İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2026/1820 E. 2026/620 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2026/1820
Karar No
2026/620
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO:2026/1820 Esas KARAR NO :2026/620

DAVA:Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) DAVA TARİHİ:17/08/2026 KARAR TARİHİ:20/08/2026

Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı 17/08/2026 tarihli dava dilekçesi ile; ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasından tarafına gönderilen haciz ihbarnamelerinin hukuka ve Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu, birinci haciz ihbarnamesinin 06/07/2026 tarihinde tebliğ edildiğini, ikinci haciz ihbarnamesinin 20/07/2026 tarihinde kapıya haber bırakılmaksızın ve usulsüz şekilde doğrudan muhtara bırakıldığını, üçüncü haciz ihbarnamesinin bizzat tarafına teslim edildiğini, yapılan bu usulsüz tebligat süreçleri nedeniyle yasal itiraz ve dava haklarını öğrenme anından itibaren derhal kullanma zarureti hasıl olduğunu, usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu, kendisi adına düzenlenen 3.haciz ihbarnamesine konu olan şirketle ve takip borçlusuyla en ufak bir ticari, hukuki ya da ortaklık bağı kalmadığını, ... 1. Noterliği'nin 07/07/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket pay Devir sözleşmesi ile ... Nakliyat ve Ticaret limited Şirketi'nde bulunan 150.000,00 TL sermayesini, aktif ve pasifiyle tüm hak ve borçlarıyla birlikte ... Yazıcı'ya devrettiğini, söz konusu devir işlemi sonrasında şirkette hiçbir payı, ortaklığı, idari yetkisi veya sorumluluğu kalmadığını, alacaklı tarafın aradan yıllar geçtikten sonra şahsını hala şirket sahibi eya borçlunun ortağı/3.şahsı olarak kabul etmesinin hukuki dayanağı olmadığını, Türk Borçlar Kanunu 8. Ve 9.maddeleri uyarınca bir borç ilişkisinin doğabilmesi ve şahıslara borç yükleyebilmesi için açık bir irade beyanı veya kanuni bir sorumluluk halinin bulunmasının şart olduğunu, kendisi ile icra dosyası alacaklısı veya borçlusu arasında herhangi bir sözleşme, taahhüt veya şahsi kefalet bulunmadığını belirterek usulsüz tebligatlar neticesinde hukuka aykırı olarak kesinleştirilmeye çalışılan 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptaline, ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında, takip borçlusuyla arasında hiçbir illiyet bağı, borç veya ticari ilişki bulunmadığının tespiti ile 534.790,06 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmemiştir. Mahkememizin 20/08/2026 tarihli Tefrik Ara Kararı ile davacının 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptali talebinin mahkememiz dava dosyasından ayrılmasına (tefrikine karar verilerek) davacının işbu talebi yönünden açmış olduğu davası Mahkememizin 2026/... Esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizde görülmekte olan dava; ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında, davacının, takip borçlusuyla arasında hiçbir illiyet bağı, borç veya ticari ilişki bulunmadığının tespiti ile 534.790,06 TL yönünden borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde, bu hükümde sayılan mutlak ticari davaların yanısıra "Her iki tarafın da ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır." hükmü ile nispi ticari davaya ilişkin de düzenleme yapılmış olup, buna göre tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlık konusu işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. İİK'nın 89/3. maddesinin, üçüncü cümlesi, "..İkinci ihbarnameye süresi içinde itiraz etmeyen ve zimmetinde sayılan borcu icra dairesine ödemeyen veya yedinde sayılan malı icra dairesine teslim etmeyen üçüncü şahsa onbeş gün içinde parayı icra dairesine ödemesi veya yedinde sayılan malı teslim etmesi yahut bu süre içinde menfi tespit davası açması, aksi takdirde zimmetinde sayılan borcu ödemeye veya yedinde sayılan malı teslime zorlanacağı bildirilir. Bu bildirimi alan üçüncü şahıs, icra takibinin yapıldığı veya yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde süresi içinde menfi tespit davası açtığına dair belgeyi bildirimin yapıldığı tarihten itibaren yirmi gün içinde ilgili icra dairesine teslim ettiği takdirde, hakkında yürütülen cebri icra işlemleri menfi tespit davası sonunda verilen kararın kesinleşmesine kadar durur..." hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen mahkemenin hangi mahkeme olduğu konusunda bir açıklık bulunmamakla birlikte İİK'nın 235/1. maddesindeki gibi kayıt kabul ve 154/3. maddesindeki gibi iflas davaları için Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğu yolundaki açık bir düzenleme bulunmadığından bu mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun kabulü gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 12.04.2016 tarih ve 3568 E., 6425 K. ve 17.12.2015 tarih ve 7065 E., 17162 K., sayılı ilamları da bu yöndedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı 06.11.2023 tarihli Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Dairelerinin Kesin Nitelikteki Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesine ilişkin kararında ''2004 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü kişi tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudanbir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığına, yukarıda belirtilen Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine, 06.11.2023 tarihinde 5235 sayılı Kanun’un 35 inci maddesinin dördüncü fıkrası gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.'' şeklinde karar verildiği görülmüştür. Mahkememizce yapılan incelemede; taraflar arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığı gibi uyuşmazlık davalı alacaklı tarafından başlatılan icra takibinde, davacıya borçlu olduğu gerekçesiyle çıkarılan haciz ihbarnamelerine itiraz edilememesi nedeniyle yedinde sayılan borçtan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti istenmektedir. 01.10.2011 tarihinden sonra açılan menfi tespit davaları için görevli mahkeme, HMK'nın 2. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesidir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, sh:476) Bu durumda, İİK'nın 89/3. maddesine dayalı olarak açılan davada, yukarıda yer verilen Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5228 Esas, 2023/6468 Karar sayılı 06.11.2023 tarihli kararında da açıkça belirtildiği gibi Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından, HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca mahkememizin görevine ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğu anlaşılmakla, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmakla aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.20/08/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2026/1820, K. 2026/620, T. 20.08.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2026-1820-e-2026-620-k-6631ddd15c4a