İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/522 E. 2026/737 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/522
Karar No
2026/737
Karar Tarihi

T.C. ANTALYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/522 Esas KARAR NO : 2026/737 DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) DAVA TARİHİ : 17/07/2020 KARAR TARİHİ : 10/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ... ... plakalı araçla seyir halindeyken müvekkiline çarptığını ve müvekkilinin parçalı kırıklı olarak ağır yaralandığını, davacı adına davalı ... ... Sigorta A.Ş.'ye ihtarname gönderildiğini, ancak davalı sigortanın ihtarnameye karşı herhangi bir cevap vermediğini, bunun üzerine ... tarihinde arabulucuğa başvurduklarını, ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin ... ... ... Hastanesi nezdinde alınan ifadesi kapsamında davalı ...' dan şikayetçi olduğunu, açılan Antalya ... . Asliye Ceza Mahkemesi .../... Esas nolu dosyasının derdest olduğunu, meydana gelen kaza nedeni ile müvekkilinin ağır yaralar aldığını ve acı çektiğini, müvekkilinin hem maddi hem manevi olarak zarara uğradığını beyanla ... TL maddi tazminatın ve ... TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir. YANIT : Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeniyle açılan Antalya .... Asliye Ceza Mahkemesi .../... Esasına kayıtlı dosyanın derdest olduğunu, dava konusu olayda davalı ...' ın meşru müdafaa hakkını kullandığını, bu nedenle meydana gelen olayda müvekkilinin kusuru bulunmadığını, davacının geçici maluliyetten kaynaklı maddi tazminat talepleri, tedavi masrafları ve gelir kaybı, efor kaybı, iş gücü kaybı v.b. talepleri bakımından müvekkilinin sorumluluğunun olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. Davalı sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkil şirkete Genel Şartlar gereğince ibraz edilmesi gereken hiçbir evrakı ibraz etmeden başvuruda bulunduğunu, bu nedenle maluliyet durumunun ve sigortalı araç sürücüsünün kusur durumunun tespit edilemediğini, davayı kabul manasında olmamak üzere davacının talebine konu tedavi giderleri ile tedavi süresince ortaya çıkabilecek iş gücü kaybı ve bakıcı giderleri ile ulaşım vs. gibi diğer tüm giderler tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında sgk tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının sürekli bakıcı ihtiyacı bulunduğunu gösterir hiçbir delil bulunmadığından bakıcı gideri taleplerinin reddi gerektiğini beyan etmiştir.

KANITLAR VE GEREKÇE : Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dava trafik kazası nedeniyle tazminat davasıdır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, ... tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı ilamda: "Antalya ... . ASCM' nin ... /... E sayılı dosyası ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... . Ceza Dairesi ilamı ile kesinleşen kararı değerlendirilmiş, her ne kadar davacı yan ceza mahkemesi kararının kusur yönünden hukuk hakimliğini bağlamayacağını savunmuş ise de; kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile olayın oluş biçimi kesinleşmiş olmakla bu yönden hukuk hakimini bağlayacağı kabul edilmiştir. Ceza Mahkemesi' nde kabul edilen oluşa göre davalı ... ' ün dava dışı arkadaşları ile birlikte asker eğlencesi sırasında daha önceden tanımadıkları kimseler arasında tartışma çıktığı, bu kimselerin saldırısı sırasında davalı ve arkadaşlarının yaralandığı, kendilerini kurtarmak için davalının kullanımındaki araca sığındıkları, bu sırada davalının kullanımındaki araca taşlarla zarar verildiği, davalının kendini korumak için araba ile birkaç kez ileri geri manevra yaptığı sırada saldırı eyleminde bulunmayan tarafları ayırmak için oraya gelen davacı ... ... ... ' ün yaralandığı kabul edilmiştir. Olayın yukarıdaki şekilde olduğu kabulüne göre TBK 64 / 3 kapsamında kaldığı kabul edilmiştir. İlgili madde "Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. " şeklinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda değerlendirilen eylemin hukuka uygunluk sebebi olduğu düşünülerek davacının kusuru bulunmadığı" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Kararın istinaf edilmesi üzerine; Bölge Adliye Mahkemesince dosya kapsamı ile davaya konu olayın işletme halindeki motorlu aracın karayolları üzerinde seyri sırasında gerçekleştiği, bu nedenle 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca olayın trafik kazası mahiyetinde olduğu, ancak Antalya ... . Asliye Ceza Mahkemesinin ... /... esas sayılı dosyasındaki beraat gerekçesi ile Antalya Bölge Adliye Mahkemesi ... .Ceza Dairesinin ... /...-... esas ve karar sayılı ilamı ile davalı sürücünün eylemini meşru müdafaa sınırları içerisinde gerçekleştirdiğinin kabul edilmesine göre davalıya kasıt veya kusur izafe edilemeyeceğinden, (davalı sigorta şirketinin ise ancak sigortalı araç sürücüsünün kusur ve sorumluluğu oranında zarardan sorumlu tutulabileceği somut olayda ise davalı sürücüye sorumluluk yüklenemeyeceği) gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı bozma ilamı üzerine gelen dava mahkememizin yukarıdaki esasına kaydı yapılmıştır. Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin ...tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı bozma ilamı: olay günü asker uğurlaması için toplanıldığı sırada iki grup arasında çıkan kavga sırasında, davalı ... ve arkadaşlarının karşı gruptan kaçmak için davalının sevk ve idaresindeki araca sığındıkları, davalının araçla ileri ve geri manevra yaptığı sırada kavganın tarafı olmayan ve kavgayı ayırmak için orada bulunan davacının yaralanmasına sebebiyet verdiği anlaşılmıştır. Ceza davasında, eylemin meşru müdafaa kapsamında kaldığı gerekçesiyle davalının beraatine karar verilmiş ise de aynı kararda davacının kavganın tarafı olmadığı da maddi vakıa olarak tespit edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Davacı, üçüncü kişi konumunda olup kavganın tarafı değildir. Meşru müdafaa ve zorunluluk hali cezasızlık sebebiyse de üçüncü kişi durumundaki davacının uğramış olduğu zararın tazmini gereğini ortadan kaldırmayacaktır. Şartları oluşmuş ise ancak belirlenecek tazminattan TBK’nın 52. maddesi kapsamında indirim yapılmasını gerektirecektir. Mahkemece davanın esası incelenerek, davacının bir zararı oluşmuşsa tazmine yönelik hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş, kararın bozulması gerekmiştir." şeklindedir. Mahkememizce toplanan deliller ve yapılan yargılama sonucunda verilen karar, Antalya Bam ... HD .../... E. .../... sayılı kararı, Yargıtay ... . Hukuk Dairesi'nin... tarih ve .../... Esas .../... Karar sayılı bozma ilamı birlikte değerlendirilerek; Mahkememizce kesinleşen ceza mahkemesi kararında belirlenen olayın oluş biçimi ile bağlı kalınarak "TBK 64/3 maddesi uyarınca ret kararı verilmiş", Bölge Adliye mahkemesince gerekçe değiştirilmek suretiyle "davalı sürücünün eylemini meşru müdafaa sınırları içerisinde gerçekleştirdiği kabul edilerek" esastan ret kararı verilmiştir. Öncelikle karar gerekçe bakımından değiştirilmiş olması sebebiyle mahiyeti itibariyle düzeltilerek verilmiş bir karar olup, HMK 373/2 uyarınca hakkında bozma kararı verilmesi gereken karar Antalya Bam ... HD .../... E. .../... K. sayılı karardır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince gerekçe değiştirilmiş ise de, kararın düzeltilerek yeniden tesis edilmediği, esastan ret kararı verildiği, bu hususun Yargıtay bozma ilamında da resen dikkate alınmadığı, şeklen esastan ret kararı verilmesi nedeniyle mahkememiz kararı hakkında bozma kararı verildiği anlaşılmaktadır. Buna göre uyma ve direnme yönünden irdeleme yapılmış, bozma ilamında esasa ilişkin yapılan değerlendirme ile mahkememiz kararı arasında varılan sonuç farklı olmakla, yapılan değerlendirmede: Her ne kadar bozma ilamında "Davacı, üçüncü kişi konumunda olup kavganın tarafı değildir. Meşru müdafaa ve zorunluluk hali cezasızlık sebebiyse de üçüncü kişi durumundaki davacının uğramış olduğu zararın tazmini gereğini ortadan kaldırmayacaktır. Şartları oluşmuş ise ancak belirlenecek tazminattan TBK’nın 52. maddesi kapsamında indirim yapılmasını gerektirecektir. Mahkemece davanın esası incelenerek, davacının bir zararı oluşmuşsa tazmine yönelik hüküm kurulması gerekir" şeklinde belirleme yapılmış ise de, bu belirlemenin yasaya ve somut olaya uygun olmadığı vicdani kanaati ile direnme kararı vermek gerekmiştir. Şöyle ki: TBK 64/1. Maddesi, yargıtay bozma ilamında ifadesini bulan meşru müdafaaya ilişkin hukuka uygunluk sebebini düzenlemekte, haklı savunmada bulunanın saldırana verdiği zararların hukuka uygunluk sebebi olduğunu hüküm altına almaktadır. TBK 64/2. Maddesi, yargıtay bozma ilamında ifadesini bulan zorunluluk haline ilişkin olup, yakın bir zarar tehlikesinde kendisini veya üçüncü kişiyi korumak için başkasının malına zarar verenlerin verdiği zararlara ilişkin düzenleme içermektedir. Bozma ilamında yer almayan TBK 64/3. Maddesi, somut olaya uygulanması gereken mahkememiz kararının gerekçesini oluşturan yasal düzenleme olup, zararın saldırı eylemi gerçekleştiren şahısa yönelik olmasına ilişkin şart barındırmadığı gibi, şahıs veya mala zarar verilmesine göre ayrım yapmaksızın kendi hakkını savunmak zorunda kalan kişinin durumunu düzenlemektedir. İlgili bent "Hakkını kendi gücüyle koruma durumunda kalan kişi, durum ve koşullara göre o sırada kolluk gücünün yardımını zamanında sağlayamayacak ise ve hakkının kayba uğramasını ya da kullanılmasının önemli ölçüde zorlaşmasını önleyecek başka bir yol da yoksa, verdiği zarardan sorumlu tutulamaz. " şeklinde düzenlenmiştir. TBK 64. Maddenin daha iyi anlaşılabilmesi için yürürlükten kaldırılan 818 sayılı BK. 52. Maddeyi incelemekte de fayda görülmüştür. Zira anılan madde, TBK 64 ile paralel düzenlemeler içermektedir. BK. 52/1 meşru müdafaaya, BK. 52/2 ıztırar (zorunluluk hali) haline, nihayet BK. 52/3 fıkrası ise "kendi hakkını vikaye için kuvvet kullanılmasına" karşılık gelmektedir. Eldeki yasada ayrı bir fıkra ile düzenlemiş olan bu hal, HUMK 52. maddede başlıkta dahi meşru müdafaa ve ıztırardan ayrı bir hal olarak sayılmış, bu hal kapsamında kalan eylemlerin tazminat sorumluluğu olmadığı vurgulanmıştır. Kesinleşen ceza mahkemesi kararındaki oluşa göre olayın davalı Mevlüt' ün dava dışı arkadaşları ile birlikte asker eğlencesi sırasında daha önceden tanımadıkları kimseler arasında tartışma çıktığı, bu kimselerin saldırısı sırasında davalı ve arkadaşlarının yaralandığı, kendilerini kurtarmak için davalının kullanımındaki araca sığındıkları, bu sırada davalının kullanımındaki araca taşlarla zarar verildiği, davalının kendini korumak için araba ile birkaç kez ileri geri manevra yaptığı sırada saldırı eyleminde bulunmayan tarafları ayırmak için oraya gelen davacı...' ün yaralanması şeklinde olduğu, olayın anılan TBK 64/3 maddesi ile birebir örtüştüğü, bu sebeple davalı... ve sorumluluğu...'ın sorumluluğu ile sınırlı sigorta aleyhine tazminata hükmedilemeyeceği değerlendirilerek DİRENME kararı vermek gerekmiş, anlatılanlara göre aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Mahkememizin .../... E.../... K.sayılı ilamında direnilmesine, Davanın REDDİNE, 2-Alınması gerekli ... TL harcın, peşin alınan ... TL harçtan mahsubu ile bakiye ... TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan ... TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Sarf edilmeyen gider avansının HMK 333.maddesi uyarınca davacıya iadesine 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. Maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ... TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, Dair, davacı vekilinin ve davalı Mevlüt vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, anlatıldı. 10/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/522, K. 2026/737, T. 10.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-522-e-2026-737-k-71b0e85979cd