İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/455 E. 2026/767 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/455
- Karar No
- 2026/767
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/455 Esas KARAR NO : 2026/767 Karar
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 04/06/2026 KARAR TARİHİ : 16/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin medya ve yayıncılık sektöründe faaliyet gösteren tüzel kişi olduğunu, davalılar ... A. Ş. ile ...'in alacaklı sıfatıyla ... 4. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyası üzerinden borçlu olan müvekkil şirket çalışanı ... hakkında takip başlattıklarını, davalılara 07/10/2025 tarihinde maaş haczi müzekkeresi tebliğ edildiğini, bu müzekkereyle borçlunun müvekkil şirket nezdinde sigortalı çalışan olduğunun ve başka bir ortaklık veya yöneticilik bağının bulunmadığının davalılara bildirildiğini, buna rağmen borçlunun şahsi borcu nedeniyle 15.04.2026 tarihinde müvekkil şirketin ..., ... adresindeki merkezine fiili hacze gelindiğini, alacaklı vekilinin borçlu personeli telefonla arayarak ödeme yapmaması durumunda haciz yapılacağı yönünde tehditlerde bulunduğunu, haciz mahallinde borçlunun sadece çalışan olduğunun beyan edilmesine karşın alacaklı vekilinin ısrarla kıymetli evrak araştırması talep ettiğini ve personel listeleri ile özlük bilgilerinin incelendiğini, bu hukuka aykırı ve orantısız işlemlerin müvekkil şirketin ticari itibarını, güvenilirliğini, personel motivasyonunu ve mahremiyetini ağır bir şekilde zedelediğini, haksız haciz baskısının Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesi kapsamında kişilik haklarına saldırı oluşturduğunu belirterek 10.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 15.04.2026 tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; alacaklı ... A. Ş. tarafından borçlular hakkında ... 4. İcra Müdürlüğü'nün ...- (...) esas sayılı dosyasında genel kredi sözleşmesine dayanılarak 19.12.2014 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkili varlık yönetim şirketinin Borçlar Kanunu'nun 183 ve devamı maddeleri uyarınca alacağı temlik alarak alacaklı sıfatını kazandığını, 15/04/2026 tarihinde ... adresinde takip dosyasından haciz uygulandığını, davacı vekili tarafından 04/06/2026 tarihinde işbu davanın açıldığını, haciz sırasında icra memurunca talep üzerine kıymetli evrak araştırması yapıldığını, borçlu ile ilgili herhangi bir evrak bulunamaması üzerine haciz işlemine son verildiğini, Yargıtay kararlarına göre icra memurunca İİK'nin 96. ve 99. maddelerine göre işlem yapılıp yapılmayacağı hususunun ancak evrak araştırması sonucunda belli olacağından evrak araştırması yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğunu, tutanağın içeriğinden icra dairesinin mahalde gerçekleştirdiği faaliyetin fiili haciz veya muhafaza işlemi olmayıp borçlunun malvarlığı unsurlarına dair tespit ve araştırma faaliyeti olduğunun açıkça görüldüğünü, şirketin ticari itibarını sarsan bir el koyma işleminin söz konusu olmadığını, icra memurunun alacaklı vekilinin talebi doğrultusunda İİK m. 80 ve m. 85 hükümlerinden kaynaklanan yetkisini kullanarak borçlu ...'a ait menkul mal veya kıymetli evrak olup olmadığını araştırdığını, tutanakta yer alan kıymetli evrak araştırmasına geçildi ifadesinin icra hukukunun alacaklıya tanıdığı yasal bir imkanın tezahürü olduğunu, bu araştırmanın çek, senet veya benzeri emtianın tespiti amacını taşıdığını ve davacı şirketin ticari sırlarına yönelik saldırı teşkil etmediğini, alacaklı vekilinin başkaca haciz talebim yoktur beyanıyla işlemin sonlandırıldığını, hukuken gerçekleşmemiş bir haciz işlemi üzerinden haksız haciz iddiasıyla tazminat talep edilmesinin maddi gerçeklikle bağdaşmadığını, Anayasa'nın 36. maddesindeki hak arama özgürlüğü çerçevesinde icra memuru nezaretinde yapılan inceleme nedeniyle manevi tazminat sorumluluğunun doğmasının mümkün olmadığını, manevi tazminat için BK'nin 49. maddesinde öngörülen ağır kusur ve ağır zarar koşullarının gerçekleşmesi gerektiğini, somut olayda hiçbir menkul malın haczolunmadığını, muhafaza altına alınmadığını ve ticari faaliyetlerin kısıtlanmadığını, tazminat sorumluluğunu doğuracak zarar unsurunun gerçekleşmediğini, borçlu ...'