İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/461 E. 2026/652 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/461
Karar No
2026/652
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2026/461 Esas KARAR NO : 2026/652

DAVA : Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) DAVA TARİHİ : 24/03/2026 KARAR TARİHİ : 18/06/2026 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/06/2026

Mahkememizde görülmekte olan Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil, Müflis .... tarafından ... yılında inşaatına başlanan ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel'de yer alan ... bağımsız bölümlü ... konut/iş yeri projesinden, ... Blok, ... numaralı bağımsız bölümü, Temmuz 2012 anahtar teslim şartlı (Dosyada Mübrez, Alacak kaydı Dilekçesi EK-1) 11/11/2009 tarihli "Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi" ile satın almış ve bu satıştan müflis şirkete borcu kalmadığının, Bu husus, ekte sundukları ödeme belgeleri ile sabit olduğunu, satışa konu tüm ödemeleri müflis şirkete yaptıktan sonra kat irtifak tapusu tüm takyidattan ari olarak müvekkil adına tescil edildiğinin, 2012 yılında proje inşaatını 4 50-55 imalat seviyesinde yarım bırakarak temerrüde düşen müflis şirket, 10 yıl sonra 2022 yılında binlerce kat irtifak sahibinin mülkü olan kaba inşaatı bitmiş bloklardan mevcut cam, çerçeve, küpeşte, asansör altyapısı, elektrik tesisatı gibi yapı malzemelerini hukuka aykırı olarak söküp şantiye dışına çıkarmış ve projedeki imalat seviyesini % 40-45 seviyesine düşürdüğünün, Müflis şirket yetkilisinin suça konu bu haksız fiili üzerine yüzlerce kat irtifak sahibi şirket yetkilisi hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuş, başlatılan soruşturma kapsamında, şirket yetkilisi hakkında, TCK 142/2.h.2 (143 Kez) suç isnadı ile iddianame hazırlandığını, Söz konusu bu rapora göre müflis şirketin yarım kalmış inşaat bloklarından hukuka aykırı eksilttiği yapı malzemesi bedelinin 2022 yılı Ağustos ayı itibariyle 369.180.000-TL olduğu, bu tutarın 2025 yılı itibariyle 933.000.000-TL'ye ulaştığı, hesaplanan bu tutarara tarafımın 120 m2 büyüklüğündeki dairesine isabet eden bedelin ise 223.584,18-TL olduğu, bu nedenle davanın kabulü ile öncelikle ... İli, ... İlçesi, ... Mevkii, ... Ada, ... Parsel'de ... konut/iş yeri projesinde müvekkilin maliki olduğu ... Blok, ... numaralı bağımsız bölüm inşaatının tamamlama maliyeti bedeli olarak Bakırköy .... İflas Müdürlüğü ... İflas Dosyasına ... kayıt no ile kaydı talep edilen 2.076.732-TL -TL alacağımızın tamamının faizi ile birlikte Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi ... D.İş sayılı dosya bilirkişi raporu doğrultusunda sıra cetveline kayıt ve kabulüne, Ayrıca, İstanbul .... Tüketici Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar Nolu, 06/03/2014 tarihli hükmü gereğince ve devletin açıkladığı yasal kira artış oranları dikkate alınarak, iflas tarihinden itibaren 10 yıllık geriye dönük olarak hesaplanan 1.137.235,00 TL kira alacağımın tamamının faizi ile birlikte sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE YARGILAMANIN ÖZETİ: Dava; İK'nun 235. maddesi uyarınca davacı alacağının sıra cetveline kayıt ve kabulü istemine ilişkindir. Mahkememizce Yapılan İşlemler ve Toplanan Deliller: 1-Mahkememizce tensip zaptı hazırlanmış ve taraflara duruşma gününü bildirir meşruhatlı davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. 2-Mahkememizce: a-Bakırköy ....İcra Dairesi'ne b-Esenyurt Tapu Müdürlüğü'ne müzekkere yazılarak davacıya ait taşınmaz tapu kaydı celp edilerek delil olarak incelenmiştir. c-Bakırköy ....Asliye Ceza Mahkemesi'ne d-Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi'ne müzekkereler yazılmış, dava dosyaları UYAP üzerinden celp edilerek incelenmiştir. 3-Mahkememizce davacının iddiasına konu taşınmazdaki eksik inşaat ve imalat bedellerinin tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış, Bilirkişi heyeti tarafından mahkememize rapor sunulmuştur. 4-Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiştir.

