İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/940 E. 2026/620 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/940
- Karar No
- 2026/620
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/940 Esas KARAR NO : 2026/620
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/12/2025 KARAR TARİHİ : 15/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekilinin dava dilekçesi özetle; "Müvekkillerden ..., davalı ...'ın kiracısı; müvekkilerden ... ise, ... ve davalı arasındaki kira akdinin kefili konumundadır. Müvekkil ..., davalı ile bir araya gelerek 01/10/2022 tarihinde kira sözleşmesi akdetmişlerdir. Davalı, kira sözleşmesinin akdedildiği esnada, müvekkil ...'a ''bu senedi imzalamazsan evi sana kiralamam'' diyerek, müvekkile yukarıda dosya numarası belirtilen icra takibine konu kambiyo senedini imzalatmıştır. Kambiyo senedi hükümsüzdür. müvekkil/lerin iradesi sakatlanmıştır. Müvekkillerimiz, kira sözleşmesinin imzalanmasını şart koşan davalının baskısı altında, gerçek bir borç ilişkisini yansıtmayan kambiyo senedini imzalamışlardır. Müvekkillerimizin davalıya herhangi bir borcu bulunmamaktadır.Davalı, müvekkilin konut ihtiyacından kaynaklanan zor durumunu kullanarak, kira sözleşmesinin imzalanmasını senet imzalama şartına bağlamıştır. Senedin geçerliği olduğu kabul edilecekse de senet borcu hiç doğmamıştır. Takibe konu senede ilişkin, taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisi yoktur. Müvekkil, davalıya karşı borçlanmamıştır. Müvekkilin, kira sözleşmesinin gerçekleşmesine şart tutulan, kira sözleşmesi ile aynı gün tanzim edilmiş senette ilişkin davalıya herhangi bir borcu yoktur. görülmektedir ki, borçlu (davacı) borcun varlığını inkar ediyorsa, menfi tespit davasında kural olarak hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır kabul etmemekle beraber bir borç ilişkisi olduğu iddia olunacaksa da, borç ödenmiştir. senette nakden/malen kaydı yoktur. Davaya konu bonoların üzerinde herhangi bir bedel kaydı bulunmamaktadır. Davaya konu kambiyo senedi incelendiğinde, bu senetlerin nakit karşılığında mı yoksa mal veya başka bir edim karşılığında mı düzenlendiğine dair herhangi bir kayıt yer almamaktadır. Dolayısıyla, alacaklı konumundaki davalı, borcun dayanağını ve kaynağını (alacak ilişkisinin varlığını) somut delillerle ispat etmek zorundadır. Senette nakden malen kaydı olmadığından, teminat senedi vasfı gündeme gelebilir. Bir an için, davalının senedi manevi cebir ile imzalatmadığı kabul edilecekse, davalının kira sözleşmesi ile aynı gün ve bir yıllık kira bedeline denk gelecek şekilde tanzim ettirdiği kambiyo senedinin teminat senedi olduğu kabul edilmelidir. Öncelikle, müvekkilin ikrah ve gabin yoluyla iradesinin sakatlandığı ve dolayısıyla senedin hükümsüz olduğunun anlaşılmasını, Kabul etmemekle beraber, senet geçerli sayılacak ise, senede dayalı bir borç ilişkisinin olmadığının anlaşılması ve borcu inkar ettiğimizden, ispat yükünün davalı tarafta olduğunun anlaşılmasını, Senette nakden/malen kaydı olmadığından, senedin bir alacak ilişkisine dayanmadığının ve bu husustaki ispat yükünün davalıda olduğunun anlaşılmasını, Tüm bu sebeplerle, ....icra dairesi 2025/... e. Sayılı dosya ile müvekkiller aleyhine başlatılan icra takibinin teminatsız, kabul edilmeyecekse mahkemenizce verilecek ara karar ile uygun görülecek teminat bedeli ile durdurulmasına, müvekillerin borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline, davalının % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine," karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesi özetle; "Dava dilekçesinde davacılar, senette nakden/malen kaydı bulunmadığından dava konusu bononun teminat senedi olabileceğini ifade etmektedirler. TTK m.776 incelendiğinde, davaya konu bononun, kanunun aramış olduğu zorunlu tüm unsurları taşıdığı görülmektedir. Nakden/malen kaydı bononun zorunlu bir unsuru değil, ihtiyari bir unsurudur. Nakden/malen kaydının bulunmaması, senedin kambiyo senedi vasfını ortadan kaldırıp ona teminat senedi vasfını kazandırmayacaktır.senedin teminat amacıyla düzenlendiği açıkça belirtilmeli ve senet metnine yazılmalıdır. Yerleşik Yargıtay kararlarında "teminat" ifadesinin geçmesinin dahi kambiyo vasfını ortadan kaldırmadığı ve neye ilişkin teminat olduğunun ifade edilmesi gerektiği kabul edilmektedir. Senedin teminat amaçlı olarak verildiğine ilişkin bonoda veya dava dilekçesinin ekinde sunulan kira sözleşmesinde herhangi bir ifade yer almamaktadır. İçeriğinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir ifadenin geçmediği ve koşulsuz ve şartsız belirli bir meblağın ödeneceği konusunda TTK'da yer alan tüm zorunlu unsurlara haiz bonoya imza atan davacılar, senedin teminat senedi olduğunu yazılı delille ispatlamak zorundadır. Davacıların, dava dilekçesinde herhangi bir yazılı delil sunmamış olduğu göz önüne alındığında, bononun teminat senedi vasfına haiz olduğuna ilişkin iddialarının reddi gerekmektedir. Dava dilekçesinde, bonoda nakden/malen kaydı bulunmadığından borcun dayanağının somut delillerle tarafımızca ispat edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Kambiyo senetlerindeki en temel ilkelerden biri de soyutluk (mücerretlik) ilkesidir. Alacaklı taraf, bonoya dayanması halinde alacağının hukuki nedenini ispatlamak zorunda değildir. Bunun tam aksine, borçlu böyle bir alacağın var olmadığını ispatlamak yükü altındadır.Fakat dava konusu senet, kambiyo senedi niteliğine haiz olan, davacılar tarafından kayıtsız ve şartsız olarak imzalanmış bir bonodur ve senedin barındırdığı hak, senedin doğmasına neden olan temel hukuki ilişkiden bağımsızdır (soyuttur). Kambiyo senetleri temel ilişkiye bağlı tutulamaz, temel ilişki ile ilintilendirilemezdir. kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödeme taahhüdü altına giren davacıların, hukuki ilişkiyi ispat yükünü tarafımıza yükleme çabaları mesnetsizdir. Temelindeki hukuki ilişkiden soyut olan kambiyo senetlerinde, alacaklıya ispat yükünün yüklenmesi kambiyo senetlerindeki temel ilke olan soyutluk ilkesine aykırı düşecektir.Davacılar yukarıda ayrıntılı şekilde izah edildiği üzere bonoya imza atmak suretiyle kayıtsız ve şartsız belirli bir meblağı ödeme taahhüdü altına girmişlerdir. Dava dilekçesinde "borcu ve borçlanma iradesini inkar ediyoruz." şeklinde soyut beyanlarla bu taahhütten kurtulmak mümkün değildir.Borç ilişkisinin hiç bulunmadığını iddia eden davacılar, işbu iddialarını yazılı delille ispat etmek durumundadırlar. Dava dilekçesinde her ne kadar çeşitli kararlar sunulup ispat yükünün tarafımıza verilmesi talep edilmekte ise de, sunulan kararlarda dahi ispat yükünün, menfi tespit davasını açan ve kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının saptanmasını isteyen davacıda olduğu görülmektedir. Davacılar, bononun kira sözleşmesinden doğan alacağı teminat altına almak amacıyla imzalandığını hiçbir delil ile ispatlayamadıklarından, kira borcunun ödendiği varsayımıyla bonodan kaynaklanan borcun da ödendiği şeklinde bir çıkarımın kabulü mümkün değildir. Bu kapsamda bonodan doğan müvekkilimizin alacak hakkı ile kira ilişkisinden doğan alacak hakkı birbirinden bağımsız nitelikte alacaklardır. Bu nedenle de kira borcunun ödenmesi, bonodan doğan borcun ödendiğini ortaya koymamaktadır. Özetle; dava konusu kambiyo senedi kayıtsız ve şartsız belirli bir meblağın ödenmesi taahhüdünü içermektedir. Davacıların, kambiyo senedi vasfına haiz bononun aslında kira ilişkisindeki alacağı teminat altına almak amacıyla düzenlendiği yönündeki iddiaları mesnetsiz olup, davacılar tarafından buna karşılık yazılı bir delil de ileri sürülmemiştir. Davacılar, kira ilişkisi ile davaya konu bonoyu ilişkilendiremedikleri için ispat yükünü tarafımıza geçirmeye çalışmışlardır. Fakat yukarıda ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere bu konudaki ispat yükü davacılara aittir. Davacıların, kayıtsız ve şartsız belirli bir meblağı ödeme taahhüdü altına girdikleri açık bir şekilde görülmektedir. Dava dilekçesinde, kambiyo senedinin hükümsüz kalmasına ilişkin delillendirilmiş iddia ortaya koyulamadığı gibi bononun teminat senedi vasfına haiz olduğu da ortaya konulamamıştır. Hal böyle iken dava dilekçesindeki tüm iddiaların mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğu görülmektedir.Davacıların hukuka aykırı ve mesnetsiz davalarının reddine,
Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine, karar verilmesini" talep ettikleri görülmüştür. DELİLLER Delil olarak; gösterilen deliller toplanarak dosya arasına konulmuştur. .... Asliye Hukuk Mahkemesine müzekkere yazıldığı görüldü. HUKUKİ NİTELENDİRME ve GEREKÇE Dava, kambiyo senedi/senet nedeniyle menfi tespit istemine ilişkindir. Dava 19/12/2025 tarihinde açılmış olup, Türk Ticaret Kanunu’nda 7445 sayılı kanunla yapılan değişiklik kapsamında Kanunun 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilerek menfi tespit davaları da zorunlu arabuluculuk kapsamına alınmış, söz konusu bu düzenleme 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi; "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesini havidir. Yukarıda açıklanan yasal hükümler hep birlikte değerlendirildiğinde; davacıya arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini sunması için iki haftalık kesin süre verildiği, verilen süre içinde son tutanağın sunulmadığı anlaşıldığından, davanın arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince peşin alınan 943,42-TL' nin 732-TL karar harcından mahsubu ile kalan 241,42-TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Davalı vekili lehine karar tarihindeki avukatlık asgari ücret tarifesi üzerinden hesap olunan 45.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-HMK. 333. md. uyarınca davacı ve davalı tarafından yatırılan gider avansından bakiyesinin kararın kesinleşmesi sonrası yatıran tarafa iadesine, Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesince incelenmek üzere istinaf yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı 15/09/2026
Katip ... E-imzalıdır
Hakim ... E-imzalıdır