İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/77 E. 2026/641 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/77
Karar No
2026/641
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/77 Esas KARAR NO : 2026/641

DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 02/08/2019 KARAR TARİHİ : 17/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2026

Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, yurtiçi ve yurtdışında faaliyet gösteren, ....'de ahşap tasarım ve mimarlık konusunda önemli bir yere sahip, ticari itibari yüksek Türkiye içinde ve dışında bilinen bir kurum olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında .... tarihinde ..... İstanbul Projesi kapsamında .... ve .... etapları ahşap kontrüksiyonlu, kremit kaplamalı çatı işi ile ilgili bitiş tarihi .... tarihi olan iki adet birim fiyat esnasına dayalı sözleşme imzalandığını, ..... Etabı için 122 TL birim fiyat bedeli üzerinden tahmini bedel olarak 806.000,00 TL+KDV, ... Etabı için, 122 TL Birim fiyat bedeli üzerinden, tahmini bedel olarak 1.703.000,00 TL+KDV üzerinden anlaşma sağlandığını ve yer teslim tutanağı imzalanarak işe başlandığını, her iki etap için ..... tarihinde işin tamamlandığını, ..... tarihinde ise şantiye kapaması yapıldığını, tüm yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren davacı şirketin sözleşme gereği iş bitimi sonunda kesin kabul talebinde bulunduğunu ve teminatların iadesinin talep edildiğini, davalının söz konusu talepleri kötü niyetle cevapsız bıraktığını, davalının 15.000 TL tutarında teminat iadesi ödemesi yaptığını, ancak bakiye tutarın ödenmediğini, davalının hak edişleri vadesinden çok sonra ödediğini, sözleşme süresince, sözleşmeye aykırı şekilde ödemelerin çok geç yapıldığını ve vade farkları doğduğunu, davalının 78.567,73 TL bakiye teminatı iade etmesi gerektiğini, hak edişlerin gecikmeli ödenmesi nedeniyle vade farkları doğduğunu iddia ederek; davanın kabulüne, 78.567,73 TL'nin vade tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine, ileride arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL vade farkının vade tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin teminat iadesi talebine ilişkin olduğunu, bu kapsamda teminatın iadesine ilişkin usul ve esasların taralaflar arasında akdedilen 30/01/2017 tarihli ".... İli, ..... İlçesi, ... ada .... parsel ... projesi kapsamında çatı ahşap kaplama işleri malzemeli ve işçilik imalatlarnın yapılması" işini içeren sözleşme ile davacı tarafın taşeron olarak taahhütte bulunduğunu, söz konusu sözleşme ile tarafların teminatın iadesine ilişkin koşullar sözleşmesinin 12 ve 13 maddesinde belirlendiğini, buna göre, "Teminat kesintilerinin tamamı, kesin kabulün imzalandığı tarihten itibaren SGK'dan alınacak borcu yoktur belgesinin işverene teslimi ve tüm işçi haklarının ödendiğinin belgelenmesi kaydıyla, taşerona iade edilecektir" denildiğini, diğer yandan davacı taraf ile müvekkili arasında akdedilen sözleşmenin konusunun çatı ahşap kaplama olduğundan dolayı, çatı imalatlarıyla ilgili gizli ayıp garanti sorumluluğu mevcut gereğince 5 yıl olduğunu, bu nedenle imalatların kesin kabulünün ancak 5 yıl sonra yapılabileceğini, halihazırda henüz 5 yıllık gizli ayıp sorumluluk süresinin bitmediğini, kesin hesabın yapılabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını ve ayrıca ve buna ilave olarak kesin hesabın yapılabilmesi için davacının üzerine düşen yükümlülüklerin ifa etmediğini, müvekkili şirketin hakediş ödemeleri konusunda herhangi bir temerrüdü olmadığını, bu konuda davacı tarafın da tacir olarak müvekkiline yönelik herhangi bir ihbarı veya temerrüt ihtarının olmadığını, dava dosyasında bahse konu edilen ihtarnamenin haklı nedenlerle tutulan teminatın ödenmesine ilişkin olup kabüllerinde olmadığını, davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemeleri kabul ettiğini, vade farkı ve faiz talebinde bulunamayacağını savunarak; haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. YARGILAMANIN ÖZETİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince bakiye teminat alacağı ile ödenen hakediş bedellerinin geç ödenmesinden kaynaklı vade farkı alacağına ilişkindir. Tarafların delilleri toplanıp bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Usulünce duruşma açılmış, tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır. Davacı tarafça 15/09/2020 tarihinde vade farklarına ilişkin alacak miktarı 43.333,07 TL arttırılarak dava ıslah edilmiş, davalı işveren ise Sözleşmenin 12 ve 13 Maddesine göre "Teminatın kesintilerinin tamamı, kesin kabulün imzalandığı tarihten itibaren; SGK'dan alınacak borcu yoktur belgesinin işverene teslimi ve tüm işçi haklarının ödendiğinin belgelenmesi kaydıyla, taşerona iade edilecektir" maddesi gereği iade