İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/756 E. 2026/53 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/756
- Karar No
- 2026/53
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 29. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/756 Esas KARAR NO :2026/53
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:11/12/2025 KARAR TARİHİ:15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin inşaat sektöründe faaliyet gösteren ve faaliyet alanı itibarıyla saygınlığı bulunan bir firma olduğunu, davalı ...’ın da ... isimli şahıs firması ile inşaat sektöründe faaliyet gösterdiğini, taraflar arasında ticari ilişki kurulduğunu, bu ilişki kapsamında davacı tarafından edimlerin yerine getirilerek davalıya gerekli teslimlerin gerçekleştirildiğini, davalı tarafından bir kısım ödemeler yapıldığını fakat icra takibine konu faturaların ödenmediğini, müvekkilinin, davalıyı defalarca uyarmasına rağmen ödeme yapılmadığını, bunun üzerine davalıya .... Noterliği’nin 17.09.2025 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı aleyhine .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıya ödeme emrinin tebliğ edilmesinden sonra davalının takibe haksız şekilde itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının dayanaksız olduğunu, davacının ticari ilişki kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirmesine rağmen fatura bedellerini tahsil edemediğini, alacağın tarafların ticari defter ve belgeleri ile BA-BS kayıtları üzerinden de ortaya çıkacağını, alacağın ticari ilişkiye ve faturaya dayalı olması ile tarafların tacir sıfatı dikkate alındığında alacağın likit nitelikte olduğunu, bu nedenle davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine asıl alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, ticari dava şartı kapsamında arabuluculuk sürecinin işletildiğini ancak davalının arabuluculuk toplantısına katılmaması nedeniyle sürecin anlaşmama ile sonuçlandığını, davalının arabuluculuk görüşmelerine katılmamış olmasının hüküm kurulurken dikkate alınması gerektiğini, müvekkilinin, haksız itiraz nedeniyle alacağına kavuşamadığını, davanın kabulü ile .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, davalı aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ...'in dosyamıza cevap dilekçesi sunmadığı görüldü. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava hukuki niteliği itibariyle,İstanbul .... İcra Müdürlüğünün 2025/... esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibaret olup dava yasal bir yıllık süre içerisinde açılmıştır. İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır. İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır. b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır. Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır. c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 06.07.2026 tarihli bilirkişi raporunda; "Dava konusu; davacı ile davalı arasında kurulan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 22.05.2025 tarihli, ... numaralı, 186.069,26 TL tutarlı; 27.05.2025 tarihli, ... numaralı, 43.917,20 TL tutarlı; 10.07.2025 tarihli, ... numaralı, 507.026,52 TL tutarlı; 17.07.2025 tarihli, ... numaralı, 5.842,69 TL tutarlı ve 23.07.2025 tarihli, ... numaralı, 57.373,78 TL tutarlı faturalardan kaynaklanan bakiye 734.965,84 TL asıl alacak ile 130.398,66 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 865.364,50 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali, takibin devamı ve davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinden ibaret olduğu, Davacının, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 64/3 maddesi ve Vergi Usul Kanunu'nun 182. maddesi uyarınca tutulması zorunlu olan defterlerinin, 2025 yılı itibarıyla E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, bu uygulamada, yalnızca Envanter Defteri'nin noter onayına tabi olduğu ve davacının 2025 yılı envanter defteri açılış onayının yasal süreler içinde yapıldığı, ayrıca davacı aynı yıl E-Defter kullanıcısı olarak tuttuğu elektronik defterlerin beratlarını yasal süreler içinde Gelir İdaresi Başkanlığı sistemine başarıyla yüklenmiş ve onaylandığı, 2025 yılına ait beratların zamanında ve eksiksiz olarak tamamlandığı görülmekle sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davacının ticari defterleri incelendiğinde, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve .... İcra Müdürlüğü’nün 2025/... Esas sayılı takibe konu edilen; 22.05.2025 tarihli, ... numaralı, 186.069,26 TL tutarlı, 27.05.2025 tarihli, ... numaralı, 43.917,20 TL tutarlı, 10.07.2025 tarihli, ... numaralı, 507.026,52 TL tutarlı, 17.07.2025 tarihli, ... numaralı, 5.842,69 TL tutarlı, 23.07.2025 tarihli, ... numaralı, 57.373,78 TL tutarlı olmak üzere toplam 800.229,45 TL bedelli faturaların davacının yasal ticari defterlerinde 120 Alıcılar hesabı altında muhasebe usul ve esaslarına uygun kaydedildiği, takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (31.10.2025) itibarıyla davalıdan 734.965,84 TL tutarında cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edildiği, Davalı yan 27/04/2026 günü saat 10:00'da Mahkemeniz duruşma salonunda yapılan incelemeye katılmamış, ticari defter ve belgelerini ibraz etmediği, Davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların E-Fatura şeklinde usulüne uygun olarak düzenlendiği, dosya kapsamındaki incelemeye göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen faturaların davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında yer aldığı, söz konusu faturaların taraflar arasında kurulan ticari ilişki kapsamında davacı tarafından davalıya satışı yapıldığı beyan edilen inşaat/tesisat malzemelerine ilişkin olarak düzenlendiği, dosyaya sunulan irsaliye örneklerinde de fatura konusu malzemelerle uyumlu sevk kayıtlarının bulunduğu, irsaliye suretleri üzerinde teslim/tesellüm kapsamında “...”, “...” ve “...” isimleri ile imza bilgilerinin yer aldığı, faturaların davalıya elektronik fatura sistemi üzerinden gönderildiği ve dosyaya sunulu e-fatura portal kayıtlarına göre “başarılı” şekilde teslim edildiğinin anlaşıldığı, davalı tarafça bu faturaların tesliminden itibaren Türk Ticaret Kanunu’nun 23/2. maddesi uyarınca öngörülen 8 günlük yasal süre içerisinde herhangi bir itirazda bulunulduğunu gösterir yazılı veya somut bir belgenin dosyada yer almadığı, bu itibarla düzenlenen faturaların davalı tarafça bilindiği ve içeriğinin zımnen kabul edildiği kanaatine varıldığı, 25 Ocak 2021 tarihinde yayınlanan 523 sıra nolu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğindeki değişiklikle 01.07.2021 tarihinden itibaren e-fatura ve e-arşiv fatura olarak düzenlenen belgelerin BA-BS formlarındaki bildirim zorunlulukları kaldırıldığı, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 22.05.2025 tarihli, ... numaralı, 27.05.2025 tarihli, ... numaralı, 10.07.2025 tarihli, ... numaralı, 17.07.2025 tarihli, ... numaralı, ve 23.07.2025 tarihli, ... numaralı faturalar yönünden dava konusu faturaların e-Fatura olarak düzenlenmiş olması nedeniyle, bu faturalara ilişkin herhangi bir inceleme veya teyidin BA-BS formları üzerinden yapılması mümkün olmadığı, Neticeten; Rapor içeriğinde yapılan açıklamalar doğrultusunda, davacının incelenen ticari defter ve kayıtlarına göre, davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve takibe konu edilen 5 adet faturanın davacının ticari defter ve muhasebe kayıtlarında mevcut olduğu, takibe konu faturalardan kaynaklı olarak davacının takip tarihi (31.10.2025) itibarıyla davalıdan 734.965,84 TL asıl ve 32.328,43 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 767.294,27 TL alacaklı olduğu..." görüş ve kanaatinde olduğu görülmüştür. Somut olayda davalı tarafın defter incelenmesine yönelik ara kararın 07/04/2025 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğine rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 734.965,84 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir. Davacı vekilince rapora itiraz dilekçesinde bilirkişinin hesaplamış olduğu faiz oranına itiraz edilmiş ise de faiz başlangıç tarihi fatura tarihi olmayacağı, ihtarnamenin 17/09/2025 tarihinde tebliğ edildiği ödeme süresi 5 gün verildiği görülmekle bilirkişi raporunun faiz yönünden de yerinde olduğu kanaatine vralımştır. İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-DAVANIN KABULÜNE, Davalının .... İcra Müdürlüğünün 2025/... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 734.965,84 TL asıl alacak ve 32.328,43 TL işlemiş faiz üzerinden devamına, 2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince hesaplanan 50.205,52 TL nispi karar harcının peşin alınan 8.224,56 TL harçtan mahsubu ile geri kalan 41.980,96 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan 116.244,88 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan dava açılırken yapılan 8.224,56 TL peşin harç ve 615,40 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 8.839,96 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama aşamasında yapılan toplam 11.011,60 TL (tebligat, posta ve bilirkişi ücreti) yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Arabuluculuk ücreti olan 4.600,00 TL'nin davalıdan alınarak, HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine, Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı yokluğunda kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı.15/09/2026
Katip ...
Hakim ...