Delillerin Değerlendirilmesi ve Kararın Hukuki Gerekçeleri: Dava; sıra cetveline yönelik alacak kayıt kabul davası niteliğindedir. Davacı Mahkememiz nezdinde açmış olduğu davada; davalı müflis şirketin yap satçı nitelikte projeden satış mahiyetinde davaya konu taşınmazları davacıya anahtar teslim olarak satış ve devirini vaat ettiğini, bunun üzerine taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kurulduğunu, müflis şirkete satış bedelinin ödendiğini, müflis şirket tarafından anahtar teslim olarak taşınmazların satış ve devrinin taahhüt edilmesine rağmen yalnızca tapudaki bağımsız bölüm mülkiyetinin inşaatın belirli bir aşamaya gelmesi üzerine devredildiğini ve fakat müflis şirket tarafından ilgili taşınmaz inşaatının anahtar teslim olarak tamamlanmadığını ve süreç içerisinde satıcı şirketin iflas ettiğini, taşınmaz inşaatının yarım kaldığını davacıya müflis şirket tarafından vaat edilen anahtar teslim olarak taşınmazın eksiklerinin tamamlanma bedelinin ve gecikme tazminatından kaynaklı müflisten alacakları olarak sıra cetveline kayıt edilmesinin asli talep olarak talep edildiği anlaşılmaktadır. Davalı müflis şirket tarafından davacıya proje üzerinden anahtar teslim olarak satılan taşınmaz yönünden taşınmaz mülkiyeti davacıya devredilmiş ise de taşınmazın taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak inşaatının anahtar teslim olarak bitirilerek teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim müflis şirket tarafından davacının taşınmazı anahtar teslim olarak çekincesiz biçimde teslim aldığına dair dosya kapsamına herhangi bir delil sunulmamıştır. Taşınmazın yalnızca mülkiyetinin teslim edilmesi taraflar arasındaki projeden anahtar teslim olarak satılan taşınmazların davacıya eksiksiz olarak teslim edildiğini ispatlayamayacağı anlaşılmaktadır. Borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesini düzenleyen 6098 sayılı Kanun'un 112. Maddesi şu şekildedir: "MADDE 112- Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." Borcun taraflar arasındaki anlaşmaya uygun olarak aynen ifa edildiğini ispat yükü müflis şirket üzerinde olup, bu yönde müflis şirket tarafından herhangi bir delil sunulmamıştır. Bilindiği üzere 2004 sayılı Kanun'un 195. Maddesi gereğince iflas sonucunda müflisin tüm borçları muaccel hale gelmekte olup, yine aynı kanunun 198. Maddesi gereğince müflisin para borcu niteliğinde olmayan borçları para borcuna eş kıymete çevrilerek müflis borcu olarak sıra cetveline kaydedilmektedir. Bu bağlamda davacıya projeden anahtar teslim olarak taşınmaz satış ve devrini taahhüt eden müflis şirketin yalnızca mülkiyetini devrettiği taşınmazları anahtar teslim hale getirmek yönünden davacıya yönelik borcunun müflis tarafından gereği gibi ifa edilmediği bu yönden müflis şirketin davacıya karşı borçlu olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ve projeden satışa göre davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği, borçlu şirketin iflası neticesinde tüm borcunun muaccel hale geldiği ve müflisin anahtar teslim olarak satış ve devrini vaat ettiği ve davacıya karşı borçlandığı taşınmazın yalnızca tapu üzerinden devrinin müflis şirketin "anahtar teslim" şekle yönelik davacıya olan borcunu ortadan kaldırmayacağı, davacının borcun aynen ifasını isteyebileceği ancak borçlu şirketin iflası neticesinde 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince müflisin anahtar teslim şekline yönelik borcunun para alacağına çevrilerek davacı adına sıra cetveline alacak olarak kaydı gerektiği anlaşılmaktadır. Anahtar teslim olarak kararlaştırılan bir taşınmaz satışında, mülkiyetin tapuda devredilmiş olması inşaatın tamamlanmadığı gerçeğini ve buna bağlı hukuki sonuçları ortadan