edilmemektedir demektir. Mahkememizce SGK Başkanlığı Esenyurt Sosyal Güvenlik Müdürlüğüne yazı yazılmıştır. Davaya konu "...... sicil numaralı, .....'nin 259.374,77 TL borcu bulunduğunu, ... sicil numaralı davacı ...'nin borcu bulunmadığını, ... sicil numaralı ...'nin 9.776,82 TL olmak üzere toplam 269.151,59 TL borcu bulunmaktadır " cevabı gelmiştir. KALDIRMA KARARI ÖNCESİ YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas ... tarih ve ... Sayılı kararı ile; "...Emsal Yargıtay .... Hukuk Dairesinin .... tarih, ..... Esas, .... karar sayılı ilamı ile""Dava, davalı yanca ödenmeyen son hakediş bakiyesi ile irat kaydedilen kesin teminat mektubundan iade edilmeyen miktarın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı hizmet veren şirket davalı ise hizmet alan işveren şirket konumundadır. Davalı savunmasında davacı alacaklarının varlığına karşı çıkmamakla birlikte .... tarihli sözleşmenin 12.7 maddesi gereğince davacının işçilerinden alacağı ibranamelerin alınarak kendilerine ibraz edilmediğini savunarak, bu gerek yerine getirilmeden sözleşmeye aykırı şeklide talepte bulunulamayacağını ileri sürmüştür. Mahkemece her ne kadar işçilerin halen davacı yanında ise devam ettikleri belritilerek bu hüküm gözardı edilip davanın kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamında bu yönde yapılmış tespit olmadığı gibi işçilerin halen davacı yanında çalışıyor olmalarındın da işçilerin bu yönde talep haklarının bulunmadığına dair sonuca varılmasını sağlamaz. Somut olayda davacının işçilerinden gerekli ibranameleri alarak davalı yana teslim etmediği sabittir. Bu durumda davanın sözleşmede yazılı hüküm gerekleri uyarınca reddi yerine kabul kararı verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir " denilmiştir. Davacı geçici kabul ve kesin kabul tutanağını sunamamış; kaldı ki aralarındaki sözleşmenin 13 maddesi uyarınca SGK'dan alınacak borcu yoktur belgesini teslim edememiştir. Kendi edimini yerine getiremeyen kişi karşı tarafından edimini yerine getirmesini istemeyemez" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. KALDIRMA KARARI SONRASI YARGILAMA VE GEREKÇE: Mahkememizin ... Esas ... Karar sayılı dosyasından verilen ... tarihli kararı, taraf vekilleri tarafından İSTİNAF edilmiş ve İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesi'nin .... Esas .... tarih ve .... Sayılı ilamı ile: "...Eldeki davada davacı taraf dava dilekçesinde hem teminatın iadesini ve hem de zamanında ödenmeyen hak edişler sebebiyle davalıdan vade farkı talep etmektedir. İlk derece mahkemesince davacının vade farkı talebine ilişkin olarak herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir. Tarafların arasındaki sözleşme gereği davacı yüklenici SGK'dan borçsuzdur yazısı sunmakla yükümlüdür. SGK'nın müzekkere cevabına göre davacının borçlu olduğu bildirilmiş olup, mahkemenin bu tespite ve sözleşmenin 13. maddesine dayanarak teminatın iadesi talebini reddetmesi sözleşmeye uygundur. Ancak yerel mahkeme vade farkı talebine ilişkin bir inceleme ve değerlendirme yapmayarak hataya düşmüştür. Bu durumda mahkemece yapılacak iş, Anayasa'nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile ona koşut düzenleme içeren HMK’nın 26. ve 297. maddelerindeki hükümler gözetilmek suretiyle, tarafların tüm taleplerini kapsayacak şekilde hüküm tesis etmekten ibarettir." gerekçesiyle Mahkememiz kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir. Mahkememizce kaldırma kararından sonra yapılan yargılama aşamasında; taraf vekillerine usulüne uygun davetiye tebliğleri yapılarak taraf teşkili sağlanmış ve davanın esasına başlanmıştır. İstinaf kaldırma kararı öncesinde Mahkememizce taraf ticari defterleri ile dosya kapsamı üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bila tarihli bilirkişi raporunun incelenmesinde özetle;"... Hak edişlerde teminat kesintileri toplamının 88.885,44-TL olduğu, işveren tarafından 15.000,00-TL teminat kesintisinin ödendiğinin EFT belgesinden anlaşıldığı, ancak davacı ve davalı tarafın 2018 yılı ticari defter kayıtlarında iade edilen bu teminat tutarının 4.682,29-TL'lik kısmının karşılıklı olarak cari hesap tutarına mahsup edilerek cari hesap borç ve alacak tutarının sıfırlandığının tespit edildiği, buna göre iade edilen teminat tutarının (15.000,00-TL -4.682,29-TL=) 10.317,71-TL toplam taşeron teminat alacağının da (88.885,44-TL -10.317,71-TL=) 78.567,73-TL olduğu, taraflara ait ticari defterlerin açılış - kapanış tasdiklerinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış ve defterlerin birbirini teyit eder şekilde tutulmuş olduğu, davacının dava tarihi itibariyle teminat kesintisi hesap bakiyesi olarak davalıdan 78.567,73-TL tutarında alacaklı olduğu, bu konuda tarafların ticari defter kayıtlarında herhangi bir uyumsuzluk bulunmadığı, taraflar arasında imzalanın sözleşmelere göre "işin bedeli aylık hak edişler şeklinde ve fatura karşılığında %50 nakit, kalan kısmı 90, 120 gün vadeli çekle ödenecektir.(...) ödeme hak edişlerin onayından sonra fatura kesildikten sonra 20 gün içinde işveren tarafından onaylanıp Taşeron'a ödeme yapılır. (Sözleşmeler madde 8) davacının ticari defter belgelerinde davalı tarafından yapılan hak ediş ödemelerinin davacıya ait tahsilat makbuzları ile yapılmış olduğunun görüldüğü, söz konusu makbuzlarda "sözleşme haklarımız saklıdır" ibaresi bulunduğu, hak ediş bedellerinin ödenmesi gereken tarihler ile ödeme tarihleri arasında davalı tarafından yapılan ödeme sonrasında davacının 56.333,07-TL alternatif getiri/potansiyel kazançtan mahrum kaldığının hesaplandığı, bu konuda TCMB tarafından yayınlanan fiili mevduat faizi oranlarına göre hiçbir riske katlanmadan muhtemel elde edilebilecek potansiyel kazanç olarak hesaplama yapıldığı, yapılan hesaplamada basit faiz yönteminin kullanıldığı'' değerlendirme ve tespitlerinin yapıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .....Hukuk Dairesi'nin .... Esas .... tarih ve .... Sayılı ilamı, bila tarihli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında .... tarihinde Deniz İstanbul Projesi kapsamında ... ve ... etaplarının ahşap kontrüksiyonlu, kremit kaplamalı çatı işinin yapımı ile ilgili sözleşme imzalandığı, işverenin davalı, taşeronun davacı olduğu, bu sözleşme kapsamında davacı tarafça bakiye teminatın iade edilmediği ve vade farkından kaynaklı alacaklı olduğu iddia edilerek iş bu alacak davasının açıldığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 13. Maddesi uyarınca davacının SGK'dan alınacak borcu yoktur belgesini sunması gerektiği, ancak SGK'nın müzekkere cevabına göre davacının borçlu olduğunun bildirildiği, bu nedenle davacının taraflar arasındaki sözleşmenin 13. Maddesine göre teminatın iadesini talep etme hakkı bulunmadığı ve bu nedenle talebinin reddi gerektiği, davacının vade farkından kaynaklı alacak talebi ile ilgili olarak; her ne kadar davalı vekili davacı tarafın müvekkiline yönelik herhangi bir ihbarı veya temerrüt ihtarının olmadığını, davacının ihtirazi kayıt ileri sürmeden ödemeleri kabul ettiğini, vade farkı ve faiz talebinde bulunamayacağını iddia etmiş ise de taraflar arasındaki sözleşmenin 8. Maddesinde "işin bedeli aylık hak edişler şeklinde ve fatura karşılığında %50 nakit, kalan kısmı 90, 120 gün vadeli çekle ödenecektir.(...) ödeme hak edişlerin onayından sonra fatura kesildikten sonra 20 gün içinde işveren tarafından onaylanıp Taşeron'a ödeme yapılır." düzenlemesi bulunduğundan bu savunmaya itibar edilmeyerek, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporundaki vade farkından doğan alacak yönünden yapılan tespitlere Mahkememizce itibar edilerek ve ayrıca söz konusu makbuzlarda "sözleşme haklarımız saklıdır" ibaresi bulunduğu da gözetilerek hak ediş bedellerinin ödenmesi gereken tarihler ile ödeme tarihleri arasında davalı tarafından yapılan ödeme sonrasında davacının bilirkişi raporu ile hesaplanan 56.333,07-TL alternatif getiri/potansiyel kazançtan mahrum kaldığı sonuç ve vicdani kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde tüm hususları içerir hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; Davanın KISMEN KABULÜ ile, 56.333,07-TL vade farkından kaynaklı alacağın 10.000,00-TL'sinin dava tarihinden, 46.333,07-TL'sinin ıslah tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.848,11-TL harçtan peşin alınan 1.512,52-TL harç ile 800,00-TL ıslah harcının mahsubu ile noksan kalan 1.535,59-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

Davacı tarafça yatırılan 1.512,52-TL peşin harç, 800,00-TL ıslah harcı ve 44,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 2.356,92-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Arabuluculuk aşamasında Devlet Hazinesinden karşılanan 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davanın kısmen kabul kısmen red oranına göre hesaplanarak takdir olunan 551,21-TL'sinin davalıdan, 768,79-TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

Davacı tarafça yapılan ve ayrıntıları UYAP'ta belirtilen posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 2.205,50-TL yargılama giderinden davanın kısmen kabul ve kısmen ret oranına göre hesaplanıp takdir olunan 920,99-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Kullanılmayan gider avansının HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin e duruşma sistemi ile yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/06/2026

Katip .... ¸¸

Hakim .... ¸¸

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/77, K. 2026/641, T. 17.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-77-e-2026-641-k-086d17c0122f