ın davacı şirketin aktif bir çalışanı olmasının alacaklı tarafın adreste araştırma yapması için yeterli gerekçe olduğunu, kişisel verilerin korunması kanununun ihlal edildiği iddiasının dayanıksız olduğunu, icra memurunun borçlunun mal, hak ve alacaklarını tespit edebilmek için geniş yetkilere sahip bulunduğunu, KVKK m. 28/1-d bendi uyarınca kişisel verilerin yargı makamları veya infaz mercileri tarafından soruşturma, kovuşturma, yargılama veya infaz işlemlerine ilişkin olarak işlenmesi halinde kanun hükümleri uygulanmayacağından icra dairesinin infaz mercii sıfatıyla gerçekleştirdiği araştırmanın yasal olduğunu, haciz mahali ile borçlunun ilgisinin olmadığı anlaşılınca mal haczolunmadığını ve haciz işlemine son verildiğini, alacaklının kötü niyetli olmadığını belirterek davacı tarafın haksız manevi tazminat davasının reddini, fiili haciz veya muhafaza işleminin gerçekleşmediğinin ve kötü niyetli hareket edilmediğinin tespiti ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacının ...4. İcra Müdürlüğünün... E. sayılı dosyasından 15.04.2026 tarihinde gerçekleştirilen haciz işlemi nedeniyle manevi tazminat talep ettiğini, ancak müvekkil davalının söz konusu icra dosyasındaki alacağını 23.11.2016 tarihinde diğer davalı... A. Ş. 'ye temlik ettiğini, bu temlik işlemi ile birlikte müvekkil davalının alacaklı sıfatının sona erdiğini, alacağın ve dava konusu icra dosyası üzerindeki hakların devralan şirketin mamelekine geçtiğini, haciz tarihinin temlik tarihinden yaklaşık 10 yıl sonra gerçekleştiğini, müvekkil davalının olay tarihinde icra dosyasında herhangi bir alacaklılık sıfatı kalmadığını, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 183. maddesi uyarınca alacağın devri ile birlikte taraf değişikliğinin gerçekleştiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları gereğince taraf sıfatının yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerektiğini, müvekkil davalının huzurdaki davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, davanın esasının incelenmesine geçilmeden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin zorunlu olduğunu, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 04.03.2021 tarihli ve... E. sayılı ilamı ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 02.05.2016 tarihli ve ...E. sayılı ilamında belirtildiği üzere temlik alanın taraf sıfatını kazandığını ve davalı sıfatı bulunmayan kişiye karşı açılan davanın reddedilmesi gerektiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 15.02.2021 tarihli ve...E. sayılı ilamında da pasif husumet yokluğu durumunda davanın usulden reddine karar verilmesinin hükme bağlandığını, bu nedenle müvekkil davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava haksız haciz iddiası ile manevi tazminat davasıdır. Davacı taraf, çalışanı olan ...'ın borcu sebebiyle davalılar tarafından ... 4. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası ile ...'ın davacının işçisi konumunda olduğu bilinmesine rağmen davacının adresinde haksız, ölçüsüz olarak haciz işlemi uygulandığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuştur. ..4. İcra Müdürlüğünün ...E sayılı dosyasının incelenmesinde alacaklının ... Aş. Borçlunun ...olduğu, dosyanın ... AŞ. Tarafından temlik alınması sebebiyle icra müdürlüğü tarafından 29/04/2022 tarihinde alacaklı olarak eklendiği, alacaklı vekili tarafından icra müdürlüğüne sunulan 02/10/2025 tarihli talep dilekçesi ile borçlunun ...Şirketi ' de Çalışan Özel durumuna göre maaşının 1/4 üne haciz konulmasının talep edildiği ve davacı tarafça 11/11/2025 tarihinde 10.095,96 TL, 09/12/2025 tarihinde 10.434,00 TL, 08/01/2026 tarihinde 10.250,00 TL, 10/02/2026 tarihinde 10.250,00 TL,10/03/2026 tarihinde 10.250,00 TL, 10/04/2026 tarihinde 10.250,00 TL 08/05/2026 tarihinde 10.591,67 TL, 12/06/2026 tarihinde 10.250,00 TL, 07/07/2026 tarihinde 6.491,67 TL, borçlu ...'ın maaşından maaşa haczi ödemesinin yapıldığı görülmüştür. ...AŞ. tarafından dosyaya sunulan vekaletname ekindeki devir olunan tahsili gecikmiş alacaklar için devir beyanı başlıklı belge ile icra dosyasının ... AŞ. Tarafından temlik alındığı ve ...AŞ.'nin daha sonra ünvan değişikleri sonucu ...AŞ. Olduğu anlaşılmıştır. İcra dosyasında ... 4. İcra Müdürlüğünün ... Talimat dosyası ile 15/04/2026 tarihinde davacı şirketin adresine fiili hacze gidildiği anlaşılmıştır. Yargıtay 4. HD'nin 29/09/2021 T. ... E ... K sayılı kararında kişilik hakkı ihlali sebebiyle doğan manevi zararların tazmininin Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesinde aranan koşulların varlığını gerektirdiğini, haksız haciz uygulanması yoluyla kişilik haklarına aykırılık teşkil eden hukuka aykırı bir saldırıda bulunulmuş olması halinde, manevi zarar, haksız haciz (fiil) ile manevi zarar arasında uygun illiyet bağının bulunması ve failin kusurlu olması şartları arandığını, haksız haciz sebebiyle manevi tazminata hükmedilebilmesi için davalının kötü niyet ve ağır kusurunun bulunması şartının gerektiğini belirtmiştir. Davalı alacaklı ... AŞ'nin maaş haczi talebi doğrultusunda fiili haciz tarihi olan 15/04/2026 tarihine kadar 11/11/2025-10/04/2026 tarihleri arasında 6 sefer borçlunun maaşından kesinti yapılıp icra dosyasına yatırılması neticesinde davalı ... AŞ borçlu ...'