İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/48 E. 2026/414 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/48
Karar No
2026/414
Karar Tarihi

T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/48 Esas - 2026/414 TÜRK MİLLETİ ADINA T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2026/48 KARAR NO : 2026/414

.... DAVA : Marka YİDK Kararının İptali ile Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 02/02/2026 KARAR TARİHİ : 01/10/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 01/10/2026 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlük istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili firmanın başta “.... ibareli markaları olmak üzere önceki tarihli markalarına dayalı olarak davalı firma tarafından dosyalanan .... sayılı kararı ile yalnızca kısmen kabul edilerek 09. sınıfta yer alan sanal yiyecek-içecek ürünleri ile bunlara ilişkin 35. sınıftaki sanal mallar ve hizmetler bakımından reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira taraf markalarının görsel ve işitsel açılardan yüksek derecede benzer olduğunu, her iki markanın da “....” yapısını taşıdığını, yalnızca ikinci harflerinin farklı olmasının markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yeterli olmadığını, davacı firmanın “.....” ibareli markalarının uzun yıllardır dünya genelinde ve Türkiye’de yoğun şekilde kullanılan, tanınmış ve ayırt ediciliği yüksek markalar olduğunu, taraf markalarının kapsamındaki mallar ve hizmetlerin de aynı türde, benzer ve doğrudan bağlantılı bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan 09. sınıftaki sanal yiyecek-içecek ürünleri ile bunların 35. sınıftaki satış hizmetlerinin müvekkili firmanın 05, 29, 30, 32, 35 ve 43. sınıflarda tescilli ve fiilen kullanılan gıda ürünleri ve hizmetleriyle benzer nitelikte olduğunu, günümüzde metaverse ve sanal dünyaların gelişmesi nedeniyle fiziksel ürünler ile bunların sanal versiyonlarının tüketiciler tarafından aynı ticari kaynaktan geldiğinin düşünüldüğünü, bu nedenle sanal mallar ile fiziksel mallar arasında da karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, markalar arasındaki yüksek derecedeki benzerlik nedeniyle karşılıklı bağımlılık ilkesi uyarınca mallar ve hizmetler arasındaki daha düşük seviyedeki benzerliğin dahi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olduğunu, davalı ...’in markalar arasındaki benzerliği kabul etmesine rağmen sanal mallar ve bunların satış hizmetleri yönünden emtia benzerliğini hatalı değerlendirdiğini, oysa ..., mahkeme, .... uygulamalarında hem tek harf farklılığı bulunan markalar arasında iltibasın hem de sanal mallar ile fiziksel mallar arasındaki benzerliğin kabul edildiğini, müvekkili firmanın “....” markalarının kullanımının ispat edildiğini ve uzun yıllara dayanan kullanımı ile yüksek bilinirlik ve ayırt edicilik kazandığını, buna rağmen dava konusu başvurunun davacı markalarıyla ilişkilendirilme ve karıştırılma ihtimalinin gereği gibi değerlendirilmediğini, dava konusu “...” markasının tescili halinde tüketiciler nezdinde davacı firmanın markaları ile ilişkilendirme ve karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkacağını, tüketicilerin dava konusu mal ve hizmetlerin davacı firmaya ya da onunla ekonomik veya idari bağlantı içerisindeki bir işletmeye ait olduğu kanaatine varabileceğini, bu durumun müvekkili firmanın marka haklarına, ayırt ediciliğine ve ticari itibarına zarar vereceğini ileri sürerek, ... .. sayılı kararının itirazın reddine ilişkin kısmının iptaline ve ... başvuru numaralı markanın 09. Sınıfta yer alan “İndirilebilir sanal mallar yani çevrimiçi ve çevrimiçi sanal dünyalarda kullanım için ‘Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.’ içeren bilgisayar programları” malları ile 35. sınıfta yer alan “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ‘İndirilebilir sanal mallar yani çevrimiçi ve çevrimiçi sanal dünyalarda kullanım için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. içeren bilgisayar programları’ mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.).” hizmetleri bakımından kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu edilen .... kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru sahibinin talebi üzerine kullanım ispatı incelemesi yapıldığını, bu inceleme sonucunda yalnızca ....” ibareli markalar arasında görsel ve işitsel bakımdan benzerlik bulunduğunun kabul edildiğini, ayrıca başvurunun 35. sınıfta yer alan belirli satış hizmetleri ile davacı markalarının kapsadığı mallar arasında benzerlik ve ilişki bulunduğundan bu mal ve hizmetler bakımından ilişkilendirilme ihtimali oluştuğu gerekçesiyle itirazın kısmen kabul edilerek başvurunun bu hizmetler yönünden reddedildiğini, buna karşılık başvuru kapsamında kalan diğer mal ve hizmetler bakımından ise 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, bu nedenle itirazın bu kısım yönünden reddedilmesinin hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı firma davanın esasına cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal bakımdan karıştırılma ihtimali bulunmadığını, ortalama tüketicinin markaları bir bütün olarak algıladığı dikkate alındığında dava konusu “...” ibareli markanın davacı firmanın ....” ibareli markalarıyla ilişkilendirilmeyeceğini, zira “...” markasının yaklaşık otuz yılı aşkın süredir yoğun biçimde kullanılması nedeniyle tüketiciler nezdinde doğrudan davalı firma ile özdeşleştiğini ve yüksek ayırt edicilik kazandığını, bu hususun .... tarafından hazırlanan araştırma raporuyla da desteklendiğini, ayrıca taraf markalarının görsel unsurları ile ilk hecelerindeki sesli harf farklılığının markaları açıkça birbirinden ayırdığını, dava konusu mal ve hizmetler ile davacı firmanın markalarının kapsadığı mal ve hizmetlerin aynı veya benzer nitelikte olmadığını, bu nedenle iltibas ihtimalinin bulunmadığını, bunun yanında davalı firmanın ... nezdinde çok sayıda “...” ibareli tescilli markasının bulunduğunu, bu nedenle “...” ibaresi üzerinde müktesep hak sahibi olduğunu, dava konusu başvurunun da mevcut “...” markalarının devamı niteliğinde bir seri marka başvurusu olduğunu, seri marka oluşturma amacıyla yapılan bu başvurunun müktesep hak ilkesi gereğince korunması gerektiğini, bu hususun Yargıtay kararları ve öğretide de kabul edildiğini, ayrıca “...” markasının tanınmış ve güçlü bir marka haline geldiğini, bu nedenle tüketicilerin dava konusu markayı davacı firmanın markalarıyla değil doğrudan davalı firma ile ilişkilendireceğini, bu nedenlerle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır. GEREKÇE : Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında,.... Kararının iptali ile davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. İşlem dosyasının tetkikinde, davalı firmanın 23.12.2022 tarihinde, 09 ve 35. Sınıflara giren bir takım emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı marka başvurusunun, tescil edilmek üzere 27.02.2023 tarihli ve 415 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde ilanı üzerine davacının 09. Sınıfa giren: “indirilebilir sanal mallar yani çevrimiçi ve çevrimiçi sanal dünyalarda kullanım için Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. içeren bilgisayar programları malları” ve 35. Sınıfa giren: “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İndirilebilir sanal mallar yani çevrimiçi ve çevrimiçi sanal dünyalarda kullanım için Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; insan ve hayvanlar için diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler. Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri. Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, pastalar, krakerler, gofretler, kekler, tartlar. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez. Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri. içeren bilgisayar programları. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.) hizmetleri” yönünden SMK m. 6/1 hükmüne ve .... sayılı markalarının, tescilli olduğu tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep ettiği, davacının ise marka işlem dosyasına, markalarının kullanımına ilişkin delil listesi sunmuş olduğu, davacının itirazını inceleyen ..... 05.03.2024 tarihli ve ..... sayılı kararı ile davacının itirazını haksız bularak reddettiği, bu meyanda; itiraz sahibinin ...." olduğu, bu iki firma arasındaki bağın ve itiraz evrakında yer verilen “.... markasını uzun yıllardır dünyanın pek çok ülkesinde kullanan ve markasına ciddi yatırım yapan Müvekkilimiz, Türkiye’de de bağlı iştiraki ....) altında faaliyetlerini yürütmektedir…..” şeklinde belirtilen lafzi açıklama haricinde objektif bir bilgi ve belge ile gösterilmediğinin tespit edildiğini belirttiği, bu nedenle sunulan delillerin markanın ciddi kullanımının ispatı bakımından yeterli görülmediği ve söz konusu markaların SMK m. 6/1 incelemesinde dikkate alınmadığı, kullanım ispatına tabi olmayan .... sayılı marka bakımından ise SMK m. 6/1 kapsamında yapılan inceleme sonucunda marka/markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunmadığının tespit edildiğinin belirtildiği, bunun üzerine davacının itirazlarını aynı hükme ve aynı markalara dayalı olarak tekrar ettiği, bu itirazın da ... ....'nın 30.11.2025 tarih ve .... sayılı kararı ile nihai olarak kısmen kabul edildiği ve başvurunun kısmen reddine karar verildiği, anılan kararın ilgililere tebliğ edildiği ve yasal süresi içerisinde işbu davanın açıldığı belirlenmiştir. DEĞERLENDİRMELER; KULLANMAMA DEF’İ : Davalı taraf, ... nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde, davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markaların, tescilli oldukları tüm emtialarda kullanıldığının ispatlanmasını talep etmiştir. Zira; 6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve Yargıtay içtihatlarına yerleşmiş olan “marka sahibinin markasını Türkiye’de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü”nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukumuza yerleştirmiş, şartları varsa; daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma, bir diğer tabir ile “marka çöplüğü yaratma” imkanı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir. Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanılmaları teşvik edilmiştir. Mevzuatta geçen “ciddi biçimde kullanım”ın ne olduğu mevzuatın lafzında açıklanmamış ise de, ... tarafından yayımlanan 2017 tarihli “Kullanımın İspatı Kılavuzu”nda bu kavramla, “markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması”nın kastedildiği anlaşılmaktadır . Bu kavramla sembolik bir kullanımın ötesine geçen bir kullanım arandığı görülmektedir. Ciddi kullanımın kanıtlanması için kesin bir ölçüt koymak mümkün olmamakla birlikte markanın rekabete uygun ve en azından potansiyel olarak marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde3 ve iç pazarda yer elde edebilecek seviyede kullanılması gerekir. Beklenen davranış, anılan markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle “ciddi” kullanımını kanıtlamasıdır . Markanın ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, markanın ve marka sahibi işletmenin birtakım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin telaffuzu, akılda kalıcılığı, dikkat çekiciliği, mal ya da hizmeti karakterize edici yanları zayıf olan bir marka için kullanımın oldukça yoğun olması gerekebilir. Bunun yanında marka sahibinin faaliyet alanının genişliği veya darlığı, ürettiği mal veya hizmetlere duyulan gereksinimin derecesi, işletmenin hacmi ve benzeri durumlar kullanımın biçim ve şartlarına etki edebilir. “Kullanma” kavramından ne anlaşılması gerektiği kısmen SMK’nın 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri de SMK m. 9 hükmü anlamında kullanım olarak değerlendirilmektedir. Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir. Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir . Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığı yönünden incelenmelidir. Markanın en temel kullanımı, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerde, tescil belgesinde yazılı olduğu, resmedildiği, gösterildiği gibi kullanılmasıdır. Markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da kullanma olarak kabul edilir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetle ilgili olmak kaydıyla markanın reklam ve tanıtımının yapılması, markayı taşıyan mal ya da hizmetin bir dergi, gazete ya da televizyonda yayınlanması da markanın kullanımı olarak kabul edilir. Markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Markanın birtakım mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmet için markayı ayakta tutar. Kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden markanın iptal koşulları oluşur ve/veya markanın koruma kapsamı/korunduğu emtialar azalır. Yani; markanın benzer mal/hizmetlerde de iptal edilememesi ve/veya benzer markalara karşı korunabilmesi için bu ürünler bakımından da kullanımın ayrıca ispatı gerekir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir. Ayrıca, davacının .... kararı iptali talepli davasında kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacının itirazlarına mesnet aldığı markanın davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinden en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacının .... sayılı markalarının, Raporumuzun 9-10. Sayfalarında yer verilen tescili tarihleri üzerinden, dava konusu edilen markanın başvuru tarihi olan 23.12.2022 tarihi itibariyle 5 yıldan fazla süre geçmiş olduğundan, davacının bu markalarının davalının kullanım ispatı talebine muhatap olabileceği, Davacının marka işlem dosyasına sunmuş olduğu; 2018-2022 yılları arasında düzenlenmiş olan çok sayıdaki fatura örneğinden ve ticari evraklardan, davacının Türkiye’deki yetkili temsilcisi .... aracılığı ile, ....” markalı “donmuş/taze fırıncılık ürünleri; bisküvi, ekmek türevleri, donmuş bisküvi/pizza/ekmek hamurları” ürünlerinin, gerekli tarih aralığı ve Türkiye sınırları içerisinde satışını yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil ile tevsik edebildiği düşünüldüğünden; ....kararının iptali talepli dava özelinde de, davacının .... sayılı markalarının, tescilleri kapsamına girdiği takdirde; “ekmekler, pizzalar, bisküviler”de SMK m. 6/1 hükmü kapsamında korunabileceği, İLTİBAS TEHLİKESİ/KARIŞTIRILMA İHTİMALİ; 6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde; “Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur. Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin , her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır. Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir. Buna göre; davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1 bendi kapsamında incelenmesi esnasında sırayla; Markaların ayniyeti/benzerliği, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği, Markaların ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimali, üzerinde durulacaktır. Buna göre; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazlarına/davasına mesnet aldığı tescilli markaları birlikte incelendiğinde; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir. Markaların benzerliği incelemesine geçildiğinde; bu incelemenin hangi kriterlere göre yapılacağı hususunda, doktrindeki ve yargı kararlarındaki yerleşmiş görüşler dikkate alınmalıdır. Buna göre de, öncelikle, birden fazla unsur ihtiva eden markalarla ilgili “markanın esas unsuru” ve “markanın bir bütün olarak ele alınması” incelemelerinin ve sonra da “markaların görsel, işitsel ve anlamsal açıdan benzerliğinin karşılaştırması” incelemesinin yapılması gerekmektedir. Şöyle, ki; Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur . Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılacaktır. Ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır . Davacının markaları “....” ibarelerinin tek başına, “....” gibi ibarelerle ve/veya basit şekil unsurlarıyla bir arada kullanıldığı işaretlerdir; davacının ... ibareli markasında “...” kelimesinin tek unsur olduğu, .... ibareli markada geçen kelimelerin aynı yazım özellikleriyle ve aynı puntolarla yazılmış olmaları itibariyle aynı baskınlıkta algılandığı, davacının .... görselli markasında geçen “....” ibaresinin ise, “...” ibaresine nispeten daha düşük puntolarla yazılmış olması itibariyle ve bir cins isim olması itibariyle işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının “....” ibaresinden düşük olduğu, ayrıca; davacının bu markası ile .... görselli markasında kullanılmış olan basit figürlerin de, işaretlerin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkılarının düşük olduğu, zira; böyle, basit figürlerin baskın kelime unsurları ihtiva eden markalarda “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir . Dolayısıyla; davacının karma markalarında da esas unsurunun “....” ibaresi olduğu, Dava konusu edilen marka da; şekil unsurundan yoksun bir kelime markasıdır; işarette, yeşil/beyaz çerçeveli bordo renkli kalın harflerle yazılmış “...” ibaresi tek unsur olarak kullanılmıştır ve markanın esas unsuru olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Bunlara göre; Taraf markalarının esas/tek unsurları olan “.../....” ve “...” ibarelerinin, ikinci harfi dışında kalan dört harfinin dizinleri de dahil olacak şekilde aynı olmasının, taraf markalarını benzer kıldığı, aralarında bir/birkaç harf değişikliği olan sözcüklerin esas unsur olarak kullanıldığı markalar arasında benzerlik olduğu hususunda Yargıtay’ın artık iyice yerleşmiş içtihatları vardır. “.../.... ve “...” ibareleri arasındaki harf ve dizin ortaklığının, bu ibarelerin okunuşlarını, yani kulakta bıraktıkları “tını”ları da yakınlaştırdığı, ayrıca; gerek “...”, gerekse “...” ibarelerinin, Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen dillerden yerleşik birer anlamı yoktur ; dolayısıyla bu ibarelerin tüketici zihninde yarattıkları “anlamsız birer kelime” ilk algısının da yakınlaştığından bahsedilmesinin mümkün olmadığı, Sonuçta; taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, Markaların üzerinde kullanılacağı mal/hizmetlerin ayniyeti/benzerliği: 6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince incelenmesi gereken hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle bu mal veya hizmetlerin; Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır. “Aynı mal veya hizmet” kavramı son derece açıktır. “Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Davacının muhtelif markaları, davalının markasının kapsamında kalmış olan ve “indirilebilir sanal mallar” yani “çevrimiçi ve çevrimiçi sanal dünyalarda” kullanım için tescile bağlanmak istenilen gıda ürünlerinin aynıları ya da benzerleri yönünden tescillidir/korunmaktadır. Bir emtianın reel ortamda veya çevrimiçi sanal ortamlarda kullanıma konu edilecek olmasının, diğer bir ifadeyle “gerçek” veya “sanal” mal olmasının, o emtianın vasfını ve türünü değiştirmediği düşünülmektedir; o ürün, gerçek veya sanal olsun, ortalama tüketici nezdinde “aynı ürün/aynı kavram” algısı yaratacaktır. Taraf markalarının tescili kapsamında olan bu emtiaların hepsinin de gıda ürünleri olmaları itibariyle benzer ihtiyaçları giderdiği, benzer alıcılara hitap ettiği, aynı kaynaklardan piyasaya sunulduğu, marketlerde yan yana reyonlarda satışa arz edildiği, birbirlerini tamamlayıcı niteliği haiz olduğu ve aralarında ham madde/mamul/yarı mamul ilişkisi olduğu fiili gerçekleri gözetildiğinde, davalının markasının kapsamında kalmış olan ve huzurdaki davaya konu edilen, 09. Sınıfa giren tüm emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği, Ayrıca; davacının ... sayılı markaları, 43. altında “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” yönünden korunmaktadır; bu hizmetlerin de, gıda ürünleri ile benzer/türdeş oldukları da, doktrin ve içtihatlarda kabul edilmektedir. Zira; bu hizmetlerin verildiği ortamlarda, hizmetin bir parçası olarak tüketiciye sunulan gıdalar, genelde ambalajsız ve markasız nihai gıdalar olsa da, bunların daha uzun raf ömrüne sahip gıda mallarıyla karıştırılabilme hali belli durumlarda söz konusu olabilecektir. Bu hizmet kolları genelde tüketicinin belli bir hizmeti satın almak üzere tercih ettiği ve bu yolla aslen seçiciliğinin en yüksek olduğu yani, tek bir işletmenin ürünlerini satın almak üzere tercih ettiği hizmet kollarıdır. Bununla birlikte, hizmet markası ile ticari markanın benzemesi durumunda; tüketici her iki markanın aynı işyerine sahip olduğunu düşünebilir ki bu durumda markalar birbiri ile karıştırılabilir. Zira; günümüzde pek çok tanınmış gıda markası , hem yiyecek/içecek üretmekte, hem de bunları tüketiciye servis etmektedir. Aynı şekilde; her ne kadar davacının markaları, 29, 30 ve 32. Sınıflara giren emtiaların (veya bunların sanal hallerinin) 35. sınıf altında satışı hizmetleri yönünden korunmuyor ise de; birtakım emtiaların toptan/perakende satış hizmetlerine konu olması durumunda bu hizmetlerin aynı emtialar ile bağlantılı ve/veya benzer emtialar olduğu, doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilmektedir. Zira; “Praktiker” kararında da belirtildiği üzere, “somut bir malı satmak için verilen bu hizmet tabiatıyla bu mal olmadan bir mana ifade etmeyecektir.”22 Ayrıca; davacının ... sayılı markasının tescili kapsamına giren 05. Sınıftaki emtiaların, farklı kelimelerle ifade edilmiş hallerinin de, davalının markasının kapsamında satış hizmetlerine konu edildiği görülmektedir. Dolayısıyla; aynı emtiaların sanal hallerinin 35. Sınıf altında satışı hizmetleri yönünden de emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiğinin söylenebileceği, Sonuç olarak, somut uyuşmazlıkta; davalının markasının kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, Taraf markalarının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir. Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır . Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir . Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder. Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satılan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır. Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır. Buna göre; Somut olay açısından; davalının markasının kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen ve hepsi de gıda ile ilintili olan emtialar, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerdir ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi, sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalan ile yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, tüketicilerin bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/ dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı, Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali: 6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir. Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır. Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir. SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman. Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir. Somut olay açısından bakıldığında; karşılaştırılan markaların esas unsuru olan “....” ve “...” ibarelerindeki harf ve dizin ortaklığından hareketle, markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakınlaşmış olduğu, bu durumun, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği gözetildiğinde, davacının “....” esas unsurlu markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “...” esas/tek unsurlu markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması” ihtimalinin doğduğu, ayrıca; davalının markasının kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen tüm emtialar yönünden, taraf markaları arasında emtia benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici kesiminin algı/özen/dikkat seviyesinin de yüksek olmadığı, sonuç olarak da bu emtialarda “.../..../...” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin/alıcıların söz konusu emtiaların aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının markalarının tescilli olduğu/ korunduğu emtialar açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği, Bu nedenlerle, somut olayda; davalının markasının kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen tüm emtialar açısından taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, DAVALI FİRMANIN ....” İBARESİ ÜZERİNDE ÖNCEKİ TARİHLERDE TESCİL EDİLMİŞ MARKALARINDAN KAYNAKLI MÜKTESEP HAK İDDİASI ; ..... sayılı kararlarında kazanılmış hak teşkil eden önceki markaların tespiti yönünden bazı kıstaslar getirmiştir. Buna göre bir kazanılmış haktan söz edilebilmesi için; Kazanılmış hak teşkil eden markanın tescilli olarak uzun süre kullanılması, bir başka deyişle kullanım ve tescilinin taraflar arasında artık çekişme konusu olmaktan çıkmış olması, kabullenilmesi, Bu markaya dayalı olarak yapılan başvurunun da, kazanılmış hak teşkil eden markanın asli unsuru muhafaza edilerek, işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yarattığı izlenim korunmak suretiyle oluşturulması (‘zira, önceki markanın asli unsuru dahi değişmiş ise, bu artık yeni bir marka olacağından önceki markanın zaman içindeki değişikliklere uyarlanması için yapılmış bir başvuru olduğu gibi kabul edilemez’), Son olarak da, sonraki başvurunun, önceki markanın kapsadığı mal/hizmet ile aynı veya aynı tür emtiaları/hizmetleri içermesi, kapsamını genişletme yoluna gitmemesi, Şartlarının hepsi birden aranmaktadır. Ayrıca, müktesep hak iddialarına mesnet alınan markanın fiilen kullanılıyor olduğunun ispat edilmiş olması da, müktesep hak kriterlerine ilaveten incelenmesi ve değerlendirilmesi gereken bir husustur. Somut olayda ise; davalının .... sayılı markaların tescili kapsamına giren emtialara bakıldığında; bunların dava konusu edilen markanın kapsamına giren 09 ve 35. Sınıflara giren emtialar yönünden tescilli olmadığı görüldüğünden, bu markaların da yukarıda yer verilen kriterlerden üçüncüsü ile uyumlu olmadığı, Netice itibariyle, Davalı firmanın marka işlem dosyasına sunmuş olduğu kullanmama def’i gözetildiğinde, .... kararının iptali talepli dava özelinde, davacının .... SMK m. 6/1 hükmü kapsamında korunabileceği, Karşılaştırılan markaların/işaretlerin görsel, işitsel, kavramsal açılardan benzer olduğu, Davalının markasının kapsamında kalmış olan ve dava konusu edilen tüm emtialar açısından emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu, Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/ dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı, bu değerlendirmelerden dolayı, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen tüm emtialar yönünden iltibas tehlikesinin/karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, Davalının, önceki tarihlerde tescilli markalarından gelen ve somut uyuşmazlıkta korunması gereken müktesep bir hakkının bulunmadığı, Dava konusu edilen .... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu, dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler yönünden iptali ile dava konusu ... sayılı markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu kanaatlerine varılmış davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M : Davanın kabulüne, .... sayılı kararının dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler yönünden iptaline, Davaya konu markanın dava konusu edilen tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen Türk Patent’e gönderilmesine, Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, Davacı kendisini vekille temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 55.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 23.821,00.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), Dair, davacı vekili ile davalı kurum ile davalı şirket vekillerinin yüzüne karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı. Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ Harçlar : 3.506,00.-TL Gider Avansı :20.315,00.-TL TOPLAM :23.821,00.-TL

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/48, K. 2026/414, T. 01.10.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-48-e-2026-414-k-ad16dcbecc6e