İlk Derece Mahkemesi ·
İlk Derece Mahkemesi 2026/1104 E. 2026/520 K.
- Mahkeme
- İlk Derece Mahkemesi
- Esas No
- 2026/1104
- Karar No
- 2026/520
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1104 Esas KARAR NO : 2026/520
DAVA : 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) DAVA TARİHİ : 04/08/2025 KARAR TARİHİ : 17/08/2026
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; Müvekkil Mümin İdan ... Bankası ... Şubesi ... hesap nolu müşterisi olduğunu, müvekkilinin davalı ...Bankasında vadeli mevduat hesabı bulunduğunu, her ay vadeli mevduat hesabının yenilenmesi doğrultusunda talimatı bulunduğunu, ve her ay mevduat dönüşümü yapılmış, mevduat faizi ana paraya eklenerek her ay bu şekilde vade dönüşleri yapıldığını, bu şekilde mevduat dönüşleri, müvekkilinin ikinci bir talimatına veya talebine gerek kalmadan yapıldığını, bu şekilde uygulamaya rağmen davacının aksi bir talimatı veya isteği olmadan, ayrıca davalı bankanın da uyarısı bulunmadan 28.01.2022 ile 23.08.2024 tarihleri arasında hesabın vadeli hale getirilmesi işlemini gerçekleştirmemiş ve hiç mevduat faizi işletilmediğini, bu durum yalnızca sözleşmeye değil, bankanın ağır ihmaline de işaret ettiğini, müvekkilinin parasının 28.01.2022 - 23.08.2024 tarihleri arasında bankada pasif şekilde tutulduğunu, vade yapılmadığı için faiz getirisi elde edilemediği gibi yüksek enflasyon olan ülkede parasının da değer kaybettiğini, bu nedenlerle davalı banka tarafından faiz işletilmeyen 28.01.2022 - 23.08.2024 tarihleri arasında birleşik ana para ve birleşik mevduat faizinin tespiti ile, denkleştirici adalet ilkesi gereğince karar tarihine en yakın değerinin tespiti ile davalıdan tahsiline, denkleştirici adalet gereğince talebin kabul edilmemesi halinde işletilmeyen döneme ilişkin birleşik ana para ve birleşik mevduat faizinin oluşan toplam alacağın davalıdan tahsiline, alacağa ticari avans faizinin işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: İşbu davanın görevsiz mahkemede açılmış olduğunu ve davanın görevsizlik nedeniyle usulden reddi gerektiğini, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava olduğu belirtildiğini, hal böyle iken davacının görevli olmayan mahkemede dava açmadığı hususu da dikkate alınarak davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacı tarafından talep edilen tüm alacak iddiaları zamanaşımına uğramış olup mahkeme tarafından zamanaşımı sebebiyle davanın reddi gerektiğini, davacı davasını somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmediğini bu nedenlerle davacının işbu usul ve yasaya aykırı davanın esas incelemesine geçilmeden davanın usuli itirazlar nedeniyle usulden reddine, aksi kanaat halinde ise esas incelemesine geçilerek davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE; Dava; vadeli mevduat hesabının otomatik vade yenileme talimatına aykırı olarak vadesiz hesapta tutulması iddiasına dayalı, mahrum kalınan mevduat faiz getirisi ile paranın uğradığı değer kaybının denkleştirici adalet ilkesi gereğince tespiti ve tahsili istemidir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. fıkrasında ticari davaların tanımı yapılarak "Her iki tarafında ticari işletmesinden kaynaklanan davaların ticari dava olduğu" düzenlenmiş, devam eden fıkrasında, tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın ticari dava sayılacak işler arasında "bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve diğer ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan kaynaklanan davalar" da sayılmıştır. Kanunun 5. maddesinde ise ticari davalarda görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemeleri olduğu düzenlenmiştir. Ancak, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 3/1-(k) maddesinde, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiler "tüketici"; 3/1-(l) maddesinde ise; mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek ve tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukukî işlemler "tüketici işlemi" kabul edilmiş ve Tüketici Kanununun kapsamı esaslı biçimde genişletilmiştir. Aynı Kanunun 73/1. fıkrasında da "Tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda" tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilirken; 83/2. fıkrasında da; "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemlerle ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi olmasını ve bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez" hükmüne yer verilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davanın; vadeli mevduat hesabının otomatik vade yenileme talimatına aykırı olarak vadesiz hesapta tutulması iddiasına dayalı, mahrum kalınan mevduat faiz getirisi ile paranın uğradığı değer kaybının denkleştirici adalet ilkesi gereğince tespiti ve tahsili istemine ilişkin olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin bankacılık işlemi olup, somut olayda davacının ticari ve mesleki amaçla hareket etmemesi sebebiyle davalı banka karşısında tüketici konumunda bulunduğu(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi'nin ... Esas... Karar sayılı kararı), dava tarihi itibarıyle yürürlüğe girmiş olan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanununun 3, 73/1 ve 83/2. maddeleri gereğince bu tür davalara bakma görevinin tüketici mahkemelerine ait olduğu nazara alınarak uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiği, bu haliyle; davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-c maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Tüketici Mahkemeleri olduğuna karar vermek gerekmiştir. İşbu davanın ... 6. Tüketici Mahkemesi'nde açıldığı, ... 6. Tüketici Mahkemesi'nce görevsizlik kararı verilmiş ise de, görevsizlik kararında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemeleri olarak gösterilmemiş olması karşısında Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin ...Esas, ... Karar sayılı kararında işaret edildiği üzere bu aşamada somut olayda olumsuz görev uyuşmazlığından bahsedilebilmesinin v merci tayini için dosyanın üst mahkemeye gönderilmesi koşullarının mevcut olmadığı, işbu davada görevsizlik kararı verilmekle yetinilmesi gerektiği, olumsuz görev uyuşmazlığı bu aşamada mevcut olmadığından merci tayini için dosyanın görevli istinaf dairesine resen gönderilmesi şartlarının da sabit olmadığı anlaşılmıştır. Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde de davanın Mahkememizin görevsizliği nedeniyle usulden reddine karar vermek gerekmiş, bu yönde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın HMK'nın 115/2. Maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-c maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden reddine, mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin ... 6. Tüketici Mahkemesi olduğuna, 2-Mahkememizin görevsizliği sebebiyle HMK 20 madde gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliği ile kararın kesinleşmesinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde yasal süre içerisinde talep edilmesi halinde dava dosyasının görevli ... 6. TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine, 3-Belirtilen 2 haftalık süre içerisinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra taleple bulunulması halinde mahkememizce davacının açılmamış sayılacağına dair karar verileceğinin ihtarına, 4-HMK 331 maddesi uyarınca harç vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansının dosyasına aktarılmasına, Dair, tarafların yokluklarında gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde İstinaf kanun yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.17/08/2026
Katip e-imzalıdır
Hakim e-imzalıdır