kaldırmaz. Bu durum hukukumuzda kural olarak sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi kapsamında "eksik iş" hükümleri çerçevesinde değerlendirilir. Sözleşmedeki "anahtar teslim" olgusu, taşınmazın sadece tapuda devrini değil, yapının fen ve sanat kurallarına uygun, tamamen bitmiş ve yapı kullanma izni (iskân) alınmış şekilde fiilen teslimini kapsar. Yargıtay ve doktrine göre, inşaat tamamen bitirilmeden ve özellikle anahtar teslim sözleşmelerde iskân ruhsatı alınmadan mülkiyet devredilse dahi, hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Mülkiyetin devredilmiş olması inşaatın bittiği anlamına gelmez. İnşaat tamamen bitirilmedikçe, mülkiyet devredilse dahi hukuken geçerli bir teslimden söz edilemez. Davacıya projeden anahtar teslim olarak satış yapan müteahhüt konumundaki müflis şirket yönünden inşaatın tamamlanmaması bir "ayıp" (nitelik kusuru) değil, "eksik iş" (nicelik/ifa eksikliği) niteliğindedir. İnşaatın anahtar teslim olarak müflis şirket tarafından tamamlanmamış olması ve iflasın borçları muaccel kılması neticesinde müflis şirketin davacıya karşı taşınmazın anlaşmaya uygun teslimi hususunda temerrüt halinde olduğu açıktır. Davalı müflis vekili tarafından davacının alacağının zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de davalı müflis şirket tarafından davacıya hiçbir zaman usulüne uygun olarak taşınmazın teslim edilmediği bu nedenle teslim ile başlayacak olan zamanaşımının işlemeye başlamadığı anlaşılmakla bu yöndeki zamanaşımı iddiasına itibar edilmemiştir. Yukarıda yer verilen 6098 sayılı Kanun'un 112. maddesi, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumunda borçlunun sorumluluğunu düzenleyen temel tazminat hükmü niteliğindedir. Bu madde uyarınca; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Özetle tapuda taşınmaza yönelik mülkiyetin davacı tarafından devralınmış olması müflis yüklenicinin davacıya karşı inşaatı proje ve fenne uygun olarak anahtar teslim biçimde bitirme ve davacıya teslim etme borcunu ortadan kaldırmaz. İnşaatın tamamlanmaması TBK 112 uyarınca borca aykırılık teşkil eder ve bu nedenle davacıya projeden anahtar teslim olarak satılan bağımsız bölümlere yönelik olarak taşınmazın fenne ve projeye uygun anahtar teslim hale getirilebilmesi yönünden davacı bakımından uğranılan zarara ilişkin eksik iş bedeli müflisten alacak olarak talep edilebilecektir. Bu kapsamda Mahkememizce davacıya ait taşınmaz yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak taşınmazın mevcut durumu ile projede davacıya vaat edilen projeye uygun anahtar teslim biçiminde davacıya teslimine yönelik taşınmazdaki inşaat eksikliklerinin tespiti, taşınmazın inşaatının projeye göre tamamlanma oranı ve alacağın muaccel hale geldiği ve müflis tarafından taşınmazın anahtar teslim olarak tamamlanarak davacıya teslim edilemeyeceği anlaşılan iflas tarihi itibariyle davacının sıra cetveline kaydını talep edebileceği eksik iş bedellerinin tespiti için bilirkişi raporu alınmıştır. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda davaya konu müflis tarafından inşa edilen sitenin tamamı, siteye ilişkin onay alan projeler ve mevcut inşaatın projeye uygunluğu, projeye göre davacıya taahhüt edilen inşaatın hali ve iflas tarihi itibariyle eksik işlerin ve eksik işlere yönelik imalat ve inşaat bedellerinin tespiti ve sitenin bütününün gözetilerek eksikliklerin tespiti hususunda bilirkişiler tarafından gerekli değerlendirmeleri yapıldığı, davacıya ait taşınmazın ve taşınmazların bulundukları blokların inşaat ve tamamlanma seviyelerinin farkları ve bloklara göre eksik bırakılan inşaat ve imalat bedelleri taşınmazlar tek tek incelenmek suretiyle tespit edilmiş olup, alınan bilirkişi raporunun bütün halinde fenne, projeye uygun, piyasa rayiçlerine ve iflas tarihindeki durum ve koşullara uygun olduğu, taşınmazların ayrı ayrı bloklara göre ve öznel olarak eksiklikleri ve eksikliklere göre tamamlanma oranlarının mühendislik ilkelerine ve proje durumuna göre usul ve yasaya uygun, Yargıtay içtihatlarına göre gerekçeli ve denetime elverişli olarak tespit edildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği anlaşılmıştır. Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi sunulmuş olup, her blok ve taşınmaz için tamamlama oranları ve bedellerin ayrı ayrı tespiti gerektiği iddia edilerek rapora itiraz edilmiş ise de bilirkişi raporunda davacıya ait taşınmazın ve diğer taşınmaz bloklarının hepsinin ayrı ayrı değerlendirildiği ve bloklar ile tamamlanma oranlarının farklılığının ayrı ayrı değerlendirilerek her taşınmaza özgü eksik işlerin taşınmazın mevcut tamamlanma oranlarına göre ayrı ayrı değerlendirilerek gerekçelendirildiği ve eksik iş bedellerinin tespit edildiği anlaşılmakla yerinde olmayan itiraza itibar edilmemiştir. Müflis şirket iflas idaresi vekili tarafından bilirkişi raporuna itiraz olarak taşınmazın tespit edilen tamamlanma oranlarının daha yüksek olması gerektiği iddia edilmiş ise de dosya içerisindeki delil tespiti raporu ve Mahkememizce alınan bilirkişi raporu karşılaştırıldığında Mahkememizce alınan bilirkişi raporundaki tespitlerin usul ve yasaya uygun gerekçeli ve mühendislik ilkelerine uygun olduğu, dava öncesinde alınan tespit raporunda taşınmazların tek tek gezilerek eksik işlerin ayrıştırılmadığı buna karşılık Mahkememizce alınan raporda taşınmazların tek tek gezilerek blok ve inşaat durumuna göre tamamlanma oranlarının inşaatın mevcut durumuna göre ayrıştırıldığı dolayısıyla söz konusu delil tespitindeki tamamlanma oranlarının değil tek tek taşınmazlara ve bloklara göre özgülenmiş Mahkememiz dosyasındaki raporun taşınmazın mevcut durumu ve tamamlanma oranlarına uygun olduğu, iflas idaresi tarafından tamamlanma oranının daha yüksek olarak tespit edilmesi gerektiğine yönelik itiraz ve iddialarının herhangi bir somut delile dayanmadığı gibi teknik veriler ile tespit edilmiş bilirkişi raporuna karşı soyut beyandan ibaret tamamlanma oranının daha yüksek olması gerektiğine yönelik herhangi bir teknik gerekçe içermeyen müflis vekilinin itirazına itibar edilmemiştir. Kaldı ki Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda taşınmaz projesi ile mevcut durum ve taşınmaz ile bloklara göre eksik işler ve eksik iş bedelleri tespit edilmiş olup, taşınmazın bütün halde inşasının gerekmesi karşısında bu bütün haldeki inşaata göre mevcut piyasa rayiçleri ve ekonomik veriler doğrultusunda taşınmazın çok katlı site projesi olması karşısında klasik bina inşaatlarına yönelik Bakanlık verileri dışında piyasa rayiçlerine göre yapılan eksik iş ve tamamlama bedeli oranı tespitinin usul ve yasaya uygun gerekçeli olduğu, iflas idaresinin bedelin fahiş ve yüksek belirlendiğine yönelik iddiasının herhangi bir somut delile ve piyasa verisine dayanmadığı anlaşılmakla soyut beyandan ibaret itirazına itibar edilmemiştir. Kaldı ki 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesine göre iflas idaresinin müflis yerine taraf olarak sözleşmeye girme ve aynen ifayı yerine getirme hakkı da bulunmakta olup, alınan rapordan daha düşük maliyetler ile iflas idaresi tarafından sözleşmenin aynen ifasının mümkün olması halinde borcun aynen ifasının da iflas masası tarafından yerine getirilmesinin mümkün olduğu, buna karşılık iflas idaresi tarafından bu yönde daha düşük maliyet ile aynen ifayı yerine getirme hususunda bir anlaşma yapıldığına yönelik somut bir delil veya verinin sunulmaması gözetildiğinde maliyetlerin daha düşük