İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/455 E. 2026/727 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/455
- Karar No
- 2026/727
- Karar Tarihi
T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/455 Esas - 2026/727 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/455 KARAR NO : 2026/727
HAKİM : KATİP :
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI : VEKİLİ :
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/06/2026 KARAR TARİHİ : 22/09/2026 G.K. YAZIM TARİHİ : 19/10/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle;Davacı vekili; müvekkilinin davalıya sunduğu mal ve hizmetler karşılığında düzenlenen üç faturadan kaynaklanan toplam 276.088,92 TL alacağının ödenmediğini, faturaların süresinde itiraza uğramayarak tarafların ticari defterlerine kaydedildiğini, alacağın tahsili için Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ....... E. sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının haksız itirazıyla durduğunu, davalının borcun esasına itiraz etmeyip yalnızca hakkında verilen ticari ve iktisadi bütünlük kararına dayandığını, bu kararın borcu ve ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına, ayrıca HMK’nın 329. maddesi uyarınca akdi vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine ve 5.000,00 TL disiplin para cezasına hükmedilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin TMSF yönetiminde olduğunu ve hakkında 15.01.2026 tarihinde ticari ve iktisadi bütünlük kararı verildiğini, icra dosyasına sundukları 13.05.2026 tarihli dilekçenin borcun varlığına veya miktarına itiraz niteliğinde olmayıp yalnızca haciz, muhafaza ve satış işlemlerini engelleyen kanuni korumanın bildirilmesinden ibaret olduğunu, icra müdürlüğünün de itiraz üzerine değil emredici kanun hükümleri gereğince işlem yaptığını, bu işleme karşı şikâyet yoluna başvurulabileceğini, dolayısıyla itirazın iptali davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığını savunmuştur. Ayrıca TMSF kararının denetiminin idari yargıya ait olduğunu, dava kabul edilse dahi kanuni haciz ve satış yasağının devam edeceğini, kötü niyetli bir itiraz bulunmadığından tazminat ve diğer yaptırımların şartlarının oluşmadığını belirterek davanın öncelikle usulden, aksi hâlde esastan reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VEGEREKÇE: Davacı tarafından Ankara Batı İcra Müdürlüğünün ...... E. sayılı dosyasında davalı aleyhine başlatılan icra takibi davalı-borçlunun icra müdürlüğüne sunduğu 13/05/2026 tarihli dilekçesi neticesinde durdurulmuş olduğu görüldü. Dilekçenin içeriğinde TMSF tarafından hakkında ticari ve iktisadi bütünlük kararı verilen davalı borçlu hakkında icra işlemlerinin yapılamayacağından bahisle takibin durdurulması talep edilmiş, icra müdürlüğü tarafından verilen durdurma kararının gerekçesinin de TMSF kararı olduğu görülmüştür. Dilekçe içeriğinde borcun varlığına itiraz edilmemiş yasal olarak aleyhlerinde icra ve haciz işlemlerinin yapılamayacağına dair Mahkeme kararları ile TMSF kararı sunulmuştur. İtirazın iptali davası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)’nun 67.maddesinde düzenlenmiş olup, yasa hükmü aynen; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın (Değişik ibare:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. İtiraz eden veli, vasi veya mirasçı ise, borçlu hakkında tazminat hükmolunması kötü niyetin sübutuna bağlıdır. Birinci fıkrada yazılı itirazın iptali süresini geçiren alacaklının umumi hükümler dairesinde alacağını dava etmek hakkı saklıdır. (Ek fıkra:02/07/2012-6352 S.K./11.md.) Bu Kanunda öngörülen icra inkar tazminatı, kötü niyet tazminatı ve benzeri tazminatların tespitinde, takip talebi veya davadaki talep esas alınır” şeklindedir. Yasal dayanağını 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan, normal bir alacak (eda) davasıdır. Takip alacaklısı tarafından süresi içinde ödeme emrine itiraz etmiş olan borçluya karşı açılır; yani davacı alacaklı, davalı ise takip borçlusudur. Davacı alacaklı, itirazın iptali davasında, borçlunun itiraz etmiş olduğu alacağın mevcut olduğunu bildirerek, borçlunun itirazının iptaline karar verilmesini talep eder (Kuru, Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 251). Davalı borçlunun icra takip dosyasına sunduğu dilekçede takip konusu borcun varlığına, miktarına veya ferilerine yönelik herhangi bir itiraz ileri sürülmediği, yalnızca hakkında verilen Ticari ve İktisadi Bütünlük kararı nedeniyle takip işlemlerinin durdurulmasının talep edildiği, icra müdürlüğünce de takibin borçlunun İİK’nın 62. maddesi anlamında itirazı üzerine değil TMSF/TİB kararı nedeniyle durdurulduğu anlaşılmıştır. İtirazın iptali davasının görülebilmesi için usulüne uygun bir borçlu itirazıyla durmuş takibin bulunması gerektiğinden, iptali istenebilecek geçerli bir itiraz bulunmayan somut olayda davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı sonucuna varılarak davanın hukuki yarar yokluğundan reddi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca; 1-Hukuki yarar yokluğundan davanın REDDİNE, 2-Alınması gereken 732,00 TL karar ilam harcından dava açılırken peşin olarak yatırılan 3.334,47 TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 2.602,47 TL harcın davacıya İADESİNE, 3-Davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Davalı taraf kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 7/2 maddesi gereğince hesaplanan ve takdir olunan 44.174,13-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ÖDENMESİNE, 5-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 6.000,00 TL arabuluculuk giderinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 6-Kararın kesinleşmesi ve talep edilmesi halinde arta kalan gider avansının yatıranlara iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.22/09/2026
Katip ....... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır