Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2025/212 E. 2026/464 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2025/212
Karar No
2026/464
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

16. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

DOSYA NO: 2025/212 Esas

KARAR NO : 2026/464 Karar

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 24/06/2021

NUMARASI : 2018/1020 E. - 2021/508 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Bono ve Faktoring Sözleşmesinden Kaynaklanan)

DAVA TARİHİ : 27/12/2018

KARAR TARİHİ : 25/03/2026

Dairemizin 22/06/2023 tarih ve 2021/1876 Esas - 2023/967 sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05.12.2024 tarih ve 2023/5324 Esas - 2024/8746 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, duruşmalı yapılan inceleme sonucu;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı ...’ın ... ...’nde 23/07/2013-11/06/2015 tarihlerinde başkanlık yaptığını, Kulübe nakit sağlamak amacıyla davalı ... ile anlaşma yaptığını, Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik' in 8.Maddesinde görüleceği üzere faktoring şirketinin müşterilerden ek teminat talep edebileceğini, nitekim bunun dışında kambiyo senetlerinde faktoring şirketlerinin lehtar vasfına sahip olabilmesinin mümkün olmadığını, dolayısıyla alacağın temlikini içermeyen bir işlemin faktoring kapsamında değerlendirilebilmesinin de bu işlemlerin özüne aykırı olacağını, yasal düzenlemelerin Yargıtay içtihatları ve doktrin uygulamalarının bir sonucu olarak davalı tarafın takibe dayanak yaptığı 5 adet bononun davalı taraf ile spor ... arasında imzalanan faktoring sözleşmesinin teminatı kapsamında verilmiş olup söz konusu senetlerin teminat niteliğine haiz olduğunu, teminat senedine konu olan borcun ödendiğini, bu nedenle davalı tarafın takibinde kötüniyetli ve ağır kusurlu olduğunu, müvekkilinin ... ... ... Derneği' ne 23.07.2013 tarihinde başkan seçildiğini ve söz konusu görevi 11.06.2015 tarihine kadar sürdürdüğünü, bununla birlikte dosya kapsamında da mevcut bulunan ... müvekkilinin başkan olarak görev yaptığı yılları kapsayan Haziran 2013- Haziran 2015 dönemine ait temlik borçlanma ve ödeme bilgilerine ilişkin evrakta da açıkça görüleceği üzere müvekkili döneminde gerçekleşen temliklerin karşılığının muhtelif tarihlerde alacaklı olduğunu iddia eden ...' ne ödendiğini, ayrıca davalı tarafça Beşiktaş 19. Noterliği'nin ... yevmiye nolu müvekkiline çekilen ihtarnamede "TFF nezdindeki kulüp alacaklarının temliki karşılığı kullandırılan finansmanın 25.525.706,07 TL'ye ulaştığını, ...' ın sorumlu olduğu tutarın 20.500.000 TL olduğunu kulübün içinde bulunduğu sportif mali koşullar nedeniyle alacağın geri ödenmesi ciddi anlamda tehlikeye düşülmüş durumda olup, müvekkili ile kulüp arasındaki sözleşme ve bilcümle ekleri çerçevesinde hesabın kat edildiğinin" ihtar edildiğini, müvekkili tarafından 30.11.2018 Tarihinde davalı tarafa çekilen Karabük 1. Noterliği' nin ... yevmiye nolu cevab-ı ihtarnamede borcun ödendiğinden bahisle hesabın kat edilmesine itiraz edildiğini, davalı tarafından çekilen ihtarnamede de açıkça görüleceği üzere senetlerden hiç bahsedilmediğini; sadece TFF' ye yapılan temlikten bahsedildiğini, dosyanın eki olarak sunulan TFF' den 17.12.2018 tarihinde alınan belgeyle ihtarnameye konu olan borcun ödendiğinin açıkça anlaşılacağını, dolayısıyla faktoring şirketinin müvekkilinin başkanlığı döneminde doğmuş bulunan alacaklarını almış olmasına rağmen tamamen kötüniyetli olarak iş bu takibe giriştiğini, TFF kayıtlarında da görüleceği üzere söz konusu borcun itfa sebebiyle sona erdiğini, incelendiğinde görüleceği üzere ekte sundukları TFF' den alınan resmi belgede 7.000.000 TL lik temlik sarı ile belirtilen şekilde, 9.000.000 TL'ük temlik turuncuyla belirtilen şekilde, 8.500.000 TL lik temlik yeşil ile belirtilen şekilde, 1.500.000 tl'lik temlik kırmızı renkte belirtilen şekilde ödendiğini, davalı yanın, taraflarınca İstanbul İcra Hukuk Mahkemesi' nin 2018/863 E. numarası ile takibin iptaline ilişkin açılan davaya verdikleri cevapta hiçbir şekilde bu senetlerin neye karşılık alındığını, hangi borcun teminatı olduğunu veya direkt kulübe ve müvekkiline verilen hangi paranın karşılığı alındığı konusunda hiçbir beyanda bulunmadığını, davalı şirket yetkilileri hakkında Bedelsiz senedi kullanma, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması ve resmi belgede sahtecilik suçlarından İstanbul CBS' nın 2018/215506 sor nolu dosyası İle suç duyurusunda bulunulduğunu, müvekkilinin borcu olmayan ve vadesi sonradan doldurularak takibe konulan senetler nedeniyle haksız bir icra takibine maruz kaldığını ifade ederek müvekkilinin İstanbul 6. İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı Dosyası ile Davalıya Borçlu olmadığının tespitine ve takibe dayanak senedin iptaline, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dışı ... ... ... Derneği ile müvekkili şirket arasında aktedilen faktoring sözleşmelerine istinaden adı geçen spor kulübünün Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) da dahil olmak üzere doğmuş ve doğacak alacakları karşılığında spor kulübüne muhtelif tarihlerde finansman sağlandığını, adı geçen spor kulübünün içinde bulunduğu sportif ve mali koşullar nedeniyle finansmana konu edilen alacaklarının tahakkuk ve tahsili imkanının büyük ölçüde ortadan kalktığını ve bu durum beraberinde müvekkili şirketin alacağının tahsili imkanının da tehlikeye düştüğünü, bunun üzerine Beşiktaş 19. Noterliği’nin 29.11.2018 tarihli ve ... yev. nolu hesap kat ihtarnamesi keşide edilmek suretiyle kat tarihi itibarıyla 28.525.706,07 TL alacağın ödenmesinin talep edildiğini, yapılan hesap katına rağmen ödeme yapılmaması üzerine, kullandırılan kredilerin geri ödeme aracı olarak spor ... tarafından keşide edilerek müvekkiline teslim edilen ve aynı zamanda davacı ... tarafından aval veren sıfatıyla imzalanmış olduğu 30.11.2018 vadeli, 29.07.2013 düzenleme tarihli 7.000.000.-TL, 02.05.2014 düzenleme tarihli 600.000.-TL, 08.07.2014 düzenleme tarihli 8.500.000.-TL, 15.08.2014 düzenleme tarihli 900.000.-TL, 24.09.2014 düzenleme tarihli 3.500.000.-TL bedelli 5 adet bononun İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile icra takibine konu edildiğini, söz konusu icra takibi üzerine davacının; İstanbul 18. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2018/963E. sayılı dosyası ile takibin iptali ve takibin tedbiren durdurulması talebinde bulunulduğunu, sözkonusu davada İcra Mahkemesi’nin tedbir talebini reddetmesi üzerine Mahkeme huzurunda işbu davanın açıldığını, her ne kadar mahkemece 18.01.2019 tarihinde verilmiş olan İhtiyati Tedbir Kararı davacı tarafından teminat yatırılmadığı ve tedbirin uygulanılması istenilmediğinden kendiliğinden hükümsüz hale gelmiş ise de ileride vuku bulabilecek olası yeni tedbir talepleri nedeniyle itirazlarını sunduklarını, davacının dava konusu bonolar üzerindeki imzayı inkar etmediğini, bonoların vade tarihlerinin doldurulmak suretiyle takibe konulduğunu iddia ettiğini, sahtelik iddiasının imza itirazı dışındaki bir nedene (yazıda sahtelik) dayanması halinde bu iddianın Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca borca itiraz mahiyetinde olduğundan uygulanması gereken yasa hükmünün İİK 169/a maddesinin 2. Fıkrası olduğunu, davaya konu senetlerin takibe konulduğu İstanbul 6. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasından gönderilen ödeme emrinin davacıya 14.12.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emrini tebliğ alan davacı ...' ın takipte ödeme süresinin sona erdiği 10.günde (24.12.2018) maliki olduğu İstanbul, Kadıköy, ... Mah. ... ada, 6 parselde kayıtlı 2. Kat (2) nolu daireyi ... isimli 3. şahsa mal kaçırma kastıyla devrettiğini, davacının 2001 yılında iktisap etttiği ve o tarihten bu yana aralıksız içinde oturduğu taşınmazı, icra dosyasından haciz isteme imkanı doğacağı tarihten bir gün önce devretmiş olması kötüniyetinin açık bir göstergesi olduğunu, davacının sadece taşınmazını kaçırmakla kalmadığını, ... .... A.