İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2025/275 E. 2026/597 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2025/275
- Karar No
- 2026/597
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2025/275 Esas KARAR NO : 2026/597
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 20/04/2021 KARAR TARİHİ : 14/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı tarafından .... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyasıyla borçlu müvekkilleri aleyhine kambiyo takibi yapıldığını, örnek 10 ödeme emri tebliğ edildiğini, takibe konulan 13.10.2014 tanzim ve 31.05.2019 vade tarihli bononun teminat senedi olduğunu, davalının cari hesap ekstresinde, takibe konu senedin davalının cari kayıtlarında işlenmediğinin görüldüğünü, ayrıca, takip konusu bononun tanzim tarihinin taraflar arasındaki sözleşmeyle aynı gün tarihli olmasının da, bononun teminat senedi olduğunu gösterdiğini, hem sözleşme, hem de takibe konu edilen bononun 13.10.2014 tarihinde düzenlendiğini, bono üzerinde nakten klozunun bulunduğunu, bu duruma göre, davalı alacaklının, müvekkili ile yaptığı 13.10.2014 tarihli sözleşmeye istinaden hem müvekkiline gazete dağıtım işini bayilik verdiğini, hem de aynı gün dağıtıcısı olan müvekkiline 20.000,00.-TL nakit borç verdiğini ve karşılığında bu bonoyu aldığını, bunu kabul etmenin, akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, teminat senedi iddiasının yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, takibe konu bononun teminat senedi olduğununun 13.10.2014 tarihli sözleşme ve yine tarafların aynı olduğu .... İcra Müdürlüğü 2019/ ... Esas dosyaya ibraz ettiği cari hesap ekstresi, yani davalıdan sadır olan belgelerle sabit olduğunu, bizzat davalının ibraz ettiği cari hesap ekstresinde, ne müvekkiline verildiği iddia edilen 20.000,00.-TL nakit paranın ne de 20.000,00.-TL bedelli bononun kaydı bulunmadığını, davalının ticari defter ve kayıtlarında nakit para çıkışı ve bono kaydı bulunmadığı için müvekkilinin davalıya borçlu olmadığı ve ayrıca bononun da teminat senedi olduğunun açık olduğunu, müvekkili ...'nun davalı firmaya herhangi bir borcunun olmadığını, davalının takip konusu alacağı ve bonoyu 31/05/2017 tarihli Temlik Sözleşmesine istinaden devir aldığını iddia ettiğini, ancak sunmuş olduğu Temlik Sözleşmesinde müvekkili ...'nun ismine yer verilmediği için, geçerli bir temlik işlemi olmadığı ve davalının takip hakkı bulunmadığının anlaşıldığını, diğer müvekkili ... yönünden ise; davalıyla herhangi bir ticari ilişkisinin bulunmaması, takibi konu edilen bonoda sadece "adi kefil" sıfatıyla imzası bulunması ve adi kefalet itirazı, asıl borç olmadığı için feri borcun da doğmayacağı gerekçeleriyle, menfi tespit davasının açıklanan tüm nedenlerle kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davacı ... arasında 13.10.2014 tarihinde bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve davacı borçlunun işbu sözleşme kapsamında müvekkili şirketçe basımı gerçekleştirilen yayınların dağıtım işini üstlendiğini, davacı borçlu ile müvekkili şirket arasındaki ticari ilişkinin işbu sözleşmeyi müteakip başlamış olduğunu, davacı borçlunun müvekkili şirkete olan borcuna istinaden 13.10.2014 düzenleme, 31.05.2019 vade tarihli ve 20.000,00 TL bedelli bonoyu keşide ederek davalıya teslim ettiğini, işbu bononun, davacı ... tarafından da avalist sıfatı ile imzalandığını, vadesi gelen bononun davacı borçlularca ödenmemesi üzerine takip başlatıldığını, doktrindeki görüş birliği ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre bir senedin teminat senedi olduğunun kabulü için neyin teminatı olarak verildiğinin bono metni üzerinde yer alan bir ibare ifade edilmesi veya takibe dayanak senede açıkça atıf yapılan İİK 169/a kapsamında bir belge ile ispatlanması gerektiğini, bu nedenle takibe dayanak senedin teminat senedi olmadığını, somut olaya ilişkin Yargıtay içtihatları çerçevesinde takibe dayanak bononun TTK'da düzenlenen şartları ihtiva etmesi sebebiyle kambiyo senedi vasfını haiz olduğunu, TTK'nin 702. Maddesine göre davacı kefilin, müvekkili şirketin alacağına karşı davacı borçlu gibi asli ve müteselsilen sorumlu olduğunu beyanlarla davacı borçlular ikame edilen davanın ve ihtiyati tedbir kararının reddine, müvekkili şirketin haklı alacağının tahsilini geciktirme maksadı ile hareket eden kötü niyetli borçlular hakkında dava konusu tutarın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı borçlulara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLER: Mahkememizin 14.03.2022 tarih ve 2021/... Esas 2022/... sayılı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi'nin 27/03/2025 tarih ve 2022/1856 esas 2025/501 Karar sayılı ilamında: "..Davaya konu ....İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas Sayılı icra takibine dayanak bono incelendiğinde; 13/10/2014 keşide tarihli, 31/05/2019 vade tarihli, 20.000,00 TL. Bedelli bononun keşidecisinin ... olup davacı ...'nun ise kefil (aval veren ) olduğu, bononun nakden kaydı ile dava dışı ... A.Ş. adına düzenlendiği ve lehtar tarafından davalı ... ... A.Ş. Lehine ciro edildiği ve davaya bono TTK'nın 776. Maddesinde düzenlenen unsurları taşımaktadır. Dava dışı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 13/10/2014 tarihli sözleşmesinin 7. Maddesinde; Bu Sözleşmenin imza tarihi itibari ile yürürlüğe gireceği ve 1 yıl süre ile yürürlükte kalacağı, sözleşme bitiminden enaz | (bir) ay önce Sözleşme'nin sona erdirilmesi hususunda taraflarca yazılı olarak fesih bildiriminde bulunulmadıkça sözleşmenin birer yıllık sürelerle ve aynı şartlarla kendiliğinden yenilenmiş addolunacağının,'' düzenlendiği, sözleşmenin 6/1. Maddesinde ise;'' Bayi, satması için kendisine ... Medya tarafından gönderilen günlük gazete, dergi ve diğer hizmetler için ... medya'ya üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceğini kabul, beyan ve taahhüt,'' ettiği düzenlenmiştir. Dava dışı ... Haberleşme ve Yayıncılık A.Ş. İle davalı ... Dağıtım Pazarlama Anonim Şirketi arasında 01 / 08 / 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31/05/2017 tarihinde imzalanan sözleşme ile; ... Haberleşme'nin iş bu sözleşme kapsamında listeli tüm abone bayilerinden olan doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını ... Dağıtım'a B.K.'nın 183 ve temliğe ilişkin müteakip maddeleri uyarınca temlik ettiği düzenlenmiştir. Mahkemece, davacı, davalı ve dava dışı temlik eden firmanın ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına karar verildiği, davacı tarafın ve dava dışı firmanın ticari defterleri bilirkişi incelemesine ibraz edilmediği, bilirkişi tarafından davalı şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle rapor düzenlendiği, mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda istinafa konu kararın verildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davaya konu bononun davalıya ait defter kayıtlarında yer almadığı, 2014 yılı Cari hesap hareketleri çıkartılıp incelendiğinde davacıya ait Cari hesap ekstresinde görüleceği üzere davalıya 31.12.2014 tarihinde borcu olmadığı belirtilmiş ise de, davalının bayilik sözleşmesinin tarafı olmadığı, ve dava dışı firmanın bayilerden olan doğmuş ve doğacak tüm alacaklarını 01 / 08 / 2016 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 31/05/2017 tarihinde imzalanan temlik sözleşmesi ile temlik ettiği gözetildiğinde bilirkişinin 31/12/2014 tarihinde davalıya borcu olmadığına yönelik tesbiti hüküm vermeye yeterli değildir. Davalı taraf, takibe dayanak bononun teminat senedi olduğunu kabul etmediğine göre davacı yan işbu bononun teminat amacıyla verildiğini yazılı delillerle ispat etmelidir. Dava dışı ... A.Ş. ile davacı ... arasında imzalanan 13/10/2014 tarihli sözleşmesinin 6.1. Maddesinde; davacı bayinin, satması için kendisine ... Medya tarafından gönderilen günlük gazete, dergi ve diğer hizmetler için ... Medya'ya üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceği, belirtilmiş olup davaya konu bononun sözleşmenin 6.1. Maddesi uyarınca teminat olarak verildiğinin tespiti yönünden bono miktarının üç aylık yayın bedeli tutarında olup olmadığı yönünde inceleme ve değerlendirme olmadığı, eksik inceleme sonucu davaya konu bononun sözleşme ile aynı tarihli olması ve taraflar arasında ticari ilişki olması nedeniyle dava konusu bononun mahkemece teminat bonosu olarak kabulü doğru olmamıştır. Buna göre mahkemece, davacı dışı ... A.Ş.'nin ilgili döneme ait ticari defter ve kayıtları da mali müşavir bilirkişiye inceletilmek suretiyle 13/10/2014 tarihli sözleşmenin 6.1. Maddesinde, üç aylık yayın bedeli tutarında çek veya bono niteliğinde avalli kambiyo senedini teminat olarak vereceği, belirtilmiş olup davaya konu bononun sözleşmenin 6.1. Maddesi uyarınca teminat olarak verildiğinin tespiti yönünden bono miktarının üç aylık yayın bedeli tutarında olup olmadığı yönünde inceleme yaptırılıp sonucuna göre dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verilip verilmediğinin tespit edilip ve senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği ve bedelsiz kalıp kalmadığı hususunda taraflar arasındaki cari hesap ilişkisininde davalının ticari defter ve kayıtları inceletilerek davaya konu icra ve dava tarihi itibariyle davacı ...'ndan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı yönünden denetime elverişli rapor alınıp gerektiğinde taraflara yemin delilinin de hatırlatılıp sonucuna göre dava konusu bononun taraflar arasındaki sözleşmenin teminatı olarak verilip verilmediği ve senedin teminat fonksiyonunun devam edip etmediği ve bedelsiz kalıp kalmadığı hususunun değerlendirilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu yukarıdaki şekilde karar verilmesi yerinde görülmemiştir... " şeklinde karar verilmek suretiyle kaldırılarak dosya mahkememize gönderilmiş ve işbu yeni esasa kaydedilmiştir. .... İcra Dairesine müzekkere yazılarak, Müdürlüğünüzün 2019/... Esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. İstanbul 23. İHMye müzekkere yazılarak, 2019/740 esas sayılı dosyasının UYAP sistemi üzerinden gönderilmesi istenilmiş ve yazı cevabı dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 15.01.2026 tarihinde Mali Müşavir bilirkişi vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. Mahkememizce 05.08.2026 tarihinde yine Mali Müşavir vasıtasıyla bilirkişi raporu aldırılmış ve rapor dosyamız arasına alınmıştır. GEREKÇE: Dava, bono ve takip sebebiyle menfi tespit istemine ilişkindir. İcra İflas Kanunu md. 72’ye göre borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz. Borçlu, menfi tespit davası zımnında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Menfi tespit davalarında davacı borçlu, davalı alacaklı ile arasında hiçbir hukuki ilişki bulunmadığını, borcun hiç doğmadığını iddia ediyorsa ispat yükü davalı alacaklı üzerindedir. Ancak davacı borçlu hukuki ilişkiyi ve borcu kabul etmekle beraber başka bir sebepten ötürü geçersiz olduğunu veya borcun sona erdiğini iddia ediyorsa ispat yükü davacı borçlu üzerindedir. Menfi tespit davasının sonucuna göre davacı borçlu lehine tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının borçlu hakkında icra takibinde bulunmuş olması, icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılmış olması ve borçlunun tazminat talebinde bulunmuş olması gerekir. Borçlu aleyhine tazminata hükmedilebilmesi için ise icra takibinin durdurulması için tedbir kararı verilmiş ve bu kararın fiilen uygulanmış olması gerekir. Dava konusu takip dosyasının incelenmesinde takibin usul ve yasaya uygun olduğu görülmüştür. Takip