir tereddüt bulunmayıp, davalı tarafın 09/01/2020 tarihinde müvekkili şirket sözleşme gereği kendisine düşen edimleri yerine getirdiği şeklindeki itirazını icra dosyasına sunduğunu, bu şekilde aradaki sözleşmenin varlığını kabul ve taahhüt ettiğini, yargılama sürecinde söz konusu sözleşmeden haberdar olmadıkları, husumetin kendilerine yöneltilemeyeceği yönündeki iddiaların afaki ve gerçek dışı olduğunu, davalı tarafın, kötüniyetli olarak yerel mahkemeyi yanıltma çabası içerisine girdiğini, tarafların aralarındaki şehir mesafesi sebebiyle, sözleşmeleri faks yoluyla imzalamış olup, sözleşmenin ıslak imzalı hali mevcut olmadığını, her iki tarafın da sözleşmenin bu haliyle imza altına alınmasına muvafakat göstermiş olup, aralarında bu şekilde anlaştıklarını, mahkeme dosyasına sözleşmesinin ıslak imzalı aslı, imkansızlık sebebiyle sunulamamış olsa da, sözleşmenin varlığı davalığının tarafça da kabul edildiğini, mahkemeni sözleşmenin aslının mevcut olmayışı sebebiyle imza incelemesi yapmamasının sağlıklı bir incelemenin sonucu olmadığını, yargılama sürecinde incelenen ticari defterler neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunda, davacı müvekkile ait incelemeye konu yasal defterlerinin açılış kayıtlarının muntazaman süresi içinde yaptırıldığı, yasal defterlerin birbirini teyit eder vaziyette işli olduğunu, yine TTK.nun 64/3 ve ilgili maddeleri gereği yaptırılması zorunlu sene sonu ibraz tasdiklerinin muntazaman yaptırıldığı, bu haliyle davacı müvekkile ait incelemeye konu yasal defterlerin sahibi lehine delil vasfına haiz olduğunu davalı tarafından muhtelif makine emtiasının davacı müvekkile ne şekilde, hangi araç ve vasıta veya kargo firması aracılığıyla teslim edildiğine dair herhangi bir yazılı belge ibraz edilmediğini, davalı tarafından bu yönde herhangi bir kanıtlayıcı belge sunulmadığını, yine davalının, davacı müvekkil tarafından yapılan ödemeye yönelik olarak da söz konusu ödemeyi almadığı yönünde bir itirazının bulunmadığı dikkate alındığında, takip ve dava tarihi itibarıyla davacı müvekkilin davalıdan teslimi kanıtlamayan 42.325,40 Euro tutarındaki makine teçhizat bedellerinden dolayı alacaklı olduğunun tespitinin yapıldığını, davalı tarafın, 09/01/2020 tarihinde 'müvekkil şirket sözleşme gereği kendisine düşen edimleri yerine getirmiştir' şeklindeki itirazını icra dosyasına sunmuş olup bu şekilde aradaki sözleşmenin varlığını kabul ve taahhüt ettiğini, bu konuda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, asıl sözleşme yönünden bütün edimlerini eksiksiz yerine getirerek ödemelerini yapan müvekkil şirkete, sözleşmeye konu 42.325,40 Euro tutarındaki makine teçhizatlar teslim edilmediğini, yargılama sürecinde alınan bilirkişi raporuyla da bu durum açıklığa kavuştuğunu, Mahkemece verilen kararın hakka ve hakkaniyete usul ve yasaya aykırı olduğu kanaatinde olup bozulması gerektiğini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ; Davanın reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar verilmiştir. İş bu karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davaya konusu İzmir 26.İcra Müdürlüğü'nün 2019/16697 Esas sayılı dosyasının incelenmesinden davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 42.325,40 EURO asıl alacak, 622,13 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 42.947,53 Euro üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlu vekili tarafından sunulan itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu anlaşılmıştır. Davaya konu icra takip dosyasında takip çıkışı toplam 42.947,53 Euro olarak gösterilmiş olup eldeki iş bu dava dosyasında da davacı vekilince dava dilekçesinde harca esas değer olarak takip çıkış toplamı 42.947,53 Euro olarak gösterilmek suretiyle iş bu davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca davaya konu icra takip talepnamesinde ve ödeme emrinde yabancı para cinsinden 42.947,53 Euro alacak gösterilmiş olup TL karşılığının gösterilmediği görülmüştür. 2004 Sayılı İİK'nın 58/3.maddesine göre, "Alacağın veya istenen teminatın Türk Parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlenmeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi," takip talebinde gösterilmelidir. TBK'nın 99. maddesine göre de; "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi bulunmaktadır. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine İlişkin 24.02.2025 tarih ve 2025/617 Esas, 2025/1082 Karar sayılı kararı; "....Uyuşmazlık, yabancı para üzerinden başlatılan icra takibinde takip talebinde yabancı para alacağının TL üzerinden değerinin gösterilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin benzer olaylarda kesin nitelikteki kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi isteminin hukuki dayanağı, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 35. maddesinde yer alan düzenlemedir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) Takip talebi ve muhtevası başlıklı 58. maddesinde; "(Değişik birinci fıkra: 2/7/2012-6352/9 md.) Takip talebi icra dairesine yazılı veya sözlü olarak ya da elektronik ortamda yapılır. Talepte şunlar gösterilir: 1. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; alacaklı veya vekili adına ödemenin yapılacağı banka adı ile hesap bilgileri; varsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası; şöhret ve yerleşim yeri; alacaklı yabancı memlekette oturuyorsa Türkiye’de göstereceği yerleşim yeri (Yerleşim yeri gösteremezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır.); 2. (Değişik: 2/7/2012-6352/9 md.) Borçlunun ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı, alacaklı tarafından biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yeri; Bir terekeye karşı yapılan taleplerde kendilerine tebligat yapılacak mirasçıların adı, soyadı, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası veya vergi kimlik numarası, şöhret ve yerleşim yerleri; 3. (Değişik: 17/7/2003-4949/12 md.) Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; 4. Senet, senet yoksa borcun sebebi; 5. Takip yollarından hangisinin seçildiği; Alacak belgeye dayanmakta ise, belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdii mecburidir. Alacaklıya takip talebinde bulunduğuna ve verdiği belgelere, talep ve takip masraflarına dair bedava ve pulsuz bir makbuz verilir." ve İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinin İcra tutanağı ve takip talebi başlıklı 20. maddesinde; "İlâmların ve ilâm niteliğindeki belgelerin icrasına ilişkin işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile düzenli olarak geçirilir. Bu tutanağın ilk sayfası takip talebini içerir. Bu sayfaya ilâmın veya belgenin tarih ve numarası; hangi mahkeme veya makamdan verildiği; alacaklının ve varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı; yerleşim yerindeki adresi, vergi kimlik numarası; (Değişik:RG-16/4/2013-28620) , ödemenin yapılacağı banka adı ve hesap bilgisi borçlu ve varsa kanuni temsilcisinin adı, soyadı; alacaklı tarafından biliniyorsa vergi kimlik numarası ve yerleşim yerindeki adresi; alacaklı yabancı ülkede oturuyorsa Türkiye'de göstereceği yerleşim yerindeki adresi (yerleşim yeri göstermezse icra dairesinin bulunduğu yer yerleşim yeri sayılır) ve hükmün veya belgenin özeti; bir terekeye karşı açılan takiplerde kendilerine tebligat yapılacak olan mirasçıların adı ve soyadı; yerleşim yerindeki adresleri; alacağın veya talep olunan teminatın cins ve Türk parası ile tutarı, faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün; alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi; alacaklının takip yollarından hangisini seçtiği geçirilir. İlâmsız takibe ilişkin bütün işlemler, icra tutanağına tarih sırası ile kaydedilir. Bu tutanağın ilk sayfasını teşkil eden takip talebinde birinci fıkrada yazılı hususlara ek olarak, talep senede dayanıyorsa senedin tarih ve özeti ve senet yoksa borcun sebebi de gösterilir." düzenlenmelerine yer verilmiştir. Adalet Bakanlığı Bilgi İşlem Genel Müdürlüğü'nün 23.12.2024 tarihli yazı cevabında; "Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemleri yapılırken yabancı para cinsinden olan alacağın Türk Lirası karşılığının, takip talebinde açıkça gösterilmesine engel olan sistemsel bir hata bulunmamaktadır. İlgi (b) ve (d) sayılı yazılarımızda Avukat Portal üzerinden icra takibi oluşturma işlemine ilişkin "takip türü, takip yolu, takip şekli, taraf, alacak kalemi ve faiz bilgileri, takip tarihi veya fiili ödeme tarihi" takibi başlatan avukat tarafından girilmekte olduğu, avukatlar tarafından girilen veriler doğrultusunda İcra İflas Kanunun 58. maddesinde takip talebinde bulunması gerekli unsurlar gereği takip talebi oluşturularak avukatın onayına sunulmakta ve veri girişi sonrasında düzenlenen bu belge üzerinde değişiklik yapılamadığı, Avukat Portal'da takip açılış aşamalarının birinci adımı olan "Dosya/Takip Bilgileri" ekranında "1/4 Açıklaması" alanına Avukat tarafından istenilen bilgilerin girilmesi gerektiği, söz konusu alana girilmesi gereken bilgilere dair EK-1'de gönderilen ekran görüntüsünden de anlaşılacağı üzere "Alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarı ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı gün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiği ve faizi yazılır." ifadesinin yer aldığı, Döviz takibi başlatan alacaklı vekilince, 1/4 açıklama alanına harca esas tutarın (yabancı para cinsinden olan alacağın) Türk lirası cinsinden yazması halinde bu bilginin takip talebine yansıtıldığı, Yine EK-2'de görüleceği üzere takip açılış aşamalarının üçüncü adımı olan "İlamlı/İlamsız Bilgileri" ekranında ise (1/4 açıklama alınana girilen veriye bakılmaksızın) girilen alacak kalemlerinin Türk Lirası cinsinden hesaplanan değeri "Takibe Esas Tutar" alanında gösterildiği..." açıklanmıştır. Tüm bu açıklamalar sonrasında uyuşmazlık konusu dava dosyalarının incelenmesinde; İİK'nın 58/3. maddesinde; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60/1-1. maddesinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığını, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Bu noksanlık kamu düzeni ile ilgili olup, takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (HGK'nın 12.05.1999 tarih ve 1999/12-271 E. - 99/301 K. sayılı kararı). Somut olayda, takip dosyalarının incelenmesinde; takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığı gösterilmeden takip başlatıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmesinin takip talebinde bulunması gerekli zorunlu unsur olduğu (Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2021/8111 E., 2021/13025 K. sayılı ilamı ve 31.05.2022 tarihli ve 2021/5981 E., 2022/5251 K. sayılı ilamı ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 10.12.2024 tarihli ve 2024/6501 E., 2024/10385 K. sayılı ilamı ve 03.12.2024 tarihli ve 2024/5364 E., 2024/10157 K. sayılı ilamı), bu konuda Adalet Bakanlığının yazı cevabına göre sistemsel bir sorunun da olmadığı anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Açıklanan sebeplerle uyuşmazlığın Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 15.02.2024 tarihli ve 2023/265 E., 2024/315 K. sayılı kararının gerekçesi açısından genel hatları ile Dairemiz emsal kararlarına da uygun olduğu anlaşıldığından uyuşmazlığın yukarıda ayrıntılı şekilde açıklanan doğrultuda giderilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır..." şeklindedir. Buna göre, İİK'nın 58/3 maddesine göre, icra takibinde, alacağın Türk parası ile tutarının, alacak yabancı para ise hangi tarihteki kur üzerinden alacağın talep edildiğinin gösterilmesi gerekir. Ancak uygulamada yabancı para alacağını gösteren ve ayrıca Türk Lirası karşılığını içeren takip talepleri de geçerli kabul edilmektedir. Anılan noksanlık; kamu düzeni ile ilgili devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle yargılamanın her aşamasında re’sen de göz önünde tutulmalıdır.( HGK.12/05/1999 tarihli, 199/12-271 Esas, 1999/301 Karar ) Dava konusu somut olayda davacı tarafça, davalı aleyhinde 42.947,53 Euro alacak üzerinden TL karşılığı gösterilmeksizin, ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali istemiyle eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır. Yukarıda belirtilen nedenlerle dava konusu somut olayda, yabancı para alacağı üzerinden icra takibinin başlatıldığı görülmüştür. Bu durumda İİK'nın 58/3 maddesine aykırı şekilde takip talepnamesinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle itirazın iptali davası için, dava şartı niteliğinde bulunan geçerli bir icra takibi bulunmadığından davanın 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken ilk derece mahkemesince yazılı olduğu şekilde esastan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.( Yine Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2022/10534 Esas, 2023/3081 Karar sayılı kararı ile Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2023/3738 Esas- 2023/6140 Karar ve 2022/1883 Esas- 2023/5748 Karar sayılı kararları da bu yöndedir.) HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; davacı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak, 6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin de reddine dair HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir. HÜKÜM : gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davacı tarafça yatırılan harçların iadesine, 2-Davacı tarafın yapmış olduğu istinaf yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 3-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, B- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/04/2023 tarih, 2021/976 Esas ve 2023/291 Karar sayılı kararına kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; 1-6100 sayılı HMK'nin 114/2 ve 115/1-2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE, 2-Koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin REDDİNE, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının başlangıçta alınan 5.277,32 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye kalan 4.545,32 TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Arabuluculuk faliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları nedeniyle Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL zorunlu arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi gereğince davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Kararın re'sen taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/09/2026