ın davacı şirketin çalışanı olduğunu bilebilecek konumda olmasına rağmen davacı şirketin adresinde fiili haciz işlemi uygulaması MK 2. Maddesinde belirtilen dürüstlük kuralı ile bağdaşmamaktadır. İlgili madde gereğince; "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." Dosyada yaklaşık 5 aylık sürede davacının maaş haczi kesintisi yapıp icra dosyasına yaptığı bir durumda davalı alacaklı ... AŞ'nin kötüniyet ve ağır kusurunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Borçlar Kanunu 58. maddesi uyarınca davacıların bu olay sebebiyle kişilik haklarının zedelendiği, zarar görenlerin uğradıkları manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesinin isteyebilme haklarının mevcut olduğu, davalı ... AŞ'nin borçlu ...t'in davacının çalışanı olduğu bilinmesine rağmen davacının adresinde fiili haciz için bulunması karşısında davalı tarafın sadece evrak araştırması yaptıklarına dair savunmayı haklı duruma geçirmemektedir. Ticari şirketler ticari itibarlarını yılların getirdiği ticari ilişkileri sebebiyle sağlamaktadırlar. Bir gerçek kişi veya tüzel kişinin yanında borçlu 3. Kişinin çalışıyor olması alacaklı konumunda bulunan tarafa sınırsız haklar bahşetmez. Manevi zarar adı ile hak sahibine verilecek olan para tutarının adalete uygun olması gerektiği, hükmedilecek para tutarının zarara uğrayanda manevi huzur doğurmayı gerçekleştirecek nitelik taşıması gerektiği, manevi tazminatın bir ceza olmadığı, mamalek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmediği, takdir edilecek miktarın mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olması gerektiği, manevi tazminatın takdir edilmesinde ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihli gibi özelliklerin göz önünde tutulması gerektiği, Hukuk Genel Kurulunun 23/06/2004 tarihli içtihatında bildirildiği, davalı ... AŞ'nin uyguladığı haksız haciz sebebiyle takdir edilecek manevi tazminatın bir taraf için zenginleşme aracı, bir taraf içinde fakirleşme aracı olmaması gerektiği anlaşıldığından manevi tazminat taleplerinin kabulü ile davalı ... AŞ yönünden davanın kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın 15/04/2026 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte Davalı ... AŞ'den alınarak davacıya verilmesine, davalı ... AŞ'nin icra dosyasını diğer davalıya maaş hacizlerinden yıllar önce devrettiği ve fiili haciz talebinin Davalı ... AŞ vekilince talep edilip, tatbik edildiği anlaşılmakla Davalı ...AŞ. Yönünden davanın husumetten reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı ... AŞ. Yönünden davanın husumetten reddine 2-Davalı ... AŞ yönünden davanın kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın 15/04/2026 tarihinden işleyecek ticari avans faizi ile birlikte Davalı Denge Varlık Yönetim AŞ'den alınarak davacıya verilmesine 3-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732.00 TL karar harcı peşin olarak yatırıldığından yeniden tahsiline yer olmadığına, 4-Davacı tarafından yatırılan 732.00 TL başvuru harcı ile 732.00 TL peşin harcın davalı ...Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Kabul edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davacı lehine takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ... Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Red edilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 3/2 maddesi gereğince davalı ... Şirketi yönünden takdir olunan 10.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Şirketine verilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen toplam 65,00 TL yargılama giderinin davalı ...Anonim Şirketi'nden tahsili ile davacıya verilmesine, 8-Dosyada artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 6.400,00 TL arabuluculuk giderinin davalı ... Şirketi'nden tahsili ile Hazineye irat kaydına, Dair, Taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğden itibaren 2 haftalık sürede HMK 341 maddesi uyarınca istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. 16/09/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır