İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/641 E. 2026/703 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/641
- Karar No
- 2026/703
- Karar Tarihi
T.C. A N T A L Y A 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/641 Esas KARAR NO : 2026/703 karar DAVA : Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 26/06/2025 KARAR TARİHİ : 24/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı Vekilinin Dava Dilekçesinde Özetle; Dava neticesinde dava konusu ... tanzim tarihli (tanzim tarihi tahrif edilmiş), ... vadeli ... TL meblağlı bononun icra takibine konu edilmemesine karar verilmesini, söz konusu bono 598 nolu ... Şubesinde tahsil için konulduğundan protesto keşide edilmemesi yönünde TTK'nın 722. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu bonodan dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca müvekkilin uğramış olduğu zararın giderilmesi adına davalıların alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine hükmedilmesine karar verilmesi Müvekkil davalılardan ... ile halen evli olup Kumluca ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi sıfatıyla) ... /... E. Sayılı dosyası ile çekişmeli boşanma davası açılmış ve dava halihazırda da derdest olduğunu. Davalı eş ... de karşı dava açmak suretiyle boşanma ve evlilik birliği içinde edinilen müvekkil adına kayıtlı tek malvarlığı olan ... plaka sayılı araca ilişkin mal rejiminin tasfiyesinin talep edildiğini. Boşanma davasında yapılan ... tarihli duruşmasında verilen ... nolu ara karar ile mal rejimi talebi yönünden dosyanın tefrik edildiğini ve Kumluca ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin (Aile Mahkemesi sıfatıyla)... /... E. Sayılı dosyası ile yargılama devam edildiğini. Açıklanan nedenlerle boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi davası ... tarihinde açılmış olup müvekkil ile davalı eşi ... bu davanın açılmasından önce anlaşmalı boşanma için görüşme yaptıklarını ve bu görüşmede evlilik birliği içerisinde edinilen ve esasen müvekkilin kazancı ile alınan ... plaka satılı aracın müvekkilde kalması ve karşılığında da davalı ...'e dava konusu bono aynı tarihte yani boşanma davasının açıldığı ... tarihinin sabahında müvekkil tarafından düzenlenerek verildiğini. Davalılardan ... bonoyu aldıktan hemen sonra anlaşmalı boşanmaya yanaşmadığını, gidip çekişmeli boşanma davası açacağını ve hile ile aldığı bonoyu da boşanma davasında "..." olarak kullanacağını söyleyerek müvekkilini kandırdığını. Esasen dava konusu bono yukarıdaki amaç için müvekkilin iradesi sakatlanarak hile ve aldatma ile davalı ... tarafından alınmış ancak bir taraftan da evlilik birliği içerisinde edinilen ... plaka sayılı aracın 1/2 'sinin karşılığı yukarıda belirtilen mal rejiminin tasfiyesi davası ile dava konusu edildiğini ve müvekkilden istediğini. Yani görüldüğü üzere davalı eş ... müvekkili hile ile aldatarak hiçbir katkısı ve emeği olmayan ve müvekkilin kazancı ile alınan aracın 1/2'sinin değerini bir taraftan boşanma davası ile istemekte bir taraftan da yine aracın 1/2 değerini senede konu ederek adeta aracın tamamını almaya çabalamakta olduğunu. Davalı ... ya da iş birliği yaptığı son hamil ... tarafından bononun düzenleme tarihinde tahrifat yapıldığını bono metni çıplak gözle dahi incelendiğinde tanzim tarihi üzerinde tahrifat yapıldığı kolaylıkla anlaşılmakta olduğunu. Esasen bononun düzenleme tarihi ... iken davalı ... ya da işbirliği içerisinde olduğu diğer davalı tarafından senedin düzenlenme sebebinin açıklandığı yukarıdaki bentlerde de belirtildiği üzere taraflarınca açılan Kumluca ... . Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... /... E. Sayılı boşanma davasının açıldığı gün öğleden önce müvekkil, hile ile kandırılarak ... tarihinde bonoyu eline geçirdikten sonra anlaşmalı boşanmaktan vazgeçtiğini bildirmesi ve bunun üzerine de anılan davanın aynı tarihte açılmış olmasının işbu davada savunma aracı olarak kullanılmaması için tanzim tarihi tahrif edilerek ... olarak ... olan gün rakamı ... olarak tahrif edildiğini. Ayrıca bononun zorunlu unsurlarından olan adres kısmındaki yerleşim yeri de eksikliği de sonradan eklenerek tahrifat işlemlerine bir yenisi daha eklendiğini. Konuya ilişkin evrakta sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından Kumluca Cumhuriyet Başsavcıllığı'na ... tarihinde ... iş emri ile şikayette bulunulduğu henüz dosya numara almamış olduğundan numarası aldığında bilahare işbu dosyaya bildirileceğini. Tüm bu nedenlerle, hile ve aldatma ile ele geçirilen bonodan dolayı esasen müvekkilenin borcunun olmadığını. Davalı ... diğer davalı ile iş birliği yaparak böyle bir dava ile karşılaşacağı ihtimaline binaen yakın akrabası olan (Teyzesinin damadı) iş birliği yaparak iyi niyetli hamil kisvesine bürünerek bononun illiyetten mücerretlik ilkesine dayanmak için ... sayılı ... şubesine bono davalılardan ... tarafından tahsil edilmek amacıyla bankaya ciro edildiğini. Söz konusu bononun davalılardan ... tarafından ciro edildiğini bankadan gelen ihbar ile öğrenilen ... tarihinde bankaya gidip bono incelendiğinde tahrifat ve eklemeler yapıldığını da inceleme sırasında öğrendiklerini. Her iki davalı arasında daha önceden resmi belgeye dayalı yani yazılı sözleşme ya da bonoya dayalı hiçbir ticari ilişki olmadığını. Davalı ... diğer davalı ...'in kötü niyetli teşebbüsüne yani esasen müvekkilenin borçlu olmadığı bonoyu haksız olarak tahsil etmesine aracılık ettiğini. Dolayısıyla davalılardan ... iyi niyetli hamil karinesine ve savunmasına da dayanak olmayacağını davanın aynı zamanda TBK 30. Maddesine dayalı iradeyi sakatlayan sebeplere dayandığından bu hususun tanık dahil her türlü delille ispatının mümkün olduğu içtihatlarla da sabit olduğunu. Ayrıca 1 yıllık hak düşürücü sürenin de geçmiş olmadığını. Her ne kadar İİK'nın 72/2. Maddesi ile icra takibinden önce menfi tespit açılmasına ilişkin teminat yatırılmasına ilişkin hükmü cari ise de senedin hile ile düzenlenmesinden sonra açılan mal paylaşımına konu araç üzerine ihtiyati tedbir şerhi işlendiğinden senedin icra takibine konu edilmemesine teminatsız olarak hükmedilmesi gerektiğini. Tüm bu nedenlerle, dava neticesinde kadar dava konusu ... tanzim tarihli (tanzim tarihi tahrif edilmiş), ... vadeli ... TL meblağlı bononun teminatsız olarak icra takibine konu edilmemesine, ... nolu ... Bankası ... Şubesinde tahsil için konulduğundan protesto keşide edilmemesi yönünde TTK'nın 722. Maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu bonodan dolayı müvekkilin borçlu olmadığının tespitine karar verilerek İİK'nın 72/5. Maddesi uyarınca müvekkilin uğramış olduğu zararın giderilmesi adına davalıların alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödemesine hükmedilmesine karar verilmesini talep edilmektedir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı borçlu tarafından açılan işbu menfi tespit davasında görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olduğunu, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddi gerektiğini ayrıca ... ilçesi ... yargı çevresine bağlı olup ... da Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatı bulunmadığını. İşbu dava kambiyo senedinden kaynaklanmakta olup görev yönünden değerlendirme yapılırken tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın dava konusu kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi olması sebebiyle ticari dava olduğunu. Huzurdaki dava zorunlu arabuluculuğa tabi olup dava şartı yokluğundan usulden reddi gerektiğini. Davacı borçlu tarafın, bononun çekişmeli boşanma davasının açıldığı ... tarihinde düzenlendiği ve tanzim tarihinin ... iken ... şeklinde tahrif edildiği iddiası asılsız olup reddi gerektiğini. Bononun düzenleme tarihinin ... olduğu bononun ön yüzü sol alt kısmında bulunan tarih kısmıyla da teyit edildiğinin açıkça ortada olduğunu. Bononun ön yüzündeki sol kısmındaki senet tutarı, ödeme tarihi, keşide yeri, borçlu, adres, telefon ve düzenleme tarihi davacı borçlu tarafından doldurulduğunu. Dava konusu bononun taraflar arasında çekişmeli boşanma davasının açıldığı gün düzenlendiği iddiası ve mal paylaşımına konu olan araca yönelik düzenlendiği iddiası da asılsız olup, düzenlenme tarihinin ... olduğunun tespitiyle bu iddialarında gerçek dışı olduğu ve bononun çekişmeli boşanma davasından sonra düzenlendiği ortaya çıkacağını. Davacı borçlu tarafından adres kısmındaki yerleşim yeri eksikliğinin sonradan eklendiği ve bononun zorunlu unsurlarından olduğu iddiasında bulunmuş ise de ttk m.776'da düzenlenen bononun zorunlu unsurları arasında sayılmamış olması ve açık adresin bu hususta sonradan eklendiği durumda dahi bononun geçerliliğine etki etmeyeceği açık olduğunu. Asli unsur olarak keşide yeri olarak "... " ve adres kısmında "... , ... ... " davacı borçlu tarafından yazılmış olup, asli unsur olmayan açık adresin sonradan eklendiği ihtimalinde dahi bono geçersiz hale gelmeyeceği için işbu davanın reddi gerektiği beyan edilmiştir. Tüm bu sebeplerle öncelikle usule ilişkin itirazları yenileyerek davanın usulden reddine karar verilmesini aksi takdirde ise bononun kambiyo senedi olduğu ve borç ikrarı içerdiği ve kambiyo snetlerinin mücerretlik ilkesi niteliği de göz önüne alınarak, davacı tarafın tüm iddialarının asılsız olduğu davacı borçlunun yazı örnekleri alınarak ve toplanarak bononun davacı borçlu tarafından düzenlendiği ve keşide edildiği bilirkişi incelemesi sonucu tespit edilerek haksız olarak açılan işbu davanın reddine karar verilmesi talep edilmektedir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ...'ın hiçbir şekilde dava konusu bononun tarafı olmadığını, borç ilişkisinin tarafı olmadığını ve hiçbir şekilde işbu davada ve bono üzerinde yetkili taraf sıfatı bulunmadığını. Davalı müvekkil tamamen iyiniyetli olarak borç para vermiş ve karşılığında işbu bonoyu aldığını ödenmeyeceği niyetini görmesi üzerine ise kendisine borçlu olan diğer davalı ...'den alacağını tahsil ederek bonoyu teslim ettiğini. Müvekkil tamamen iyiniyetli olarak hareket etmekte iken, vadesinden önce bankaya dahi koymuş iken kendisine bu şekilde haksız ve hukuka aykırı, gerçek dışı ve soyut iddialar ile dava ikame edilmesinin kabul edilemez olduğunu işbu durumun açık bir şekilde karşı tarafın kötüniyeti göstermekte olduğunu ve müvekkilin açık bir şekilde zarara uğratılmak istendiği belirtilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, kambiyo senedinden kaynaklı menfi tespit davasıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlıklı 18/A maddesinde "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır. (2) Davacı arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya son tutanağın 1 haftalık kesin süre içerisinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." şeklindeki yasal düzenlemeye yer verilmiştir. Davanın, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, davacı vekilinin sunduğu arabuluculuk son tutanağı incelendiğinde işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığı, davacı vekilinin ön inceleme duruşmasında bu durumu beyan ettiği, davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, tüm bu nedenlerle 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine dair karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken ... -TL harcın mahsubu ile fazladan alınan ... -TL'nin yatıran tarafa iadesine, 3-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T.'ye göre hesaplanan ... -TL nisbi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5/1. maddesi gereğince hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarılması, hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı avanstan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak gönderilmek suretiyle yatıran tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 24/09/2026
Katip ... ¸e-imza
Hakim ... ¸e-imza