Ş.’den yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle almakta olduğu huzur hakkına ilişkin alacaklarını da ödeme emri tebliği’nin 3. Gününde (17.12.2018) eşi ...’a temlik etmek suretiyle kaçırdığını, davacının takibe konu senetlerde kefil değil “aval veren” (avalist) olduğu için TTK 702/2 uyarınca şekle ait noksandan başka bir sebeple borçlu olmadığını ileri süremeyeceği, TTK'nun 701. maddesi gereğince muhatap veya keşidecinin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne konan her imzanın, avali gösteren herhangi bir kayıt bulunmasa da, aval verildiği anlamında olduğunu, TTK. mad. 701/3 de ifade olunan “muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır.” hükmü uyarınca davacı tarafından da inkar olunmayan imzaların aval niteliğinde olduğunu, davacı ... tarafından takibe konulan senetlerin “kefil sıfatıyla” imzalanmış olduğu iddia edilmekte ise de yasanın açık hükmü nedeniyle bononun ön yüzünde “kefil” olarak imzası bulunan kişinin, gerçekte aval verme iradesiyle hareket ettiği, dolayısıyla aval veren olarak kabulü gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları uyarınca da bono üzerine "kefil" ibaresi konsa dahi bu, aval olarak nitelendirileceği, TTK’nun 702/2. maddesi uyarınca "Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa dahi aval verenin taahhüdü geçerlidir." hükmü gereğince aval verenin sadece senette şekle ait bir noksan bulunması halinde sorumluluktan kurtulabileceğini, aval ilişkisi temel ilişkiden bağımsız ayrı bir taahhüt olup keşideci yönünden senedin herhangi bir sebeple bedelsiz hale gelmesi dahi aval taahhüdünü bertaraf etmeyeceğini, dava dışı keşideci ... ... Derneği’nin takibe vaki bir itirazı bulunmadığı gibi, aval verenin, keşidecinin bu yöndeki iddia, savunma ve def’ilerine dayanması da TTK 702/2 uyarınca mümkün olmayacağını, netice olarak Davacının takibe konu senetlerde kefil değil “aval veren” (avalist) olduğu için TTK 702/2 uyarınca şekle ait noksandan başka bir sebeple borçlu olmadığını ileri süremeyeceğini, bu nedenle teminat senedi iddialarının dinlenmesinin hukuken mümkün olmayacağını, takibe konu senetlerin üzerinde teminat senedi olduğuna ilişkin herhangi bir ibare bulunmadığı gibi senedin teminat senedi olduğuna ilişkin olarak borçlularca yazılı herhangi bir belge de sunulmadığını, takip dayanağı senedin teminat senedi olduğu iddiasının; hangi ilişkinin teminatı olduğu senet üzerine yazılmak suretiyle ya da yazılı bir belge ile ispatlanması gerektiğini, TTK’nun 778. Maddesinin (f) fıkrası uyarınca bonolarda da uygulanması gereken 680. maddesi gereğince açığa senet düzenlenmesi mümkün olduğunu, huzurdaki davada, avalist olan davacının ne teminat senedi iddiasını, ne senedin sonradan doldurulduğu iddiasını ne de ödeme iddiasını yazılı bir delil ile ispatlayamadığını, TTK.mad. 776 uyarınca “kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini” içeren senetlerin davacının sunmuş olduğu temliknameler ile bir ilgisi bulunmadığını, davacı tarafından; 9.07.2013 tarihli 7.000.000.-TL, 15.01.2014 tarihli 9.000.000.-TL, 08.07.2014 tarihli 8.500.000.-TL, 01.09.2014 tarihli 1.500.000.-TL tutarlı toplam 26.000.000.-TL tutarında 4 adet TFF alacak temliği dosyaya sunulduğunu, 08.07.2013 (doğrusu 2014) tarihli temliknameye karşılık 8.500.000.-TL, 29.07.2013 tarihli temliknameye karşılık 7.000.000.-TL tutarında bonoların düzenlendiğini iddia ettiğini, iki adet senedin düzenlenme tarihinin temlikname tarihi ile aynı olmasından hareket eden davacının, davaya konu diğer ;02.05.2014 düzenleme tarihli 600.000.-TL 15.08.2014 düzenleme tarihli 900.000.-TL 24.09.2014 düzenleme tarihli 3.500.000.-TL bedelli senetlerin tarih ve tutarların sunduğu diğer temliknamelerden farklı olduğu hususunu, davaya konu senetler toplamı 20.500.000.-TL iken sunduğu temliknameler toplamının 26.000.000.-TL olduğunu, netice itibarıyla temliknamelerin takibe konu bonolar ile bir ilgisinin bulunmadığını gözden kaçırdığını, ayrıca davacı tarafından sunulan ve borçlusu TFF olan temliknamelerde ne senetlere yapılan bir atıf ne de müvekkili şirket imzası bulunduğunu, senetlerin illetten mücerret olarak düzenlenmek suretiyle müvekkili şirkete teslim edildiğini ve TTK. mad. 776’da belirtilen kayıtsız ve şartsız ödeme vaadi niteliğinde bağımsız borç ikrarını içerdiğini, senede açıkça gönderme yapan bir sözleşme olmadığı sürece veya ödendiğini gösteren bir makbuz bulunmadığı sürece davacı tarafından sunulan temliknameler gibi senet dışındaki vakıalara dayanmanın mümkün olmadığını, Faktoring şirketlerinin bir kambiyo senedinde lehtar olmasının mümkün olmadığına ilişkin iddianın dayanağı olmadığını, davacı, yönetmelik hükmüne atıfta bulunarak faktoring şirketlerinin ek teminat olarak kambiyo senedi edinebileceğini kabul etmekle birlikte, bunun dışında lehtar olmasının mümkün olmadığını ileri sürse de bu iddianın