konusu bir adet bono olup, davacılardan ... senedin keşidecisi ve diğer davacı ... aval verendir. Davacılar senedin teminat senedi olduğunu ve davalıya borçlu olmadıklarını öne sürerek menfi tespit talebinde bulunmuştur. Mahkememizce verilen ilk karar, istinaf incelemesi sonucu kaldırılmış ve istinaf ilamında senedin teminat niteliği ile davacı keşidecinin borçlu olup olmadığının incelenmesi gerektiği vurgulanmıştır. İstinaf ilamı doğrultusunda mahkememizce tarafların ve dava dışı temlik eden şirketin ticari defter ve kayıtları incelenmiştir. Yapılan inceleme sonucu davalının ticari defterlerinde bonoya ilişkin bir kayıt olmadığı görülmüştür. Davalının işbu bonodan kaynaklanan alacak hakkını dava dışı şirketten devralması sebebiyle, dava dışı şirketin kayıtlarının da incelenmesine karar verilmiştir. Asıl hukuki ilişki davacı keşideci ile dava dışı şirket arasındaki 13/10/2024 tarihli sözleşmeye dayanmaktadır. Bu sözleşmenin 6.1. maddesi teminatı düzenlemekte olup, davacı bu senedin teminat senedi olduğunu beyan etmiştir. Bu doğrultuda davacının ve dava dışı şirketin kayıtlarının tetkiki ile üç aylık dağıtım bedellerinin değerlendirilmesi sonucu dava ve takip konusu bononun teminat niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır. Taraflar arasındaki ticari ilişki sonucu davacının cari hesabının kapatıldığı, dava dışı şirkete bir borcunun bulunmadığı, aksine davacı keşidecinin 24.538,50 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Cari hesabın kapatılmasına ilişkin itirazlar üzerine mahkememizce ek rapor alınmasına karar verilmiş, ancak davalı taraf bu hususta bir delil sunmadığından ve ticari kayıtlarda açık bir sebep belirtilmediğinden hesabın kapatılması hususunda davalı taraf savunmalarını ispatlayamamıştır. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile incelenen ticari kayıtlara göre takip konusu senedin teminat senedi olduğu ve davacı keşidecinin alacaklı olduğu, keşidecinin borcunun bulunmadığı değerlendirilerek Davacı ... yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Diğer Davacı ...’nun aval sıfatı olduğu ve avalin sorumluluğunun lehine aval verdiği kişi kadar olduğu gözetilerek, bu davacı yönünden de davacının kabulüne karar verilmiştir. Davalının temlik sonucu alacağı devralması ve takip başlatmakta kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda izah edilen gerekçeye istinaden; 1-Davanın kabulüne, davacıların dava konusu .... İcra Müdürlüğü’nün 2019/... Esas sayılı takip dosyası ve takibe konu 13/10/2014 düzenleme, 31/05/2019 ödeme tarihli, 20.000 TL bedelli bono sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, 2-Davacıların kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.366,20 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 341,55 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.024,65 TL harcın Davalıdan alınarak hazineye irad kaydına, 4-Davacılar tarafından yapılan 59,30 TL başvuru harcı, 341,55 TL peşin/nisbi harcı, 12.000,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.085,75 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 13.486,60 TL yargılama giderinin Davalıdan alınarak Davacılara verilmesine, 5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T'ne göre vekalet ücreti dava değerini geçemeyeceğinden 20.000,00-TL vekalet ücretinin Davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden Davacılara verilmesine, 7-Zorunlu arabuluculuk başvurusu nedeniyle devletçe karşılanan 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 8-Artan Gider Avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde taraflara iadesine, Dair, kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde istinaf yolu (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvuru yolu) açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 14.09.2026
Katip ...
Hakim ...