İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/409 E. 2026/480 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/409
- Karar No
- 2026/480
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/409 Esas KARAR NO :2026/480
DAVA:Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) DAVA TARİHİ:12/05/2026 KARAR TARİHİ:07/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01.06.2025 Tarihinde ... motor onarımının tarafınca yapıldığını, motor yapılırken ... şirketinin ürettiği ... marka subap kullanıldığını, toplanan motorun denemek amaçlı 1 saat sorunsuz çalıştırıldığını ve akabinde motordan gelen ses sonrası motorun tekrar söküldüğünü ve yapmış olduğu incelemede ... marka subap montaj kısmı olan milin üst tarafında bulunan tırnak kısmından kopmuş olduğunun görüldüğünü, sanayideki ustalarla ve diğer subap üreten firmalarla görüştüğünde bunun ancak üretici firma tarafından satılan ayıplı maldan kaynaklanacağının belirtildiğini, ayrıca internetten yaptığı araştırmada bu firmanın subaplarından zarar görmüş birçok usta ve firma olduğunu gördüğünü, üretici firma ile iletişime geçtiğinde subapları kendi laboratuvarında analiz ettiklerini ve hatanın kendilerinden kaynaklanmadığını belirttiklerini, bu incelemenin taraflı bir inceleme olduğunu ve yüce mahkemeden tarafsız bir analiz talep ettiğini, bu ayıplı maldan dolayı 1 hafta boyunca iş yapamadığını ve müşterisine mahcup olmamak için dışarıdan işte almadığını, araca ikinci kez çıkma motor alınıp iki kez montaj yapmak zorunda kaldığını, bütün bu işlemler sonucunda 250 bin TL maddi zararının oluştuğunu, zararının tanzim edilmesini yüce mahkemeden talep etmiştir. GEREKÇE: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) 4. maddesinin birinci fıkrası; "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K./l.md.) ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkmdaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde, d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, fınansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava (Ek ibare: 26/06/2012-6335 S.K/l.md.) ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır. " düzenlemesi mevcuttur. Yasanın mevcut düzenlemesi kapsamında oluşturulan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 30.06.2020 tarih ve 2019/4-231 Esas - 2020/487 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere; ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m. 99), İcra ve İflas Kanunu (m. 154), Finansal Kiralama Kanunu (m. 31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m. 22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK'nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlediğinden, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava hâline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak, mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi; “(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari (Değişik ibare: 26/06/2012-6335 S.K/2.md.) davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (3) (Değişik fıkra:26/06/2012-6335 S.K./2.md.) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır." hükümlerini havidir. Somut olayda davanın ayıplı mal satımı iddiasından kaynaklı tazminat davası olduğu , davanın türü gereği mutlak ticari dava olmadığı , davalı şirket olup tacir olduğu , davacının ise gelen yazı cevaplarında gerçek kişi tacir sıfatı bulunmadığı , esnaf kaydı olduğu, davacının vergi kayıtlarının celbedildiği, işletme hesabına göre defter tutan ikinci sınıf tüccar olduğunun belirtildiği, davacının tacir sayılabilmesi için 177. maddesinde yer alan yasal sınırların aşılması gerektiği, gelen kayıtlardan davalının belirtilen miktarı aşmadığının görüldüğü, dolayısıyla görevli mahkemenin mevcut durumda asliye hukuk mahkemesi olduğu , davanın nispi ticari dava niteliğinde de olmadığı gelen yazı cevaplarından anlaşılmakla genel görevli olan asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurma yoluna gidilmiştir.
HÜKÜM: 1-)İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-)H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-)Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair tarafların yokluğunda; tarafların gerekçeli kararı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu karar verildi. 07/07/2026
Katip ... (E-İmzalı)
Hakim ... (E-İmzalı)