yasal dayanağı olmadığını, her şeyden önce, 2015 yılında yürürlüğe giren yönetmelikte faktoring şirketinin lehtar olduğu kambiyo senetlerinden değil, faktoring şirketince müşterilerden ‘devralınan’ yani ciro yoluyla edinilen kambiyo senetlerinden söz edildiğini, takibe konu kambiyo senetleri ise devralınan senetler olmayıp lehtarı olan müvekkili şirket tarafından yasal takibe konu edildiğini, bu sebeple yönetmeliğin anılan maddesi kapsamında değerlendirilmelerinin mümkün olmadığını, aynı şekilde, yönetmeliğin dayanağı olan 6361 sayılı Kanunda da faktoring şirketlerinin bir kambiyo senedinde lehtar olmasını önleyici bir hüküm bulunmadığını, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’na dayanılarak çıkarılan ve 04/02/2015 tarih ve "29257 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan" Faktoring işlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik"in 8. maddesinde ek teminat niteliğinde alınan senetlerin tahsil koşulları belirlendiğini, anılan Yönetmelik hükmüne göre “müşterilerden ek teminat mahiyetinde olmak üzere devralınan fatura veya fatura yerine geçen belgeler ile ilişkili olmayan kambiyo senedi veya diğer senetlerin tahsil edilebilmesi için, alacağın vadesinde ödenmeyip sorunlu hale gelmiş olması, alınan kambiyo senedi veya diğer senet karşılığında hiçbir şekilde kambiyo senedi veya diğer senedin ilgililerine finansman sağlanmaması, kuruluşun işlem ve muhasebe kayıtlarında ek teminat mahiyetinde anılan kambiyo senedi veya diğer senedin ilgili borcun teminatı karşılığında alındığına ilişkin kayıt düşülmesi, alacağın tasfiye olunacak alacaklar hesabında sınıflandırılarak karşılık ayrılması halinde mümkün bulunduğunu, Nitekim bu husus Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 27.03.2017 T. E: 2016/5488, K: 2436 sayılı ilamından senet keşidecisi için yönetmeliğin 8. maddesinde belirtilen şartlara riayet edilmiş olmak kaydıyla takibe geçmenin mümkün olduğunu, avalist için ise TTK mad. 702/2 uyarınca yönetmeliğin 8.maddesinin ileri dahi sürülemeyeceği sonucu çıktığını, davacı borcun ödendiği iddiasına ilişkin olarak sunmuş olduğu ve dava konusu senetler ile bir ilgisi bulunmayan temliknamelerin bir ödeme belgesi olmadığını, senetlerin ise temel borç ilişkisinden bağımsız ödeme araçları olduğunu, bu nedenle temliklerin ödendiği olgusuna dayanarak senetlere konu borcun sona erdiğinin söylenemeyeceği, kaldı ki temliknamelerde senetlere yönelik herhangi bir atıf da bulunmadığını, yine davacı, Karabük 1. Noterliği’nin 30.11.2018 tarihli ... yev. nolu cevabi ihtarname ile borcun ödendiğinden bahisle hesap kat’ına itiraz ettiklerini belirttiğini, devamında “Dosyanın eki olarak sunduğumuz TFF’den 17.12.2018 tarihinde alınan belgeyle ihtarnameye konu borcun ödendiği açıkça anlaşılacaktır.” Demek suretiyle ihtarnameye konu borcun itfa nedeniyle sona erdiğini iddia etmiş ve ihtara konu borcun varlığını inkar etmişse de; ... ... ... Derneği’nin hakkında yapılan icra takibine karşı borçlu olmadığına dair herhangi bir itirazı da bulunmadığını, ayrıca davacının 2013-2015 yılları arasında başkanlık yapması ve akabinde görevinin sona ermiş olması davacının senetlerdeki aval imzası nedeniyle sorumluluğunu ortadan kaldıran bir durum olmadığını, davacının Başkanlık yaptığı döneme ilişkin olarak sunduğu ancak TFF’nin Haziran 2017’ye kadar olan dönemi içerecek şekilde gönderdiği listeden de görüleceği üzere, davacının dilekçesinde belirttiği 4 adet toplam 26.500.000.-TL tutarındaki temlikler dışında da başkaca temlikler verilmiş olduğunun görüleceği, yani davadışı spor kulübüne, davacının başkanlığı sonrasında da TFF temlikleri başta olmak üzere birçok alacak temliğine istinaden müvekkili şirketten finansman sağlandığının görüldüğü, nitekim bu finansmanlar nedeniyle müvekkili şirket hesap kat tarihi olan 28.11.2018 tarihi itibarıyla davadışı spor kulübünden 28.525.706,07 TL alacaklı hale geldiğini, işbu borcun 2.193.367,13 TL’sı ise takip tarihinden sonra temlik borçlusu TFF tarafından ödendiğini ifade ederek davacının İstanbul 6.İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı takip dosyasından borçlu olmadığının tespiti ve senetlerin iptaline ilişkin taleplerinin tamamen reddine, kötü niyetli itirazı sebebiyle davacının %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