olduğu ve aynen ifanın bu suretle masa menfaatine yönelik olduğu bakımından da bir tespitin yapılmadığı, belirlenen bedellerden daha düşük maliyet ile aynen ifanın yapılabilmesi halinde iflas masası tarafından bu yola gidilmesinin mümkün olması karşısında bilirkişi raporuna müflis yönünden itiraza bu bakımdan da itibar edilmemiştir. İflas idaresi bilirkişi raporuna itirazında taşınmazın atıl kalması sebebiyle oluşan yağmur suyu hasarları, hırsızlık vakaları veya doğal aşınmaların eksik imalat kapsamında değerlendirilemeyeceğini, yapılmış olan ancak zamanla yıpranan bir imalatın bedelini, imalat hiç yapılmamış gibi eksik iş kalemine eklenmesinin mümkün olmadığını, zamanla oluşan yıpranmaları, dış etkenlere bağlı tahribatları ve çalınan malzemeleri (müflis şirkete atfedilemeyecek ve kusursuz sorumluluk ilkesiyle dahi bağdaşmayan zararları) sanki imalat hiç yapılmamış gibi değerlendirilerek inşaat seviyesinin düşürülmesinin mümkün olmadığını, mülkiyetin davacıda olduğu bir aşamada, taşınmazın zamanla uğradığı değer kaybı ve muhafaza edilmemesinden kaynaklı tahribat "tamamlama maliyeti" adı altında masaya rücu edilemeyeceğini belirtmiş ise de yukarıda detaylıca açıklandığı üzere müflisin davacıya yönelik borcu taşınmazı anahtar teslim olarak proje ve fenne uygun biçimde inşa ederek sözleşmeye uygun şekilde teslim etmek ile yükümlü olması ve yalnızca tapu mülkiyetinin devrinin müflisin teslim borcunu yerine getirme olarak müflisi borçtan kurtarmayacağı, yukarıda detaylıca açıklandığı üzere müflis tarafından davacıya usulüne uygun bir teslim yapılmaması karşısında müflisin taşınmazın yıpranması, hırsızlık nedeniyle uğranan zararlar, atıl kalması nedeniyle ve yağmur suyu hasarları ile doğal aşınmalardan sorumlu olmayacağı iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmakla bilirkişi raporuna yönelik bu itiraza itibar edilmemiştir. Son olarak müflis iflas idaresi vekili tarafından taşınmazın müflis şirketten kaynaklanmayan mücbir sebep kapsamındaki dava süreçleri, idare süreçleri nedeniyle davacıya teslim edilemediği bu süreçlerin mücbir sebep olarak kabul edilmesi ve müflisin kusursuz olarak kabul edilmesi bu suretle zarardan sorumlu olmadığı iddia edilmiş ise de; müflisin öne sürdüğü süreçlerin mücbir sebep olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi müflisin davacıya olan borcunun kısmi ifa imkansızlığı ya da tam imkansızlık olarak değerlendirilemeyeceği aynen ifanın halen mümkün olduğu dolayısıyla mücbir sebepten kaynaklı imkansızlık sebebiyle borcun sona ermediği gibi ilgili durumların sonradan ortaya çıkan ifa güçlüğü olarak kabul edilmesinin de mümkün olmadığı, davacı tarafından müflis şirkete para borcunun tamamen ödenerek ifa edilmesi kapsamında inşaatın devam ettiği süreç ile inşaatın yarım bırakılması, taraflar arasındaki ilk sözleşmelerdeki teslim tarihine göre dahi müflis tarafından sözleşmenin tamamen ifa edilmediği, iddia edilen yasal süreçler ve idari süreçlerin normal taahhüt edilen teslim tarihinden çok sonra ortaya çıktığı, müflis şirketin ilk sözleşme tarihi ve sonrasındaki yıllara sari yaklaşık 10-12 yıllık tutumu ve projeye uygun ifaya yönelik tutumu bir arada değerlendirildiğinde bu tutumun basiretli tacir yükümlülüğü ile bağdaşmadığı gibi mücbir sebep olarak da kabul edilemeyeceği bu suretle müflis şirketin kusursuz olduğu ve mücbir sebepten kaynaklandığına yönelik itirazlara itibar edilmemiştir. Sonuç olarak Mahkememizce alınan bilirkişi raporunun ve davaya konu taşınmaz ile taşınmazların bulundukları blokların inşaat tamamlanma durumu, inşaattaki eksik işler, taşınmaz projesi, iflas tarihi itibariyle müflis tarafından davacıya fenne ve projeye uygun bir ifanın ve teslimin gerçekleştirilmiş olmadığının açık olması, müflis şirketin proje ve fenne uygun olarak taşınmazı anahtar teslim inşa ederek davacıya teslim etmediği, bilirkişi tarafından taşınmazların tek tek incelenerek projedeki eksikleri ve iflas tarihi itibariyle tamamlanma bedellerini iflas tarihindeki piyasa rayiçlerine uygun olarak tespit etmeleri, raporun gerekçeli, denetime elverişli ve yerleşik içtihatlar ile piyasa rayiçlerine uygun olması karşısında bütün halde değerlendirilmesi neticesinde hükme esas alınması gerektiği, müflis şirketin taşınmazları eksik inşa ettiği, eksikliklerden taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütler gereği müflisin sorumlu olduğu, müflis tarafından kusursuzluğun ispatlanamadığı bu suretle eksik inşaat ve imalat bedellerinden davacıya karşı sorumlu olduğu anlaşılmıştır. Davacı ...'ın sıra cetveline kayıt talebi, dava tarihi ve karar tarihi itibariyle tapu kayıtlarına göre taşınmaz maliki olduğu, davanın yasal süresi içerisinde açıldığı (tebliğ tarihi 03.12.2025, dava tarihi 01.12.2025), davacı tarafından işbu davada asıl talep olarak davacının sıra cetveline kaydını talep ettiği dairesine isabet eden eksik imalat ve inşaat bedeli yönünden 2.076.732,00-TL alacağının kaydı için talepte bulunduğu, Mahkememizce Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında (işbu davacı yönünden heyet sınırının aşılması nedeniyle dosya davacı Şafak ... yönünden sonradan tefrik edilerek heyete devredilmiştir) alınan bilirkişi raporunun 168. Sayfasında davacının taşınmazında yapılan inceleme neticesinde müflisin temerrüde düştüğü ve alacağın muaccel olduğu kabul edilen iflas tarihinde davacının dairesine özgü eksik inşaat ve imalat bedelinin 2.408.000,00-TL olduğunun tespit edildiği, davacının eksik imalat bedeline ilişkin alacak kayıt talebinin sıra cetvelinde tamamen reddedildiği anlaşılmakla davacının davasının kabulü ile taleple bağlılık ilkesi ve dava değeri gözetilerek 2.076.732,00-TL'nin davacı alacağı olarak iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen ....'nin sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiştir. Davacı tarafından dava dilekçesinde ayrıca taraflar arasındaki taşınmaz satış vaadi sözleşmesinde davalı müflis tarafından taahhüt edilen teslim tarihinden dava tarihine kadar rayiç kira bedeli doğrultusunda iflas tarihinden geriye yönelik olarak 10 yıllık gecikme tazminatının da sıra cetveline davacı alacağı olarak kaydı talep edilmiştir. Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere davacı tarafından taşınmaz satış vaadi sözleşmesi kapsamında alıcı üzerine düşen edimin yerine getirildiği ve bedel ödeme borcunun ifa edildiği buna karşılık davalı müflis tarafından davacıya taşınmazın tapusu devredilmiş ise de davalı müflisin davaya konu taşınmaz projesinde yapsatçı müteahhit konumunda olduğu ve davacıya karşı tek borcunun taşınmaz mülkiyetinin teslimi olmadığı, yapsatçı konumundaki müteahhit proje sahibi davalının asli borcunun taşınmazın davacıya projede belirtilen özelliklerle projeye uygun olarak anahtar teslim biçimde teslim etmek ile borçlu olduğu, taraflar arasında geçerli kabul edilen sözleşme uyarınca davalı müflisin sözleşmede belirtilen teslim tarihinde de taşınmazı projesine uygun biçimde anahtar teslim olarak davacıya teslim etmediği, 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi gereğince davacının geç teslim nedeniyle temerrütten kaynaklanan müspet zararının iflas tarihine kadar muaccel olmuş rayiç kira bedeli alacağını 6098 sayılı Kanun'un 117. ve 118. Maddelerine göre talep edebileceği anlaşılmıştır. Bu kapsamda Mahkememizce Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda davacıya müflis tarafından anahtar teslim olarak satışı vaat edilen