İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1846 E. 2026/621 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1846
- Karar No
- 2026/621
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/1846 Esas KARAR NO :2026/621
DAVA:Memur Muamelesini Şikayet DAVA TARİHİ:17/08/2026 KARAR TARİHİ:20/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan Memur Muamelesini Şikayet davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı 17/08/2026 tarihli dava dilekçesi ile; ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasından tarafına gönderilen haciz ihbarnamelerinin hukuka ve Tebligat Kanunu hükümlerine aykırı olduğunu, birinci haciz ihbarnamesinin 06/07/2026 tarihinde tebliğ edildiğini, ikinci haciz ihbarnamesinin 20/07/2026 tarihinde kapıya haber bırakılmaksızın ve usulsüz şekilde doğrudan muhtara bırakıldığını, üçüncü haciz ihbarnamesinin bizzat tarafına teslim edildiğini, yapılan bu usulsüz tebligat süreçleri nedeniyle yasal itiraz ve dava haklarını öğrenme anından itibaren derhal kullanma zarureti hasıl olduğunu, usulsüz tebligat şikayeti ile birlikte işbu menfi tespit davasını açma zorunluluğu doğduğunu, kendisi adına düzenlenen 3.haciz ihbarnamesine konu olan şirketle ve takip borçlusuyla en ufak bir ticari, hukuki ya da ortaklık bağı kalmadığını, ... 1. Noterliği'nin 07/07/2015 tarih ve ... yevmiye numaralı Limited Şirket pay Devir sözleşmesi ile ... Nakliyat ve Ticaret limited Şirketi'nde bulunan 150.000,00 TL sermayesini, aktif ve pasifiyle tüm hak ve borçlarıyla birlikte ...'ya devrettiğini, söz konusu devir işlemi sonrasında şirkette hiçbir payı, ortaklığı, idari yetkisi veya sorumluluğu kalmadığını, alacaklı tarafın aradan yıllar geçtikten sonra şahsını hala şirket sahibi eya borçlunun ortağı/3.şahsı olarak kabul etmesinin hukuki dayanağı olmadığını, Türk Borçlar Kanunu 8. Ve 9.maddeleri uyarınca bir borç ilişkisinin doğabilmesi ve şahıslara borç yükleyebilmesi için açık bir irade beyanı veya kanuni bir sorumluluk halinin bulunmasının şart olduğunu, kendisi ile icra dosyası alacaklısı veya borçlusu arasında herhangi bir sözleşme, taahhüt veya şahsi kefalet bulunmadığını belirterek usulsüz tebligatlar neticesinde hukuka aykırı olarak kesinleştirilmeye çalışılan 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptaline, ... İcra Dairesi'nin 2023/... Esas sayılı dosyasında, takip borçlusuyla arasında hiçbir illiyet bağı, borç veya ticari ilişki bulunmadığının tespiti ile 534.790,06 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dosya üzerinden karar verildiğinden dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmemiştir. Mahkememizin 2026/... Esas sayılı 20/08/2026 tarihli Tefrik Ara Kararı ile davacının 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptali talebinin mahkememiz dava dosyasından ayrılmasına (tefrikine karar verilerek) davacının işbu talebi yönünden açmış olduğu davası Mahkememizin 2026/1846 Esas sırasına kaydedilmiştir. Mahkememizde görülmekte olan dava; 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptali istemine ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b, 114/1-c ve 115. maddeleri gereğince yargı yolu ve görev hususu; kamu düzenine ilişkin dava şartlarından olmakla; mahkememizce davanın her aşamasında resen nazara alınması gerektiğinden dava dosyası öncelikle bu noktalarda incelenmiştir. TTK'nın 4 ve 5. maddeleri ile ticari davaların; '' Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; a) Bu Kanunda, b) Türk Medeni Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ila 969 uncu maddelerinde, c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ila 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ila 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ila 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ila 554, havale hakkındaki 555 ila 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ila 580 inci maddelerinde, d) Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuatta, e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde, f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır.'' şeklinde tanımlandığı görülmüştür. Anılı kanuni düzenlemeye göre, bir uyuşmazlığın ticari dava sayılması için TTK 4/1.maddesine göre her iki tarafında tacir olması ve ticari işletmeleri ilgili hususlardan doğması, yahut tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın “a-f” bentlerinde sayılan hususlardan doğmasının gerektiği açıktır. Huzurdaki davanın 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinin "a-f" bentlerinde sayılan mutlak ticari davalardan olmadığı görülmüştür. Mahkememizin görevli olup olmadığının anlaşılması için TTK 4/1. maddesi gereği davanın nispi dava niteliğinde olup olmadığının tespiti gereklidir. Bunun için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesi ile ilgili olması kriterinin bulunması gerekmektedir. Eldeki davanın incelenmesinde; davanın, 3. Haciz İhbarnamesi ve dayanağı işlemlerin İİK. M.16 gereğince şikayeten iptali istemine ilişkin olduğu, bu itibarla davaya konu talebin takip hukukuna müteallik bulunduğu ve nispi ticari dava da olmadığı, bu hususta yargılama yapma görevinin İcra Hukuk Mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın, HMK'nun 115/2. maddesi uyarınca aynı Kanunun 114/l-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine ve İcra Hukuk Mahkemesine görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi açıklandığı üzere; 1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Kararın istinaf yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesine müteakip bu tarihten itibaren istinaf yoluna başvurulması ve istinaf talebinin reddinin kesinleşmesine müteakip iki haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, süresi içinde gönderilme başvurusunun olmaması halinde davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğine, 3-HMK nın 331. Maddesi uyarınca harç ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 4-Dosyanın kanuni süresi içinde gönderilmemesi durumunda talep halinde yargılama gideri ve vekalet ücretinin mahkememizce karara bağlanmasına, Dair, tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 20/08/2026
Katip ... e-imzalıdır
Hakim .... e-imzalıdır