İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/203 E. 2026/377 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/203
- Karar No
- 2026/377
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/203 Esas KARAR NO : 2026/377
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 10/03/2026 KARAR TARİHİ : 03/06/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Komisyonculuk Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı firma ile müvekkil arasında ... yeme içme alanı sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşme gereği müvekkil işletmeci olarak anılacağını, organizatör ise davalı ... Reklam Turizm Kafe Bar Hizm. SAN. TİC. LTD. ŞTİ'nin olacağını, bu sözleşmenin ana konusunun tek yetkili firmanın müvekkil olarak anılması ve bundan dolayı tarafların birbirine karşı yükümlülüklerinin içerdiğini, yemek alanındaki tüm karavanları kiraya verilmesi ve sorumluluğunun müvekkiline ait olduğunu, müvekkil festival alanında organizatör adına ürünleri satmak ve sadece bu ürünlerin tanıtımını yapmak, bu ürünleri sağlıklı ve hijyenik koşullarda üretmek, ürünleri temin etmek ve müşterilere kaliteli, müşteri memnuniyeti doğrultusunda hizmet vermekle yükümlü olduğunu, ücret konusunun sözleşmede net olarak belirtildiğini, festivale katılan katılımcılar alan içerisinde satın alacakları ürün bedellerini organizasyoncunun belirlemiş olduğu ödeme sisteminden yapılacağını, festival alanı içinde katılımcılar ile işletmeci arasında nakit alışverişi kesinlikle olmayacağını, işletmeci organizatör adına satış yapacağından ötürü katılımcıların yapacakları alışverişlerde satış alanından elde edilen cironun %25 + uygulama bedeli organizatöre iş sonunda teslim edileceğini, organizatör ise kendi payı olan cirodan gelecek %25 gelir üzerinden KDV dahil faturasını kesip geri kalan tüm rakamı işletmeciye teslim edeceğini, organizatör kendisine faturanın teslim edildiği tarihten itibaren elde edilen ürün satış gelirlerinden %25'lik komisyon, hizmet bedelini düşerek kalan bedeli festival bitiminde işletmecinin bildirmiş olduğu banka hesabına yatıracağı şeklinde taraflar arasında anlaşma sağlandığını, ... ile davalı firma arasında ne tür bir sözleşmenin imzalandığı ve nasıl bir yöntem belirlendiğine dair müvekkilin herhangi bir bilgisinin olmadığını, davalı firmanın festival sonrası tüm işlemler bitten sonra müvekkile birtakım ödemeler yaptığını fakat davalının müvekkile hakkı olan tutarın tamamını ödemediğini, kendi inisiyatifi çerçevesinde kesinti yaptığını, davalının festival sonrası ödeme yapması gerektiğini fakat 3-4 ay için ödeme yaptığını ve eksik ödeme yaptığını, davalının sözleşme hükümüne göre tek yetki sahibinin müvekkil firma olduğu bilirken davalı firmalar müdürü ... ile konuşmalar sonrasında davalının iki farklı firmaya da ödeme yaptığı ve bu ödemelerin müvekkil firmanın alacağı rakamdan düştüğünü, müvekkilin haksız yere mağdur edildiğini, bir diğer husus ise sözleşme hükümlerine göre personel yemeği anlaşması toplu olarak yatırılacağı ücretin etkinlik öncesi toplu olarak yatırılmasının gerektiğini, personel yemeği toplam tutarı 252.000,00TL tuttuğunu fakat müvekkile ödenen rakamın ise 100.000,00TL olduğunu, kulisteki kişilerin yemeğinin masrafı/ücreti ise hiç ödenmediğini, taraflar arasında açık olan sözleşme ve hükümlerin olmasına rağmen davalının haksız ve hukuka aykırı olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, müvekkili sürekli oyaladığını, bu sebeplerden ötürü davalı firma borçlu olarak gösterilerek, .... İcra Dairesi 2026/... Esas sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını, takibe karşı davalı firma sözleşmeye göre borçlu olmasına rağmen haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, davalının itirazlarının hukuka aykırı ve dayanaksız olduğunu, davalı amacının alacağın tahsilini geciktirmek olduğunu bu sebeplerden ötürü davalı borçluların .... İcra Müdürlüğü’nün 2026/... esas numaralı dosyasında gerçekleştirdiği haksız ve kötü niyetli itirazın iptaliyle birlikte takibin devam etmesini, takip durduğu ve alacağın likit olduğu göz önüne alındığında, kötüniyetli davalının aleyhine olmamak üzere %20 oranında icra inkar tazminatının ödenmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti hususlarında müvekkili lehine karar verilerek, ilgili giderlerin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil ile davacı arasında yeme içme sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye diğer müvekkil ... ... Anonim Şirketinin taraf olmadığını, müvekkilin sözleşmeden doğan herhangi bir yükümlülüğünün olmadığını, davacının faturaların ... adına kesildiği ve ödemelerin bu şirkette yapıldığı yönündeki iddiaları ... ile davacı arasında bağımsız bir borç ilişkisi kuramayacağını, ticari hayatta farklı bir şirket tarafından ödeme yapılması veya fatura düzenlenmesi borcun o şirkete ait olduğu anlamına gelmeyeceğini,... tarafından yapılan ödemelerin ... adına ve onun borcuna mahsuben gerçekleştirilmiş olduğunu, bağımsız bir borç üstlenimi söz konusu olmadığını, davacı ile ... arasında herhangi bir sözleşme doğrudan ticari ilişki veya borç doğuran işlem bulunmadığını, anılan sözleşme ile festival etkinliği sırasında etkinlik alanı içinde bulunan yeme-içme alanının (catering alanının) komple satış standlarının oluşturulması, davacıya verildiğini, davacı etkinlik catering alanı standları konusunda tek yetkili kılındığını ve sözleşmede işletmeci olarak anıldığını, davacının tek yetkili olması catering alanındaki tüm bakiyenin doğrudan kendi malvarlığına ait olduğu anlamına gelmediğini, bu sıfatın organizatör adına catering alanının sevk ve idaresi ile alt işletmelerle ilişkinin kurulması ve yürütülmesi amacına yönelik olduğunu, davacının alt işletmelerle ilişkiyi organizatör adına yürüten temsilci/işletimci konumunda olduğunu, sözleşme içeriğine göre dava bu hakkını alt işletmelere devir hakkında sahip olduğunu, davacı yiyecek içecek satma işini tümüyle kendi işletmesiyle yapabileceği gibi bu satış hakkını alt işletmelere devredebileceğini, davacı ile sözleşme yapılmaydı karavanlar müvekkil tarafından teker teker başkalarına tahsis edileceğini ve catering alanında yapılan satışlar üzerinden gelir paylaşımı organizatör konumundaki davacı ile sözleşme yapıldığı için buna gerek kalmadığını ve taraflar arasında nasıl paylaşım yapılacağı sözlemeye yazıldığını, sözleşmenin ücret başlıklı 4. Maddesine göre, davacı organizatör adına yani müvekkil şirket adına satış yapmakta olduğunu, müvekkilin temsilcisi yahut yardımcısı gibi yani müvekkil şirket nam ve hesabına hareket etmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü biçimde mutlak gelir sahibi olmadığını, organizatör adına catering alanını yöneten, alt işletmeleri yerleştiren ve sistemde oluşan bakiyeden hak sahiplerine ödeme yapılmasını sağlamakla yükümlü işletmeci/temsilci konumunda olduğunu, sözleşmede festival alanındaki tüm ürün satışlarının, müvekkil-organizatörün belirleyeceği ödeme sistemi uygulaması üzerinden yapılacağı kararlaştırıldığını, müvekkil şirket festival biletleri alkollü içecekler veya dava konusu catering satışlarının daha doğrusu festival ile ilgili her türlü ödemelerin tamamının ... ödeme sistemi üzerinden yapılmasını seçtiğinden ötürü catering satışları da bu sistem üzerinden yapıldığını, festival organizasyonlarında bu tip ödeme sistemleri sıklıkla tercih edileceğini, katılımcılar ile satış yapan işletmeler arasında nakit alışverişinin olmadığını, tüm satışlar ödeme sistemine kaydolduğunu ve hesaplar doğru şekilde tutulduğunu, davacı alt işletmelerin yaptığı cirolar içinden onlara isabet eden tutarları, yani 3. Kişi hak edişlerini, hak sahiplerine ödemekle mükellef olduğunu, sözleşmede gösterilen kesintilerden sonra kalan %75’e isabet eden tutarın tamamı davacıya ait olan bir para olmadığını, ... sözleşmesinin tarafının davacı olmadığını, davacının ...'de oluşan bakiye üzerinde doğrudan ve bağımsız bir alacak hakkının olmadığını, davacının hakkı varsa kendi sözleşmesel konumu ve üçüncü kişilere ait hakedişler ayrıştırıldıktan sonra belirlenebileceğini, davacının kesmiş olduğu faturalar ile davacının kendisine yapılmış olan ödemeler müvekkilin ticari defter kayıtlarında mevcut olduğunu, davacının an para alacağına ilişkin iddiasında haksız olduğunu, kendi payı üçüncü kişilerin hakedişleri ve davacı yerine yapılmış ödemeler birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine herhangi bir bakiye kalmadığını, davacı hizmet veren konumunda olduğunu ve ücret karşılığı bu hizmeti vermekte olduğunu, bu sözleşmede işletmeci olarak adlandırılan davacı organizatörün catering işlerini yöneten bağımsız bir temsilci olduğunu, müvekkilin yaptığı ödemeler işletmecinin bu ücret alacağından yapılan geçerli indirimler mahsuplar olarak kabul edilmesinin gerektiğini, müvekkil faal olduğu sektördeki ticari itibarını korumak için bu ödemeleri yapmak zorunda olduğunu, festival organizatörünün müvekkil şirket olduğu bahsi geçen 3. Kişiler tarafından da bilindiğini, bu nedenle davacının ödeme yapmadığı festival ilgilileri müvekkile başvurduğunu, müvekkil organize ettiği festival sebebi ile 3. Kişilerin haklarını alamamış olması müvekkil şirketin ticari itibarına zarar verecek bir vakıa olduğunu, müvekkilin bu haksızlığı gidermesi basiretli tacir olmanın gereği olduğunu, davacının dayandığı whatsapp yazışmalarında borç ikrarının olmadığını, personel yemeğine ilişkin 152.000 TL’lik talep haksız ve ispatsız olduğunu, davacının alacağının bulunduğu iddia doğru olmadığını ve sözleşme hükümlerine de tamamen aykırı olduğunu, davacı sözleşmenin 4. maddesinde açık ve net olarak personel sayısının 200 olduğunu kabul ve ikrar ettiğini, dava dilekçesindeki iddianın aksine personel sayısı 350 olmadığını, davacı personel sayısının 200 değil 350 kişi olduğunu yazılı delil ile ispat etmek zorunda olduğunu, davacı dava dilekçesinde “kulis için yemek bedeli olarak 112.850 TL alacağı bulunduğunu “ iddia ettiğini, bu iddia doğru olmadığı gibi sözleşme hükümlerine de tamamen aykırı olduğunu, kulis personeli için ayrık düzenleme yapıldığını ve kulis yemeği için ücret konmadığını, davacının iddia etmiş olduğu tutarın nasıl hesap ettiğinin belli olmadığını, davalının kuliste yemek yiyen personel sayısını, yemek adedini ayrı ayrı yazılı olarak ispat etmekle mükellef olduğunu, bu durumun sözleşme hükmüne aykırı ve dayanaksız olduğunu, davacının talebinin kötü niyetli olduğunu, davacı kendi dava dilekçesinde de ... sözleşmesinin celbini, ... cirosunun sorulmasını, ticari defterlerin incelenmesini ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ederek alacağın belirli olmadığını bizzat ortaya koyduğunu, bu sebeple icra inkâr tazminatı isteminin reddi gerektiğini, dava konusu alacak hiçbir şekilde likit olmadığını bu sebeplerden ötürü ayıplı ifaya dayalı her türlü alacak, tazminat, talep, dava hakları saklı kalmak üzere; davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, Taraflar arasında akdedilen yeme içme alanı sözleşmesinden kaynaklanan alacağa ilişkin .... İcra Dairesinin 2026/... esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Taraflar arasında ... etkinliği için yeme içme alanı sözleşmesi akdedilmiş olup, bu sözleşme kapsamında davacının işletmeci, davalılardan ... ... Ltd Şti'nin ise organizatör olduğu görülmüş, davacı taraf hizmete ilişkin davalı ... ... Ltd Şti'nin talebi üzerine faturaları diğer davalı ... ... AŞ adına kestiğini ve ödemelerin de davalılardan ... ... AŞ'nin hesabından yapıldığını belirterek, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında davacı tarafından verildiği iddia edilen hizmet nedeniyle bakiye alacağın ödenmediğinden bahisle davacı tarafından davalılar aleyhine .... İcra Dairesinin 2026/... esas sayılı dosyasında yapılan takibe itirazın iptaline karar verilmesi istenmiş, dava ve takibe konu alacak, taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında düzenlendiği iddia edilen faturalar ve cari hesaptan kaynaklanan bakiye alacağa ilişkin olup, uyuşmazlık konusu bakımından fatura ve cari hesaptan kaynaklanan alacağa ilişkin yapılan takibe itirazın iptaline dair davanın mutlak ticari dava niteliğinin bulunmadığı anlaşılmıştır. Davanın nispi ticari dava niteliğinde olup olmadığının belirlenebilmesi için gerçek kişi olan davacı yönünden tacir araştırması yapılmış ve davacının tacir kaydı bulunup bulunmadığı hususunda ... Ticaret Odası Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne yazılan müzekkereye verilen 17/03/2026 tarihli yazı cevabında davacının TC kimlik numarası ile sorgulamasında kaydına rastlanmadığı bildirilmiş, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 18/03/2026 tarihli yazı cevabında ise davacının ikinci sınıf tüccar olarak İşletme Hesabı Esasına göre defter tuttuğu bildirilmiştir. Emsal İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 09/04/2026 tarihli 2025/2055 esas 2026/730 karar sayılı ilamında; "....... Asliye Hukuk Mahkemesince, "...davanın asliye ticaret mahkemesine hitaben açıldığı, mahkememizin ticaret mahkemesi sıfatının bulunmadığı, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. .... Asliye Ticaret Mahkemesi ise, "...Mahkememizce tarafların tacir olup olmadığı hususunda İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü ile ... ve ... Vergi Dairesi Müdürlüklerine yazı yazıldığı, müzekkerelere verilen cevaplarda tarafların gerçek kişi işletme kaydı bulunmadığı, davacının ikinci sunıf tüccar olarak işletme usulüne ait defter tuttuğu, VUK 177'nci maddesinin 2 numaralı bendinde yer alan tutarı aşmadığı, davalının 01/03/2018 - 31/08/2018 tarihleri arasında mali müşavirlik hizmetinden dolayı, 19/08/2024 tarihinden itibaren ise ''Genel Lokanta ve Restoranların'' yönünden gelir vergisi mükellefiyeti kaydının yer aldığının görüldüğü, 2024 takvim yılı yıllık gelir vergisi beyannamesinde 213 sayılı VUK'nun 176.maddesi 2 fıkrası kapsamında 2. Sınıf tüccar sıfatı ile işletme hesabına göre defter tuttuğu hususlarının bildirildiği, tarafların tacir olmadığı eldeki davada yukarıda belirtilen madde hükümleri gereğince davaya konu uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu..." gerekçesiyle görevsizlik yönünde karar vermiştir. 6100 sayılı HMK'nın 2/1. maddesinde “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça asliye hukuk mahkemesidir.” hükmüne yer verilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Aynı Kanun'un TTK' nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın bu Kanunda öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bir kişinin ticaret siciline kaydının olmaması tacir olmadığını, esnaf olduğunu göstermediği gibi işletme hesabına göre defter tutuyor olması da esnaf olduğunu göstermemektedir. Tarafların esnaf sayılabilmesi için vergiye esas hasılat/satış unsuru yanında, iktirasdi faaliyetinin sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayanması ile esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil(berber, terzi gibi) olması gerekmektedir. Dava, 135.000-TL fatura bedeline dayalı itirazın iptali istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin, her iki taraf açısından ticari işletme düzeyinde gerçekleştirilen ticari faaliyet kapsamında olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi ve belge bulunmadığı, tarafların iddia ve savunmalarına konu hukuki münasebetin de, mutlak surette her iki tarafın ticari işletme faaliyetini gerektirir nitelikte olmadığı, keza tarafların ticaret sicilinde gerçek kişi ticari işletme kayıtlarının olmadığı, "Çeşitli Medya Reklamları İçin Alan Ve Zamanın Bir Ücret veya Sözleşmeye Dayalı Olarak Satışına Dair" mükellefiyet kaydı olan davacının işletme esasına göre defter tuttuğu, tacir olduğu anlamına gelecek şekilde bilanço esasına göre defter tutmadığı, keza lokanta faaliyetinden dolayı vergi mükellefiyet kaydı bulunan davalının da işletme esasına göre defter tuttuğu, taraflar işletme esasına göre defter tutsalar da iktisadi faaliyetlerinin, ticari işletme düzeyinde olduğuna dair dosya kapsamında bir bilgi bulunmadığı nazara alındığında, nispi nitelikte ticari dava söz konusu olmayıp, HMK 2. madde uyarınca davaya bakmak görevi asliye hukuk mahkemesine aittir ..." denilmek suretiyle işletme esasına göre defter tutan kişinin tacir olmadığı belirtilerek görevli Mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiştir. Alıntılanan emsal nitelikteki İstanbul BAM 37. Hukuk Dairesinin 09/04/2026 tarihli 2025/2055 esas 2026/730 karar sayılı ilamından da açıkça anlaşıldığı üzere, işletme esasına göre defter tutan kişinin tacir olmadığı, gerçek kişinin tacir olması için bilanço esasına göre defter tutması gerektiği ve Mahkememiz işbu dosyasında gerçek kişi davacının işletme esasına göre defter tuttuğu, bu hali ile davacının tacir olmadığı ve bu nedenle de bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi taraflarının tacir olması gerektiği koşulunun gerçekleşmediği anlaşıldığından, uyuşmazlığın çözümünde Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu değerlendirildiğinden Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-İş bu davaya bakmaya Mahkememiz görevli olmadığından HMK 'nun 114/1-c ve 115/2 madde uyarınca Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, HMK 20 madde uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın GÖREVLİ VE YETKİLİ İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE, 2-H.M.K.'nun 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren taraflardan herhangi birinin iki hafta içerisinde Mahkememize başvurarak dosyanın görevli ve yetkili Mahkemesine gönderilmesi talebinde bulunmaması halinde dosyanın Mahkememizce resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğine, 3-Yargılama giderleri, harç ve vekalet ücreti hususunun H.M.K'nun 331. maddesi uyarınca davaya görevli ve yetkili mahkemede devam edilmesi halinde o mahkemede, davaya başka bir mahkemede devam edilmediği takdirde dosya ele alındığında davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde mahkememizce değerlendirilmesine, Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize verecekleri bir dilekçe ile veya başka bir mahkeme aracılığı ile mahkememize gönderecekleri dilekçe ile HMK 341. madde uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yoluna başvurma hakları hatırlatılmak suretiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.03/06/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim ... e-imzalıdır