taşınmazın tamamlanmış haldeki durumuna göre sözleşmede kararlaştırılan ve müflis tarafından sözleşmede belirlenen teslim tarihinden iflas tarihine kadar emsal rayiçlere göre kira bedelinin bilirkişi raporunun 172 ve 173. sayfalarında hesaplandığı ve tespit edildiği, söz konusu bedellerin gerekçeli ve denetime elverişli olduğu, emsal alınan örnek kira bedellerine ilişkin ilanların raporda gösterildiği anlaşılmakla hükme esas alınması gerektiği değerlendirilmiştir. Mahkememizce davacı ve müflis arasındaki iflastan önce açılan İstanbul ....Tüketici Mahkemesi ... Esas ve ... Karar Nolu dosyası UYAP sisteminden incelenmiş olup, davacı ve müflis şirket arasındaki işbu davaya konu taşınmaza ilişkin olarak davacı tarafından gecikme tazminatına ilişkin olarak gerekçeli kararda özetle; "ancak konutu geç teslimden dolayı bilirkişilerce bedel ve davacı talebi nazara alınarak 2 aylık kira mahrumiyet bedeli olan 1.600,00 TL'den 1.400,00 TL'ye ilk dava tarihi olan 14/09/2012, bakiye 200,00 TL'ye ıslah tarihi olan 06/02/2014 tarihinden itibaren hesaplanacak reaskont faiziyle davalıdan tahsiline, fazla talebin reddine karar vermek gerekmiştir." şeklinde hüküm tesis edildiği, kararın kesinleştiği dolayısıyla 2012 yılında davaya konu taşınmazın emsal rayiç kira bedelinin 800,00-TL olarak tespit edildiği, Mahkememizce alınan raporda da söz konusu 2012 yılında tespit edilen 800,00-TL emsal rayiç kira bedelinin 2015 yılına göre endeks oranlarına göre uyarlanarak sonrasında 6098 sayılı Kanun'un 344. Maddesinde belirlenen kira artış oranları uygulanarak iflas tarihine kadar gecikme tazminatı olarak davacı tarafından iflas tarihinden geriye yönelik 10 yıl talep edilebilecek kira bedelinin bilirkişi raporunda 418.767,12 TL olarak tespit edildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak davacının; davacı ve müflis arasındaki satış vaadi sözleşmesine göre taşınmazın anahtar teslim olarak davacıya tesliminden kaynaklı olarak gecikme tazminatı alacağının 2004 sayılı Kanun'un 198. Maddesi çerçevesinde paraya çevrilmesi gerektiği anlaşılmış, davacının gecikmeden kaynaklı olarak talep edebileceği gecikme tazminatı alacağının iflas tarihinden geriye yönelik 10 yıllık 418.767,12 TL temerrüt nedeniyle gecikme tazminatından kaynaklı alacağının iflas tasfiye işlemleri Bakırköy .... İcra Dairesi'nin ... E. Sayılı iflas dosyasında yürütülen müflis ....'nin sıra cetveline kayıt ve kabulüne karar vermek gerekmiş, davacının gecikme tazminatına yönelik fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacının davasının Kısmen KABUL, Kısmen REDDİ ile, - Davaya konu 2.076.732,00-TL tamamlama bedeli alacağı ve 418.767,12 TL gecikme tazminatı olmak üzere toplam 2.495.499,12 TL'nin Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... İflas sayılı dosyasında iflas tasfiye işlemleri yürütülen müflis ....'nin iflas masasına davacı alacağı olarak KAYIT VE KABULÜNE, 2-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE, 3-Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 732,00-TL peşin harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 4-Davacı tarafça yapılan 30,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davalı tarafça yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 9-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avansının HMK 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra talep halinde taraflara iadesine, 10-HMK'nin uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 18/06/2026

Başkan .... ¸e-imzalıdır Üye .... ¸e-imzalıdır Üye .... ¸e-imzalıdır Katip .... ¸e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/461, K. 2026/652, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-461-e-2026-652-k-292d10f21af2