MAHKEME KARARI:

İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 24/06/2021 tarihli 2018/1020 E. - 2021/508 K. sayılı kararıyla; "...Davacı ...’ın, dava dışı ... Karabük ... Derneği’nde 23.07.2013-11.06.2015 tarihlerinde başkan olarak görev yaptığı, davacının spor kulübüne finansman sağlamak amacıyla davalı ... ile ... ... ... Derneği arasında 29.07.2013, 08.07.2014, 15.01.2014 tarihli üç adet faktoring sözleşmelerini Kulüp Başkanı ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, faktoring sözleşmelerinin özel şartlar bölümünde üç adet sözleşme azami faktoring hacminin toplam 19.500.000,00 TL olarak sınırlandırıldığı, davalı yanın, davacı yandan Faktoring sözleşmeleri kapsamında alacağına teminat olarak 29.07.2013 keşide tarihli 7.000.000,00 TL, 02/05/2013 keşide tarihli 600.000,00 TL, 08.07.2014 keşide tarihli 8.500.000,00 TL, 15.08.2014 keşide tarihli 900.000,00 TL, 24/09/2014 keşide tarihli 3.500.000,00 TL olmak üzere toplam 20.500.000,00 TL tutarında aldığı senetleri bilanço dışı hesaplarda teminat senedi olarak yasal defterlerine kaydettiği, takip dayanağı senetlerin factoring şirketinin sözleşme imzalanırken ek teminat mahiyetinde aldığı senetler olduğu, davalı ...Ş.’nin dava dışı ... ... ...' nden, davacı ...’ın kulüp başkanlığını bıraktığı tarih itibariyle alacağının bulunmadığı, 28.11.2018 hesap kat tarihi itibariyle davalı ...Ş.’nin 28.525.706,07 ... ... ... Derneğinden alacaklı olduğu, takibe konu bonoların davacının başkanlık döneminde yapılan faktoring sözleşmeleri ile kullanılan finansmana ek teminat olarak verildiği, davalı ile dava dışı ... ... ... derneği arasında yapılan faktoring sözleşmeleri ve temliknamelerin tarihleri ile birlikte değerlendirilmesi sonucu imzalanan faktoring sözleşmeleri gereğince verilen toplam 26.000.000,00 TL temlik karşılığı kullandırılan finansman karşılığının davalı firma tarafından TFF' dan tam olarak tahsil edildiği ve bu dönemle ilgili bir borcun bulunmadığı, faktoring sözleşmelerinden kaynaklanan borcun 2017 ve 2018 yıllarında davacının kefaletinin bulunmadığı temliklerinden kaynaklandığı" gerekçesiyle;

- Davacının davasının KABULÜ İLE, İstanbul 6. İcra Müdürlüğü' nün ... E. Sayılı dosyası nedeni ile davacının davalıya borçlu olmadığının TESPİTİNE,

- Davalı tarafın kötü niyetli olduğu ispatlanamadığından İİK 'nın 72/4. Maddesi uyarınca kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE, " karar verilmiştir.

Karar taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf edilmiştir.

DAİREMİZ KARARI:

Dairemizin 22/06/2026 tarih ve 2021/1876 Esas, 2023/967 Karar sayılı ilamı ile;

"Davacı aval verenin sorumluluğu, davaya konu senetlerin kendisi ya da asıl borçlu tarafından borcun ödenmesi ile sona erecekse de, davaya konu senet bedellerinin ödendiğine yönelik yazılı delil sunulmadığı, davacı vekilinin davaya konu bonoları, kefili olduğu faktoring sözleşmeleri ile ilişkilendiren "davacının kulüp başkanlığından ayrıldığına ve ayrılma tarihine kadarki davalı alacaklarının, kulübün TFF'den alacaklarının temliki suretiyle ödendiğine" ilişkin savunmasının ise yerinde olmadığı,mahkemece alınan bilirkişi raporundan, davalı alacaklının kat ihtarnamesi ve takip tarihi itibarıyla alacaklı olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça takibe konu senetlerin ödendiğinin yazılı belge ile ispatlanamadığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerekirken, TTK 702. Madde hükmü göz önüne alınmaksızın yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmadığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk derece mahkemesince 18/01/2019 tarihli tedbir ara kararı ile, İİK 72/3 maddesi gereğince, icra veznesine yatacak paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verildiği anlaşılıyorsa da, teminatın yatırılmadığı ve tedbir kararının uygulanmadığı anlaşılmakla, davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmemiştir.

Davacı vekilinin, mahkemece reddine karar verilen kötüniyet tazminatı talebi yönünden istinaf başvurusunda bulunduğu anlaşılıyorsa da; davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, mahkeme kararı kaldırılarak davanın reddine karar verildiğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

YARGITAY BOZMA İLAMI:

Dairemizin 22/06/2026 tarih ve 2021/1876 Esas, 2023/967 Karar sayılı ilamı Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 05/12/2024 tarih ve 2023/5324 Esas, 2024/8746 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Yargıtay Dairesi bozma ilamında; "Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu senette davacının avalist olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesi gereğince teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli ise de davalı ... olup davaya konu senedin de ek teminat mahiyetinde tevdii edildiği kabul edildiğine göre faktoring ilişkisinde dava tarihi itibariyle teminat altına alınan asıl borç bakiyesi kadar senedin geçerli olacağı kabul edilerek, borcun dava tarihi itibariyle kısmen veya tamamen ifa edilip edilmediğinin davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gerekçesine yer vermiştir. Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyularak, bozma ilamında işaret edildiği şekilde yeniden değerlendirme yapılmıştır.

GEREKÇE :

Dava, bonoya dayalı menfi tespit davasıdır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, taraf vekillerinin istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin 22/06/2026 tarih ve 2021/1876 Esas, 2023/967 Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak, davanın reddine karar verilmiştir. Dairemizce verilen bu karar, Yargıtay 11.DH''nin 05/12/2024 tarih ve 2023/5324 Esas, 2024/8746 Karar sayılı ilamı ile; "Bölge Adliye Mahkemesince davaya konu senette davacının avalist olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesi gereğince teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli ise de davalı ... olup davaya konu senedin de ek teminat mahiyetinde tevdii edildiği kabul edildiğine göre faktoring ilişkisinde dava tarihi itibariyle teminat altına alınan asıl borç bakiyesi kadar senedin geçerli olacağı kabul edilerek, borcun dava tarihi itibariyle kısmen veya tamamen ifa edilip edilmediğinin davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir." gerekçesi ile bozulmuştur.

Dairemizce usul ve yasaya uygun olan Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay bozma ilamında, Dairemizin davaya konu senette davacının avalist olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesi gereğince teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdünün geçerli olduğuna ilişkin gerekçesi isabetli bulunmuş, ancak davalı ... olduğundan davaya konu senedin de ek teminat mahiyetinde tevdii edildiği kabul edildiğine göre faktoring ilişkisinde dava tarihi itibariyle teminat altına alınan asıl borç bakiyesi kadar senedin geçerli olacağı kabul edilerek, borcun dava tarihi itibariyle kısmen veya tamamen ifa edilip edilmediğinin davalı defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Dairemizce Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş, 09/11/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davacının görev yaptığı 23/07/2013 ile 11/06/2015 tarihleri arasındaki borcunu dava tarihi itibariyle ödediği görülmekle birlikte, davacı taraf görevi bıraktıktan sonra da davalı ... şirketinin dava dışı ... ... ... ile faktoring ilişkisi çerçevesinde çalıştığı görüldüğünden ve bu ticari ilişkiden dolayı davalı şirketin dava dışı ... dan 27/12/2018 dava tarihi itibariyle 26.508.808,38-TL tutarınca alacaklı olduğu belirtilmiştir.

Davacı, davaya konu bonolarda avalist olup, TTK'nın 702. maddesi gereğince teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Davaya konu bonolar, davalı ile dava dışı ... ... ... Derneği arasında akdedilen faktoring sözleşmelerine konu borcun ek teminatı olarak verilmiş olup, davacı da aval veren sıfatıyla bonoları imzalamıştır. Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yapılan bilirkişi incelemesi sonucu, dava tarihi itibariyle dava dışı ... ... ... Derneği'nin faktoring sözleşmeleri çerçevesinde davalıya olan borcu 26.508.808,38-TL olarak tespit edilmiştir. Davaya konu bonolarda davacının avalist olması, bonoların dava dışı borçlu tarafından davalı ... şirketine ek teminat mahiyetinde tevdii edilmesi ve dava tarihi itibariyle faktoring ilişkisinden doğan borcun, takibe konulan alacak miktarının çok üzerinde olması karşısında davanın reddine, ilk derece mahkemesince verilen tedbir kararı infaz edilmediğinden, davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan gerekçe ile:

1-DAVANIN REDDİNE,

-Mahkemece verilen tedbir kararı infaz edilmediğinden, davalı alacaklı lehine tazminata hükmedilmesine yer olmadığına,

2-İlk derece yargılaması yönünden;

a)Alınması gereken 732,00 TL harcın, peşin alınan 352.174,70 TL harçtan mahsubu ile artan 351.442,70 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,

b)Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

c)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olan 38,50 TL tebligat masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

d)Davalı lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 1.262.221,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

3-İstinaf yargılaması yönünden;

a)Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin harcının talebi halinde davalıya iadesine,

b)Davacıdan alınması gereken 732,00 TL harçtan, peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

c)İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 155,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 317,10 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

d)Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

e)İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden davalı yararına Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 42.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

4-Gerek ilk derecede gerekse istinaf aşamasında yatırılan gider avanslarından kullanılmayan kısımların karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince yatıran tarafa iadesine,

Dair, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 25/03/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2025/212, K. 2026/464, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2025-212-e-2026-464-k-868bef1a10c5